
Psikolojik Danışman Firuze İÇEL
1985 Karaman doğumludur.
K.K.T.C. Doğu Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden 2008 yılında mezun olmuştur.
Çalışma süresi boyunca çocuk, yetişkin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışmıştır. Erken çocuklukta drama ve eğitimi, çocuklarda sık rastlanan davranış problemleri, uyku ve yeme sorunları alanlarında eğitim almış olup, halen Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi okul öncesi eğitim merkezi ve kreşinde pedagog müdür olarak görevini yapmaktadır.
01.) Patronun kim olduğunu bilmeli; örneğin ‘ya kıyafetlerini giyeceksin, ya da evde kalıyoruz’ çocuğa tek cümleli, anlaşılır, sade bir dille basit yönergelerle kural koyun.
02.) Tutarlı davranışlar; anne ve baba verilen kararları beraber almalı ve uygulamalıdır. Anne veya baba aralarında tutarsızlık yaşadığında istenilen davranış kazandırılamayacaktır. Birinin evet dediğine diğeri hayır dememelidir.
03.) Empati yapmasını sağlayın; yemek yemeyi istemeyen bir çocuğa, sizinde bazen yemek yemeyi istemediğinizi ama sağlıklı olmak için yemeğin bir ihtiyaç olduğunu anlatın.
04.) Bazı davranışları görmezden gelmek; yere yiyecek fırlatmak gibi sinir bozucu ama zararı olmayan davranışları görmezden gelin. Bebek etrafı kirletsede sinirlenmeyin. Üste dökmeden yemek yemeyi ve dağınık oyuncakları toplamayı zamanla öğrenecektir. Her anne- baba sabırlı olmak zorundadır. Sabrınızın tükendiğini anladığınızda bir başka odaya geçebilirsiniz.
05.) Yeniden yönlendirmek; eline almasını istemediğiniz bir şeyi dikkatini dağıtarak başka birşeye yönlendirmeye çalışın. Örneğin araba anahtarını eline aldıysa, ilgisini çekecek başka bir oyuncak ile takas edin.
06.) Söylediğinizi yapın; davranış yerleştirirken olmasını istediğiniz şey olmayabilir. Oyuncaklarını fırlatmasını istemiyorsanız ‘fırlatmaya devam edersen oyuncaklarını toplayacağım’ dendiğinde oyuncakları kaldırmalısınız. Aksi takdirde nede olsa kaldırmıyor diye düşünen çocuk aynı davranışı sergileyecektir. Uyarı alan bir çocuk, somut bir sonuç görmedikçe aynı hareketine devam etmek isteyecektir.
07.) Çocuk rüşvet değil, ödül kazanmalı; yemeğini yemeyen bir çocuğa ‘yemeğini yersen sana çikolata vereceğim’ gibi bir cümle çocuğu her yaptığı şey sonucu beklentiye sokacaktır. Bir süre sonra rüşvetini almadan istenilen şeyi yapmayacaktır. Bunun yerine olumlu bir davranış sonrasında ‘bugün çok usluydun seninle gurur duyuyorum, beni çok mutlu ettin’ gibi bir cümle, gülümseme, göz kırpma ve ya kucaklama kendisini cesur hissetmesini sağlayacaktır.
08.) Süre önemli; çocuğa vereceğiniz cezanın, yaptığı olumsuz davranıştan sonra olmasına özen gösterin. Gün ortasında sizi kızdırdıysa ‘gece sana masal okumayacağım’ demek olayın üzerinden zaman geçmesini ve çocuğun yaptığı olumsuz davranışı unutmasına neden olacaktır.
09.) ‘hayır’ kelimesini idareli kullanın; çok sık söylendiğinde kelime etkisini kaybedecektir. Bu kelimeyi çocuğun tehlikede olduğu zamanlarda kullanın. Kararlı ve sakin olarak söyleyin.
10.) ASLA bağırmayın ve tokat atmayın; fiziksel ya da sözlü şiddet sadece tehlikeli değil aynı zamanda aşağılayıcı ve gereksizdir. Ayrıca işede yaramaz. Çocuğu daha saldırgan ya da inatçı yapar.
Boyu normal uzayan bir çocuğun kilosu fazla olabilir. Bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocukların doğal tombul görünümleri ile şişman olup olmadıkları bakarak anlaşılmaz. Bu çocukların kilosu herzaman düzenli şekilde kontrol edilmelidir.
Çocukların fazla kilolu olma nedeni yaktıklarından fazla kalori almalarıdır. Sarfedilmeyen bu kilolar deri tabakasının altında birikerek yağa dönüşür.
Fazla kilo alma nedenleri;
- Ailenin aşırı beslenme alışkanlığı yada özellikle yağlı ve şekerli besinler yemesi durumunda, çocuk ne yiyip ne yemeyeceğine şaşırır.
- Tabağındaki herşeyi zorla bitirmeye mecbur edilen çocuk, karnı doysa da ailesini memnun etmek için ihtiyaçtan fazlasını yer.
- Çocuklar endişeli veya stresli oldukları zaman daha fazla yemek yiyebilir. Bu durumda yemek karın doyurmak için değil tatmin olmak için yenir ve çocuk bunu zamanla alışkanlık haline getirir.
- Çocukları çok tatlı veya şişmanlatıcı gıdalar ile besleme, dengesiz yağ birikimine neden olur.
- Bazı anneler çocuklarına susadığı zaman bile su vermek yerine mama verirler. Buda aşırı kilo almalarına neden olur. Bu durumu düzeltmek için günün 2 mama saatinde mama yerine kaynatılarak sterilize edilmiş su verilmelidir.
- Öğün aralarında çocuklara bisküvi, kek, şekerleme veya içinde fazla şeker olan yiyecekler vermek onların şişmanlamalarına neden olur.
- Anne sütü ile beslenen bebekler 2. veya 4. aylarında hızla kilo alır. Bu durum normaldir. Önlem alınmasına gerek yoktur. Ancak çocuk 1 yaşın altında fakat normal kilo ve boy değerlerinin çok üstündeyse ilk yapılacak onun beslenme programından tüm şekerli ve kızarmış gıdaları kaldırmaktır. Gerekli besin değerleri yerine sebze ve meyve verilebilir.
- Hazır bebek mamalarının kalori değerleri yüksektir. Bunun yerine evde mama hazırlanarak çocuğa verilebilir.
- Hazır meyvesuları yerine çocuğa, içinde kendi şeker oranının olduğu meyvelerin suları verilebilir. Ayrıca hazırlanan meyve suyuna şeker ilave etmeye gerek yoktur.
- Sütü çok seven ve her öğünde tüketen çocuğa, şekersiz süt vermek daha doğrudur.
- Bebek mamaya başladıktan sonrada, başlamadan önceki kadar süt içiyorsa; sütü azaltıp yerine su veya şekersiz meyve suyu verilmelidir.
- 12 yaşın altında ve bebeklikten beri şişman olan çocuklar, büyüdüklerinde de kilolarını koruduklarından kalp ve kan dolaşımı sorunları ortaya çıkar. Bunların zayıf çocuklara oranla göğüs hastalıklarına daha çok yakalandıkları gözlenmektedir. Fazla şeker tüketimlerinden dolayı diş problemleri artar.
- Sosyal yaşam alanlarında şişman çocuklarda; arkadaş gruplarından dışlanma, alay, kabul edilmeme ve ergenlik dönemlerine girişlerde çekingenlik, utanma ve kendine dışa kapatma görülebilir. Ancak kız çocuklarında ergenlik çağına girişlerinde kilo almaları hormonal değişikliklerden dolayı normaldir.
Bu çocukların kilo kaybetmeleri için;
* Ani olarak kilo verdirmeye çalışılmamalıdır. Fazla yemesinden duyulan endişe ergenlik dönemindeki bu çocuklarada geçer. Dikkat edilecek nokta kilo almasını durdurabilmektir. Çünkü zamanla boyları uzadıkça kilo normale dönecektir.
* Yemek yaparken tereyağı, margarin, sıvı yağ kullanmayıp, ızgara ve yağsız tavada pişirilmiş besinler tercih edilmeli. Sebze ve soslara yağ koymamak gerekir.
* Yedirilmeyecek besinlerin yerine sebze ve meyve artırılarak verilmelidir. Bunlar hem açlığı giderecek hem de şişmanlatmadan vitamin ihtiyaçlarını karşılayacaktır.
* Çocuğa hazırlanan besinlerden enerji içeren buna karşılık besleyici gücü az olan gıdalar çıkarılmalıdır. Bunlar şeker, bisküvi, tatlı gibi yiyeceklerdir.
* Çocuğu yemek zamanı kola gibi kalorisi ve şeker oranı yüksek içecekler verilmemelidir.
* Dietler ailece yapılmalıdır. Aksi halde ailenin fazla yemesi çocuğada kilo aldırır. Aile tarafından verilen destek çok önemlidir. Aile bir dieti zorla uygulamamalı, çocuğa nedenleri ve olacakları konuşarak anlatmalı yoksa çocuğun gizli gizli yemesine neden olur.
Tuvalet eğitimi ve bunun için gerekli kas kontrollerini kazanması için uygun yaş bireysel farklılıklar da göz önüne alındığında her çocuğa göre değişmektedir. Tuvalet eğitiminin başlayacağı dönem; Freud’a göre anal dönem, Ericson’a göre özerklik dönemine denk gelir. Bu dönemler çocuğun kendini fark ettiği dönemdir. Kesin olarak bir zaman söylenemeyeceği gibi ortalama olarak 2 – 2.5 yaşta başlanabilir.
Tuvalet eğitimine başlanırken önceleri çocuk tuvaletini yaptıktan sonra söyler, daha sonra gizli olarak tuvaletini yapmaya başlar, burada çocuk herkesin içinde yapılmayacağı içgüdüsü gelişimi ile ilgilidir. Son aşamada artık bezinin atılmasını ister. Çocuğun gösterdiği bu işaretlerle isteğine bağlı olarak tuvalet eğitimini başlatın. Hazır olmadığını hissettiğinizde kesinlikle bezi bırakmasını istemeyin ve zorlamayın.
İlk önce anne baba olarak çocuğunuza artık bez bağlamayacağınızı artık onun büyüdüğünü ve tuvaletini beze değil klozete yapması gerektiğini, bu yüzden kilot giyeceğini anlatın. Ve bu adımdan sonra artık bezi bırakın. Yatağına bir koruyucu koyarak gece bezlemekten vazgeçin. Eğer çocuk kreşe gidiyor ise tuvalet eğitimine başladığınızı öğretmene belirtin. Çocuk hem ev, hem kreşte artık bezlenmemeli.
Eğer korkup, yapmak istemiyorsa ara verin(1- 2 hafta) istediğinin sinyallerini verdiğinde tekrar başlayın. Klozete bir çocuk adaptörü ve klozet altına koymak için bir basamağa ihtiyacınız olacak (ıkınırken zorlanmaması için). Çocuk klozete otururken gözlemleyin. Oturmak istemiyorsa sevimli bir lazımlık edinin ve lazımlığı çocuğun tercih ettiği yere koyun. Alaturka tuvaletlerde ise fiziksel yardımda bulunmalısınız.
NE ZAMAN VE NASIL BAŞLANMALI?
- Basit isteklerini ifade ediyorsa (anne gel, anne git, su ver, mama gibi)
- Basit kıyafetlerini çıkarıyorsa (pantolon, çorap, bez gibi)
- İki basamaklı komutları anlıyor ve yapıyorsa (topu bana at, bunu al odana götür gibi)
- Tuvaletten ve banyodan korkmuyor ise,
- Artık çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir.
TUVALET EĞİTİMİNE BAŞLARKEN;
- Tuvaletin nasıl yapıldığı anne, baba tarafından gösterilmeli (korkmaması için seslerle, çişş- kaka gitti, bay bay gibi oyuna çevirilebilir ) böylece çocuk yapmaya heveslenecektir.
- Etrafı kirletirse azarlamayın ve hiçbirşey söylemeden üzerini değiştirmesine yardım edin.
- Gündüz eğitimi her zaman daha kolay ve çabuk olur, endişelenmeyin.
- Siz tuvalete giderken ‘’ben tuvalete gidiyorum varsa çişin sende gel, ‘’çişin varsa tuvalete gidelim’’, ‘’tuvaletin mi geldi, seninle gelebilirim’’ (onu zorlamadan, heveslendirerek, tercihler sunarak işinizi kolaylaştırabilirsiniz.)
- Çocuğunuzun daha önce gözlemlediğiniz tuvalet saatlerinde onu 5 dakika tuvalette oturtun ve birlikte ıkınma ya da bardaktan bardağa su aktarma gibi oyunlar oynayın. Eğer önceden gözlemleyemediyseniz ilk zamanlarda her 30 dakikada bir götürebilirsiniz. Bunu gün geçtikçe zaman ve sayı olarak azaltabilirsiniz.
- Sevdiği çizgi film kahramanlarının kilotlarını giymeside onu heveslendirecektir.
- Çişini tuvalete yaparsa veya siz tuvalete götürmeden çişi olduğunu söylerse onu övün, ödüllendirin.
- Başlangıçta geceleri de çocuğununuz uyuduktan bir saat sonra altını ıslatıp ıslatmadığını kontrol edin. Uyuduktan 1 saat sonra kaldırın, tuvalete götürün bu sürede uyumadığından emin olun. Çişini veya kakasını yaparken farkında olmasını sağlayın.
- Size kızdığında tuvaleti size karşı bir protesto aracı olarak kullanmasına izin vermeyin ve onu azarlamamaya dikkat edin.
ALT ISLATMA
Çocuklar 2- 2.5 yaşlarında gündüzleri, 3.5- 4.5 yaşları arasında da geceleri idrarını kontrol edebilirler. Tuvalet eğitimine başlanıp gündüzleri iyi olan bir çocuk geceleri sıkıntı yaşayabilir. Bu durum normaldir. Ancak 5 yaşından sonra gece veya gündüz en az 3 ay süre ile haftada 2 kez altını ıslatıyorsa problem vardır. Bu konuda ilk yapılması gereken; bir çocuk doktoruna gidip böbrek fonksiyonlarıyla ilgili bir problemin olup olmadığını kontrol etmektir.
- Çocuk fiziksel neden olarak sinir- kas kontrolü gelişmeden başlanan veya düzensiz tuvalet eğitimi sonucu altını ıslatır.
- Psikolojik neden olarak ta çocuk; anne- babaya tepki, kardeş kıskançlığı, ilgi çekmek, sert anne- baba tutumuna karşı protesto, anneye öfke belirtme şekli, tuvalet eğitiminin zamanında yapılmaması veya tuvalet eğitimi için aşırı baskıya tepki, çocuğun altını ıslatan kardeşi ile aynı yatakta yatırılması, aile içi ölümler ve ayrılıklar sonucu altını ıslatır.
- Anne – baba da çocuklukta görülen bir şey ise soya çekim de olabilir.
Önlemek için;
- Gece mutlaka yatmadan önce tuvalete gitmeli,
- Akşam yatma saatine doğru meyve suyu veya sulu içecekler içmemeli,
- Yeni kardeş doğumunda ihmal edilmemeli
- Altını ıslattığı anda hemen temiz kıyafetler giydirmeli (aksi halde kokuya alışıp zevk duymaya başlayabilir)
- Ayaklarını sıcak tutmasını sağlamalı
- Aşırı yorucu spor faaliyetlerinden uzak durmalı
- Korkutucu filmler izletilmemelidir
- Mesane kapasitesini artırmak için belli saatlerde çocuğun idrarını yapmasını sağlayın, böylece bu şartlı refleks olacaktır ve mesane dolduğunda idrarını söyleyecektir.
DIŞKI KAÇIRMA (ENKOPRASİS)
4 yaş itibari ile en az 3 ay süre ile istemsiz ya da amaçlı olarak tekrarlanan dışkının uygunsuz yere yapılmasıdır. Enkoprezi birincil ve ikincil olarak ayrılır. Birincil enkoprezi de çocuk kakası ile ilgili hiçbir kontrol kazanamamıştır.
İkincil enkoprezi de çocuk en az 1 yıl kakasını tutmayı öğrenir daha sonra altına yapmaya başlar. 4- 8 yaş arasında başlar. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Nedeni; annenin baskıcı tuvalet eğitimine agresif tepki, içindeki saldırganlık duygularının ifadesi, kardeş kıskançlığı, ölüm, anneden ayrılık, annenin aşırı titizliğidir.
Tedavi; davranış tedavisi (çocuk kakası olsada olmasada tuvalete oturtulur ve yapana kadar bekletilir. Günde birkaç kez tekrarlanır. Çocuğa fiziksel ve sözel şiddette bulunulmamalı. Kakasını yaptığı zaman ödüllendirilebilir.) ,ilaç tedavisi (fitil, lavman gibi ilaçlarla fiziksel kontrol sağlanabilir.), aile danışmanlığı ve psikoterapidir.
Biyolojik ve psikolojik bir neden yokken çocuk, geç saatlere kadar uyumak istemiyorsa bu davranışsal bir sorundur. Ve zamanla alışkanlığa dönüşür.
Hiçbir neden yokken uyumuyor ya da sizinle uyumak istiyorsa;
- Uyku saatinde ortamı hazırlayın. Eğer hareketli ve kopmak istemediği bir ortam varsa uyumak istemeyecektir. Genellikle akşam baba eve yeni gelir ve çocuk onunla biraz daha kalmak ister. Televizyon açık, diğer kardeşler hala uyumamış yada evde misafir vardır. Bu gibi sebepler çocuğun uyumaması için tahrik nedenleridir. Uyuması gereken saatlerde ortamı ayarlayın. Gürültüsüz, loş bir ortam tercih edin. Varsa diğer kardeşler ile anlaşıp onlarında yataklarına gitmesini sağlayın. Ebeveyn olarak sizinde artık yatma zamanınızın geldiğini ve yatacağınızı dillendirin. İlk zamanlarda tüm ev halkı uyumak istemesede zamanla zaten çocuk kendi o saatte yatağa gidecektir.
- Yatağa sadece uykusu olduğunda gidin. Doğal uyku zamanına denk getirmek için; ilk zamanlarda geç yatırın, uykuya dalma becerisi kazandığında yatma vaktini öne alın. Uyku saatinden 2 saat öncesinde çikolata gibi kafein içeren besinlerden kaçının. Korku filmi izletmeyin. Hareketli oyunlar oynamasını kısıtlayın. Uyku saatinden yarım saat önce ‘sakin zaman’ olarak belirleyin. Bu zamanda uyku hazırlıkları yapabilirsiniz. Örneğin ılık bir banyo, sakin sesle okunan bir hikâye ya da masal (burada seçtiğiniz masal önemlidir. Korkutucu, ürkütücü olmamalı), iyi geceler öpücüğü gibi.
- Çocuğa gerekli olan uyku zamanını ayarlarken anne- baba olarak tutarlı olmalısınız. Çocuğunu yatağına gönderen bir anneye, baba; biraz daha kalsın zaman geçirelim dememeli. Çocuğunu yatağına yatırdıktan sonra beraber geçirilen süreyi gereksizce uzatmamalısınız.
- Uyurken yanında olun. Saçlarını okşayıp, elini tutabilirsiniz. Sakin ses ile yanında olduğunuzu belirletebilirsiniz. İlk zamanlarda uyandığında da sizi yanında görmesi faydalıdır.
- Çocuğunuzu yatağa yatırıp uyuttuktan sonra, mutlaka kendi yatağınıza geri dönün. Yaptığınız tüm bu davranışlar sonrasında sonlandırırken hep kendi yatağınıza dönmelisiniz.
- Yatma zamanı uyuyan bir çocuğa haftada 1 kez ödül olarak geç uyuyabileceğini söyleyebilirsiniz.
- Esas olarak tüm bu ele alınan davranışlar sonrasında çocuk erken yatma ve uyku saatini kazanacaktır. Bir süre sonra bunlar olmadanda kendisi uyumayı tercih edecektir. Anne- baba olarak sabırlı olmalısınız.
Çocuk Ne Zaman Kendi Uyumalı?
İlk yıllarda çocuğun anne- baba ile birlikte uyuması normaldir. Özellikle ilk aylarda anne- baba sıcaklığını hissetmeli ki bu, kişilik gelişiminde önemlidir. Ancak en geç 2- 2,5 yaş itibari ile kendi odasında uyumalı.
Her ne kadar çocuk için anne yanında uyumak huzuru, baba yanında uyumak güven duygusunu oluştursa da aynı odada uyunmamalıdır.
Çocuk 2-2,5 yaşlarında algı, cinsiyet kavramı, model alma yavaş yavaş oluşmaya başlar. Anne- baba arasındaki ilişkiyi anlamayabilir. Anlam veremediği için de anne- baba arasında saldırı oluyor gibi değerlendirebilir yada dışlandığını düşünebilir.
Ebeveyninden uzaklaşabilir. Anne- babasından gördüğünü modelleme arzusu içine girebilir. Anne çocuğuna her zaman kendi odalarının mahremiyetini anlatmak için izin almadan veya kapıyı çalmadan odaya girmemesi gerektiğini belirtmelidir.Ayrıca sürekli ebeveyni ile yatan çocuk onlara karşı bağımlı kişilik geliştirir.
Çocuğun kendi odasında uyuması için;
- Odaya gece lambası koyun, kapıyı kapatmayın.
- Odayı kendi zevkine göre dizayn etmesine izin verin. Dikkatini dağıtacak fazla renk ve objeden uzak durun.
- Kendi seçeceği nevresim takımları ve pijamaları olsun
- Kendi odasında yattığında ödüllendirin
- Çocuk sizinle yatmakta ısrar ediyorsa onun odasında beraber uyuyun ama o uyuduktan sonra tekrar odanıza dönün
Prograssive bekleme yaklaşım yöntemine göre ise; çocuğun bu isteğini görmezden gelin, ilgilenmeyin. Ama çocuğu kontrol edin. Yani çocuğu yatağa yatırın ağlasada kucağınıza alıp, tekrar yanınıza almayın.
İlk zamanlarda 5- 10 dakikada 1 kez, ya da hep 5 dakikada 1 kez aralıklar ile odasına girin. Uyumasa da yada aralıklar ile uyansada sizin orada olabileceğinizi bilmeli. Ayrıca bu yöntem ile çocuk kendini yatıştırabilme becerisi kazanacak ve yataktan kalktığında göreceği ilgiyi beklemeyi azaltacaktır.
Çocuk bu yaklaşımda 2 günlük zorluk çekebilir ama 1 haftada sonuç verecektir.
Diğer yöntem ise aşamalı süreç; 5 haftaya ihtiyacınız var
İlk hafta; çocuğun yatağında (aynı yatakta) beraber uyuyun. Çocuk uyuyunca odanıza dönün.
İkinci hafta; uyuyana kadar çocuğun yatağında oturun. Bu sürede bedensel temasta bulunun (elini tutma, saçını okşama vb), sohbet edin.
Üçüncü hafta; çocuğun yatağının yanına bir sandalye koyun ve ona oturun. Masal anlatabilirsiniz.
Dördüncü hafta; çocuk uyuyana kadar odada kalın ancak başka bir iş ile ilgilenin. (kitap, gazete okuma, örgü örme gibi)
Beşinci hafta; çocuğa yatağa kadar eşlik edin ve iyi geceler öğücüğü verin. Odadan çıkın.
NOT: her yaptığınız pratikte çocuk uyuduktan sonra yatağınıza dönün. Tekrar yanınıza gelse bile onu tekrar yatağına / odasına götürün. Sabah kendi odasında/ yatağında uyunmalı.
5 hafta her çocukta değişkenlik gösterebilir. Sabırlı olun.
Ülkemizde çocuklarımıza cinsel eğitim vermek, anlatmak denilince toplum tarafından konulan bir tabuyla karşı karşıya kalıyoruz. Oysa çocuğun okul öncesi dönemde alacağı cinsel eğitimin en temel amacı; çocuğun cinsiyet farklılıklarının farkına varması, kendi fiziksel özelliklerini bilmesi, bedensel sınırları anlaması, iyi ve kötü dokunuşu ayırt etmesini sağlamaktır. Ancak ilk cinsellik eğitimi ailede başlar. Seçilen kıyafet renkleri, cinsel organlara verilen isimler ile anne- baba ilk cinsel eğitime adım atmış olur.
Toplum genelince bizler genelde çocukların cinsellik ile ilgili sorularını geçiştiririz. Oysa cinsel yaşamında eksik ve hatalı bilgilendirilen bir çocuk; ileriki yaşlarda cinsel uyumu olmayan, doyumsuz, öfkeli bir birey olabilir.
Meraklı çocuk cinsellik içeren sorularla anne- babayı çaresiz bırakabilir. Ebeveyn büyüyünce öğrenirsin cevabını verir fakat çocuk ses tonundan ve söyleniş biçiminden bu konunun ayıp, yasak, günah mesajını alır. Susar ama içten içe bu konuyu dahada merak eder ve arkadaşlarından bu sorunun cevabını arar, odak noktasındaki cinsellik artık onun için bir tabu halini gelir ve cinsel kimliğini tanımayan bir çocuk kendisine farklı cinsel kimlik arayışına yönelir.
İLK SORULAR
2 yaşlarındaki bir çocuk ortalıkta çıplak dolaşır, örtünme veya gizlenme ihtiyacını hissetmez. Erkek çocuklar genelde pipileri ile oynar. Anne- babadan alacağı ‘çek elini ordan! Bırak pipini! Ayıp!’ Gibi tepki ile çocuk kendini suçlu hisseder ve şaşırır. Oysa anne- baba ‘bu senin pipin, bütün erkek çocuk ve erkeklerde vardır sürekli elini değdirmemelisin. Ellerin herzaman temiz olmayabilir’ açıklaması ile merak giderilebilir. Bu dönem çocuğun bedenini tanımaya başladığı dönemdir.
3 yaş ta cinsiyet farklılıkları, kız- erkek farkı ortaya çıkar. Arkadaşlarının (erkek/ kız) kıyafetlerinin altında ne olduğunu merak eder. Kardeşini veya arkadaşını izler ve kendi ile kıyaslar. Kızların genelde ‘ben neden ayakta işeyemiyorum?’ ‘büyüyünce benimde pipim olacak mı’ soruları olacaktır. Ebeveynin ‘sen kız olarak doğdun, hiçbir eksiğin yok. Kızların ve erkeklerin organları farklıdır’ açıklaması yeterli olacaktır.
4 yaşlarında da doğum ile ilgili sorularla oldukça sık karşılaşılmaktadır.
Bebekler nereden dünyaya gelir? Bebekler annenin karnında büyür. Annenin karnının içinde bebekler için özel bir yer vardır. Çocuk için açıklama yeterli görüldüyse konuşma burada bırakılır. Eğer hala devam ediyorsa annenin karnındaki bir kordonla beslendiği ve büyüyünce özel bir yerden dünyaya geleceği söylenir. Çocuk görmek isterse bu özel yeri gösteremeyeceğinizi ancak çizebileceğinizi söyleyebilirsiniz.
Babalar neden çocuk doğurmaz? Babaların karınlarında çocuğun büyümesi için özel bir yer yoktur.
Babaların neden göğüsleri yok? Annelerin göğüsleri bebekleri ilk zamanlarda beslemesi için süt yapar. Babalarda süt olmadığından annelerinki gibi göğüslerede gerek yoktur.
Anne! karnına bebek nasıl geliyor? Kız ve erkeklerin cinsel organının farklı olması büyüdüklerinde anne, baba olmak içindir. Kadın vücudunda yumurtalar, erkeklerde tohum hücreleri olur. İkisi birleşince bebek oluşmaya başlar.
BEDENİ TANIMA – MAHREMİYETE SAYGI
Küçük çocuklar çıplakken, altları değiştirilirken ya da banyodayken genellikle kendilerine dokunur. Bu yaştaki çocuklarda utanma duygusu olmaz. Yaptıklarının doğru olup olmadığını ebeveynlerinin tepkilerinden anlar. Yetişkinler bu davranışları ayıplamamalı ve utandırmamalıdırlar, çok fazla kuralcı bir yaklaşım içerisinde olmak, çocuğun vücudundan utanmasına neden olabilir. Çocuğa vücudunun güzel olduğu, ona değer vermesi öğretilmelidir.
Bu değer; iyi- kötü dokunuşları, cinsel taciz ve sevgi dokunuşları arasındaki farkları anlatmaktır. Çocuk bedenine sadece onun izni alındığında dokunulacağını bilmelidir. Burada önemli olan anne- babada çocuğundan izin alarak öpmeli veya okşamalıdır. Kendisinin bedeni gibi onunda başkalarının bedenine saygı göstermesi öğretilmelidir.
AÇIK BİR TUTUM
Cinsellik konusunda açık, doğru bilgi, dürüst, kabul edici bir tutumda olmak soruları azaltacaktır. Genelde çocuklar cinsel organlarına farklı isimler takarlar. Oysaki bu organların işlevi ve ismi doğru bir şekilde öğretilmelidir. Eğer doğru şekilde söylersek, çocuklar bunun sıradışı ve kaçınılması gereken bir durum olmadığını öğrenebilir.
Tüm bu verilecek cinsel eğitim ile çocuk, karşlı cinsle rahat paylaşıma girebilir. İnsan haklarına saygı gösterebilir. Kız- erkek farklılıklarını ve rolleri anlar. Kendi cinsiyetini bilir. Sorduğu sorular hakkında bilgilidir buda ona bağımsızlık ve özgüven duygusu verir.
Doğumdan sonraki ilk yıllarda bebeğin ilk cinsel duyguları yıkanma ve alt değiştirme sırasında ortaya çıkar. Bebek bezinin genital bölgedeki baskı ve hareketi, çıplakken kendisine dokunmaya başlaması ilk zamanlarda başka bir organa dokunuluyo hissi versede zamanla hoşuna gidip, haz almaya başlar.
El- kol hareketlerini geliştirdikçe cinsel organına dokunmaya başlar. Bu davranışlar normal ve sağlıklıdır. Ancak sık sık elini cinsel organına götürüp mastürbasyona dönüşebilir. 4 aylıkken bile gözlemlenebilir.
Çocuk mastürbasyonu yetişkinlerinki gibi olmaz. Vücudun diğer organlarını nasıl keşfediyorsa cinsel organını da aynı o şekilde keşfeder ama zamanla bu dokunuşlardan haz duymaya başlar. Bir kez o noktadan değişik duygular yaşayacağını öğrendiğinden sürekli devam eder. Bu durum endişe verici değildir. Aksine normal bir süreçtir.
Sebepleri; Mutsuzluk hissettiği dönemler var ise, tuvalet problemi varsa, cinsel tacize uğruyorsa, kardeş doğumu, taşınma/ farklı bir ortama girme, anne- baba boşanması, aile tarafından ilgi görmemesi, bağırsak kurtlarının anüs çevresinde kaşıntı yapması, erkeklerde sünnet derisinde rahatsızlık duyması, dar ve rahatsız eden kot gibi pantolon, külot.
Ne yapmalı;
- Mastürbasyon yaptığını gördüğümüzde dikkatini dağıtmak, başka yöne çevirmek
- Elinin oyalanması için kalem, oyun hamuru, oyuncak gibi şeyler verip, meşgul etmek
- Mastürbasyonun onaylanmayan bir davranış olduğunu belli etmemek gerekir. Bu gereksiz yere çocuğun dikkatini mastürbasyon üzerine çekebilir
- Ebeveynlerin, çocukla, kendine dokunma davranışını, nerede ve ne zaman yapıp yapmayacağına ilişkin konuşması önemlidir. Kendi başına olduğunda yapılacak bazı davranışlar olduğunu, bu davranışı diğer insanların önünde yapmaması gerektiğini anlatmak. (tuvaletini başkalarının önünde yapmamak gibi) ısrarla yapmaya devam ettiğinde başka bir odaya göndermek
- Uyku sırasında yapılan mastürbasyonu görmezden gelebilirsiniz
- Ten teması çok önemlidir. Başkası tarafından karşılanan dokunma teması sayesinde kendine dokunması azalacaktır.
- İlgi ve sevsiyi yoğun göstermelisiniz.
- Sert şekilde engellemek ayıp, yasak, günah şeklinde sergilenen tavırlar çocuğun içine kapalı, utangaç ve ilerideki cinsel hayatında mutsuz olmasını sağlar
- Dar ve rahatsız edici kıyafetler giydirmeyin
- Uyandıktan sonra hemen yatağından kaldırın
- Tuvalette çok zaman geçirmesini engelleyin
- Tuvaleti geldiği zaman hemen tuvalete yönlendirin, sıkmasına izin vermeyin
Tüm bunlara rağmen çocuk; 3 aydan uzun süredir mastürbasyona devam ediyorsa, sosyal ilişkilerinde bozulma olduysa; örneğin okulda bahçeye çıktığında bahçede oynamıyor, bir köşede mastürbasyon yapıyorsa veya arkadaşları ile oynamayı bırakıp bir cismin üzerinde öne geri gidip geliyorsa, tüm enerjisini mastürbasyona veriyorsa (ter içinde kalıyorsa), iştahında azalma gözlemlediyseniz hemen bir uzmana başvurmalısınız.
Çocukların gelişimlerine uygun besin değerlerini almaları fiziksel ve zihinsel gelişimde önemli rol oynar. Ebeveynlerin başlıca sorunlarından bir taneside çocuklarının yemek yememesi, çok yemesi, tek başına yememesi ve yemek seçmesidir. Yetişkinler arası görülen birçok yemek alışkınlığı ve problemi, çocuklardada gözlemlenebilir. Herzaman çocukları da bir birey olarak kabul etmek ve empati kurmak önemlidir.
Bırakın yemeğini kendisi yesin. Birçok anne titizlikten dolayı çocuklarının yaşına bakmaz ve yemeklerini elleri ile kendileri yedirmek ister. Oysa çocuğun eline erken yaşlarda kaşık vermek hem sorumluluğunu hemde kendi özgüveni kazanmasını sağlayacaktır. Çocuğa 1 yaş sonrasında oyun amaçlı yada yemek yeme amacı ile kaşık verilebilir. 2 yaşından sonra ise döksede kendi yemesi ortam oluşturulup, kaşık verilebilir.
İlk zamanlarda anne- baba yardım edebilir ve sadece kaşık yeterli olacaktır. Kendi başına yemek yemeye başlayan çocuk hem özgüveni kazanacak hemde küçük kas gelişimini destekleyecektir. 3 yaşından sonra yardıma ihtiyacı yoktur. Artık biraz daha sabır ve tititzlikten sıyrılıp dökülenleri görmezden gelmeye başlayabiliriz.
Eğer yemezsen…….”hemen uyursun”, “sokağa çıkamazsın” gibi bir cümleye ihtiyacımız yok. Sırf yemek yesin diye kullanılan masum sözler aslında çocukta büyük etki yapar. Günümüzdeki birçok şişmanlık probleminin temelini bu yanlış tutum oluşturur. Yapılan en büyük hatalardan biri ‘eğer yemezsen kardeşin yer’ işte kullanılan bu cümle ile istemeden de olsa kardeşler arası rekabet ve kıskançlığı yaratmış oluyoruz.
Yemekleri seçerse; Çocuk gözlemleyerek öğrenir. Çevresinde model olan bireyler arasında yemek seçen/ yiyeceği reddeden birini gördüyse, çocuk aynı davranışı benimser ve zamanla alışkanlık haline getirebilir. Ayrıca çocuğun damak tadına hitap etmeyebilir. Ozaman çocuk yemeği istemez ve anne izin verirse yemek seçme davranışı başlayabilir. Çözüm; sevmediği bir yemeği zorla yedirmemeliyiz. Birçok çocuk aslında seçtiği yemeğin tadını bilmiyordur.
Çevresinden duydukları (ayy çok kötü bir yemek) , yemeğin ismi (kuskus..), yemeğin kokusu (karnabahar..) gibi detaylar yüzünden tadına bakmadan yemeyi reddediyordur. Reddettiği yemeğin mutlaka tadına bakması gerektiğini söyleyin.
Ne yiyeceğine siz karar verin, ne kadar yiyeceğine o karar versin. Her yemeği yemesini istiyorsanız bırakın ne kadar ve nasıl yiyeceğini kendi seçsin. Alternatif sunun. Örneğin önüne farklı boyutlarda kaşık koyabilirsiniz. Çay kaşığı, tatlı kaşığı, yemek kaşığı, servis kaşığı gibi..çocuk isterse 10 çay kaşığı yer, isterse 4 yemek kaşığı.
Tercihini kendi yaptığı ve sofradaki görüntü oyun gibi geleceği için yemeye daha istekli olacaktır. Çünkü başlangıçta yemeyi bitirmesi amacımız değildir. Amaç yeme davranışı kazanmasıdır. Az da yese önemli değildir. Ödüllendirin. Sevdiği bir yemek, sevmediği yemeğin tadına baktıktan sonra ödül olarak verilebilir. Yada sevdiği kahramanlara ait bardak, tabak kullanmasına izin verebilirsiniz.
Pişirme şeklinizi değiştirin. Çocuk ıspanak yemeğini reddediyorsa, böreğini yapabilirsiniz. Önemli olan o besin değerini almasıdır. Aynı gıdayı en az 15 kez deneyin eğer yemeyi hala reddediyorsa gerçekten tadını sevmiyor demektir.
Ayaküstü atıştırmasına izin vermeyin. Çocuk ekmek arası atıştırdığı için yemek vakti tok olacak ve sofraya oturmak istemeyecektir. Böylece zamanla alışkanlık haline gelecek ve sofra düzeni ile, aile birlikteliğindende uzaklaşacaktır. Çözüm olarak her yemek sofrasında çocuğun sevdiği en az bir yemekte masa üzerinde olması yararlı olacaktır. Ayrıca yemek masasında aile içi tartışmaların olmamasına özen göstermelisiniz.
Zorla yemek yedirmeyin. Tabağı alıp arkasından koşturmayın. Gerçekten çocuğunuzun acıkıp, acıkmadığını kontrol edin. Bırakın acıkma duygusunu yaşasınlar. Ancak ozaman yediklerinde yemeğin zevkine varabilirler.
Acıkması için abur cubur yemesini önleyin. Çocuk isteyene kadar sürekli ‘yemek yermisin?’ ‘yemek getireyimmi? Gibi sorular sormayın. Yemek yemek istediğindeyse sadece yiyeceği kadar koyun, tabağı doldurmayın.
Doğumdan sonra ilk 3-4 ay bebeğin beslenmesi emme yoluyladır. Bu nedenle bebeğin gösterdiği ilk refleks emme refleksidir. Bebekler parmak emme davranışını anne rahminde öğrenir ve doğumun gerçekleşmesi ile parmaklarını emmeye devam ederler. Zamanla bu davranıştan zevk almaya başlar ve devam ederler. 1 yaş çocuklarında sıkça görülür. Parmak emme ile uyku arasında bir bağlantı vardır.
Çocuk yatağa yatırıldığında uyuyana kadar parmağını emer ve öyle uyur, bu davranışta 3 yaş dolayıda kaybolur. 4 yaşına kadar uykuda veya normal yaşantıda emilen parmak refleks olarak değerlendirilebilir. Ancak 4 yaşla birlikte davranış sorun olarak ele alınır. Parmak emme davranışı sonucunda ileride sakız çiğneme, tırnak yeme, öpme, ısırma ve yetişkinlikte sigara içme olarak gözlemlenebilir.
Nedenleri; annenin emzirme süresinin kısa olması, bebeğin kendini tanıma ve keşfetme sırasında elini sürekli ağzına götürmesi, bebeklerin diş çıkartma sürelerinde ellerini ağızlarına sürekli götürmeleri sonucunda doğal refleks parmak emme davranışı oluşabilir. Ayrıca diğer davranış bozukluklarında olduğu gibi parmak emme çocuğun kendini tedirgin ve gergin hissettiği anlarda da oluşabilir.
Çocuk kendini huzursuz hissettiği anda yaşadığı huzursuzluktan uzaklaşmak için rahatlama amaçlı parmağını emiyordur. Örneğin; kardeş kıskançlığı, evdeki huzursuzluk, çocuğun çok fazla yalnız bırakılması, az rastlansada model aldığı birini taklit edebilir. Önlemek için; çocuğun üstüne gidilmemesi gerekir. ‘parmağını ağzından çek’ gibi uyarılar ve parmağına acı sürmekle parmak emme önlenmez. Aksine durum düzelmez sadece davranışı artırır yada yön değiştirmesini sağlarsınız. Anne- baba olarak bu davranışın sonunda oluşabilecek sağlık problemlerinden bahsedebilirsiniz.
Çocuğun anne sütü emerek beslenmesi sağlanmalı, bu mümkün olmadığı zaman suni beslenmeye başvurulmalı (biberon vs) burada amaç emme refleksini tatmin etmektir. Çocuğun parmağını emdiğini gördüğünüz sırada çocuğa bir iş verebilir, elini oyalayacak bir hamur, kitap, oyuncak vs ile dikkatini dağıtabilirsiniz. Televizyon izlerken sakız yada yiyecek bişeyler verebilirsiniz. Uyku sırasında parmağını emiyorsa, çocuk uyuyana kadar çocukla birlikte kalabilirsiniz.
Her insan yaşamı boyunca diğerlerinden farklı olduğunu anlar, yetişkinlerde çocuklar gibi farklı bireysel özelliklere sahiptir. Hepsi ayrı bireylerdir. Çocuğunuzun sağlam bir kişiliği olması için kendi farkındalıklarını da bilmesini sağlamalı, kendi kimliğini keşfettiyse desteklemelisiniz.
Çocuğu tek düze bir kalıba sokamazsınız. Diğer çocuklardan ne kadar farklı olduğunu, bunun güzelliklerini anlatın. Kendisini değerli bulma duygusunu güçlendirin ve bu sayede kendine güvenme ve kendi kişiliğini bulma konusunda gelişim göstermesine yardımcı olun.
Çocuklarınızın kendini fark etmesi ve kendi özelliklerini tanıması için bazı alıştırmalar;
- Aynaya bakmak; çocuklar kendilerini tanımada meraklıdırlar. Bu yüzden bir tabure yardımı ile aynanın önüne geçmesini sağlayın. Burada kendisine ait olan farklılıkları gözlemleyebilecektir. Örneğin; burnum anneminki gibi küçük ama yinede onunkinden farklı kaşlarımı çattığımda sinirli gibi görünüyorum. Babamınki gibi güzel çekik kahverengi gözlerim var.
- Fotoğraf sergisi; çocuğunuzun ve arkadaşlarının farklı duygu durumu olduğu yüz ifadelerinin fotoğrafını çekin ve odasında görebileceği bir yere asın. Beraber her arkadaşının farklılık veya benzerliklerini inceleyebilirsiniz.
- Fotoğraf albümüne bakmak; çocuğunuzla birlikte eski resimlerinize bakın. Çocuğunuzun bebeklik ve bugüne ait fotoğraflar arasında karşılaştırmalar yapın. Burada kendi bedensel değişimini gözlemleyebilmesini sağlarız. Bu arada çirkin bile olsa her fotoğrafa gülümseyerek bakıp, yorumlar yapabilirsiniz. Böylece çocuğunuzda kendi resimlerindeki kötü karelere gülümseyebilir, yorum yapabilir. Burada da kendini eleştirmesini sağlayabiliriz.
- Sen olsan ne yaparsın? Markette kasada sıra bekliyorsun. Biri senin önüne geçip sıranı almaya çalışıyor. “Ne yaparsın?”, Güzel bir resim yapmışsın ve onu anne- babana hediye etmişsin ama onların pek önem vermediğini görüyorsun. Ne yaparsın? Yemeğini bitirince yemek için çok sevdiğin çikolatayı buzdolabına ayırmışsın. Ama baktığında buzdolabında bulamıyorsun. Ne yaparsın? Çocuğunuzun karşılaşılan farklı durumlarda verdiği tepkiyi gözlemleyebilirsiniz. Empati yapmasını sağlayabilirsiniz.
- Duygu maskesi; kağıt tabaklar üzerine mutlu, üzgün, şaşkın, ciddi gibi duygu ifadelerini çizin yada yapıştırın. Anlattığınız örneklere veya hikâyelere göre çocuğunuzun o duygu durumunu ifade etmesini sağlayın. Örneğin; “Sabah kalktın ve çok acele hareket etmek zorundasın çünkü ben seni geç uyandırmışım.”, “Bugün kahvaltıda çikolatalı ekmek ve senin istediğin bir şey olacak.”, “Kreşte bugün herşey çok sıkıcıydı./ En sevdiğin arkadaşın hasta olmuş.” Vb.
Kendine güven duygusu zamanla gelişir. Genelde 0- 2 yaşlarında çocuk, yabancı yüzlerden kaçma, yüzünü saklama, geri çekilme gibi davranışlarda bulunabilir. Çocuk kimsenin yanına çıkmak istemez. Çıktığında konuşmaz, konuşurken kızarır, terler, birinin arkasına saklanır, karşıdakinin yüzüne bakamaz ve çekingendir. Bu normal bir davranıştır.
Nedenleri; otoriter aile tutumu, çocuğun kendini değersiz hissetmesi, fazla koruyucu olma, aile bireyi gibi davranmama, toplum içine çıkarmama, devamlı yalnız bırakma, eleştiri ve yaptıklarını beğenmemek çocuğu utangaç ve çekingen bir kişilik yapısına iter. Ailenin yabancılarla ilişki kurarken çocuğa yardım etmesi ile kendine güven duygusunu kazandırması gerekir. Bu çocuğun yerine hareket etmeniz anlamına gelmez.
Çocuğun yanında ona eşlik edin. Ve onu teşvik edin. Ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Eleştirilerden kaçının. Spor- oyun- dans gibi sosyal aktivitelere girmesini destekleyin. Biranda değişik ve kalabalık toplum içine çıkarmamalı alıştırıp zamanla kendi girmesini sağlamalısınız. Çocuğun neleri daha iyi yapabildiğini gözlemleyin ve o alanda kendini ifade edeceği ortamlar hazırlayın. Çocukta ‘bende herkes gibi bazı şeyleri iyi, bazılarını kötü yapabiliyorum’ duygusunu geliştirmeliyiz.
Çocuğunuzun çekingenliğini giderebilmesi için;
- Arkadaşlarını eve davet edebilirsiniz. Tanıdığı olan evinde hem güven hissedecek rahat hareket edecek, hem de kendi oyuncakları ile oyun kurabilir. Yeteneklerini bildiğiniz ortamı oluşturun. Örneğin çok iyi dans ediyorsa hazırladığınız bir müzik Cd si ile dans edip arkadaşlarının ilgisini çekebilir. Böylece kabul gördüğünü anlamasını sağlayabilirsiniz.
- Ona görevler verin. Masa hazırlarken anneye yardım edebilir.
- Kreşte yılsonu gösterilerinde küçük roller ile alkışlanacak ve kendini değerli hissedecektir.
- Çocuğunuza kese kâğıdından takmak istediği bir maske yapın. Çocuk yüzünün görünmediğini düşündüğü için arkadaşlarının yanında rahat hareket edecektir.
- Çocuğunuzla neleri yapmaya cesareti olduğunu konuşabilirsiniz.
- Çocuğunuzu uzaktan gözlemleyerek bakkaldan bir ekmek almasını, bunların parasını ödemesini, para üstünü almasını sağlayabilirsiniz. Veya bir gazete bayisinden gazete alması vb.
- Anaokulunun yolunu tek başına bulmasını sağlamak (bu sırada çocuğun arkasından giden siz olmalısınız)
- Anne veya babanın telefon numarasını öğrenmesi ve öğrendiği telefon numarasını aramasını sağlayabilirsiniz
- Yabancı birisine saati veya yolu sormasını sağlayabilirsiniz.
- Hergün sabah kendi seçtiği bir kişiye (apartman görevlisi, otobüs şoförü vb) günaydın demesi, ilerleyen günlerde kelime sayısını fazlalaştırmasını sağlayabilirsiniz. Günaydın / günaydın, nasılsınız?/ günaydın, nasılsınız? İyi işler vb
- Çocuğunuzun göz teması kurup kurmadığını gözlemleyin. Zamanla göz teması kurmasını sağlayın.




















































