Anne- babalar, çocuklarının her türlü sorununu çözmek için kendilerini sorumlu hissederler. Burada problemin ne olduğu ve çocuğa ne şekilde yardımcı olunması gerektiğinin bilinmesi önemlidir. Bu konuda en sık yaşanan problemlerden biri ise çocukların ev ödevleridir.
Tüm sorunları anne-baba çözerse gelecekte nasıl bir durum çocuklarımızı bekler? Bu sorunun yanıtı, çocuk ve aile açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Çocuklar, sorunlarını çözerek büyürler, bu fırsat onlara tanınmalıdır. Problem çözme davranışı desteklenmesi gerekirken; anne-baba çocuklarının ödevlerini kendileri yaparsa çocuklarını bu süreçten yoksun bırakırlar.
Ev ödevleri, dersin bireysel kısmıdır, öğrenilenleri pekiştirmek ve eksikleri tamamlamak amaçlı verilir. Çocuk, öğrenmenin bu boyutundan eksik kalmamalıdır. Belki, yetişkinler için karton, boya, artık malzemeler ile çalışmalar çocuğun altından kalkamayacağı şeklinde algılanıp, kendileri tarafından yapılmaya çalışılsa da; bu çalışmalar öğrenci için önemlidir.
Dikkat edilecek husus; sınıfça ortak karar alınıp; yetişkinlerin “yapmadığı” ödevlerin sınıfa getirilmesidir. Okullarda sanki anne-babaların ödevleri yarışmaktadır. Nota dayalı sistem olduğu için yetişkinler, ellerinden geleni yapmaktadır. Bu şekilde ödevler asıl amacına hizmet etmez. Yetişkinler sadece malzemeleri sağlamalı ve rehberlik yapmalıdır.
Ödev yapmak, bir sorumluluktur. Anne-babanın görevi çocuğa, ödevlerini sağlıklı bir şekilde yapabileceği ortam hazırlamaktır. Bu durum, yapabilme, başarabilme duygusunu yaşamasına engeldir. Çocuk zorlanıyorsa öğretmen ile iletişim kurulmalı, ödevlerde belki yeniden yapılanma sağlanmalıdır.
Yuva Rehberim Uzmanlarımızdan Pedagog Öznur SİMAV’ın tüm yazıları için tıklayınız…
Zeka ile bilişsel gelişim birbirinin destekleyicisidir. Zeka genelde kişinin çevresine uyum sağlama başkalarının öğretiminden yararlanmaksızın problem çözme olarak tanımlanır. Zeka yeni doğan bebekte gizil güçtür.Çevre etkileri yoluyla ortaya çıkar.
Zekanın İnsanlar Arasındaki Dağılımı
0-25 arasında olanlar İdyo 25-50 arasında olanlar Embesil 50-70 arasında olanlar Moron 70-80 arasında olanlar Sınır bölgesi 80-90 arasında olanlar Tutuk (durgun) normal yada ağır öğrenen 90-110 arasında olanlar Normal 110-120 arasında olanlar Üstün zekalılar 120-130 arasında olanlar Çok üstün zeka 130 ve üzeri olanlar Dahiler
İDYOLAR: Zeka bölümü 0-25
Ağır zeka geriliği mevcuttur.Kendilerini tehlikelerden koruyamaz,kendi bakımlarını yapamazlar.Beden ve iç organlarında deformasyon mevcuttur,çoğu doğum öncesi nedenlerle oluşur. Eğitim ve öğretim etkinliklerinden yararlanamazlar,temizlik vb. alışkanlıklar şartlı öğretimle bazılarına öğretilebilir.
EMBESİL: Zeka bölümü 25-50
Kendi kendilerine işlerini yeterince yapamazlar,başkalarının kontrolüne ihtiyaçları vardır.Yürümek ve koşmak geç başlamıştır.Okul öğretiminden yararlanamazlar.2-5 yıl aynı sınıfı tekrar ederler.7 yaşındayken 2 yaşındaki bebek gibi davranırlar.Öğretimle alışkanlık kazandırmak ve basit işleri yaptırma olanağı yoktur.
MORON: Zeka bölümü 50-70
Bunlara eğitilebilir zeka geriliği olanlar dense de zeka zayıflığı nedeniyle hayatlarını kazanamazlar.Varabilecekleri en üst zeka yaşı 7-10 arasındadır.Bunlar toplumda önemli problem teşkil ederler.Normal insanların arzularına sahip oldukları halde kontrol edebilecek durumda değildirler.Bazıları okuma-yazma öğrenirler,ilkokul 3.sınıfın çalışmalarını başarabilirler.
SINIR BÖLGESİ: Zeka bölümü 70-80
Çocuklarda Zeka Gelişimi
Normal okulda geç ve güç okuyan çocuklardır. Dikkat,bellek,yargılama yapmada zayıftır. Heyecan kontrolü ve uyumları kusurludur.Okuma-yazma öğrenebilirler. Basit işlerde çalışabilirler.
TUTUK – NORMAL: Zeka bölümü 80-90
Normal eğitim programlarından yararlanırlar.Ancak bazı etkinliklerde başarı düşüktür.Temel eğitimi tamamlayabilirler.
NORMALLER: Zeka bölümü 90-110
Toplumdaki fertlerin %50’si bu gruptadır.Tüm eğitim olanaklarından yararlanırlar.Yaptıkları işler mükemmel ve başarılıdır.Eğitimlerinde problem yoktur.
ÜSTÜN ZEKALILAR: Zeka bölümü 110-120
Bu çocuklar normal çocuklara oranla daha çabuk öğrenirler. Başarıları iyidir. Ara-sıra göze batan bir üstünlük gösterirler.Kolay kavrarlar ve algılama güçleri yaşıtlarından daha üst seviyededir.
ÇOK ÜSTÜN ZEKALILAR: Zeka bölümü 120-130
Tanınmış,hayatta büyük başarı elde etmiş kişilerin çoğu bu grup içindedir.Bunların bir çoğu zekasını erken yaşta gösterir.3 yaşında okuma yazma öğrenmeye başlar. Okulda arkadaşları arasında kendilerini belli eder,hayata genel olarak iyi uyum gösterir.
DAHİLER: Zeka bölümü 130 ve üzeri
Hayata uyumları iyi olmakla beraber eğitimleri o kadar kolay değildir.Potansiyelleri çok üstün olan bu çocuklarda normal çocuklara ait problemlere ek olarak bazı olumsuzluklarla karşılaşır.Bu çocuklar yaşıtlarını ilgilendiren oyun vb. etkinliklerden sıkıldıkları için özel eğitim gerekir.
Yuva Rehberim Uzmanlarımızdan Pedagog Didem KÜT’ün tüm yazıları için tıklayınız…
Çağımızda savaşlar çoğu zaman göklerde başlıyor. Zaferler göklerde kazanılıyor. Bunun için Atatürk havacılığın gelişmesine önem verdi. Gençleri havacılığa özendirmek için 1925 yılında Türk Hava Kurumu ‘nun kurulmasını istedi. Türk Hava Kurumu yurttaşların yardımı ile günden güne gelişmektedir
Hava şehitlerimizin anılarını yaşatmak için İstanbul’da Fatih Parkında ve yurdumuzun çeşitli kentlerinde anıtlar yapıldı. Her yıl bu anıtlar önünde düzenlenen törenlerle Hava Şehitlerimiz anılır. Anma törenlerinde havacılı*ğın önemi anlatılır. Şiirler okunur. Uçaklar gösteri uçuşları yaparlar.
14 Mayıs 1839 tarihinde Mektebi Tıbbiyei Adliyei Şahaneye bağlı, eczacılık mesleğine yönelik, bağımsız olarak eğitim vermek üzere bir sınıf açılmıştır. Ülkemizde, eczacılık öğretimine başlanmasının yıl dönümü olan 14 Mayıs, 1968 yılından beri Eczacılık Günü olarak kutlanmaktadır.
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun, 1953 yılında yürürlüğe girmiş ve eczacılık mesleği, halen bu yasayla icra edilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde, Türk Eczacıları Birliğine bağlı 41 eczacı odası ve bu odalara bağlı 22 600 eczaneyle, eczacılar, sağlık hizmeti vermeye devam etmektedirler.
Dünya Eczacılık Günü Kutlu Olsun…
Çocuklar hayata gözlerini açtıkları “an” ile birlikte anlamaya ve anlamlandırmaya başlarlar. Ellerini, kollarını, ayaklarını, ağzı, burnu vb. ne olduklarını ve neye benzediklerini anlamlandırırken bir yandan da çevresi ile ilgilenir ve anlar. Çocuk böylelikle hem kendisini tanırken hem de çevresiyle ilgili ilk temelleri en yakınındakilerden yani ailesinden öğrenir.
Bebeklikten çocukluğa geçişin sağlıklı olması için bebeğin temel ihtiyacı olarak görülen beslenme ve korunma ihtiyacının yanı sıra özellikle anne babadan sevgi, güven ve güç kaynaklarından da beslenmeleri gerekir. Bu kaynaklardan beslenen bir bebeğin, çocukluğa ve ergenliğe hatta hayata her adımı yumuşak ve emin adımlarla olacaktır.
Son yıllarda birçok ailenin korkulu rüyası olan ergenlik döneminin gençler ve aileler için sancılı geçmesin bilindik ve genellenmiş nedenlerinin yanı sıra gözlerden kaçan en önemli nokta, ergenlik döneminin sadece öfke krizleri, iletişim kopukluğu, kuşak çatışması, karşı gelme olmadığının farkına varılması önemlidir. Hayatın temelini çocukluktan oluşturduğumuzu düşündüğümüzde ailenin tutumu ve davranışları büyük önem arz etmektedir.
Yuva Rehberim Uzmanlarımızdan Pedagog Gözde ERDOĞAN’ın yazıları için tıklayınız…
Engelliler Haftası, 10 Mayıs ile 16 Mayıs arasında, Birleşmiş Milletler’e üye 156 ülkede aynı tarihlerde kutlanan özel haftadır. Sakatlar Haftası boyunca; sakatlık sorunu, sakatlığın önlenmesi ve sakatların eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı bir sakatlık konusu işlenir. Sakatları Koruma Millî Koordinasyonu Kurulunun haftanın anlam ve önemi için kararlaştırdığı program şu şekildedir;
- 10 Mayıs Sakatlar Haftasının açılışı,
- 11 Mayıs Görmeyenler günü ,
- 12 Mayıs işitme ve Konuşma Kusurluları günü ,
- 13 Mayıs Ortopedik Sakatlar günü ,
- 14 Mayıs Zeka ve Ruhsal Engelliler günü ,
- 15 Mayıs Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar günü ,
- 16 Mayıs Sakatlar Haftasına genel bakış.
Okul Fobisi olan çocuklarda belirtiler;
- Çocuk hem kendisinin hem de anne babasının güvenliğinden sürekli olarak endişe eder, korkar.
- Çocuk okula gitmeyi reddeder.
- Sık sık karın ağrısı gibi fiziksel şikayetleri vardır.
- Kendi evinden başka bir yerde geceyi geçirmek onu çok korkutur.
- Aşırı bağımlı davranışlar sergiler.
- Anne babadan ayrılma sırasında kriz, panik yaşar.
- Uykularında düzensizlik olur kabus görür.
- Geceleri uyumakta zorlanır.
- Yalnız başına kaldığında kendisini güvende hissetmez.
- Karanlıktan çok korkar.
- Anne babasına ve kendisine bir zarar gelmesinden aşırı korkar.
- Ev içinde sürekli olarak anne babasının etrafında dolaşır.
- Aşırı bir şekilde hayvanlardan, hırsızlardan korkar.
OKUL FOBİSİ
Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Okula gitmeyi reddedebilir ya da ana-baba figürlerinden ayrılınca ortaya çıkan boğucu anksiyete nedeniyle büyük güçlükler çekerek okula katlanabilirler. Çocuk birdenbire, birgün okula gitmek istemez; zorlamalar karşısında anksiyete duyar; panik içine girer, midesi bulanır, kusar, ağlar, gitmemekte direnir. Bazıları zorlamalara dayanamayıp yola çıkar, yarı yoldan döner, ya sınıftan çıkar eve gelir.
Yuva Rehberim Uzmanlarımızdan Pedagog & Psikolog Aykut AKOVA’nın tüm yazıları için tıklayınız…
Kurulduğu yıldan bugüne kadar kanserle mücadelede sayısız başarılara imza atan LÖSEV, dünyada ve tüm Türkiye’de kanserle savaşmaya devam ediyor. LÖSEV, Ankara’da Eymir Gölü’nde, İstanbul’da Caddebostan Sahil’de, İzmir’de Ege Üniversitesi Kampüsü’nde, Bursa’da Botanik Park’ta ve diğer illerde düzenlenen etkinliklerle yediden yetmişe birçok gönüllüsüyle bir araya gelerek “Kansere Dur” dedi. Top oynayan, ip atlayan, çuval ve halat çekme yarışı yapan çocuklar sağlıklı yarınların müjdesini veren kahkahalarıyla tüm katılımcılara umut ışığı oldular.
Kullanıcılarımıza ve bizimle çalışmak isteyen firmalarımıza tıklanma oranımız, kullanıcı yüzdemiz ve Dünya çapında kullanıcı kitlemiz hakkında detaylı bilgi aktarmak için İstatistik sayfamızı yayınlıyoruz. Sayfamızdaki istatistik şemasında hangi ülkeden ne kadar kullanıcı kitlesine ulaştığımız, yükselen grafiğimiz, kullanıcı kitlemiz, nasıl çalıştığımız ve kimlere ulaştığımız hakkında ayrıntılı bilgi yer almaktadır.
Yuva Rehberim, kurulduğu günden beri istikrarlı bir şekilde büyümeye ve sizlerle yakından ilgilenmeye devam etmektedir. Bugün ülkemizde bulunan bütün okul öncesi eğitim kurumlarının bilgilerine rahatça ulaşabileceğiniz tek yer Yuva Rehberim’dir. Yuva Rehberim, bugün Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelerde de tercih edilen bir web sitesidir. Ayrıca; web sitemiz 9 yabancı dilde kullanıcılarına hizmet vermektedir.
Ebeveynlerimiz, çocuklarımız ve okul öncesi eğitim kurumlarımız için titiz bir şekilde çalışmalarını sürdüren Yuva Rehberim ekibi, her geçen gün yeni bir proje ile kullanıcılarının karşısına çıkmaktadır. Günde en az 40 yeni okul öncesi eğitim kurumuna ulaşan Yuva Rehberimekibi, böylelikle okulların bilgilerinin güncelliğinide günümüzle paralel olarak sağlamaktadır.Bunun yanısıra Yuva Rehberim, kullanıcılarına zaman zaman faydalı kampanyalar sunmakta ve sunmayada devam edecektir.
Yuva Rehberim bünyesinde sizlerle bululan bir çok uzmanımız sizlere yazdığı makalelerle soru ve sorunlarınızı çözmekte yardımcı olmaktadır. Uzman sayımız gün geçtikçe artmaya devam etmektedir. 2004 yılından itibaren faal olan yuvarehberim.com günümüze kadar varlığını gelişerek sürdürmektedir. Sürdürecektir…
Her zaman bir çok ebeveyne okul öncesi eğitim tercihinde yardımcı olan kuruluşumuz, binlerce çocuğu uzman ekibiyle ve güncel bilgisiyle aradığı huzurlu ortama kavuşturmaktadır.
6-8 ay arası bebeklerimizde önemli değişiklikler olur. Dokunma, işitme ve görme gibi algılarını koordine etmeyi öğrenir. Dönme, yakalama, oturmak için doğrulma ve bazı bebeklerde hatta sürünme ve emekleme motor becerileri gelişir. Bu aylardaki gelişimin belli basamakları şunlardır:
Hareket:
Sırtüstü-yüzüstü ve yüzüstü sırtüstü dönebilir.
Önce destekli, daha sonra desteksiz oturabilir.
Ayaklarının üzerine basarak-tutulduğunda- tüm vücudunu taşıyabilir.
Tek elle cisimlere uzanabilir.
Bir nesneyi elden ele geçirebilir.
Tüm elle cisimleri kavrayabilir.
Görme:
Tüm renkleri görebilir.
Uzağı görme gelişir.
Hareketli cisimleri takip etme yeteneği gelişir.
Dil:
Kendi ismine yanıt verir (bakarak, sözle vb).
“Hayır” cevabı başlar.
Ses tonu ile duygularını belirtmeye başlar.
Seslere, ses çıkararak yanıt verir.
Memnuniyet veya hoşnutsuzluk sesleri çıkarır.
Sessiz harfleri de kullanarak anlamsız ses dizileri çıkarır (babıldama). Bababababa, cececece vb.
Bilişsel:
Kısmen saklanmış eşyaları bulur.
Eli ve ağzıyla keşfeder.
Ulaşabileceği mesafedeki cisimlere uzanmaya çalışır.
Sosyal ve duygusal:
Oyun oynamaktan hoşlanır.
Ayna görüntüsü ile ilgilenir.
Diğer insanların duygularını göstermelerine yanıt verir.
Tüm gelişim basamaklarının bebeğe göre değerlendirilmesi gerektiği ve bireysel farklılıklar olabileceği hatırda tutulmalıdır. Bununla birlikte bebeğinizde aşağıda belirtilen olumsuzluklardan bir veya birkaçını gözlüyorsanız doktorunuza danışmak en doğru yaklaşım olacaktır:
Kasları çok sert ve gerginse,
Bez bebek gibi çok gevşekse,
Kollarından tutup oturur pozisyona getirirken hala başı belirgin arkaya düşüyorsa,
Cisimlere sürekli aynı taraf eliyle uzanıyorsa,
Kucaklanmayı reddediyorsa,
Onunla ilgilenen kişiye hiçbir sevgi belirtisi göstermiyorsa,
Etrafında insanlar olmasından hoşlanır gibi görünmüyorsa. Bir veya iki gözü sürekli olarak içe veya dışa dönüyorsa,
Devamlı göz akıntısı, yaşarması veya ışığa duyarlılık varsa,
Etrafındaki seslere yanıt vermiyorsa,
Cisimleri ağzına götürmesinde zorluk varsa,
4 aydan sonra başını ses kaynağına çevirmiyorsa,
5. ayda yüzüstü-sırtüstü veya tersi pozisyon değişikliği yapamıyor, dönemiyorsa,
5 aydan sonra geceleri yatıştırılamıyor, avutulamıyorsa,
5 ay sonrası kendiliğinden gülmüyorsa,
6 ay sonrası yardımla oturamıyorsa,
6 ay sonrası sesli gülmüyor veya haykırma sesleri çıkarmıyorsa,
6. – 7. ayda cisimlere aktif olarak uzanmıyorsa,
30 – 180cm aralığındaki cisimleri 7. ayda her iki gözüyle izlemiyorsa,
7. aydan sonra ağırlığını hiç ayaklarına yüklemiyorsa,
7. ayda hareket ve sesleriyle dikkat çekmeye çalışmıyorsa,
7 ay bitiminde hala hecelerle babıldama (cecececece, dedededed vb) başlamamışsa,
7 ay bitiminde “Cee” oyununa ilgi göstermiyorsa.
Yukarıdaki liste mutlak problem göstergesi değildir. Ama unutmayalım ki önemli olan aksaklıkları büyük problemler haline gelmeden yakalamak ve çözebilmektir.
Uzmanlarımızdan Uzman Doktor Gülay KARADENİZ’in tüm yazıları için tıklayınız…
Bebekler, 3 aylarını doldurmaları ile birlikte pasif ve bağımlı bir yenidoğandan aktif ve sizinle iletişim kurabilen bir süt çocuğuna dönüşürler. Yenidoğan dönemine özgü birçok refleks kaybolurken istemli gövde kontrolü başlar. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken belli gelişim basamakları vardır.
Hareket:
- Yüzüstü yattığında başını ve kısmen gövdesini kaldırabilir.
- Yüzüstü yattığında kolları ile üst gövdesini destekleyebilir.
- Sırtüstü veya yüzüstü yattığında ayaklarını uzatır ve tekmeler.
- Ellerini açıp kapatabilir.
- Ayakları sert bir yüzeyle temas ettiğinde bacakları ile iter.
- Elini ağzına götürür.
- Elleri ile sallanan oyuncaklara vurabilir.
- Oyuncakları elle yakalar ve sallar.
Görme-işitme:
- Yüzlere dikkatle bakar.
- Hareket eden cisimleri izler.
- Belli bir mesafeden daha önceden bildiği kişileri ve nesneleri tanır.
- Sesinize gülerek yanıt verir.
- Agulamalar başlar.
- Başını sesin geldiği yöne çevirir.
Sosyal ve duygusal:
- Sosyal, bilinçli gülümseme başlar.
- Diğer inanlarla oynamaktan hoşlanır ve oyun durunca ağlayabilir.
- Yüzü ve vücudu ile bazı şeyleri ifade edebilir.
- Bazı hareketleri ve mimikleri tekrar eder.
Her bebeğin gelişim hızının kendine özgü olduğunu akılda tutmakla beraber yukarda bahsedilen gelişim basamaklarına henüz ulaşılamamış olması tıbbi/gelişimsel bir problemin habercisi olabilir ve özel dikkat gerektirir.
Eğer sizin bebeğiniz 3 aylık olmasına rağmen aşağıda belirtilen uyarıcı bulguları bebeğinizde görüyorsanız bunu mutlaka çocuk doktorunuzla paylaşmalısınız:
- Yüksek seslere yanıt vermiyorsa ,
- 2 aylık olmasına rağmen ellerini fark etmemişse, kullanmıyorsa ,
- 2 aylıkken sizin konuşma sesinize karşılık olarak gülmüyorsa ,
- 2-3 aylıkken hareket eden cisimleri gözleriyle izlemiyorsa 3 aylıkken cisimleri elle yakalayıp tutmuyorsa ,
- 3 aylıkken insanlara gülmüyorsa 3 aylıkken baş kontrolü gelişmemişse , başını tutamıyorsa ,
- 3-4 aylıkken oyuncaklara yakalamak için uzanmıyorsa 3-4 aylıkken ses çıkarmaya başlamamışsa (agu vb) ,
- 4 aylıkken cisimleri ağzına götürmüyorsa ,
- Ses çıkarmaya başlamış fakat 4 aylık olmasına rağmen sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeye çalışmıyorsa ,
- 4 aylıkken ayakları sert bir yüzeyde iken bacakları ile itmiyorsa ,
- Bir veya iki gözde hareket kısıtlılığı varsa(bir gözü ile dış yana bakamama vb) ,
- Gözlerinde uzun süreli kaymalar oluyorsa(kısa süre kayma normal olabilir),
- Yeni yüzlere dikkat etmiyorsa veya yeni yüzlerden veya çevreden aşırı korkuyorsa ,
- 4-5 aylık olmasına rağmen tonik ense refleksi *(ilkel reflekslerdendir) hala kaybolmamışsa.
Tonik ense refleksi: Yatar pozisyonda çocuğun başı aniden bir tarafa çevrilince aynı taraf kol ve bacağı gerilir ve düz uzanır diğer taraf kol ve bacağı diz ve dirsekten bükülü durur. Bu pozisyon “eskrimci pozisyonu” olarak da adlandırılır. Bu refleksin tek taraflı alınması veya 4-5 ay sonrası hala kaybolmaması dikkat gerektirir. Nadiren 7. aya dek sürebilir.
Uzmanlarımızdan Uzman Doktor Gülay KARADENİZ’in tüm yazıları için tıklayınız…
Lösemili Çocuklar Hastanesinde tedavi gören lösemili çocuklar ve anneleriyle Şubat ayından bu yana kahkaha yogası egzersizleri yapıyorlar. Başta depresyon, uykusuzluk, baş ağrıları, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, astım ve birçok hastalık için Kahkaha Yogası tıbbi tedaviye özellikle de kanser hastalarına uygulanan tıbbi tedaviye destek verici bir uygulama olarak biliniyor. Ayrıca gülmenin vücutta bulunan virüslerle savaşan hücrelerin sayısını arttırdığı, damarları genişlettiği, stresi azalttığı özellikle bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşünülüyor. Kahkaha Yogası küçücük yaşlarına rağmen lösemi canavarıyla baş etmek zorunda kalan çocuklar ve onların uzun süren hastalıkları nedeniyle uzun yıllar büyük bir yük altında kalan annelerine psikolojik destek sağlamak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Lösev Vakfı tarafından yapılan sosyal incelemelerde, ailelerin lösemi hastası çocuklarını tedavi ettirmek için özellikle tıbbın imkanlarının gelişmiş olduğu illere göç etmek zorunda kaldıkları tespit edilmiştir. Ailelerimiz zorunlu göç sebebiyle kent yaşamına adaptasyonlarında yaşadıkları sorunlar ve tedavinin zorlayıcı koşulları da bu insanların topluma çözüm üreten bireyler olarak katkıda bulunmalarına engel olmaktadır.
Bu proje özellikle annelerimizin bilgi ve algı düzeyinin arttırılarak haklarına sahip çıkması ve farkındalığının gelişmesine hizmet ederken, toplumun temel taşı olan anneleri, sağlıklı nesiller yetiştirmek konusunda eğitmek, gelişen el becerileri sayesinde ise aile ekonomisine katkıda bulunmaları yönünde teşvik etmektedir. Diğer taraftan ise, babaların çocuklarının hastalıkları nedeniyle sorumlu tutukları anneler üzerinde uyguladığı baskıyı hafifletmek ve babalarda bir tutum değişikliği yaratmak, yanlış inançları düzeltmek ve bilinç düzeylerini arttırmak için çeşitli eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmıştır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda LÖSEV Vakfı hastanelerde yatan çocukları da unutmadı. Farklı illerde yaşayan ama tedavi görmek için memleketlerinden Ankara’ya gelen çocukları, onlara özel olarak hazırladıkları hediyeleri ile ziyarette bulundular. Çocukların yüzlerindeki tebessüm görülmeye değerdi. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!






















































SON YORUMLAR
(April 7, 2012 12:25 PM)
Merhaba Duygu hanım,
...Sitemize katılmak için çocuk gelişimi, eğitimi,
(April 7, 2012 12:16 PM)
Merhabalar sitenizi sürekli takip ediyorum ve bu yazınıza gözüm takıldı.
...(April 7, 2012 11:55 AM)
Gebelikte diş bakımı yaptırmanın çocuk için bi zararı varmı?