<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yuva Rehberim Blog</title>
	<atom:link href="http://www.yuvarehberim.com/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yuvarehberim.com/blog</link>
	<description>Anaokulu, Yuva, Çocukevi, Kreş &#124; Okul Öncesi Eğitim Kurumları</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 10:01:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ani Bebek Ölümü Sendromu</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ani-bebek-olumu-sendromu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ani-bebek-olumu-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 09:56:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4534</guid>
		<description><![CDATA[





 
Tıpta yaşanan en trajik klinik durumlardan biri &#8220;ani bebek ölümü sendromu&#8221;dur: Bu sendrom, bir yaşının altındaki bebeklerde görülen, klinik ve laboratuvar olarak nedeni bulunamayan ve otopside tam koyduracak anormal bir durumun saptanmadığı bebek ölümlerini tanımlamaktadır: Ani bebek ölümü sendromunun en sık 2-4 aylık yeni doğan bebeklerde görüldüğü ve yaş ilerledikçe sıklığının azaldığı bilinmektedir:
Marmara Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/072010_Anibebekolumu.jpg" rel="lightbox[4534]"><img class="alignnone size-full wp-image-4538" title="072010_Anibebekolumu" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/072010_Anibebekolumu.jpg" alt="" width="434" height="326" /></a></p>
<p>Tıpta yaşanan en trajik klinik durumlardan biri &#8220;ani bebek ölümü sendromu&#8221;dur: Bu sendrom, bir yaşının altındaki bebeklerde görülen, klinik ve laboratuvar olarak nedeni bulunamayan ve otopside tam koyduracak anormal bir durumun saptanmadığı bebek ölümlerini tanımlamaktadır: Ani bebek ölümü sendromunun en sık 2-4 aylık yeni doğan bebeklerde görüldüğü ve yaş ilerledikçe sıklığının azaldığı bilinmektedir:</p>
<p>Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıklar Anabilim Dalı, Yeni Doğan Bölümü öğretim üyesi Doç Dr ipek Akman, &#8220;ani bebek ölümü sendromu&#8221; gelişimi için risk faktörü kabul edilen nedenleri şöyle özetlemektedir:</p>
<p>1- Bebeğin yüzüstü yatıyor olması<br />
2- Bebeğin yumuşak yüzeyde yatıyor olması<br />
3- Bebeğin ebeveynleri ile aynı yatakta yatıyor olması<br />
4- Annenin hamilelikte sigara içmesi<br />
5- Prematürelik ve/veya düşük doğum ağırlığı<br />
6- Bebeği çok giydirme veya odayı çok ısıtma sonucu aşın ısınma<br />
7- Erkek cinsiyet<br />
Normal koşullarda, uyku sırasında bebeğin yüzü yumuşak bir yüzeyle örtüldüğünde bebeğin oksijensiz kalması sonucu uyanması ve başım çevirerek düzenli nefes almayı sürdürmesi beklenir: Ancak bazı bebeklerde bu durum gerçekleşmez ve sonuçta bebek ölümü görülebilir: Doç Dr ipek Akman, &#8220;ani bebek ölümü sendromu&#8221; riskine karşılanabilecek önlemleri şöyle sıralamaktadır:</p>
<p><strong>1- Bebek uyurken sırt üstü yatırılmalıdır. </strong><strong><br />
</strong>ABD&#8217; de, 1992 yılında, &#8220;ani bebek ölümü sendromu&#8221;nu önlemek için sırtüstü yatış pozisyonuna geçilmesi ile sendromun sıklığı % 40 azalmıştır: Aileler bebekleri uyurken yan veya tercihen sırtüstü yatırmalıdır: Ailelerde sırtüstü yatış pozisyonu nedeniyle bebeğin kusması halinde kusmuğunun akciğerlere kaçacağı korkusu olabilir; ancak yapılan araştırmalarda yatış pozisyonunun değişmesinden sonra bu problemde bir artış gözlenmemiştir: Bebek uyanıkken ve ebeveynleri yanındayken yüz üstü yatırılabilir: Bu şekilde bebeğin omuzlan kuvvetlenir ve baş arkasında sürekli yatmaya bağlı düzleşme olması önlenebilir:</p>
<p><strong>2- Bebek sert yatakta yatırılmalıdır</strong><br />
Bebekleri yumuşak yatak, su yatağı, yastık, yorgan veya kuzu postu gibi yüzeylere yatırmak çok yanlıştır: Bebek battaniye ile örtülecekse, gece battaniyenin bebeğin yüzünü kapamasını önlemek için, battaniye göğüs seviyesine kadar gelmesi ve uçlan çarşafla birlikte yatağın altına doğru kıvrılması gereklidir: Bebeklerin ebeveynleri ile birlikte aynı yatakta yatmaları risklidir:</p>
<p><strong>3- Annenin sigara içmemesi gereklidir</strong><br />
Ani bebek ölümü sendromu ile ilgili yapılan tüm araştırmalar; hamilelikte ve doğum sonrasında sigara kullanımının riski arttırdığını açıkça ortaya koymaktadır:</p>
<p><strong>4- Aşınrı ısınmanın önlenmesi gereklidir</strong><br />
Ani bebek ölümü sendromu kış aylarında daha sık görülür: Özellikle yüzüstü yatan, çok giydirilen ve battaniye ile örtülen bebeklerde riskin artabileceği unutulmamalıdır:</p>
<p><strong>5- Prematüre ve/veya düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde Apne monitörleri kullanılabilir</strong><br />
Prematürelerde ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde sendrom riski daha yüksektir: Bebek ne kadar erken doğduysa ve ne kadar küçükse risk o denli fazladır: Bazı prematürelerde solunum duraklaması (apne) ve kalp hızında yavaşlama (bradikardi) olabilir: Bu bebekler eve taburcu edilirken apne monitörü verilmesi uygundur; ancak bu durumda dahi ani bebek ölümü sendromu sıklığının azalmadığını iddia eden çalışmalar vardır:</p>
<p><strong>Ani bebek ölümü sendromu, nedenleri halen tam anlaşılamamış bir klinik durumdur: Ancak alınabilecek bazı basit önlemler ile riskin azaltılabileceği açıktır: Önemli bir sağlık sorunu sayılması gereken bu durumun sıklığının azaltılmasında annelerin ve babaların eğitimi öncelikli görünmektedir<br />
</strong><br />
<em>Kaynak: Dr. Mustafa Çetiner</em></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6626532068097261";
/* 300x250, oluşturulma 26.08.2009 */
google_ad_slot = "3844008942";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> 
	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/aile/" title="aile" rel="tag">aile</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ani/" title="ani" rel="tag">ani</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bakim/" title="bakım" rel="tag">bakım</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebek/" title="bebek" rel="tag">bebek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ebeveyn/" title="ebeveyn" rel="tag">ebeveyn</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/hayat/" title="hayat" rel="tag">hayat</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kayip/" title="kayıp" rel="tag">kayıp</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/olum/" title="ölüm" rel="tag">ölüm</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikoloji/" title="psikoloji" rel="tag">psikoloji</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/risk/" title="risk" rel="tag">risk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sendrom/" title="sendrom" rel="tag">sendrom</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yasam/" title="yaşam" rel="tag">yaşam</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklardan-ebeveynlerine-mektup/" title="Çocuklardan Ebeveynlerine Mektup (03 Mayıs 2010)">Çocuklardan Ebeveynlerine Mektup</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku/" title="Çocuklarda Korku (07 Mayıs 2010)">Çocuklarda Korku</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bebegimle-iletisim/" title="Bebeğimle İletişim (14 Nisan 2010)">Bebeğimle İletişim</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/aileler-dikkat-eksikligi-olan-cocuklariyla-nasil-iletisim-kurmali/" title="Aileler dikkat eksikliği olan çocuklarıyla nasıl iletişim kurmalı? (31 Aralık 2009)">Aileler dikkat eksikliği olan çocuklarıyla nasıl iletişim kurmalı?</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ani-bebek-olumu-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gökçe Çocuk Evi Yaz Okulu Kayıtları Devam Ediyor</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/gokce-cocuk-evi-yaz-okulu-kayitlari-devam-ediyor/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/gokce-cocuk-evi-yaz-okulu-kayitlari-devam-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 09:41:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçe Çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4531</guid>
		<description><![CDATA[


 



 
Yılların birikimiyle hizmet veren Gökçe Çocuk Evi&#8217;nde Yaz Okulu kayıtları devam ediyor..


Çocuğunuzun bulunduğunuz semtte hangi okula gitmesi gerektiğinebir türlü karar veremiyor ya da güvenilir bir yaz okulu bulamıyorsanız. Gölçe Çocuk Evi tam size göre&#8230;




	Etiketler: 2-4 Yaş, 4-6 Yaş, Anaokulu, Anaokulu, egitim, etkinlik, Gökçe Çocukevi, kreş, okul, yaz, yuva

	Benzer Yazılar
	
	Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (0)
	Yuva [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4532" title="gokce" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/gokce.jpg" alt="" width="421" height="291" /></p>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"> </p>
<p>Yılların birikimiyle hizmet veren Gökçe Çocuk Evi&#8217;nde Yaz Okulu kayıtları devam ediyor..</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Çocuğunuzun bulunduğunuz semtte hangi okula gitmesi gerektiğinebir türlü karar veremiyor ya da güvenilir bir yaz okulu bulamıyorsanız. Gölçe Çocuk Evi tam size göre&#8230;</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/etkinlik/" title="etkinlik" rel="tag">etkinlik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gokce-cocukevi/" title="Gökçe Çocukevi" rel="tag">Gökçe Çocukevi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yaz/" title="yaz" rel="tag">yaz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-haber-bolumu/" title="Yuva Rehberim Haber Bölümü (13 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Haber Bölümü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-gezelim-gorelim-bolumu/" title="Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü (09 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/gokce-cocuk-evi-yaz-okulu-kayitlari-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 10:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Okullarımız]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[7]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[cüce]]></category>
		<category><![CDATA[Evi]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üye]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[yedi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4528</guid>
		<description><![CDATA[



Kısa süre önce haberini yaptığımız Yedi Cüceler Çocuk Yuvası&#8217;nın Anaokulu Web Projesinden seçtiği web sitesi tamamlandı.


Aynı zamanda Yuvarehberim üyeliği de bulunan okulumuz, kurumsal kimlik çalışmalarını da Yuvarehberim ile birlikte yürütme kararı aldı.




	Etiketler: 2-4 Yaş, 4-6 Yaş, 7, Anaokulu, Anaokulu, çocuk, cüce, Evi, kimlik, kreş, kreş, kurumsal, Okullarımız, proje, üye, web, yedi, yuva

	Benzer Yazılar
	
	Altunizade Çocuk Merkezi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Yedicuce_Anaokuluweb.jpg" rel="lightbox[4528]"><img class="alignnone size-full wp-image-4529" title="Yedicuce_Anaokuluweb" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Yedicuce_Anaokuluweb.jpg" alt="" width="440" height="396" /></a></p>
<p>Kısa süre önce haberini yaptığımız Yedi Cüceler Çocuk Yuvası&#8217;nın Anaokulu Web Projesinden seçtiği web sitesi tamamlandı.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Aynı zamanda Yuvarehberim üyeliği de bulunan okulumuz, kurumsal kimlik çalışmalarını da Yuvarehberim ile birlikte yürütme kararı aldı.</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/7/" title="7" rel="tag">7</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cuce/" title="cüce" rel="tag">cüce</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/evi/" title="Evi" rel="tag">Evi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kimlik/" title="kimlik" rel="tag">kimlik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kurumsal/" title="kurumsal" rel="tag">kurumsal</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/okullarimiz/" title="Okullarımız" rel="tag">Okullarımız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/proje/" title="proje" rel="tag">proje</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/uye/" title="üye" rel="tag">üye</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/web/" title="web" rel="tag">web</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yedi/" title="yedi" rel="tag">yedi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/altunizade-cocuk-merkezi-yaz-okulu/" title="Altunizade Çocuk Merkezi Yaz Okulu (22 Temmuz 2010)">Altunizade Çocuk Merkezi Yaz Okulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedicuceler-cocukyuvasi/" title="Yedicüceler Çocukyuvası (14 Temmuz 2010)">Yedicüceler Çocukyuvası</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/rapunzel-altin-sacli-prenses/" title="Rapunzel Altın Saçlı Prenses (20 Kasım 2009)">Rapunzel Altın Saçlı Prenses</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/prenses-ve-kurbaga-2010/" title="Prenses ve Kurbağa (2010) (03 Aralık 2009)">Prenses ve Kurbağa (2010)</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altunizade Çocuk Merkezi Yaz Okulu</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/altunizade-cocuk-merkezi-yaz-okulu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/altunizade-cocuk-merkezi-yaz-okulu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 12:22:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Okullarımız]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[altunizade]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[Evi]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[okulu]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4525</guid>
		<description><![CDATA[
Verdiği kaliteli eğitimin yanı sıra, çocuklar için sağladığı imkanlar  ile de rakiplerinden bir adım önde olmayı başaran Altunizade Çocuk  Merkezi, kendi bünyelerinde bulunan yüzme havuzu ile güvenli bir şekilde  yaz okulu sunmanın haklı gururunu yaşıyor.

	Etiketler: 2-4 Yaş, altunizade, Anaokulu, çocuk, çocukevi, egitim, Evi, havuz, kreş, merkezi, Okullarımız, okulu, yaz, yuva

	Benzer Yazılar
	
	Yedi Cüceler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Altunizade_yazokulu.jpg" rel="lightbox[4525]"><img class="alignnone size-full wp-image-4526" title="Altunizade_yazokulu" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Altunizade_yazokulu.jpg" alt="" width="402" height="599" /></a></p>
<p>Verdiği kaliteli eğitimin yanı sıra, çocuklar için sağladığı imkanlar  ile de rakiplerinden bir adım önde olmayı başaran Altunizade Çocuk  Merkezi, kendi bünyelerinde bulunan yüzme havuzu ile güvenli bir şekilde  yaz okulu sunmanın haklı gururunu yaşıyor.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/altunizade/" title="altunizade" rel="tag">altunizade</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocukevi/" title="çocukevi" rel="tag">çocukevi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/evi/" title="Evi" rel="tag">Evi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/havuz/" title="havuz" rel="tag">havuz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/merkezi/" title="merkezi" rel="tag">merkezi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/okullarimiz/" title="Okullarımız" rel="tag">Okullarımız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okulu/" title="okulu" rel="tag">okulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yaz/" title="yaz" rel="tag">yaz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-fobisini-yenme-formulleri/" title="Okul fobisini yenme formülleri (13 Ocak 2010)">Okul fobisini yenme formülleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/her-cocuk-icin-nitelikli-egitim-hakki-ve-cocuk-dostu-okullar/" title="Her Çocuk İçin Nitelikli Eğitim Hakkı Ve Çocuk Dostu Okullar (17 Mart 2010)">Her Çocuk İçin Nitelikli Eğitim Hakkı Ve Çocuk Dostu Okullar</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/gokce-cocuk-evi-yaz-okulu-kayitlari-devam-ediyor/" title="Gökçe Çocuk Evi Yaz Okulu Kayıtları Devam Ediyor (29 Temmuz 2010)">Gökçe Çocuk Evi Yaz Okulu Kayıtları Devam Ediyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikiyatrisinde-uzman-yetersizligi/" title="Çocuk psikiyatrisinde uzman yetersizliği (13 Ocak 2010)">Çocuk psikiyatrisinde uzman yetersizliği</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/altunizade-cocuk-merkezi-yaz-okulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yedicüceler Çocukyuvası</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedicuceler-cocukyuvasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedicuceler-cocukyuvasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 14:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okullarımız]]></category>
		<category><![CDATA[adem]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[beykent]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[çocukyuvası]]></category>
		<category><![CDATA[cüceler]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[villaları]]></category>
		<category><![CDATA[yedi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4519</guid>
		<description><![CDATA[


Aramıza yeni katılan bir okul daha..


Yuvarehberim&#8217;in her geçen gün büyüyen portföyüne yeni bir &#8220;Okul Öncesi Eğitim Kurumu&#8221; daha eklendi.Özel 7cüceler Çocukyuvası, Beylikdüzünün en güzel villalarından olan Adem Çelik Villaları numara 12&#8242;de çocuklarınıza en kaliteli eğitimi verebilmek için sizi bekliyor.Yuvarehberim&#8217;in okullarını en iyi tanıtacak portal olmasının bilincinde olan okulumuz ayrıca web sitelerini de Yuvarehberim &#124; Anaokulu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/yedicuce.jpg" rel="lightbox[4519]"><img class="alignnone size-full wp-image-4520" title="yedicuce" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/yedicuce.jpg" alt="" width="432" height="254" /></a>Aramıza yeni katılan bir okul daha..</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Yuvarehberim&#8217;in her geçen gün büyüyen portföyüne yeni bir &#8220;Okul Öncesi Eğitim Kurumu&#8221; daha eklendi.Özel 7cüceler Çocukyuvası, Beylikdüzünün en güzel villalarından olan Adem Çelik Villaları numara 12&#8242;de çocuklarınıza en kaliteli eğitimi verebilmek için sizi bekliyor.Yuvarehberim&#8217;in okullarını en iyi tanıtacak portal olmasının bilincinde olan okulumuz ayrıca web sitelerini de Yuvarehberim | Anaokulu web projesi&#8217;nden seçim yaparak yenileme kararı  almışlardır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/adem/" title="adem" rel="tag">adem</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/beykent/" title="beykent" rel="tag">beykent</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/beylikduzu/" title="beylikdüzü" rel="tag">beylikdüzü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/celik/" title="çelik" rel="tag">çelik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocukyuvasi/" title="çocukyuvası" rel="tag">çocukyuvası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cuceler/" title="cüceler" rel="tag">cüceler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/okullarimiz/" title="Okullarımız" rel="tag">Okullarımız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/villalari/" title="villaları" rel="tag">villaları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yedi/" title="yedi" rel="tag">yedi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yedicuceler-cocukyuvasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Psikoloğuna İhtiyaç Duyulan Konular</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikologuna-ihtiyac-duyulan-konular-3/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikologuna-ihtiyac-duyulan-konular-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 09:09:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4512</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
Son yıllarda çocuk psikolojisi ebeveynler tarafından önemsenmeye başlasa da halen bir psikoloğa  gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
 </p>
<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-15.jpg" rel="lightbox[4512]"><img class="alignnone size-full wp-image-4516" title="Untitled-1" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-15.jpg" alt="" width="170" height="189" /></a>Son yıllarda çocuk psikolojisi ebeveynler tarafından önemsenmeye başlasa da halen bir psikoloğa  gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.</p>
<p>Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?</p>
<p>Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.</p>
<p>· Gelişim kontrolü için<br />
· Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için<br />
· Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için<br />
· Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için</p>
<p>Gelişim kontrolü<br />
Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;</p>
<p>· Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.<br />
· Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.<br />
· Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.<br />
· Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.<br />
· Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.<br />
· Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.<br />
· Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.<br />
· Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.<br />
· Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.<br />
· Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.<br />
· Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.</p>
<p>Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.</p>
<p>6 &#8211; 36 ay arası 2 ayda bir görüşme<br />
3 yaş &#8211; 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme</p>
<p>Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar<br />
Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.</p>
<p>Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.</p>
<p>Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;</p>
<p>- Gece korkuları<br />
- Fobiler<br />
- Kaygı bozukluğu<br />
- Parmak emme (bebeklik dışında)<br />
- Tırnak yeme<br />
- Öfke ve saldırganlık<br />
- Altını ıslatma<br />
- Dışkı kaçırma veya tutma<br />
- Kekemelik<br />
- Tikler<br />
- Yalan söyleme<br />
- Çalma<br />
- Kardeş kıskançlığı<br />
- Cinsel sorunlar ve mastürbasyon<br />
- Yeme bozuklukları<br />
- Uyku bozuklukları<br />
- İçe kapanıklık<br />
- Aşırı inatçılık</p>
<p>Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.</p>
<p>Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri<br />
Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.</p>
<p>Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt<br />
Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;</p>
<p>- Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?<br />
- Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?<br />
- Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?<br />
- Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?<br />
- Yatağını ne zaman ayırmalıyım?<br />
- Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?<br />
- Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?<br />
- Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?<br />
- Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?</p>
<p>Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler</p>
<p>Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.<br />
Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.<br />
Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.<br />
Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.<br />
Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.<br />
Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.<br />
Psikologlar sizin farkedemediğinizi farkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bakimi/" title="bakımı" rel="tag">bakımı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sagligi/" title="sağlığı" rel="tag">sağlığı</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-haber-bolumu/" title="Yuva Rehberim Haber Bölümü (13 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Haber Bölümü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-gezelim-gorelim-bolumu/" title="Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü (09 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikologuna-ihtiyac-duyulan-konular-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vizyondaki Çizgi Filmler</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/vizyondaki-cizgi-filmler/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/vizyondaki-cizgi-filmler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 07:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[toy story]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4497</guid>
		<description><![CDATA[-Oyuncak Hikayesi 3 / Toy Story 3 2010 ABD / Türkçe Altyazılı-
EN İYİ 250 FİLM: 9.SIRADA
IMDB Puanı: 9.1/10
Tür:3 Boyutlu, Aile, Animasyon, Çizgi, Komedi, Macera
Yönetmen:Lee Unkrich
Müzik:Randy Newman
Süre:1 saat 43 dk
Gösterim Tarihi: 02 Temmuz 2010
Oyuncular: Tom Hanks, Robin Williams,
Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Whoopi Goldberg
Süper oyuncak kahramanlarımız Woody ve Buzz, sahipleri Andy’nin bir gün büyüyeceğinden ve kendilerine yabancılaşacağından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/toy2.jpg" rel="lightbox[4497]"><img class="alignnone size-full wp-image-4502" title="toy" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/toy2.jpg" alt="" width="182" height="216" /></a>-Oyuncak Hikayesi 3 / Toy Story 3 2010 ABD / Türkçe Altyazılı-</strong></p>
<p><strong>EN İYİ 250 FİLM: 9.SIRADA</strong><br />
<strong>IMDB Puanı: 9.1/10</strong><br />
<strong>Tür:3 Boyutlu, Aile, Animasyon, Çizgi, Komedi, Macera</strong><br />
<strong>Yönetmen:</strong>Lee Unkrich<br />
<strong>Müzik:</strong>Randy Newman<br />
<strong>Süre:</strong>1 saat 43 dk<br />
<strong>Gösterim Tarihi: 02 Temmuz 2010</strong><br />
<strong>Oyuncular:</strong> Tom Hanks, Robin Williams,<br />
Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Whoopi Goldberg</p>
<p>Süper oyuncak kahramanlarımız Woody ve Buzz, sahipleri Andy’nin bir gün büyüyeceğinden ve kendilerine yabancılaşacağından endişe duymaya başlar. O gün ister istemez gelmiş çatmıştır ve Andy üniversite hazırlıkları yapmaktadır. Bu durumu ve kenara itilme tehlikesini göz ardı etmeyecek olan oyuncaklar Woody ve Buzz, Andy ile beraber eski günlere dönmenin yollarını aramaya başlarlar.</p>
<p><a href="http://www.vizyonfilmizle.net/3847-toy-story-2-izle.html" target="_blank">Toy Story 2</a>‘den sonra merakla beklenen bu film, IMDB sıralamasında tarihin en iyi animasyon filmi olmakla beraber diğer türdeki tüm yapımlar arasında da 9. sırada yer alıyor..Yakın zamanda Türkçe Dublajlı olarak da sunacağımız film için yorumlarınızı bekliyoruz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cizgi-film/" title="çizgi film" rel="tag">çizgi film</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/sinema/" title="Sinema" rel="tag">Sinema</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/toy-story/" title="toy story" rel="tag">toy story</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/vizyon/" title="vizyon" rel="tag">vizyon</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-sarkisi-3d-2009/" title="Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009) (12 Kasım 2009)">Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-cinodan-yaratici-dans-dersleri/" title="Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri (21 Nisan 2010)">Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/vizyondaki-cizgi-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk günde doğru cevaplar verin!</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ilk-gunde-dogru-cevaplar-verin/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ilk-gunde-dogru-cevaplar-verin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 07:21:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4489</guid>
		<description><![CDATA[



Okula başlayacak çocukların korkularını atlatmaları için önce kaygılarınıza son verin!Arından size soracağı her soruya mutlaka doğru cevaplar verin.


 





 


 


 Ebeveynlerin sabırsızlıkla bekledikleri o büyük gün nihayet geldi. Minikler heyacanlı, anneleri ve babaları onlardan daha heyacanlı. Küçüklerin ruh durumunu kurtaran küçük öneriler vermek için&#8230; Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, “O gününüzü hatırlayın, ne yapacağınızı zaten anlarsınız” diyerek ebeveynlere şu tavsiyelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/anaokulu.jpg" rel="lightbox[4489]"><img class="alignnone size-full wp-image-4491" title="anaokulu" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/anaokulu.jpg" alt="" width="343" height="257" /></a></p>
<table style="height: 233px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="525" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="525" height="88" valign="top">Okula başlayacak çocukların korkularını atlatmaları için önce kaygılarınıza son verin!Arından size soracağı her soruya mutlaka doğru cevaplar verin.</td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="5" valign="top"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="1" valign="top" background="img/cbk.gif"><img src="http://www.habercocuk.com/img/cbk.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="3"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="3"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="520" height="3"><span style="font-family: Tahoma;"> Ebeveynlerin sabırsızlıkla bekledikleri o büyük gün nihayet geldi. Minikler heyacanlı, anneleri ve babaları onlardan daha heyacanlı. Küçüklerin ruh durumunu kurtaran küçük öneriler vermek için&#8230; Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, “O gününüzü hatırlayın, ne yapacağınızı zaten anlarsınız” diyerek ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu&#8230;<strong>VELİLER SAKİN OLUN!</strong></p>
<p><strong>* Okula başlayacak çocuklarının korkularını atlatmaları için anne-babalara neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p>İlkokul, çocukların sosyalleşmeye başladıkları ilk yerlerden biri. Dolayısıyla aileden sonra girdikleri bu alanda kaygılanmaları, korkmaları çok normal.</p>
<p><strong>* Peki çocuk nelerden korkar?</strong></p>
<p>Bir kere anne-babadan ayrı kalacak. 6-7 yaş çocuğundan bahsediyoruz. Oyun çocuğu&#8230; Artık oyun dönemi bitmiştir. Farklı bir sosyal çevre vardır. Orada anneanne yok, dede, hala, dayı yok.. Hiç tanımadığı yüzler var. Kimler var? Öğretmenler, hayatında görmediği çocuklar&#8230; İşte bu onları kaygılandırıyor. Bu da çok normal.</p>
<p><strong>* Öyleyse çocuğu bu ilk güne nasıl hazırlayabilir anne-babalar?</strong></p>
<p>Anne-babalar, önce çocuğa kaygı ve endişelerini sormalı. Onu dinledikten sonra korkularının çok normal olduğunu, sadece onun değil her çocuğun bu tür kaygılar yaşayabileceğini anlatıp, çocuğu okula gitmesi için cesaretlendirmeliler. Zaten bu adaptasyan döneminde kaygıları yüzünden ağlayan çocukların ailelerine bu sürede yanlarında olmaları için izin veriliyor. Yanlarına girsinler&#8230; Çocukları onları görsün. Güven gelsin. ‘Okuldayım, korkunç bir yerde değilim. Ailem de beni yalnız bırakmıyor’ diye hissetsin çocuklar.</p>
<p><strong>‘Bak Ali ağlıyor mu?’ diye kıyaslamayın</strong></p>
<p><strong>* Çocuk çok korkuyor, çok ağlıyorsa ne yapmak lazım?</strong></p>
<p>Çocuğu en iyi tanıyan anne-baba. Onun kaygısını geçirecek, korkularını, heyecanını, paniğini bastıracak olan da onlar&#8230; Tabii bunun için önce onların çok sakin olması gerekiyor. 6-7 yaşındaki bir çocuğun model aldığı kişi, anne ya da babasıdır. Onları panik halinde gören çocuk daha da panikler. Eğer anne-baba gayet soğukkanlı ve rahat bir şekilde okula hazırlıyorsa çocuğunu, sorun da olmayacaktır. Mesela bazı anne babalar vardır, ‘Aman evladım hırkanı, eteğini düzelt’ gibi davranışlar sergiler. Anne-babaların tepkilerini kontrol etmeleri lazım. Çünkü çocuk onlara bakıyor ve diyor ki, ‘Demek ki benim de böyle tepki vermem lazım.’ Ve o da panikliyor, kaygılanıyor ve ağlıyor. Bir de karşılaştırmalı bir tutum içinde olmamalı ebeveynler. Çocuklarını başkalarının çocuklarıyla kıyaslamamalı&#8230; ‘Bak Ahmet ağlıyor mu?’ ya da ‘Bak Ayşe ne kadar uslu duruyor, sen de uslu dur’ demek çocuklarda değersizlik, aşağılanmışlık, kendisini yetersiz hissetme gibi duyguların yer etmesine neden olur. ‘Ben değersizim, ailem onu daha çok beğeniyor’ gibi bir his baskın çıkabilir çocukta. Bu yüzden kesinlikle aşağılayıcı ve küçük düşürücü tarzda konuşulmamalıdır çocuklarla&#8230;</p>
<p><strong>‘Artık büyüdün’ deyip cesaretlendirin</strong></p>
<p><strong>* Peki bu ilk günde çocuğa söylenecek doğru cümleler neler olabilir?</strong></p>
<p>Her zaman için çocuğu birincil olarak desteklemesi gerekenler aileleridir. Çocuğa güven vermeliler. ‘Bak biz senin arkandayız, sana destek oluyoruz’ demeliler. Bu yüzden aileler sakin olsunlar. Çocukla birlikte okula gitsinler, birlikte olsunlar ve şunu söylesinler: ‘Bak ben kapıda seni bekliyorum. Yalnız değilsin!’ Olumlu örneklerle kendi okula başladıkları günden de bahsedebilirler. O günlerin güzel günler olduğunu, okulun güzel bir yer olduğunu, öğretmenlerin ona çok güzel şeyler öğreteceğini anlatabilirler. Sonra, ‘Bak artık yavaş yavaş büyüyorsun, artık senin de önünde kendi hayatın olacak. Bu ilk adım’ gibi cümleler kurabilirler. Aslında her anne-baba çocuğuyla farklı tarzlarda konuşur. Önemli olan yapılacak bu konuşmaların samimi, güven verici ve cesaretlendirici olmasıdır. ‘Bak büyüyorsun artık ama biz hep senin yanındayız. Bizden ayrı, yalnız olacaksın. Ama bu senin hayatın için önemli. Biz senin yanındayız. Seni seviyoruz. Yalnız kalmayacaksın’ demeliler ve bunu hissetirmeliler.</p>
<p><strong>Bir de ‘şunu ye, bunu ye’ baskısı yapmayın</strong></p>
<p><strong>* Çocuk üzerinde çok koruyucu olmak da problem olabilir değil mi?</strong></p>
<p>Tabii ki&#8230; Çocuğun kendine olan güveninin oluşabilmesi için kendine bir alan yaratması gerekir. Anne-baba her dakika onun yerine düşünür, onun yerine yapar ve onun hayatına karışırsa, o çocuk hayatta çok başarılı olamaz. Bu tür bir koruyuculuk başarı için yeterli olmadığı gibi, kişisel gelişim ve bir sonraki adımı nasıl atacağını bilememe, kararsızlık ve kişilikle ilgili çok anlamlı zararlar da verebilir çocuğa.</p>
<p><strong>* Peki o gün ne yemeli çocuk?</strong></p>
<p>‘Zihinleri açılsın diye ne yedirelim’ diye anne babalar da bu soruyu çok soruyor. Benim fikrim şu: Çocuklar rutinleri dışında farklı bir şey yemesinler. Çünkü, çocuğa her gün yediği gıda dışında başka birşey verirseniz bunun birtakım psikolojik etkileri olabilir. Karın ağrısı, kaşıntı yapabilir. Çocuğumun bugün ilk günü, bunu da yesin şunu da yesin demeyin. Çocuk kahvaltıs4nı yapsın, beslenme çantasında hergün ne olacaksa o gün de o olsun. </p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitimi/" title="Eğitimi" rel="tag">Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/korkusu/" title="korkusu" rel="tag">korkusu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikolojisi/" title="psikolojisi" rel="tag">psikolojisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri (02 Temmuz 2010)">Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-okul-korkusu-2/" title="Çocuklarda Okul Korkusu (30 Haziran 2010)">Çocuklarda Okul Korkusu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sizde-ya-da-anne-babanizda-yuksel-kolesterol-mu-vardi-o-zaman-cocuklarinizi-2-yasindan-itibaren-takibe-alin/" title="Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN (24 Aralık 2009)">Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-fobisini-yenme-formulleri/" title="Okul fobisini yenme formülleri (13 Ocak 2010)">Okul fobisini yenme formülleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikolojisini-biliyor-musunuz/" title="Çocuk psikolojisini biliyor musunuz? (07 Ocak 2010)">Çocuk psikolojisini biliyor musunuz?</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ilk-gunde-dogru-cevaplar-verin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendine Güvenen Çocuk Sağlıklı Yetişkin Oluyor!</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kendine-guvenen-cocuk-saglikli-yetiskin-oluyor/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kendine-guvenen-cocuk-saglikli-yetiskin-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 11:41:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[yemek yememe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4485</guid>
		<description><![CDATA[


Yaşamları üzerinde kontrol sahibi olduklarına inanan çocukların, yetişkinliklerinde beden sağlıkları daha iyi durumda bireyler oldukları belirlendi.














İçsel ve dışsal olarak ayrılan “kontrol odağı”, bireylerin kendileri ya da dışarıdaki olaylara etkileri olup olmadığı yönündeki inançlarını tanımlıyor. Yaşamları üzerinde etkileri olduğuna inananların kontrol odaklarının “içsel” olduğu, buna inanmayanların kontrol odaklarının ise “dışsal” olduğu belirtiliyor.Araştırmacılar, doğumlarından itibaren izlenen ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 233px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="525" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="525" height="88" valign="top">Yaşamları üzerinde kontrol sahibi olduklarına inanan çocukların, yetişkinliklerinde beden sağlıkları daha iyi durumda bireyler oldukları belirlendi.</td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="5" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="1" valign="top" background="img/cbk.gif"><img src="http://www.habercocuk.com/img/cbk.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="3"></td>
</tr>
<tr>
<td width="525" height="3"></td>
</tr>
<tr>
<td width="520" height="3"><span style="font-family: Tahoma;">İçsel ve dışsal olarak ayrılan “kontrol odağı”, bireylerin kendileri ya da dışarıdaki olaylara etkileri olup olmadığı yönündeki inançlarını tanımlıyor. Yaşamları üzerinde etkileri olduğuna inananların kontrol odaklarının “içsel” olduğu, buna inanmayanların kontrol odaklarının ise “dışsal” olduğu belirtiliyor.Araştırmacılar, doğumlarından itibaren izlenen ve 10 yaşında daha fazla içsel kontrol odağına sahip oldukları belirlenen 7 bin 500 İngiliz yetişkinin, 30 yaşlarında diğerlerine oranla daha az oranda “fazla kilolu ya da obez” olduklarını belirledi.</p>
<p>Genel olarak bu kişilerin büyük bölümü sağlık durumlarını daha “iyi” olarak tanımladılar ve daha düşük psikolojik stres seviyelerinde oldukları gözlemlendi. Araştırma ölçeklerine, çocukluk zeka seviyesi, eğitim ve aile geliri gibi faktörler katıldığında da içsel kontrol odağının gelişmiş olmasıyla sağlık durumu arasında sabit bir ilişki olduğu belirlendi.</p>
<p>Araştırmayı yöneten Dr. Catharine R. Gale, “Daha fazla içsel kontrol odağına sahip olan çocukların, yetişkinliklerinde daha sağlıklı olmalarının nedeninin, bu kişilerin kendi davranışlarının sonuçlarına etki edebilmek konusunda öz güvenlerinin daha fazla olması olduğunu” söyledi.</p>
<p>Dr. Gale, bu kişilerin ayrıca daha fazla öz saygı sahibi olduklarını ve bunun da “sağlıklı alışkanlıklar geliştirmelerine” etki etmiş olabileceğini kaydetti.</p>
<p>Araştırma kapsamında, 1970 doğumlu İngiliz kadın ve erkekler incelendi. Bu kişiler 10 yaşına geldiklerinde, kontrol odaklarının içsel mi dışsal mı olduğunu belirlemek üzere, “iyi not almalarında şansın etkili olup olmadığı” gibi sorular içeren bir testi cevapladılar. Kontrol odağı genellikle, kişiliğin doğal bir özelliği olarak ele alınıyor. Dr. Gale ise bu kişilik özelliğinin çocukluk dönemindeki deneyimler ve çocukların ebeveynleriyle ilişkilerinden etkilendiği yönünde kanıtlar olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Bağımsızlık yönünde çocuğu cesaretlendiren ve çocuğun “davranışları ve sonuçları arasındaki bağı” görmesine yardımcı olan ailelerin, kontrol odağının içsel olmasında etkili oldukları</p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-12.jpg" rel="lightbox[4485]"><img class="alignnone size-full wp-image-4486" title="Untitled-1" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-12.jpg" alt="" width="190" height="142" /></a></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/istahsizlik/" title="iştahsızlık" rel="tag">iştahsızlık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nedenleri/" title="nedenleri" rel="tag">nedenleri</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sagligi/" title="sağlığı" rel="tag">sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sebepleri/" title="sebepleri" rel="tag">sebepleri</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yemek-yememe/" title="yemek yememe" rel="tag">yemek yememe</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri (02 Temmuz 2010)">Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-psikiyatrisinde-uzman-yetersizligi/" title="Çocuk psikiyatrisinde uzman yetersizliği (13 Ocak 2010)">Çocuk psikiyatrisinde uzman yetersizliği</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-cinodan-yaratici-dans-dersleri/" title="Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri (21 Nisan 2010)">Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kendine-guvenen-cocuk-saglikli-yetiskin-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Beyaz Uğur Böceği</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kucuk-beyaz-ugur-bocegi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kucuk-beyaz-ugur-bocegi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 08:19:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4468</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye&#8217;nin dört bir yanına gidip  uğur böcekleriyle birlikte okullarda,Çocuk Esirgeme Kurumlarında  ücretsiz eğitimler veren Ömer Şerif İzgören şimdi çocuklar için bir  kitap yazdı.
Anlatacak hikâyeleri vardı. Büyürken fark etmeniz  gereken şeyler olduğunu biliyordu.
&#8216;Gidip de göremediğim çocuk kalmasın; kelimelerimle, hikâyelerimle  hepsine ulaşayım&#8217; dedi. Kitabı okurken kimlerle mi tanışacaksınız?  Gerçek Uğur Böcekleriyle. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/kck.jpg" rel="lightbox[4468]"><img class="alignnone size-full wp-image-4467" title="kck" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/kck.jpg" alt="" width="259" height="298" /></a></p>
<p>Türkiye&#8217;nin dört bir yanına gidip  uğur böcekleriyle birlikte okullarda,Çocuk Esirgeme Kurumlarında  ücretsiz eğitimler veren Ömer Şerif İzgören şimdi çocuklar için bir  kitap yazdı.</p>
<p>Anlatacak hikâyeleri vardı. Büyürken fark etmeniz  gereken şeyler olduğunu biliyordu.</p>
<p>&#8216;Gidip de göremediğim çocuk kalmasın; kelimelerimle, hikâyelerimle  hepsine ulaşayım&#8217; dedi. Kitabı okurken kimlerle mi tanışacaksınız?  Gerçek Uğur Böcekleriyle. Dilerseniz siz de Beyaz Uğur Böceği  olabilirsiniz. Nasıl mı?</p>
<p>Ömer Şerif İzgören&#8217;in önerdiği iyilikleri yaparak.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kucuk-beyaz-ugur-bocegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 06:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4447</guid>
		<description><![CDATA[





 




Okul öncesi dönemi çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli dönemdir. Okul öncesi  dönem çocuğun kişiliğinin temel yapısının oluşması açısından ayrı bir yere sahiptir. Çocuğun yaşamındaki insanlar arası ilişkilerin düzeyi, tepkileri, düşünceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya kötü huylar edinmesi bu dönemde belirlenmektedir.
Çocukların gelişimlerini desteklemek amacı ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="95%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong></strong></td>
</tr>
<tr>
<td> <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-11.jpg" rel="lightbox[4447]"><img class="alignnone size-full wp-image-4465" title="Untitled-1" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/Untitled-11.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>
<p>Okul öncesi dönemi çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli dönemdir. Okul öncesi  dönem çocuğun kişiliğinin temel yapısının oluşması açısından ayrı bir yere sahiptir. Çocuğun yaşamındaki insanlar arası ilişkilerin düzeyi, tepkileri, düşünceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya kötü huylar edinmesi bu dönemde belirlenmektedir.</p>
<p>Çocukların gelişimlerini desteklemek amacı ile uzman ekibimiz tarafından mesleki teknikler kullanarak çocuğa ve aileye yönelik psiko-sosyal destekli çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>*Kendi adına düşünebilmek ve karar verebilmek,<br />
*Kendine karşı gerçekçi bir güven duygusu içinde olmak,<br />
*Olumlu bir benlik değerini geliştirmiş olmak ve kendini sevmek,<br />
*Gerçekçi bir çevre algısına sahip olmak (Örnek: Çevreyi düşmanca algılamamak),<br />
*İletişim kurma ve geliştirme becerilerine sahip olmak,<br />
*İstek ve ihtiyaçlarını uygun bir yer ve zamana kadar erteleyebilmek,<br />
*Hataları ile yüzleşmekten kaçınmamak,<br />
*Ben merkezci duygu, düşünce, davranış biçimini aşmak (Örnek: Sadece kendi isteklerini gerçekleştirme doğrultusunda davranmamak),<br />
*Anlık ve tepkisel davranmak yerine duygu ve düşüncelerini muhakeme becerisini kullanarak ifade etmek,<br />
*Sosyalleşme ile ilgili donanmış olmak (Örnek: Sıra kavramı, paylaşma v.s. ),<br />
*Yaşına uygun sorumlulukları alabilmek.<br />
Çocuklarımızın bu özellikleri kazanıp gelecekte sağlıklı bireyler olabilmeleri için onlarla etkili bir iletişim kurmalı ve onların fiziksel, ruhsal ve zihinsel gereksinimleri karşılanmalıdır. Bu açıdan okul öncesi eğitim olanaklarından yararlanıp, çocuklarımıza nitelikli ve yeterli zaman ayırabilir, sevgimizle onlara güven kazandırabiliriz.</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/donem/" title="dönem" rel="tag">dönem</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/oncesi/" title="öncesi" rel="tag">öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ozellikleri/" title="Özellikleri" rel="tag">Özellikleri</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikolojisi/" title="psikolojisi" rel="tag">psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sagligi/" title="sağlığı" rel="tag">sağlığı</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donemde-ustun-veya-ozel-yetenekli-cocuklar-ve-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri (09 Aralık 2009)">Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-0-6-yas-ve-cocukluk-donemi-6-12-yas/" title="Okul Öncesi Dönem ( 0-6  YAŞ ) ve Çocukluk Dönemi ( 6-12  YAŞ) (04 Kasım 2009)">Okul Öncesi Dönem ( 0-6  YAŞ ) ve Çocukluk Dönemi ( 6-12  YAŞ)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/4-ulusal-cocuk-hokey-festivali/" title="4. Ulusal Çocuk Hokey Festivali (28 Mayıs 2010)">4. Ulusal Çocuk Hokey Festivali</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ilk-gunde-dogru-cevaplar-verin/" title="İlk günde doğru cevaplar verin! (09 Temmuz 2010)">İlk günde doğru cevaplar verin!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 07:26:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4438</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı, oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.
1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI
Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çokoyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir.
2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI
Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayaklarıolan insan çizebilirler. Yüz hatlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/4561.jpg" rel="lightbox[4438]"><img class="alignnone size-full wp-image-4463" title="456[1]" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/07/4561.jpg" alt="" width="199" height="202" /></a>Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı, oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.</p>
<p><strong>1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI</strong></p>
<p>Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çokoyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir.</p>
<p><strong>2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI</strong></p>
<p>Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayaklarıolan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir . Dört yaş çocuğu kollarıve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insanve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artıkyavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerdesayd amlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarındaçiziliyor olması gibi.</p>
<p><strong>RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞARASI</strong></p>
<p>Dört beş yaşlarındaki çocuklargenelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleriöğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde geneldekahvere ngi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengiseviyorsa, resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızırenkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe, sarı, turuncu gibi sıcak renkleri seçen çocuklar sevecen, uyumlu, işbirlikçidir. Siyah,mavi, yeşil, kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aileortamında yetişen iddiacı, çekingen, güçlükle kontrol edilen, uyumsuz, gerçekduygularını bastıran  çocukları temsil edebilir.</p>
<p><strong>3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI</strong></p>
<p>Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıklaanlaşılabilir. Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır.Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyleolan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleriağırlıktadır.</p>
<p><strong>4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI</strong></p>
<p>Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür.Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kızçocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiselererkek çocukları ise araba,gemi, uçakçizerler. Resimleri beğenmeme, aşırı hassasiyet ve kendini ifadegüçlüğü görülür.</p>
<p><strong>5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI</strong></p>
<p>Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerinorantılarını, boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır.Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar.</p>
<p><strong>ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN RESİMLERİ</strong></p>
<p>Resimlerde belirgin herhangi birkonu yoktur. Plansızdır. Yaşıtlarının resim özelliklerinden oldukça gerilikgösterir. Resim cılız ve ilkeldir. Çoğunlukla kağıda resim yerine çeşitlikaramalar yaparlar. Ayrıntılar bulunmaz. Örneğin insan resmi çiz dediğimizde sadecesınır belirten bir çizgi çizilir. Gözler, ağız, burun vs. çizilmez. Evçizdiğinde çatısı kapısı, bahçesi başka bir yere çizilir. Çocukta resimleriters çizme sıklıkla karşılaşılıyorsa öğrenme güçlüğü çekebileceğidüşünülebilir. Örneğin ağaçların ters çizilmesi gibi.</p>
<p><strong>ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN RESİMLERİ</strong></p>
<p>Üstün kabiliyetli kişi diğer insanlardan farklı düşünebilme davranabilmeka biliyetine sahiptir. Resimlerde dikkati çeken ortak özellikler kısaca,akranlarından üstün bir performans göstermeleri, farklı kavramlar arasındamantıklı ilişkiler kurabilmeleri, gelişmiş hayal gücü, çizilen figürlerinhareket halinde olabilmesi, renklerin genelde canlı olması kağıdın tamamınınkullanılması gibi&#8230;&#8230;</p>
<p>UNUTULMAMALIDI R Kİ<br />
Çok güzel resim yapan çocuk zekidir,zeki çocuklar güzel resim yaparlar DENİLEMEZ.</p>
<p><strong>ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİ YANSITAN RESİMLER</strong></p>
<p><strong>OKUL FOBİSİ </strong>: Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir.Okul ,öğrenci resmi çizmek istemezler. Ev ve evde mutlu çocuk resimleriçizerler. Resimler saydamdır.</p>
<p><strong>GÜVENSİZLİĞİ YANSITAN RESİMLER:</strong> Kağıdıntamamı kullanılmaz, boşluklar fazladır. Çizimler yarımdır. Küçük figürler çizmeve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler. İnsan figürlerinde el veayakların çizilmemiş olması güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü,iletişim eksikliğini, paylaşım azlığını, kendinden başka insanlarla birlikteolmama yı, bencilliği de ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindekiçizgiler daha çok silik ve kesik kesiktir.</p>
<p><strong>HİPERAKTİF ÇOCUKLARIN RESİMLERİ:</strong> Taşkınve çok renkli resim çizerler.Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercihederler ve resimleri hep yarım kalır. Çizdiklerinde ise resimleri çok büyükolur.</p>
<p><strong>CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI </strong>: Anneve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, evresimlerinde yatak odasının çizimi, etek giyen, çocuk emziren baba, ava gidensakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir.</p>
<p><strong>AİLEDE İLETİŞİM KOPUKLUĞU VE PROBLEMLERİN OLDUĞUNU İFADE EDEN RESİMLER</strong></p>
<p>Ailedeiletişim kopukluğu, aileyi konu alan resimlerde açıkça görülmektedir. Resimdeaile üyelerinin birinin veya birkaçının eksikliği.. ,(annenin,babanın,kardeşlerin,aile içinde yaşayan diğer fertlerin hala, amca,dede, ninenin  çizilmemiş olması ) Aile fertlerini çizmeyi ret etmesi,ebeveyn figürlerinin olmaması parçalanmış aileyi, sevgi eksikliğini, anne babave çocukların arasına nesnelerin yerleştirilmesi, aile bireylerinin arasınaköprü, gökdelen evler, yol, ırmak, ağaçların çizilmesi,iletişim problemlerinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.<br />
Anne babanın çok büyük çocuğun çok küçük veya anne babadan birinin büyükdiğerinin küçük çizilmiş olması, ailede baskıyı, aile fertleri arasındaproblemin olduğunu, baskıcı ve otoriter tutumu, anne babanın çok abartılıçizimi onlara duyulan hayranlığı da temsil edebilir.<br />
Resimde küçük kardeşin anne babanın elinden tutuyor olması ve diğer çocuğun çokuzaklarda çizilmesi veya hiç çizilmemiş olması, sevgi yoksunluğunu, kardeşkıskançlığını, kendisini yok saydığını, iç çatışmaların bir göstergesiolabileceği düşünülebilir.</p>
<p><strong>RESİMLERDEKİ FİGÜRLERİN ANLAMLARI İNSAN FİGÜRÜNDEKİ KISIMLARIN ANLAMLARI</strong></p>
<p>Büyükveya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder.<br />
Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması, endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.<br />
Kolların abartılı çizimi, aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, kollarınçizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,<br />
Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemini, ağzın çizilmemesiiletişim problemlerini. &#8230;<br />
Gözlerin büyük çizimi merakı, boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görmeproblemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini. ..<br />
Burunun abartılı çizimi astım, bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerinol duğunu&#8230; burunun çizilmemesi güç savaşını, güçsüzlüğü, desteksizliği..<br />
Kulakların normalinden farklı, büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlıproblemlerin olduğunu&#8230;.<br />
Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı, şiddeti, çalma eylemlerini, çok küçükçizilmesi ise güvensizliği, çevreye uyum güçlüğünü &#8230;.<br />
Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni, küçük çizilmesi ise güvensizliğive yardımsızlığı,<br />
cinsel organların çizimi saldırganlığı, aşırı endişeyi ve anne babayı çıplakgörmüş olmayı temsil etmektedir.</p>
<p>http://akillibebek.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/makale/" title="makale" rel="tag">makale</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikoloji/" title="psikoloji" rel="tag">psikoloji</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/resim/" title="Resim" rel="tag">Resim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/15-3-yas-arasi-yillarin-insan-hayatindaki-onemi/" title="1,5- 3 YAŞ ARASI YILLARIN İNSAN HAYATINDAKİ ÖNEMİ (17 Mayıs 2010)">1,5- 3 YAŞ ARASI YILLARIN İNSAN HAYATINDAKİ ÖNEMİ</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/0-1-yas-arasi-cocuklarda-cinsel-gelisim/" title="0-1 Yaş Arası Çocuklarda Cinsel Gelişim (24 Haziran 2010)">0-1 Yaş Arası Çocuklarda Cinsel Gelişim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Okul Korkusu</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-okul-korkusu-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-okul-korkusu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 08:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4434</guid>
		<description><![CDATA[TANIM:
Çocuklar için korku da diğer duygular gibi  normal yaşamın bir parçasıdır. Çocukların korkularını ifade edebilmeleri olumlu ve sağlıklı büyümelerini sağlar. Normal korkular çocuğun çevresine uyum sağlamasının ve kaygılarla başetmesinin bir yoludur. Diğer bir ifadeyle çocukların güvende olmalarını sağlamada korkunun da rolü vardır.
Çocuğun uyum sağlamasını engelleyen korkular da vardır ki bunlardan biri de okul korkusudur. Okul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/04501.jpg" rel="lightbox[4434]"><img class="alignnone size-full wp-image-4460" title="0450[1]" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/04501.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>TANIM:</p>
<p>Çocuklar için korku da diğer duygular gibi  normal yaşamın bir parçasıdır. Çocukların korkularını ifade edebilmeleri olumlu ve sağlıklı büyümelerini sağlar. Normal korkular çocuğun çevresine uyum sağlamasının ve kaygılarla başetmesinin bir yoludur. Diğer bir ifadeyle çocukların güvende olmalarını sağlamada korkunun da rolü vardır.</p>
<p>Çocuğun uyum sağlamasını engelleyen korkular da vardır ki bunlardan biri de okul korkusudur. Okul korkusunun her çocukta rastlanan bir durum olduğu söylenemez. Ancak ortaya çıkması halinde çocuğun akademik yaşantısını alt üst edebilir, ana babayı çaresiz kılabilir.</p>
<p>ÖZELLİKLER :</p>
<ul>
<li>Okul korkusu olan çocuk, okulu sever ve okula gitmeyi başarırsa örnek bir öğrenci olabilir.</li>
<li>Bu çocuklar genelde aile bireyleri dışındaki yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler ve utangaçtırlar.</li>
<li>Okul korkusu geliştiren çocuklar genellikle başarı kaygısı olan uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen, ailesine bağımlı çocuklardır.</li>
<li>Okula giden çocukların yaklaşık %2 ‘sinde görülür.</li>
<li>Yanlarında anne yada babası olmadan sınıfa girmek istemezler.</li>
<li>Evde kaldıkları sürece mutludurlar.</li>
<li>Arkadaş ilişkilerinde ve sosyal faaliyetlerde etkindirler.</li>
<li>Liseye giden ergende de görülebilir ancak belirtiler ilkokula başlayan çocuktaki kadar kuvvetli ve zorlu değildir. Yaş büyüdükçe görülme sıklığı azalmaktaysa da tedavi güçleşmektedir.</li>
<li>Okul korkusu okuldan kaçma ve okul fobisi ile karıştırılabilmekte, bazen bu üçünü birbirinden ayırmak güç olabilmektedir. Ancak aslında hem belirtiler hem de davranışı ortaya çıkartan etkenler farklıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Okuldan kaçmada</strong>, okul korkusu yoktur, bedensel yakınmalar çok seyrek görülür, saldırgan davranışlar ve umursamazlık vardır. Disiplin sorunu çok fazladır. Öğrenme ve başarı motivasyonu genellikle düşüktür. Zeka normal ya da normalin altındadır. Evde çocuğa karşı ilgi azdır ve sevgisiz bir ortam vardır. Çocuğun okula gitmediğinden anne babasının bilgisi yoktur. Çünkü okula gitmediği zaman genellikle evde kalmaz.</p>
<p><strong>Okul fobisinde</strong>, çocukta çeşitli derecelerde psiko-somatik belirtiler görülür. Bunlar; mide bulantısı, karın ağrısı, kusma, baş dönmesi şeklindeki bedensel yakınmalardır. Bu yakınmalar, sabahları okula gitmeden önce  yada pazar akşamları görülür. Okula gitmeyeceği söylenince tüm yakınmalar biter. Bununla birlikte bazı araştırmalar fobiyle birlikte depresyon, psikotik gelişme ya da zorlamalı nevrozlar gibi psikolojik bozukluklarda ortaya çıkabildiğini göstermektedir. Okulda disiplin sorunu yoktur. Öğrenme ve başarı motivasyonu genellikle yüksektir. Zeka normal ya da normalin üstündedir.</p>
<p>NEDENLER:</p>
<h4>Ailevi Nedenler</h4>
<ul>
<li>Asıl korkulan şey okul değil evden, anneden ayrılmaktır,</li>
<li>Aile bireylerinin birbirlerine aşırı bağlı ve çoğu zaman bağımlı olması,</li>
<li>Anne ve babanın çocuğun kendilerine bağlı yada bağımlı kalmasını istemesi,</li>
<li>Anne babanın kendilerine ve çocuklarına bir şey olacağı konusunda yoğun kaygı duyması,</li>
<li>Çocuğun, anne yada babasının yokluğunda kendisine yada anne babasına bir şey olacağından korkması,</li>
<li>Boşanma,  anne veya babanın başka biriyle evlenmesi veya maddi sorunlardan kaynaklanan stresli bir ev yaşamı,</li>
<li>Çocuğun yeni bir kardeşin doğması, taşınma, hastalık, yakın birinin ölümü gibi bir stres faktörünün olması.</li>
</ul>
<p>Okula Bağlı Nedenler</p>
<ul>
<li>Duyarsız, sürekli emir veren bir öğretmen yada başka bir okul personeli,</li>
<li>Uygun olmayan bir sınıf içi yerleştirme, özellikle de çocuğunuzun fazla tehditkar bulduğu bir yere oturtulması,</li>
<li>Teneffüs, sesli okuma, sınıf önünde ders anlatma, beden eğitimi gibi etkinliklerden korkup, gerçekleştirmede güçlük çekmesine rağmen bunları yapması için zorlanması,</li>
<li>Okulda ya da okul yolunda fiziksel olarak tehdit edici bir yerin yada birilerinin olması,</li>
<li>Ahlaki düzeyin çok düşük olduğu, şiddetin ve belirsizliğin hüküm sürdüğü kötü bir okul ortamı,</li>
<li>Okulda hırpalanmasına, reddedilmesine veya kavga etmesine yol açacak bir sosyal beceri eksikliği.</li>
</ul>
<p>BELİRTİLER:</p>
<ul>
<li>Heves ve enerji kaybı oluşmaya başlamışsa,</li>
<li>Alıngan ve sinirli olma halinde artış görülüyorsa,</li>
<li>İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk varsa,</li>
<li>Okul etkinliklerine karşı pasif, içe kapanık ve utangaç davranıyorsa,</li>
<li>Okulda ve evde daha çok nedensiz ağlamaya, kavga etmeye ve dikkat çekmeye çalışmaya başladıysa,</li>
<li>Evde kalmak ve okul ödevlerini kaçırmak arasında seçim yapamayıp aşırı kaygılı olduysa,</li>
<li>Sık sık hasta olmadığı halde baş veya karın ağrısı bahane ederek şikayet ediyorsa,</li>
<li>Okula giderken ağlama, hastalanma ya da okula gitmeyi istememe davranışları geliştiriyor ve evde kalmasına izin verilince bunlar birdenbire kayboluyorsa,</li>
<li>Bir seferde günlerce okula gitmediği oluyorsa,</li>
<li>Okula gitmediği için suçluluk duymuyorsa,</li>
<li>Okula devam ettiği zamanlarda iyi bir öğrenci olabiliyorsa okul korkusundan şüphelenilebilir.</li>
</ul>
<p>ÖNERİLER:</p>
<p><strong>Anne Babaya Öneriler:</strong></p>
<ul>
<li>Okula gitme konusunda ödün verilmemeli, mutlaka okula gitmesi sağlanmalıdır. Bu çözümün yarısıdır.</li>
<li>Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin  kararlı ve tutarlı olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı aksaklıklara yol açacağını anlatmaya çalışılmalıdır.</li>
<li>Çocuğun kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.</li>
<li>Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemelidir.</li>
<li>Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilebilir.</li>
<li>Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatıp, onunla gününün nasıl geçtiği hakkında konuşmak her ikinizi de  rahatlatabilir.</li>
<li>Çocuğa okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya birde derslerden geri kalmış olmanın korkusunun ekleneceği söylenmelidir.</li>
<li>Çocuğun endişeleri, duyguları  üzerinde  konuşmak, hem sıkıntısını paylaşmasını hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlar.</li>
<li>Bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisiyle aynı durumda olan başka çocuklarında olduğu anlatılabilir.</li>
<li>Boş zaman ve oyun becerileri kazandırarak anne babaya bağımlılık azaltılabilir.</li>
<li>Arkadaş toplantıları düzenleyerek, sosyal beceriler kazanmasına fırsat tanınabilir.</li>
<li>Anne babanın beklenti düzeyini gerçekçi kılıp çocuğa zaman tanıması korkuyu yenmesini kolaylaştırabilir.</li>
<li>Çocuğun okulda kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır</li>
<li>Kaygısı anlayışla karşılanmalı naz, numara yapıyorsun gibi şeyler söylenmemelidir. Çünkü çocuk gerçekten kaygı duymaktadır.</li>
<li>Okulda çocuğun ilgisini çekecek sınıf içi aktiviteler çoğaltılabilir.</li>
<li>Çocuk sınıf içi  çalışmalara  katılmaya zorlamaktan kaçınılmalı, başlangıçta kolaylıkla üstesinden gelebileceği görevleri alması için yüreklendirilmelidir.</li>
<li>Özendirme girişimleriyle birlikte gerekirse önce bir saat, sonra yarım gün ve sonunda tam gün okula gelmesi sağlanabilir.</li>
<li>Annelerinde okula gelmeleri ve çocuk kendini rahat hissedinceye kadar kısa bir süre sınıfta oturmaları sağlanabilir.</li>
<li>Çocuk okuldan uzak kalmamalıdır, sınıfa girmiyorsa bile belli bir süre öğretmen odasında ya da okul bahçesinde durabilir.</li>
<li>Okullar anne ve babaları eğiterek okulda yeterli bakım ve eğitim olmadığı yolundaki inancı yok edip, aşırı koruyucu tavırlarından kurtulmalarını kolaylaştırılabilir. Bu inanç kaybolursa  otomatik olarak çocuklarda rahatlayacak ve okula başlamadan önce başlayan kaygılı konuşmalardan etkilenmeyeceklerdir.</li>
</ul>
<h3>Öğretmene Öneriler</h3>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/korkusu/" title="korkusu" rel="tag">korkusu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ilk-gunde-dogru-cevaplar-verin/" title="İlk günde doğru cevaplar verin! (09 Temmuz 2010)">İlk günde doğru cevaplar verin!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri (02 Temmuz 2010)">Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-fobisini-yenme-formulleri/" title="Okul fobisini yenme formülleri (13 Ocak 2010)">Okul fobisini yenme formülleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/4-ulusal-cocuk-hokey-festivali/" title="4. Ulusal Çocuk Hokey Festivali (28 Mayıs 2010)">4. Ulusal Çocuk Hokey Festivali</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-okul-korkusu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı büyüme ve gelişim için: D vitamini!!</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/saglikli-buyume-ve-gelisim-icin-d-vitamini/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/saglikli-buyume-ve-gelisim-icin-d-vitamini/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 08:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[d]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4424</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaya geldiğimizde kemik sistemimizde var olan irili ufaklı yaklaşık 300 kemikten bazıları birbiriyle kaynaşır. Bunun sonucunda erişkin bir insan vücudu çeşitli şekil ve boyutlarda 206 kemik içerir. Kemik büyümesi ve gelişmesi ana rahmindeki ilk haftalardan başlayarak bütün çocukluk boyunca devam etmekte ve kız çocuklarında 15-16 yaşlarına kadar, erkek çocuklarında ise 17-18 yaşlarına kadar sürmektedir. Kemik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/boy-uzatma-1.jpg" rel="lightbox[4424]"><img class="alignnone size-full wp-image-4458" title="boy-uzatma-[1]" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/boy-uzatma-1.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Dünyaya geldiğimizde kemik sistemimizde var olan irili ufaklı yaklaşık 300 kemikten bazıları birbiriyle kaynaşır. Bunun sonucunda erişkin bir insan vücudu çeşitli şekil ve boyutlarda 206 kemik içerir. Kemik büyümesi ve gelişmesi ana rahmindeki ilk haftalardan başlayarak bütün çocukluk boyunca devam etmekte ve kız çocuklarında 15-16 yaşlarına kadar, erkek çocuklarında ise 17-18 yaşlarına kadar sürmektedir. Kemik, büyüyen ve sürekli olarak kendini yenileyen bir dokudur. Kemiğin eski hücreleri aralıksız olarak atılmakta (resorpsiyon), yerlerine yenileri üretilmektedir. Çocukluk döneminde bu kemik yapılarının yenilenmesi özellikle yoğundur.</p>
<p>Bir yıl içinde çocuğun kemik dokusunun %50’si ila %100’ü yenilenmektedir. Bu oran erişkinlerde %5 ila %10 arasındadır. Yani, her 1-2 yılda bir çocuğunuzun iskeleti tamamıyla yenilenmektedir. Bu süreç, ana rahminde başlayıp yaklaşık 20 yaşına kadar devam etmektedir. Çocuğun sağlıklı gelişimi ve kemiklerinin güçlenmesi için besinlerindeki kalsiyum içeriği büyük önem taşımaktadır. Kalsiyum her şeyden önce kemiklerimizin ve dişlerimizin temel yapı maddesidir. Vücudumuzdaki kalsiyumun %99’u kemiklerimizde bulunmaktadır. Geri kalan %1’i de daha az önemli değildir. Bu %1’lik kalsiyum, bütün hücrelerin, organların ve sistemlerin doğru çalışması için önemli bir rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Kalsiyum Şart</strong></p>
<p>İnsan bünyesi yaşamsal birçok fonksiyonunu yerine getirebilmek için kalsiyuma ihtiyaç duymaktadır. Gerekli kalsiyum ihtiyacı sağlanmadığında da, bu ihtiyacını kemiklerden alacağı kalsiyumla karşılamaktadır. Bu nedenle de kemikler git gide daha zayıf düşmektedir. Vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum, besin yoluyla karşılandığında kemik dokusundan kalsiyum almak zorunda kalmayacak, gelişimi için gerekli olan bu yapı maddesini besinlerden alacaktır. Bu, çocuklarda ve gençlerde kemiklerin büyüyüp sertleşmesi nedeniyle, kemik oluşumunda büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kemik kitlesinin beslenme ile ilişkisi için de en önemlisi beslenme yoluyla alınan kalsiyum oranıdır. Kalsiyum her şeyden önce süt ürünlerinde, bakliyat ve kurutulmuş meyvelerde bulunmaktadır. Ayrıca güneş ışınları da kemik gelişimi için çok önemlidir. Bu nedenle açık havada bol egzersiz yapmak da sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Geri kalan ürün gruplarının yok denecek kadar az tüketilmesi nedeniyle süt ürünleri kalsiyum alımında en önemli rolü oynamaktadır. Kalsiyum ihtiyacı yaşa göre değişmektedir ve çocuklarda günlük ihtiyaç, 800-1200 mg’dır. Fakat yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, Türkiye’de her iki çocuktan biri Kalsiyum eksikliği problemiyle karşı karşıyadır.</p>
<p><strong>Raşitizm</strong></p>
<p>Çocukta kemiklerin doğru büyümesi ise yalnızca kalsiyum ve D vitamininin birarada verilmesi ile sağlanabilmektedir. D vitamini, yağlarda eriyen ve insan bünyesine iki kaynaktan alınan bir vitamindir: Alınan besinlerden ve güneş ışınlarının etkisi altında gerçekleşen dermatolojik sentez olayından karşılanmaktadır. D vitamini, kalsiyumun kemiklerde doğru yerleşmesi ve kalsiyumun görevini yerine getirmesini sağlamaktadır. D vitamini, vücutta kalsiyumun emilimini artırmakta, kemiklerde bu kalsiyumun özümsenmesini kolaylaştırarak, doğru, sağlıklı büyüme ve gelişme sağlamaktadır.</p>
<p>Kalsiyum ve D vitamini eksikliğinde, toplumun genelinde çocuklarda riketse (raşitizm) ve erişkinde osteomalaziye gibi hastalıklarla karşılaşılmaktadır. D vitamini eksikliği, alınan kalsiyumun bağırsaklarda emilimini azaltmakta ve zaten var olan eksik alımını daha da eksiltmektedir. Buna paralel olarak çocuk diyetlerinde besinlerle kullanılan katkılardan alınmakta olan fosforun yüksek olması bu bileşenlerin plazma içinde ve hücre dışı sulardaki bozuk orantılı olmasına yol açmakta, bunu da kalsiyum ve fosfor homeostazı bozuklukları, kemik oluşumu bozuklukları takip etmekte, yoğun büyüme döneminde kemik gelişimine olumsuz etkileri olmaktadır.</p>
<p><strong>Yeterli Alınmazsa</strong></p>
<p>Uzun süreli D vitamini eksikliği, sonunda kemik zayıflığına yol açabilmektedir. İlk üç yaş içindeki çocuklarda bu durum, kemik deformasyonlarına, özellikle de uzun kemiklerin deformasyonuna neden olmaktadır. Yoğun büyüme çağındaki çocuklarda ve gençlerde alınan besin içindeki kalsiyum içeriğinin düşük olması yanında D vitamini eksikliği, sınırlı boy uzamalarına, kemik mineralizasyon oranının düşmesine ve sonunda genetik potansiyelin tam olarak kullanılması imkanından faydalanamama, kemik kitlesinin maksimum değere ulaşamaması gibi sonuçlar doğurmaktadır. Kemik kitlesinin düşük maksimum değeri ileride involsif osteoporoz (kemik kitlesinin azalması ve kemiğin mikro mimarisinin bozulması sonucu kemiklerin kırılganlığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet bozukluğu) gelişimi için en önemli etmenlerden biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Günlük beslenme sırasında yeterli miktarda kalsiyum alınmadığı takdirde, kemiklerimizdeki kalsiyum zamanla, özellikle de 50 yaşından sonra azalmaktadır. Kemik kütle kaybı; kadınlarda %45, erkeklerde %15-20’yi bulabilmektedir. D vitamini eksikliği halinde kalsiyum emilim randımanı, %30-35’ten %15’in altına düşmektedir.</p>
<p>Çocuklar tarafından D vitaminiyle zenginleştirilmiş besinler, bebeklik döneminde anne sütüyle birlikte ek gıdalara geçildiği dönemden itibaren alınmalıdır. D vitaminiyle zenginleştirilmiş besinler, aşırı doz riskini beraberinde getirmez, çünkü besinler deride sentezi yapılan D vitamininden farklı yapıda güvenli vitamin miktarları içermektedir. Vücudumuz deri sentezi ile alınan D vitamininin aşırı dozlarından da otomatik olarak kendini korumaktadır. Güneş ışınları, ihtiyaç fazlası D3 vitamininin oluşumuna neden olmaz ve böylece zehirli doz birikimi önlenmiş olur.</p>
<p><strong>Acıbadem Sağlık Grubu Medikal Direktörü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Metin Çakmakçı</strong>Dünyaya geldiğimizde kemik sistemimizde var olan irili ufaklı yaklaşık 300 kemikten bazıları birbiriyle kaynaşır. Bunun sonucunda erişkin bir insan vücudu çeşitli şekil ve boyutlarda 206 kemik içerir. Kemik büyümesi ve gelişmesi ana rahmindeki ilk haftalardan başlayarak bütün çocukluk boyunca devam etmekte ve kız çocuklarında 15-16 yaşlarına kadar, erkek çocuklarında ise 17-18 yaşlarına kadar sürmektedir. Kemik, büyüyen ve sürekli olarak kendini yenileyen bir dokudur. Kemiğin eski hücreleri aralıksız olarak atılmakta (resorpsiyon), yerlerine yenileri üretilmektedir. Çocukluk döneminde bu kemik yapılarının yenilenmesi özellikle yoğundur.</p>
<p>Bir yıl içinde çocuğun kemik dokusunun %50’si ila %100’ü yenilenmektedir. Bu oran erişkinlerde %5 ila %10 arasındadır. Yani, her 1-2 yılda bir çocuğunuzun iskeleti tamamıyla yenilenmektedir. Bu süreç, ana rahminde başlayıp yaklaşık 20 yaşına kadar devam etmektedir. Çocuğun sağlıklı gelişimi ve kemiklerinin güçlenmesi için besinlerindeki kalsiyum içeriği büyük önem taşımaktadır. Kalsiyum her şeyden önce kemiklerimizin ve dişlerimizin temel yapı maddesidir. Vücudumuzdaki kalsiyumun %99’u kemiklerimizde bulunmaktadır. Geri kalan %1’i de daha az önemli değildir. Bu %1’lik kalsiyum, bütün hücrelerin, organların ve sistemlerin doğru çalışması için önemli bir rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Kalsiyum Şart</strong></p>
<p>İnsan bünyesi yaşamsal birçok fonksiyonunu yerine getirebilmek için kalsiyuma ihtiyaç duymaktadır. Gerekli kalsiyum ihtiyacı sağlanmadığında da, bu ihtiyacını kemiklerden alacağı kalsiyumla karşılamaktadır. Bu nedenle de kemikler git gide daha zayıf düşmektedir. Vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum, besin yoluyla karşılandığında kemik dokusundan kalsiyum almak zorunda kalmayacak, gelişimi için gerekli olan bu yapı maddesini besinlerden alacaktır. Bu, çocuklarda ve gençlerde kemiklerin büyüyüp sertleşmesi nedeniyle, kemik oluşumunda büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kemik kitlesinin beslenme ile ilişkisi için de en önemlisi beslenme yoluyla alınan kalsiyum oranıdır. Kalsiyum her şeyden önce süt ürünlerinde, bakliyat ve kurutulmuş meyvelerde bulunmaktadır. Ayrıca güneş ışınları da kemik gelişimi için çok önemlidir. Bu nedenle açık havada bol egzersiz yapmak da sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Geri kalan ürün gruplarının yok denecek kadar az tüketilmesi nedeniyle süt ürünleri kalsiyum alımında en önemli rolü oynamaktadır. Kalsiyum ihtiyacı yaşa göre değişmektedir ve çocuklarda günlük ihtiyaç, 800-1200 mg’dır. Fakat yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, Türkiye’de her iki çocuktan biri Kalsiyum eksikliği problemiyle karşı karşıyadır.</p>
<p><strong>Raşitizm</strong></p>
<p>Çocukta kemiklerin doğru büyümesi ise yalnızca kalsiyum ve D vitamininin birarada verilmesi ile sağlanabilmektedir. D vitamini, yağlarda eriyen ve insan bünyesine iki kaynaktan alınan bir vitamindir: Alınan besinlerden ve güneş ışınlarının etkisi altında gerçekleşen dermatolojik sentez olayından karşılanmaktadır. D vitamini, kalsiyumun kemiklerde doğru yerleşmesi ve kalsiyumun görevini yerine getirmesini sağlamaktadır. D vitamini, vücutta kalsiyumun emilimini artırmakta, kemiklerde bu kalsiyumun özümsenmesini kolaylaştırarak, doğru, sağlıklı büyüme ve gelişme sağlamaktadır.</p>
<p>Kalsiyum ve D vitamini eksikliğinde, toplumun genelinde çocuklarda riketse (raşitizm) ve erişkinde osteomalaziye gibi hastalıklarla karşılaşılmaktadır. D vitamini eksikliği, alınan kalsiyumun bağırsaklarda emilimini azaltmakta ve zaten var olan eksik alımını daha da eksiltmektedir. Buna paralel olarak çocuk diyetlerinde besinlerle kullanılan katkılardan alınmakta olan fosforun yüksek olması bu bileşenlerin plazma içinde ve hücre dışı sulardaki bozuk orantılı olmasına yol açmakta, bunu da kalsiyum ve fosfor homeostazı bozuklukları, kemik oluşumu bozuklukları takip etmekte, yoğun büyüme döneminde kemik gelişimine olumsuz etkileri olmaktadır.</p>
<p><strong>Yeterli Alınmazsa</strong></p>
<p>Uzun süreli D vitamini eksikliği, sonunda kemik zayıflığına yol açabilmektedir. İlk üç yaş içindeki çocuklarda bu durum, kemik deformasyonlarına, özellikle de uzun kemiklerin deformasyonuna neden olmaktadır. Yoğun büyüme çağındaki çocuklarda ve gençlerde alınan besin içindeki kalsiyum içeriğinin düşük olması yanında D vitamini eksikliği, sınırlı boy uzamalarına, kemik mineralizasyon oranının düşmesine ve sonunda genetik potansiyelin tam olarak kullanılması imkanından faydalanamama, kemik kitlesinin maksimum değere ulaşamaması gibi sonuçlar doğurmaktadır. Kemik kitlesinin düşük maksimum değeri ileride involsif osteoporoz (kemik kitlesinin azalması ve kemiğin mikro mimarisinin bozulması sonucu kemiklerin kırılganlığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet bozukluğu) gelişimi için en önemli etmenlerden biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Günlük beslenme sırasında yeterli miktarda kalsiyum alınmadığı takdirde, kemiklerimizdeki kalsiyum zamanla, özellikle de 50 yaşından sonra azalmaktadır. Kemik kütle kaybı; kadınlarda %45, erkeklerde %15-20’yi bulabilmektedir. D vitamini eksikliği halinde kalsiyum emilim randımanı, %30-35’ten %15’in altına düşmektedir.</p>
<p>Çocuklar tarafından D vitaminiyle zenginleştirilmiş besinler, bebeklik döneminde anne sütüyle birlikte ek gıdalara geçildiği dönemden itibaren alınmalıdır. D vitaminiyle zenginleştirilmiş besinler, aşırı doz riskini beraberinde getirmez, çünkü besinler deride sentezi yapılan D vitamininden farklı yapıda güvenli vitamin miktarları içermektedir. Vücudumuz deri sentezi ile alınan D vitamininin aşırı dozlarından da otomatik olarak kendini korumaktadır. Güneş ışınları, ihtiyaç fazlası D3 vitamininin oluşumuna neden olmaz ve böylece zehirli doz birikimi önlenmiş olur.</p>
<p><strong>Acıbadem Sağlık Grubu Medikal Direktörü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Metin Çakmakçı</strong></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/buyume/" title="büyüme" rel="tag">büyüme</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/d/" title="d" rel="tag">d</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kemik/" title="kemik" rel="tag">kemik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/saglik/" title="sağlık" rel="tag">sağlık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/vitamin/" title="vitamin" rel="tag">vitamin</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-denver-ii-gttnin-onemi/" title="Çocuk Gelişiminde Denver II GTT&#8217;nin Önemi (18 Haziran 2010)">Çocuk Gelişiminde Denver II GTT&#8217;nin Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocukta-dil-becerileri-neden-onemli/" title="Çocukta dil becerileri neden önemli? (05 Ocak 2010)">Çocukta dil becerileri neden önemli?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/saglikli-buyume-ve-gelisim-icin-d-vitamini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğun Normal Gelişimi ve Gelişimin Aşamaları</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 07:41:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aşamları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4421</guid>
		<description><![CDATA[PSİKOMOTOR GELİŞİM BASAMAKLARI
Motor gelişim
Dil gelişimi
Sosyal ve kişilik gelişim
Çocuk gelişiminde genel bilgiler ve özellikler
2-  NORMAL BOY VE KİLO GELİŞİM AŞAMALARI
Kız çocuklarda normal boy gelişimi
Kız çocuklarda normal kilo gelişimi
Erkek çocuklarda normal boy gelişimi
Erkek çocuklarda normal kilo gelişimi
3 &#8211; SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ
MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ
İlk üç ay içinde
Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir, kucağa alındığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/5_yas_gelisim1.jpg" rel="lightbox[4421]"><img class="alignnone size-full wp-image-4456" title="5_yas_gelisim" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/5_yas_gelisim1.jpg" alt="" width="240" height="250" /></a>PSİKOMOTOR GELİŞİM BASAMAKLARI</p>
<p>Motor gelişim<br />
Dil gelişimi<br />
Sosyal ve kişilik gelişim<br />
Çocuk gelişiminde genel bilgiler ve özellikler<br />
2-  NORMAL BOY VE KİLO GELİŞİM AŞAMALARI</p>
<p>Kız çocuklarda normal boy gelişimi<br />
Kız çocuklarda normal kilo gelişimi<br />
Erkek çocuklarda normal boy gelişimi<br />
Erkek çocuklarda normal kilo gelişimi<br />
3 &#8211; SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ</p>
<p>MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ</p>
<p>İlk üç ay içinde</p>
<p>Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir, kucağa alındığında kafasını dik tutabilir, yüz üstü yatarken kafasını bir miktar yukarı kaldırabilir ve yanlara çevirmeye çalışır, kollarını hareket ettirebilir, ellerini yumruk haline getirebilir.</p>
<p>Üç altı ay arasında</p>
<p>Nesne ve oyuncakları yakalamaya çalışır onlara uzanmaya çalışır, eline aldığı nesneleri ağzına götürmeye çalışır, hoşuna giden nesnelere uzanmaya çalışır. Kafasını yüz üstü yatarken tam dik kaldırabilir. Kafasını tutabilir.</p>
<p>Altı oniki ay arası</p>
<p>Oturabilir, emekleyabilir, tutunarak ayağa kalkabilir, 12. ayın sonuna doğru ayakta çok kısa süreli durabilir, ayakta tutulduğunda ayaklarını hareket ettirir, ufak eşyaları ve oyuncakları iterek yuvarlayabilir, elleri arasında oyuncak geçişi yapabilir, sırt üstü yatarken düz dönebilir, işaret parmağı ile nesneleri gösterebilir.</p>
<p>Oniki onsekiz ay arası</p>
<p>Yürür, elinden tutulduğunda merdiven tırmanır, ayakta iken çömelebilir, ayağı ile topa vurabilir, yere doğru eğilir, destekle zıplayabilir, kaşığı rahatlıkla tutabilir.</p>
<p>Onsekiz yimidört ay arası</p>
<p>Kapıyı açabilir, kendi başına merdivenden inip çıkabilir, bir elini daha çok kullanmaya başlar, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).</p>
<p>İki üç yaş arası</p>
<p>Düşmeden koşabilir, bazı çizgileri taklit eder, merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir, düğmesini açabilir, üç tekerlekli bisikleti sürebilir, tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir, bir bardak suyu taşıyabilir, yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer, rahatlıkla çömelip kalkabilir, geri geri yürüyebilir.</p>
<p>Üç dört yaş arası</p>
<p>Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir, ayakkabısını giyer, kendini doyurabilir, düz çizgi çizebilir, tek başına dolaşmaya çalışır, çift ayakla 40 cm sıçrayabilir, öne takla atabilir, yardımsız kaydıraktan kayabilir, çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir, 40-50 cm den aşağı atlayabilir, tek ayakla sıçrayabilir, dans etme müzik ile beraber tempo tutma, zıplayan topu eli ile tutma, kağıttaki şekilleri boyar, 3-4 renk eşleştirebilir, aynı kartları eşleştirebilir, bazı harfleri eşleştirebilir, artı eksi yapabilir.</p>
<p>Dört altı yaş arası</p>
<p>Makasla kağıtları kesebilir, bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir, öğretilirse adını yazabilir, sek sek oynayabilir, üçgen ve kare yi kopyalar, kendi giyinir kendi soyunur, ayakkabısını bağlar, yüzünü yıkar, dişini fırçalar, altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir, el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir.</p>
<p>DİL GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ</p>
<p>İlk üç ay içinde</p>
<p>Sese karşı tepki verir, agulama şeklinde sesler çıkarabilir, tanıdık kişi ve eşyaları görünce ellerini sallar gözü ile takip eder, kendi kendine gülümseyebilir, müzik ve konuşmaya karşı tepki verir, kendi kendine oynarken bazı heceleri tekrarlar, dudakları ile p , b , m gibi harfleri çıkarmaya çalışır.</p>
<p>Üç altı ay arasında</p>
<p>Çevresinde konuşan kişileri arar, ağlarken konuşulunca rahatlar, agulama şeklinde iletişim kurar, yüksek sesle güler, kendine göre ağlama dışında heceler kullanır.</p>
<p>Altı oniki ay arası</p>
<p>Annenin sesini taklit etmeye çalışır, cee oyunu oynar, bazı eşyaları ses çıkartmak için kullanır, ma ma &#8211; da da gibi sesleri rahatlıkla çıkarır, 12 aya doğru baba mama der, oyuncakları ve kişileri ile anlamsız dahi olsa konuşmaya çalışır.</p>
<p>Oniki onsekiz ay arası</p>
<p>Hızla yeni kelimeleri öğrenmeye devam eder, her gün gördüğü cisimleri adlandırmaya ve onları rahat tanımaya başlar, insanlar ile ilişki kurarken anlamlı kelimeleri çoğunlukla kullanmaya başlar, ailenin öğrettiği kelimeleri kendi kendine tekrarlar, onsekizinci aya doğru iki komutu üst üste anlayıp yerine getirir. (bardağı al mutfağa götür gibi)</p>
<p>Onsekiz yimidört ay arası</p>
<p>İki kelimelik cümleler yapmaya başlar, tanıdıklarının ismini bilir, isteklerini rahatlıkla ifade edebilir, ikiden fazla komutu anlar ve yerine getirir, yirmidördüncü aya doğru üç kelimelik cümleleride konuşur.</p>
<p>İki üç yaş arası</p>
<p>Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder, reddetme ifadesi kullanabilir, cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar, vücudunun parçalarını raharlıkla yapar, bütün komutları yerine getirebilir, kelime hazinesi hızla artar.</p>
<p>Üç dört yaş arası</p>
<p>Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar, kendine ait yaş, soyad gibi özellikleri bilir, ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler, erişkinler ile rahat sohbet edebilir.</p>
<p>Dört altı yaş arası</p>
<p>Grup halinde olan konuşmalara katılır, hikaye ve masal anlatır, sayı sayar, kelime hazinesi iyice artmıştır, sıfatları rahat kullanmaya başlar, cümle yapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer, isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir.</p>
<p>SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ</p>
<p>İlk üç ay içinde</p>
<p>Anneyi tanıyarak tepki verir, konuşulunca dinler, kucağa alınınca susar, nesneleri takip eder, gülümser.</p>
<p>Üç altı ay arasında</p>
<p>Anne babasına sarılarak kucaklar, nesneleri ve yiyecekleri ağzına götürür, kendiliğinden gülümser, elini uzatır.</p>
<p>Altı oniki ay arası</p>
<p>Oyuncakları ile 10-15 dk oynar, ce oyunu oynar, karşılıklı oyun oynar, yabancıları tanır, tanıdıklarına ses çıkartır, anneden ayrı kalınca endişelenir, baba mama gibi kelimeler ile iletişime geçmeye çalışır.</p>
<p>Oniki onsekiz ay arası</p>
<p>Kendi kendine bardakla su içebilir, kaşıkla yemek yiyebilir, oyuncaklar ile etkileşimi artar, giyimine yardım eder, müzik ile beraber tempo tutabilir, istemediği şeyleri belli eder, ayakkabı çorabını çıkarabilir.</p>
<p>Onsekiz yimidört ay arası</p>
<p>Tuvaletini söyleyebilir, istendiğinde ufak komutları yerine getirerek erişkinler ile etkileşime girer, taklide dayalı oyunlar oynar ( bir kutuyu araba gibi sürmek gibi ), diğer çocuklara ilgisi artar, diğer çocuklar ile oyuncakları ile beraber oynar, oyuncaklarını diğer çocuklardan kıskanır, rahat su içer, yemek yer.</p>
<p>İki üç yaş arası</p>
<p>Evcilik oynar, ev işlerine yardım eder, çatal kullanır, giyimini kendi başına yapabilir, tuvaletini haber verir, bazı arkadaşlarına daha fazla ilgi gösterir.</p>
<p>Üç dört yaş arası</p>
<p>Diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır, yetişkinlerin söylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar, oyunlarındaki kurallara uymaya çalışır, kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir, gece tuvalet kontrolünü sağlayabilir, el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar.</p>
<p>Dört altı yaş arası</p>
<p>Sosyal hayata adapte olmaya çalışır, arkadaşları ile uyumu artar, TV da bazı programları takip eder, kendine has özellikler belirir, etrafla etkileşimi iyice artar, kendisi masal anlatabilir.</p>
<p>ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE GENEL BİLGİLER VE ÖZELLİKLER</p>
<p>Çocuk yetiştirmek en büyük sanattır. Çocukların genel davranış özelliklerini anlamak, onların ruh dünyalarına inmek gerçekten her anne babanın yapabildiği bir şey değildir. Bazı anne babalar çocukların sadece fiziksel bakımlarına yönelik beslenme, barınma, sağlık problemlerini gözetip onların olaylar karşısındaki düşündükleri şeyler, tepkileri, yorumları, üzüntüleri, sevinçleri hesaba katmazlar. Kişisel görüşme ile haberleştiğimiz Amerikalı bir sağlık mensubu şunu söylüyor acil sağlık müdahaleleri yaparken olaylardan çocukların etkilendiğini, bazı psikolojik problemlerin oluştuğunu görüyorum, anne babalara veya bakım veren kişilere çocukların sıkıntılarını bahsettiğimde, onlar çocuk ne olacak ki diyorlar, ben buna dayanamıyorum, onlarında ruh dünyası var şeklinde yakınıyordu.</p>
<p>Hatta günümüzde bırakın ruhsal sorunları, 2000 yılına girdiğimiz bu günlerde, dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan, basit sağlık sorunlarından, kazalarda, salgın hastalıklarda, anne baba ihmaline bağlı nedenler ile hayatını kaybediyor.<br />
Herbir çocuğu ayrı bir dünya olarak kabul edip, onların ruhsal sorunlarına inebilmek, ancak eğitim ve anne baba bilinçlendirilmesi ile olacaktır. Ayrıca çocukların yaşadıkları ortamların, çevre imkanlarının, devletin sağlayacağı imkanların çeşitliliği ve kalitesi bu sorunların oluşması ve sürecinde etkili olabilmektedir.</p>
<p>Çocuk eğitiminde çocuğun gerektiği şekilde yetiştirilmesi ve onun topluma hazırlanması büyük oranda, anne babanın hayatın ilk gününden itibaren çocuk ile etkileşimi, konuşmaları, eğitim açısından vermeye çalıştıkları, ev içerisindeki tutumları,etkili olmaktadır .</p>
<p>Anne babaların çocuklarının normal bir şekilde sosyal, kişilik ve mental motor gelişimin olması ve sağlıklı bir psikolojik yapıya sahip olmaları için yapmaları gerekenler:</p>
<p>Dengeli eğitim ve yönlendirme<br />
Anne babanın kendi aralarındaki söz ve davranış birliği<br />
Çocuğa karşı aşırı hoşgörü veya aşırı disiplin uygulamalarından kaçınmaları<br />
Olaylar ve ilerleyen süreç içerisinde davranış olarak tutarlı olmaları ve farklı farklı tepki vermemeleri<br />
Çocuğa tepkilerinin yersiz ve abartılı olmaması<br />
Güzel ve faydalı şeylerde çocuğun davranışlarının onaylanması<br />
Hatalı durumlarda uygun bir şekilde cezalandırılmaları<br />
Yapılan yanlışları sadece kızarak değil nedenini mantık çerçevesinde açıklamaları<br />
Onlara değer vermeleri<br />
Kişilik yapılarına saygılı olmaları<br />
Onlara söz hakkı tanımaları<br />
Sevildiklerini hissettirmeleri<br />
Onlara güven duygusunu aşılamaları<br />
Sosyal ve psikolojik gelişimini yakından takip etmeleri<br />
Gösterilen davranış problemlerine karşı duyarlı olmaları<br />
Kendi psikolojik çatışmalarını çocuklara yansıtmamaları ile daha sağlıklı çocuk yetiştirme mümkün olacaktır</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/asamlari/" title="aşamları" rel="tag">aşamları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/normal/" title="normal" rel="tag">normal</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/saglikli-buyume-ve-gelisim-icin-d-vitamini/" title="Sağlıklı büyüme ve gelişim için: D vitamini!! (29 Haziran 2010)">Sağlıklı büyüme ve gelişim için: D vitamini!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-denver-ii-gttnin-onemi/" title="Çocuk Gelişiminde Denver II GTT&#8217;nin Önemi (18 Haziran 2010)">Çocuk Gelişiminde Denver II GTT&#8217;nin Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugun-normal-gelisimi-ve-gelisimin-asamalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Gelişiminde Müziğin Önemi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-muzigin-onemi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-muzigin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 10:44:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4418</guid>
		<description><![CDATA[


Okul Öncesi Çocukları: Bu dönemde çocukların keşfetme yeteneklerine mümkün olduğunda şans tanımakta fayda vardır.


Bu yaş grubundaki çocuklara müzik konusunda her zaman bir şeyler öğretmeye çalışmak yerine, kendi kendine keşfetmesi için ona izin vermek, zaman zaman kızsa da hırçınlaşsa da onu kendi kendine bırakmak doğru bir yol olacaktır.Gelişmiş, küçük kasların motor becerisini gerektiren enstürmanlarla uğraşması (piyano, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/thumbCAB1BZJZ.jpg" rel="lightbox[4418]"><img class="alignnone size-full wp-image-4454" title="thumbCAB1BZJZ" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/thumbCAB1BZJZ.jpg" alt="" width="150" height="80" /></a>Okul Öncesi Çocukları: Bu dönemde çocukların keşfetme yeteneklerine mümkün olduğunda şans tanımakta fayda vardır.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Bu yaş grubundaki çocuklara müzik konusunda her zaman bir şeyler öğretmeye çalışmak yerine, kendi kendine keşfetmesi için ona izin vermek, zaman zaman kızsa da hırçınlaşsa da onu kendi kendine bırakmak doğru bir yol olacaktır.Gelişmiş, küçük kasların motor becerisini gerektiren enstürmanlarla uğraşması (piyano, gitar gibi) çocukların ayakkabılarını bağlamak, giysilerini düğmelemek gibi işleri başarması açısından faydalı olacaktır.Anne babaların müzik aletlerini çocuklarıyla birlikte çalması da (ya da çalmaya çalışmasının) onların sosyal gelişimi besleyecektir.Müzik dinlemek ya da enstürman çalmak dışında müzik eşliğinde dans etmek de çocuklar için son derce faydalıdır. Çünkü dans çocukların hem fiziksel gelişimine katkı sağlar hem de ritm öğretir. Ve bu da çocuklara sayı saymayı öğrenmeleri için yardımcı olur.</p>
<p>Çok yönlü faydalarından dolayı müziği daha ilk günlerinden itibaren çocukların hayatına adapte edilmesi onların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimleri açısından çok faydalı olacaktır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk-gelisimi/" title="çocuk gelişimi" rel="tag">çocuk gelişimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/muzik/" title="müzik" rel="tag">müzik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99de-bes-yasin-altinda-cocuklarin-hastaneye-kaldirilmasinin-en-onemli-nedeni-rota-virusu/" title="Türkiye’de beş yaşın altında çocukların hastaneye kaldırılmasının en önemli nedeni: Rota virüsü (24 Aralık 2009)">Türkiye’de beş yaşın altında çocukların hastaneye kaldırılmasının en önemli nedeni: Rota virüsü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/the-robotzoo-serginin-pedagojik-yonu-cocuklarin-gelisimlerine-ve-egitimine-katkilari/" title="The Robotzoo Serginin Pedagojik Yönü: Çocukların Gelişimlerine ve Eğitimine Katkıları (20 Ocak 2010)">The Robotzoo Serginin Pedagojik Yönü: Çocukların Gelişimlerine ve Eğitimine Katkıları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sizde-ya-da-anne-babanizda-yuksel-kolesterol-mu-vardi-o-zaman-cocuklarinizi-2-yasindan-itibaren-takibe-alin/" title="Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN (24 Aralık 2009)">Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okuldaki-ders-disi-etkinlikler/" title="Okuldaki Ders Dışı Etkinlikler (25 Kasım 2009)">Okuldaki Ders Dışı Etkinlikler</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okula-baslama-yasi-3/" title="Okula başlama yaşı 3 (10 Şubat 2010)">Okula başlama yaşı 3</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-muzigin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3-5 Yaşındaki Çocuklar İçin Oyuncak Seçimi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/3-5-yasindaki-cocuklar-icin-oyuncak-secimi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/3-5-yasindaki-cocuklar-icin-oyuncak-secimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 09:36:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[5]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4413</guid>
		<description><![CDATA[  Okul öncesi çocuklar gerçekçi ayrıntıları ve işleyen parçaları olan oyuncakları tercih ederler. Bu yaş dönemindeki çocuklar yakın zamanda yaşadıkları olayları ve gözlemlerini, oynadıkları oyunlar ve çizimleri aracılığıyla yansıtırlar. Bu yüzden, bu dönemdeki çocukların özellikle sembolik anlatılarında kullandıkları karakterlere, isimlere ve oyun içeriğine ailelerin dikkat etmesi tavsiye edilir.
   Bu yaş grubunda çocuklar 2-3’erli gruplar halinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/3-51.jpg" rel="lightbox[4413]"><img class="alignnone size-full wp-image-4452" title="3-5[1]" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/3-51.jpg" alt="" width="418" height="394" /></a>  Okul öncesi çocuklar gerçekçi ayrıntıları ve işleyen parçaları olan oyuncakları tercih ederler. Bu yaş dönemindeki çocuklar yakın zamanda yaşadıkları olayları ve gözlemlerini, oynadıkları oyunlar ve çizimleri aracılığıyla yansıtırlar. Bu yüzden, bu dönemdeki çocukların özellikle sembolik anlatılarında kullandıkları karakterlere, isimlere ve oyun içeriğine ailelerin dikkat etmesi tavsiye edilir.</p>
<p>   Bu yaş grubunda çocuklar 2-3’erli gruplar halinde oyunlar kurmaya başlarlar. Ancak oyunlar sırasında paylaşım kavgaları yaşanabilir. Bu durumda gözetimde bulunan yetişkinin öncelikle kavga eden çocuklar arasında çözüm yolu bulmalarını beklemesi gerekir. Eğer kavga devam ediyorsa barış sağlanması için çocukların da düşüncesi alınarak ortak bir karara varılmalı ve çocuklardan bu karara saygı duymaları beklenmelidir. Yetişkinin çocukların kararlaştırılmış olan planı takip edip etmediklerini gözetlemeye devam etmesi gerekir.</p>
<p>3-5 yaş arası dönemdeki çocukların ayrıca taklit ve canlandırma oyunlarına karşı ilgileri artar ve beş yaşında bu ilgi tepe noktasına ulaşır. Kukla oyunlarına karşı ilgileri de çok yüksektir.</p>
<p>   Genellikle planlı veya hedefe yönelik Lego oyunları oynarlar. Küçük figürler ve arabalarla çeşitli canlandırma oyunlarına ilgileri de tepe noktasına ulaşır.</p>
<p>   Bu yaştaki çocukların çoğu küçük parçalar içeren oyuncaklarla oynayabilir. Ancak çocuk hala nesneleri ağzına götürme eğilimi gösteriyorsa küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih etmelisiniz. Oyuncaklar sert yapılı olmalı, keskin kenar veya köşeleri olmamalı, kolayca kırılmamalı ve parçalarına ayrıldığında keskin köşeler çıkmamalıdır. Bir yetişkin gözetiminde olmadığı sürece elektrikli parça içermemelidir.¹<br />
Hangi oyuncaklar?<br />
 • Küçük trenler, el arabaları, bebek pusetleri, alışveriş arabaları gibi itme-çekme oyuncakları.<br />
 • Üç tekerli bisiklet, beş yaştan itibaren destek tekerleri olan iki tekerli bisiklet.<br />
 • Park oyuncakları, her ebatta top, kızak, hafif malzemeden frizbi, sivri uçlu olmayan manyetik dart.<br />
 • İrili ufaklı tahta bloklar, birbirine geçmeli bloklar, Legolar.<br />
 • Boncuk dizme, basit dokumalar, renk, şekil ve resme göre eşleştirme oyuncakları.<br />
 • Basit sayma oyuncakları.<br />
 • Düğme ilikleme, bağcık bağlama oyuncakları, iri plastik iğneli basit dikiş setleri.<br />
 • Kum ve su oyuncakları.<br />
 • Saçlı, gözü, ağzı hareket eden, ayrıntılı ve gerçekçi oyuncak bebekler.<br />
 • Düğmeler, giysiler gibi aksesuarları olan tüylü oyuncaklar.<br />
 • Gerçekçi, ayrıntılı kuklalar, kostümler, gerçekçi ayrıntılara sahip ekipmanlar (5 yaşında bunların gerçekten çalışmasını isterler).<br />
 • Oyuncak telefon, fotoğraf makinesi, doktor setleri, askeri kostümler ve oyuncaklar, garaj, çiftlik, havaalanı, uzay gibi çeşitli ve gerçeğine uygun oyun sahneleri, birkaç odası, aksesuarları ve mobilyaları olan bebek evleri.<br />
 • Her türlü ritim enstrümanı, üflemeli enstrümanlar, piyano, çeşitli boya kalemleri, resim kağıtları, yuvarlak uçlu makas, yapıştırıcı, radyo, kaset veya CD çalar, basit video oyunları.<br />
 • Bilim malzemeleri (büyüteç, mıknatıs, el feneri gibi), abaküs, oyuncak daktilo veya bilgisayar.<br />
 • Resimli kitaplar, alfabe kitapları, tanıdık yerleri ve kişileri anlatan kitaplar.<br />
 • Gerçekçi öyküler, şiirler, insanlar gibi davranan hayvanlara ilişkin öyküler.²</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/3/" title="3" rel="tag">3</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/5/" title="5" rel="tag">5</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul-oncesi/" title="okul öncesi" rel="tag">okul öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/oyuncak/" title="Oyuncak" rel="tag">Oyuncak</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/secimi/" title="Seçimi" rel="tag">Seçimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yas/" title="yaş" rel="tag">yaş</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/1-5-yas-arasi-cocugun-beslenmesi/" title="1-5 Yaş Arası Çocuğun Beslenmesi (25 Kasım 2009)">1-5 Yaş Arası Çocuğun Beslenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kekemelik-ve-yapabilecekleriniz-%e2%80%9cokul-oncesi-donem%e2%80%9d/" title="KEKEMELİK VE YAPABİLECEKLERİNİZ: “Okul Öncesi Dönem” (25 Ocak 2010)">KEKEMELİK VE YAPABİLECEKLERİNİZ: “Okul Öncesi Dönem”</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-haklari-sozlesmesi-2/" title="Çocuk Hakları Sözleşmesi (11 Aralık 2009)">Çocuk Hakları Sözleşmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/3-5-yasindaki-cocuklar-icin-oyuncak-secimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>0-1 Yaş Arası Çocuklarda Cinsel Gelişim</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/0-1-yas-arasi-cocuklarda-cinsel-gelisim/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/0-1-yas-arasi-cocuklarda-cinsel-gelisim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 07:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[0-1 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4408</guid>
		<description><![CDATA[
Bebek, annesi tarafindan emzirilirken ya da biberonla beslenirken, annesinin gögsü üzerinde sevkatle tutulmasi,annesinin kokusu ve güveni ona büyük bir haz verir. Bebekler,vermeye hazir ve muktedir olan birinden (anne veya anne yerine geçen kisiden) istediklerini alabilecekleri bir iliski gelistirmek ve anneleriyle rahatlik duygularini gelistirmek ihtiyacindadirlar. Devamli ve düzenli bakim, bebegin güven duygusunu gelistirir. Annenin kendisini hep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/bebekgelisim.jpg" rel="lightbox[4408]"><img class="alignnone size-full wp-image-4409" title="bebekgelisim" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/bebekgelisim.jpg" alt="" width="436" height="220" /></a></p>
<p>Bebek, annesi tarafindan emzirilirken ya da biberonla beslenirken, annesinin gögsü üzerinde sevkatle tutulmasi,annesinin kokusu ve güveni ona büyük bir haz verir. Bebekler,vermeye hazir ve muktedir olan birinden (anne veya anne yerine geçen kisiden) istediklerini alabilecekleri bir iliski gelistirmek ve anneleriyle rahatlik duygularini gelistirmek ihtiyacindadirlar. Devamli ve düzenli bakim, bebegin güven duygusunu gelistirir. Annenin kendisini hep seveceginden, hep isteyeceginden, onu hiç terk etmeyeceginden emin olma duygusu çocukta &#8220;temel güven&#8221;duygusunun temelini olusturur. Böylece çocuk önce kendisini devamli seven,koruyan anneye güvenir, sonra korundugu, sevildigi için kendi benligini sevilen, sevilmeye deger olarak hisseder. Eger bebegin ihtiyaçlari tutarli olarak karsilanmazsa bir güvensizlik duygusu gelistirebilir.</p>
<p>Bebek önceleri tanimadigi bir vücuda sahiptir. Ilk aylarda gerilim ya da haz duygulariyla biraz vücudunu hisseder. Baskasiyla iliski kurmaya baslayan vücudu onu mutlandirmaya baslar. Bebegin annesinden aldigi mutluluk duygusunun yanisira hissettigi baska mutluluklarda vardir. Örnegin doyan karnin verdigi haz, ilik banyo suyunun tene dokunmasindan ve cinsel bölgelerden yayilan haz gibi. Bebekteki dogustan varolan emme zevki, cinsel içgüdünün ilk asamasidir. Güçlü agiz ve tensel temas iliskisi, bebege sicaklik ve güven duygusu asilar. Çevresindeki insanlara inanmaya baslar ve böyle yasamasi için gerekli olan cesareti gelisir. Emzik de bebek için emzirilme süresinin disinda yalnizca zevk duymasini saglayan bir araç degildir. Memeden kesilme döneminde bebege kolaylik saglar. 5. ve 6. Aylara dogru kasikla beslenme yoluyla olusan anne-çocuk iliskisi artik yeni bir asamaya girer.</p>
<p>Dogumdan sonraki birinci yilda, bebegin ilk cinsel uyarilari, yikanma ve altinin degistirilmesi sirasinda ortaya çikar. Bebek bezinin genital bölgedeki baski ve hareketi, bebegin hoslandigi haz verici duyumsamalardir. Bebek el ve kol hareketlerini daha iyi kontrol edebilecek kadar biraz daha büyüyünce, tesadüfen cinsel organlarina dokunabilir ve haz verici bir duygunun yeniden yasamasini istemek çok dogal ve insana özgü oldugundan ,bebek yeniden cinsel organlarina dokunmaya çalisir. Erkek bebekler penislerini çekistirirler, fakat kiz bebekler cinsel organlarinin gizli olmasi sebebiyle dokunmakta daha güçlük çekerler, bu sebeple kiz bebeklerde cinsel organlarina dokunma daha az görülür. Bazi ana-babalar, bu cinsel ilgiden rahatsiz olur ve bunun anormal oldugundan endiselenirler. Oysa bebeklerin bu davranisi tümüyle dogal, normal ve sagliklidir.</p>
<h5><em>kaynak:</em><a href="http://www.kursunkalem.com" target="_blank"> <em>www.kursunkalem.com</em></a></h5>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/0-1-yas/" title="0-1 yaş" rel="tag">0-1 yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/aile/" title="aile" rel="tag">aile</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebek/" title="bebek" rel="tag">bebek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cinsel/" title="cinsel" rel="tag">cinsel</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-cinodan-yaratici-dans-dersleri/" title="Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri (21 Nisan 2010)">Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/0-1-yas-arasi-cocuklarda-cinsel-gelisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun İçindeki Bilim Adamını Yetiştirmek</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-icindeki-bilimadamini-yetistirmek/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-icindeki-bilimadamini-yetistirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 08:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Adamını]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[İçindeki]]></category>
		<category><![CDATA[Yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=2587</guid>
		<description><![CDATA[
Her çocuğun içinde pek çok ufak bilimadamı vardır. Sizinkine de bir göz atarsanız sadece kum havuzundaki fizikçiyi görmekle kalmayacak, aynı zamanda parktaki botanisti, entomolojisti, jeologu, plajdaki okyanus bilimciyi, mutfaktaki kimyageri, oyun odasındaki kâşifi, penceredeki astronomu göreceksiniz. Hepsi teorilerini araştırmakta, karşılaştırmakta, dikkatle izlemekte, denemekte, geliştirmektedirler. Hepsi keşif aşkı için yapılmaktadır.
Ne yazık ki, doğal araştırma isteği çoğunlukla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4397" title="takim_elbise_cocuk" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2009/09/takim_elbise_cocuk.jpg" alt="" width="300" height="383" /><br />
Her çocuğun içinde pek çok ufak bilimadamı vardır. Sizinkine de bir göz atarsanız sadece kum havuzundaki fizikçiyi görmekle kalmayacak, aynı zamanda parktaki botanisti, entomolojisti, jeologu, plajdaki okyanus bilimciyi, mutfaktaki kimyageri, oyun odasındaki kâşifi, penceredeki astronomu göreceksiniz. Hepsi teorilerini araştırmakta, karşılaştırmakta, dikkatle izlemekte, denemekte, geliştirmektedirler. Hepsi keşif aşkı için yapılmaktadır.</p>
<p>Ne yazık ki, doğal araştırma isteği çoğunlukla çocukluk çağının ötesine pek geçmez. Sık olarak, çocukların resmi bilim eğitimine başladıkları zamanlarda, bilime uzanan eller çekilir ve içerideki bilimadamlan baskılanır.</p>
<p>Ancak içerideki bilimadamlannı okul yıllan boyunca hatta hayat boyu motive halde tutmak mümkündür. Başlangıç için şu aktiviteleri deneyin:<br />
Sınıflayın, sınıflayın, sınıflayın. Nesnelerin nasıl birbirine benzediğini ve nasıl benzemediğini keşfetmek temel bir yetenektir. Çocuklar henüz türleri cinslerden ayırt etmeyi bilemeseler de, geniş yapraklan olan ağaçlarla iğne yapraklı ağaçları, kabuklanyla yenen meyvelerle soyulması gereken meyveleri, iki, dört ve daha fazla tekerleği olan araçlan ayırt edebilirler.</p>
<p>Elektriği keşfedin. Statik elektriğin etkilerini izleyin. Çocuğunuzun bir balonu saçınıza sürmesini ve sonra duvara yaklaştırmasını, veya bir tarağı saçına sürüp sonra yerdeki ufak kâğıt parçalarını bu tarakla kaldırmasını sağlayın.</p>
<p>Bazı bitkiler yetiştirin. Çocuğunuzun insan dışındaki pek çok şeyin de büyüdüğünü görmesine yardımcı olmak için, bir bitki bahçesi yaratın. Birkaç köklü sebzenin üzerinden birkaç santim kesin (havuçlar, fasulyeler gibi), sonra bunları kesik taraflan aşağıya gelecek şekilde sığ bir tabağa yerleştirin. Tabağa bir miktar su doldurun, tabağı güneşe koyun ve köklerin büyümesini izleyin.</p>
<p>Bir düzine çekirdek ekin. Boş bir yumurta kartonunu ekim alanı olarak kullanın ve bunun içine çekirdek ekin (çocuğunuzun yediği bir portakalı veya diğer bir meyveyi kullanın). Çocuğunuza çekirdeği toprağa nasıl ekeceğini, nasıl su vereceğini ve nasıl güneş almalannı sağlayacağını gösterin; beraberce insanların ve bitkilerin nasıl büyüdüğünü düşünün. Eğer çekirdekler büyümezlerse, bazen böyle şeylerin olabileceğini ona açıklayın.</p>
<p>Mutfak kimyagerleri olun. En etkileyici buluşlardan bazılan mutfakta yapılabilirler. Gelişmekte olan küçük bilimadamınızın güvenli bir yerde ve siz başında dururken akışkan ve şeffaf olan yumurtanın ısınınca nasıl beyaz ve sert hale dönüştüğünü; yumuşak ve açık renkli bir ekmek parçasının siyah ve kıtır bir hale dönüştüğünü izlemesini sağlayın; çırpılan yumurta beyazı veya kremaya hava karıştığında onlann nasıl kabardığını gösterin; sıcak besinlere üflemenin onları soğuttuğunu; mayanın kabartıcı etkisini; bir kapta sirke ile karbonat (ve olayı güzelleştirmek üzere bir miktar besin boyası) kanştığında nasıl minyatür volkan patlamaları oluştuğunu; şeker veya tuz kristallerinin suda nasıl eridiğini; gazlı bir içeceğin içindeki balonların nasıl dans ettiğini görmesini sağlayın.</p>
<p>Tekerleği yeniden keşfedin. Tekerlekten başka neler yuvarlanır? Çocuğunuzun bir elma ve bir blok ile, yuvarlak bir taş ve yuvarlak olmayan bir taş ile, kâğıt havlu nılolanyla, bir mantarla, bir kitapla, boş bir plastik soda şişesiyle denemeler yapmasını sağlayın. Yuvarlanan nesnelerin ortak yanlanın beraberce tartışın.</p>
<p>Biraz dikkat çekin. Siz başındayken çocuğunuzun evde elinde büyük bir mıknatısla gezinmesini ve neyin etkilenip neyin etkilenmediğini görmesini sağlayın. Buzdolabı mıknatıslannızm neyi tutup neyi tutmayacağını gözleyin.</p>
<p>Ağırlık kavramını oluşturun. Yaklaşık olarak aynı boyutta üç nesne seçin (mesela: tüy, kaşık, ve muz) ve çocuğunuzun ellerinin hangisinin en hafif, hangisinin en ağır ve hangisinin aradaki bir ağırlıkta olduğuna karar verecek tartı olmasını sağlayın Ölçülerle eğlenin. İki fincan suyu bir fincana dökebilir misin? Boş bir süt kutusuna kaç fincan boşaltabilirsin? Boyun kaç santim? (Çocuğunuzun bir kâğıda ayağının izini çıkarmasını, sonra bunu kesmesini ve bunu nesnelerin boyunu ölçmede kullanmasını sağlayın. Bu işleme siz de yatarak katılabilirsiniz.) Veya büyümenin kanıtı olarak kullanmak üzere çocuğunuza bir yükseklik grafiği yaparak bir ders verin. Birkaç ayda bir, çocuğunuzun boyunu bir duvara işaretleyin (veya duvara yapıştıracağınız uzun bir kâğıt parçasına) ve beraberce işaretlerin gittikçe yükselmelerini izleyin. Ayrıca aydınger kâğıdına ayaklarının dış sınırlarını çizerek ve her altı ayda bir boyutlarını karşılaştırarak çocuğunuzun ayaklarının büyümesini de izleyebilirsiniz. Bu zamanlar, çocukların daha büyük olmasını sağlayan dinlenmek, yemek, içmek, temiz hava, egzersiz gibi şeyleri açıklamak için uygundur.</p>
<p>Kaynak: cocukbakimi.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/adamini/" title="Adamını" rel="tag">Adamını</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bilim/" title="Bilim" rel="tag">Bilim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocugunuzun/" title="Çocuğunuzun" rel="tag">Çocuğunuzun</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/icindeki/" title="İçindeki" rel="tag">İçindeki</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yetistirmek/" title="Yetiştirmek" rel="tag">Yetiştirmek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-icindeki-bilimadamini-yetistirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Dil Gelişimi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-dil-gelisimi-makale/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-dil-gelisimi-makale/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 07:32:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=2519</guid>
		<description><![CDATA[Fatma Öztürk DAĞABAKAN
Davut DAĞABAKAN
DİL VE ÇOCUKTA DİL GELİŞİM KURAMLARI
Özet
Bu makalede, birçok dil uzmanının dil hakkındaki görüşlerinden yola
çıkılarak dilin ayrıntılı bir tanımı yapılmaya ve aynı zamanda dilin
gelişimini açıklayan ünlü teoriler ele alınarak çocukta erken yaşlarda dil
gelişimi hakkında okuyucuya bir ışıktutulmaya çalışıldı.
Anahtar Sözcükler: Dil, dil edinimi, dil donanımı, çocukta konuşma
Giriş
Dil, bilgi iletmek için, sınırsız birleşimi olan istemli sembollerin kullanıldığı karmaşık bir iletişim sistemidir. Dil, duygusal ve sosyal iletişimin en önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fatma Öztürk DAĞABAKAN<br />
Davut DAĞABAKAN</p>
<p>DİL VE ÇOCUKTA DİL GELİŞİM KURAMLARI</p>
<p>Özet<br />
Bu makalede, birçok dil uzmanının dil hakkındaki görüşlerinden yola<br />
çıkılarak dilin ayrıntılı bir tanımı yapılmaya ve aynı zamanda dilin<br />
gelişimini açıklayan ünlü teoriler ele alınarak çocukta erken yaşlarda dil<br />
gelişimi hakkında okuyucuya bir ışıktutulmaya çalışıldı.<br />
Anahtar Sözcükler: Dil, dil edinimi, dil donanımı, çocukta konuşma</p>
<p>Giriş<br />
Dil, bilgi iletmek için, sınırsız birleşimi olan istemli sembollerin kullanıldığı karmaşık bir iletişim sistemidir. Dil, duygusal ve sosyal iletişimin en önemli birimlerinden biridir. Bir anda akla gelemeyecek kadar çok yönlü, farklı farklı nitelikleri olan, bugün bile tam olarak çözülememiş bir varlıktır. Dil, insan ve toplumdan ayrı düşünülemeyecek, bilim, sanat, teknik, kültür gibi bütün alanlarla ilgisi bulunan, aynı zamanda onlarıoluşturan bir kurumdur. (Bkz. Aksan, 1998, 11).<br />
Dil, insanın dünyadaki yerini ve değerini belirleyen olgudur. Konuşma yeteneği, yani dil, insanın en önemli niteliklerinin başında gelir. İnsanın duygularını, düşüncelerini, isteklerini bütün ayrıntılarıyla açığa vurmasını, yaşamını sürdürmesini mümkün kılar. Dil, insanların toplum içerisinde yaşaması, bireyler ve toplumlar arası iletişimin sağlanması için gereklidir. Dil kelimesinin Türkçede birbirinden farklı iki olayı ifade ettiğini hatırlamakta fayda vardır. İki komşu kadın arasındaki şu konuşmada bu iki anlam açığa çıkmaktadır. A: “Düşünün hele, on dil konuşan komşumuz profesörün korkudan dili tutulmuş!” B: “Öyle mi, hangi dili?”. Alman Dilbilimci Walter Porzig, dil tutulmasına “konuşma kabiliyetini kaybetmek”, bir dil konuşmaya ise, “bir gramer ve sözlükle tasvir edilebilecek belirli bir söyleyiş tarzını iyi bilmek” açıklamalarınıgetirmektedir.(Bkz. Porzig, 1995, 99).<br />
OkutmanDr., AtatürkÜniversitesi, Fen­Edebiyat Fakültesi AlmanDili veEdebiyatı Bölümü ÖğretimElemanı(davuud@mynet.com)</p>
<p>50. YılİlköğretimOkulu, Sınıf Öğretmeni – Erzurum(davuud@mynet.com)<br />
En basit şekliyle iletişim aracı olarak tanımlanan dilin, birçok bilim adamı tarafından yapılmış farklı betimlemelerine rastlanmaktadır. Prof. Dr. Berke Vardar Dilbilim Terimleri Sözlüğü’nde dili, “belli bir insan topluluğuna özgü, çift eklemli sesli göstergeler dizgesi” olarak tanımlamaktadır. (Vardar, 1998, 75). Büyük dilbilimci Ferdinand de Saussure ise, dili, işaretler ve göstergelerden oluşmuş bir sistem olarak tanımlamaktadır. (Bkz. Saussure, 1985, 18).<br />
Ferdinand de Saussure’ün yaptığı ve birçok dilbilimcinin benimsediği ayrıma göre, dil yetisinin toplumsal ürünü olan dil, bu yetinin bireylerce kullanılabilmesini sağlayan ve toplumca benimsenmiş olan uzlaşımsal bir düzendir. Andre Martinet’nin tanımına göre “bir dil, insan deneyiminin, topluluktan topluluğa değişen biçemlerde, anlamsal bir içerikle sessel bir anlatım kapsayan birimlere, başka bir deyişle, anlambirimlere ayrıştırılmasını sağlayan bir bildirişimaracıdır.” (Martinet, 1998, 28). Bununla birlikte, iletişimaracıolarak kullanılan ve doğaldiller dışında kalantrafik işaretleri, sinema dili, arıların dili gibi her türlü göstergeler dizgesive anlatımyöntemide dilolarak tanımlanmaktadır.<br />
Dil, insanların birbirlerine bilgi, düşünce ve eğilimlerini aktarabilmelerinin yanı sıra, fikirlerini düzenleyebilmelerini ve duygularını ifade edebilmelerini mümkün kılar. Kültür değerleri ve bilgilerin çoğu kuşaktan kuşağa sözlü ya da yazılı sözcükler yoluyla iletilmektedir. Dil ve düşünce çalışmalarında yoğunlaşan yirminci yüzyıl dilbilimcileri, psikologları ve sosyologları, bu ikisi arasında sıkı bir ilişki bulmuşlardır. Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil adlı eserinde bu ilişkiyi, “dil, onu konuşanların duygu, düşünce ve hayal dünyalarını tayin eder”(Kaplan, 2002, 112) diye özetlemektedir. Ona göre, bir milletindünya görüşü dilinin sahip olduğu kelimelerle sınırlıdır. İnsanlar bildikleri ve tanıdıkları varlıklara, duygu ve düşüncelere ad koyar, bilmediklerinin dillerinde adları yoktur. (Bkz. Kaplan, 2002, 112). Herkes doğrudan kendi yaşantısı yoluyla öğrendiğinden çok daha fazlasını dil yoluyla öğrenir.<br />
Dil, düşünme ile birlikte, bellek, muhakeme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel süreçleri de içermektedir. Aynı zamanda, özellikle insanların sosyal yaşamları için kaçınılmazdır. Dil, hem donanım, hem de kazanım ile ilgili bir gelişim alanıdır. Kişinin, dile ilişkin doğuştan getirdiği birçok donanım vardır. Dilbilimci Hugo Moser, dilin fizyolojik, psikolojik ve bilişsel alanlarda birleştiğini ifade etmektedir. Sesleri fizyolojik temellere dayandırarak, farklı organların seslerin oluşmasında rol aldığını söylemektedir. Kelime kullanımını, bunların seçimini, bunların anlam ile ilişkilendirilmelerini psikolojik alanda gruplandırmaktadır. Dil ve düşünme ikilisini de üçüncü alana yerleştirerek, dilin mantıki, düzenleyici ve açıklayıcıbir göreviolduğuna işaret etmektedir. (Bkz. Moser, 1965, 37).<br />
Kişinin, doğuştan getirdiği dil donanımları beyin ile ilgilidir. Beyin, dil sisteminin yöneticisi ve kendisi de bir donanımdır. Konuşma, temelde beyin kabuğundaki iki alan tarafından kontrol edilmektedir. Konuşma ve konuşulan dili anlama ile ilgili Broca ve Wernickle alanları beyin lokalizasyonuna ilişkin iki merkezdir. Broca alanı, beynin konuşma ile ilgili seslendirme yeteneğinin odak noktasıdır ve konuşmadaki sesleri kontrol eder. Wernickle alanı ise konuşma seslerinin tanınması ve ayırt edilmesi ile ilgilidir. Dili her türlü ifade biçimiyle anlama yeteneği, Wernickle alanının incinmesi ile önemli ölçüde aksar. Genel olarak Wernickle alanı duyusal, Broca alanı ise motor alandır. (Bkz. Morgan, 1991, 186). Diğer taraftan, dil gelişimini tamamen biyolojik donanım olarak açıklamak imkânsızdır. Dil, hem donanım, hem de kazanım ile ilgili bir alandır. Dil, belli evreler veya zamanla kazanılan kurallar bütünüdür. Çocuk, çevreyle iletişim sonucu ister bilişsel süreçler, ister taklit, isterse modelalma gibi yollarla dil kazanımınıelde eder. Dilgelişiminin nasılortaya çıktığına ilişkin farklıgörüşler aşağıda yer almaktadır.</p>
<p>1­Davranışçı Görüş<br />
Bu görüşe göre, çocuklar konuşulan dili, herhangi bir şeyiöğrendiklerigibi öğrenirler. Çevreden gelen birçok ses uyaranının zamanla sınıflandırılması, şekillendirilmesi ve benzer durumlarda aynı ses ve tepkilerin verilmesi gerçekleşmektedir. Anne veya önemli diğer kişilerin çocukla ilişkilerinde vermiş oldukları tepkiler çocuk tarafından zamanla dile dönüştürülür. Ödülve ceza gibipekiştirenler yoluyla bu gelişim sürdürülür. Sonuçta konuşma şekillenir. Pekiştirilmenin yanı sıra, bebeklerin sıklıkla duydukları sesleri taklit etmeleri de dilinkazanılmasında önemli yer almaktadır.</p>
<p>2­SosyalEtkileşim Kuramı<br />
Davranışçı yaklaşımın bir ileri boyutu olan sosyal etkileşim kuramı da dil kazanımını doğrudan taklit ve model alma ile ilişkilendirmektedir. Bu kuramda, dil öğreniminde sosyal ve kültürelortamdanetkilenildiğivurgulanır.</p>
<p>3­Ana Dili (nativist) Yaklaşımı<br />
Ana dili yaklaşımı, dilkazanımı ile ilgili başka bir görüştür. Bu yaklaşım, dilingenetik olarak aktarıldığını ve tüm insanların dil kazanım araçlarına önceden sahip olduklarını savunmaktadır.</p>
<p>4­DilGelişimini Biyolojik Temellere Bağlayan Görüş<br />
Noam Chomsky ve Lenneberg gibi dilbilimciler, dil gelişimini biyolojik temellere dayandırmaktadırlar ve çevresel koşulların da dil gelişimi üzerindeki etkilerini göz ardı etmemektedirler.<br />
Dil gelişimini biyolojik ve psikolojik temellerden yola çıkarak açıklayan kuramcılara psiko­linguistik kuramcılar denmektedir. Bunların içinde en önemlisi Noam Chomsky’nin kuramıdır. Bu kurama göre insanlar doğuştan, dil öğrenebilmek için özel bir mekanizmaya sahiptir. Bu mekanizma, çocuğun yakınında konuşulan dili içselleştirmesini, kurallarını anlayıp öğrenmesini, sonra da uygun kurallar ile konuşmasını sağlar. Bu mekanizma sayesinde tüm çocuklar aynı aşamalardan geçerek, biyolojik olarak belli bir olgunluk düzeyine geldiklerinde, tıpkıyürümeyiöğrenir gibikonuşmayıöğrenmektedirler.<br />
Chomsky, her ifadeyi dilbilimsel sistemde derin ve yüzeysel olmak üzere iki yapıya ayırmaktadır. Derin yapı, kavramların anlamsal yönü ile yüzeysel yapı ise konuşulan sözcükler ile ilgilidir. Çocuklar dili öğrenirken önce düşünsel olarak seslerin anlamlarını kavrarlar, daha sonra onlarıyüzeysel yapıya dönüştürürler.<br />
Psiko­linguistik kuramlara ilişkin olarak konuşmayı öğrenmede, sözcüklerin anlamlarınıkavrama ile anlamlı sesler çıkarma ya da konuşma olmak üzere iki farklı süreçten söz edilebilir. Bu süreçler birbirleri ile iç içedir ve bilişsel gelişime paralel olarak gelişme gösterirler.<br />
Dil gelişimi konusunda araştırmalarıyla bilinen Vygotsky, dilin düşünce ile paralel geliştiğini vurgulamaktadır. Bilişsel gelişimin farklı olduğu düşüncesine katılmayan Vygotsky, dil eğitimi ve öğreniminin kişinin zihinsel düşünme yeteneğine etki ettiğini belirtmektedir. Vygotsky’ye göre, sözcük nesnenin yapısına gitmekte ve böylece fonksiyonel bir anlam kazanmaktadır. Vygotsky, aynı zamanda çocuğun içinde bulunduğu dil ortamının düşünme düzeyine etki ettiğini söylemektedir. Bu nedenle, sözel düşünmenin, çocuğun geçirmiş olduğu, gelişmemiş, benmerkezci, kısmi, ilkel dil aşamalarını inceleyerek anlaşılabileceğivurgulanır.</p>
<p>Bilişsel<br />
gelişim<br />
ve genetik epistemoloji alanında önemli<br />
çalışmalar yapmış<br />
olan<br />
Jean Piaget çocukta düşünce ve dil gelişiminin bir süreklilik içinde değil de, evrelerden geçerek oluştuğunu ve birey çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını savunmuştur. Piaget’e göre, bilişsel gelişim ilk planda yer almaktadır. Dil gelişimi, genel bilişsel değişimlerin bir koordinasyonudur ve bilişselgelişimdildenetkilenmemektedir. Küçük çocukluk dönemindeki gelişme sembolik düşünme yeteneğinden oluşmaktadır. Sembollerin istemli beyanı, çocuğa, imgelediği her şeyi söylemesini mümkün kılmaktadır. Çocuğun ilk sözleri henüz gerçek semboller değildir. Çünkü bu semboller görülen nesneler ve olaylarla ilişkilidir. Çocuklar, çevrelerinde hazır bulunmayan şeylerden konuşmaya başladıklarında esas sembolleri kullanırlar. Piaget’e göre, çocuk 7. yaşına kadar sosyal iletişimsel bir tavırla konuşmaz, çünkü bencidir ve bencidüşünmektedir.<br />
Vygotsky ve Piaget’in yaklaşımları birlikte düşünüldüğünde, dil gelişiminin, dış dünyadaki nesnelerin mental temsillerinin yapılmasıyla olgunlaştığı anlaşılmaktadır. Dil, bir taraftan düşünme için hammadde oluştururken, diğer taraftan düşünebilme yeteneğine paralel olarak işlemektedir. Farklı bir açıdan bakıldığında, dil, çocuğun soyut düşünebilme yeteneğine dış dünyadan sembolleştirdiği anlamları iliştirmesine yardımcı olmaktadır. Yani, dil ve düşünce oldukça iç içe ve birbirleriyle etkileşim içerisindedir. Bu yüzden, çocuk, dili elverdiğioranda düşünür ve kavramsaldüşünme yeteneğiarttıkça da diligelişir.<br />
Günümüzde dil edinimi, kaynağını, çocukla en yakını arasında doğumdan hemen sonra başlayan ilişkilerden alan ve en karmaşık şekliyle erişkinliğe kadar devam eden çok boyutlu, süreklibir süreç olarak betimlenmektedir. (Bkz. Zollinger, 1994)<br />
Dil ediniminin ilk safhalarında karşılıklı paylaşım ön planda yer almaktadır. Çocuk, doğuştan itibaren yakınında bulunan kişiler ile direkt ilişkilerinde iletişimsel paylaşımın kurallarını öğrenmektedir ve dilin iletişimsel ortamında büyümektedir. Bu ilk safhanın ilk paylaşımlarında yalnızca çevresinde var olannesneler hakkında nasıl bir iletişimin söz konusu olduğunu kavramaktadır. Bununla birlikte ilk sözcükleri anlayıp üretebilmektedir. Fakat bunların henüz bir temsilözelliğibulunmamaktadır. (Bkz. Kuhn, 2006, 1)<br />
Dil ediniminin ikinci safhası bilişsel süreçler ile tanımlanmaktadır. Bunlar, çocuğu, sözcüklerin temsili boyutunu kavramaya ve dilin anlamsal düzlemini geliştirmeye yönlendirmektedir. Çocuk, bilişsel süreçte, tutulup görülemeyen olay ve nesneleride düşünüp kurgulamayı öğrenmektedir. Böylece çocuk, yavaş yavaş somut ortamdan sembolik düzleme geçmektedir. (Bkz. Kuhn, 2006, 1)<br />
Dil yeterliliği için beş tür bilgiye ihtiyaç vardır. Bunlar, fonoloji, morfoloji, semantik, sentaks ve pragmatiktir. Fonoloji, dilin temel ses yapılarını araştırır. Her dilde aynı olan seslerin yanı sıra farklı sesler de bulunmaktadır. Çocuk, dilinin gelişiminde ilk olarak seslerle karşılaşır ve bu sesler üzerinde yeterlilik kazanır. Bu seslere fonem adı verilmektedir. Morfoloji, dildeki, anlam içeren en küçük birimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu birimlere morfem adı verilmektedir. Semantik genel olarak dilin anlam yönünü ele almaktadır. Cümlelerin, kelimelerin incelemesini anlam açısından yapmaktadır. Cümlelerin kural ve yapı açısından incelemesini yapan bilim ise sentakstır. Sentaks, kelimelerden oluşan cümlelerin kurallarını işleten sistemdir. Pragmatik ise, farklı sosyal kontekstleri yöneten kuralları araştırmaktadır. Kullanılan dilin sosyal bağlamda kullanım uygunluğu, yani pragmatiklerle çocuklar, küçük yaşlarında nezaket ifadelerini, argo sözcükleri, emir kavramlarını, dilek ve arzularını iletme kurallarını öğrenirler. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk 2 yaşındaki bir çocuğa bir şeyler anlatırken, kendisine pragmatik bilgi verilmiş gibi, daha basit cümleler kullanır, yavaş konuşur ve onunanlamasıiçin sözcüklerinitekrarlar. (Bkz. Zwisler, 2006, 1)<br />
Erken Yaşlarda DilGelişimi<br />
Çocuklar, normal olarak okula gidinceye kadar temel dil becerilerini kazanırlar. Dil gelişimi hem sözlü, hem yazılı iletişimle ilgilidir. Sözel iletişim daha erken gelişir. Yazılı iletişimise okulile başlar.<br />
Dil öğrenmek karmaşık bir süreçtir, ama insan dil öğrenmeye doğuştan yeteneklidir. Çocuk daha annesinin karnındayken, onun sesini ve dilinin vurgularını fark edebilmekte, doğduktansonra da aynıdili, aynıçevrede yaşarkenkolaylıkla öğrenebilmektedir.<br />
Dil yeteneklerinin gelişimi de motor yeteneklerin gelişimi gibi düzenli bir sıra izler. Ayrıca çocuklar üzerinde yapılan dil gelişimi çalışmaları sonunda, konuşmayı öğrenmenin ilk dönemlerinde yaklaşık olarak tüm dünya çocuklarının temelde aynı gramer kurallarını kullandıkları görülmüştür. Alman dilbilimci Hans Glinz de Deutsche Syntax adlı kitabında çocukların “evrensel açıklamalarından” söz etmektedir. Ona göre, çocukların ilk kelimeleri, hatta ilk cümleleri diye bir şey söz konusu değildir. Kendisi, çocuklarda ilk olarak evrensel açıklamalardan bahsetmektedir. Bu evrenselaçıklamalar herhangi bir durumda, çoğunlukla da bir dinleyiciye verilen bir tepkiolarak düşünülmektedir. Bu tepkibüyüklerin dilinde cümlenin yerinitutmaktadır. (Bkz. Glinz, 1970, 6)<br />
Bebekler daha birkaç haftadan itibaren sesli uyarımları algılamaya ve onlara tepkide bulunmaya başlarlar. Birinci ayda bah ve pah, ga ve da gibi heceleri birbirinden ayırabilirler, seslere dikkatlerini vererek sesin geldiği yöne doğru başlarını çevirebilirler. Üçüncü aydan itibaren, annelerinin sesinibaşka bir hanımın sesindenayırabilirler.<br />
Konuşmayı öğrenmek uzun ve karmaşık bir olgudur. Çocuk 12–15 aylıkken ilk sözcüğü söyler. Bu demektir ki, 12. ya da 15. ayda çocuk, iletişimini dile hazırlık şeklinde yapar. Çocuğun ihtiyacı olan iletişim bu evrede mimiklerle, ağlama biçimleriyle ve anlamsız mırıldanmalarla ifade bulur. Kritik dönem olan 15 ay ve üstünde dil gelişimine ilişkin önemli ipuçları bulunabilir. 15 aylık bir bebek daha çok işaret amaçlı dil kullanımını tercih eder. Konuşma sırasındaki kelimeleri veya işittiklerini kullanabilir. 18 aylık bir bebek iki ve yakın kelime genişliğinde anlamlı cümleler kurabilir. Yaklaşık olarak 20–30 kapasitelik kelime hazinesine sahiptir. Yetişkinlerle soru­cevap şeklinde iletişimkurmaya çalışır.<br />
21 aylık bir çocuk şarkılı oyunları sever. Hareketlerini iletişim amaçlı kullanır. Kendi başına gelenleri anlatmaya çalışır. Bazı zamirleri anlar ve benim, senin, ben ve sen kelimelerini çok kullanır. 24 aylık çocuk söz dağarcığında yaklaşık 200–300 kelime vardır. Her günkarşılaştığı nesnelerin adlarınıöğrenmiştir ve kullanır. Kısa ve tamolmayancümleler kurar. İçinde, yukarı ve arkasında gibi bazı zarfları kullanır. Üç yaşındaki çocuklar artık kelimelerle oynayabilir, 900–1000’e varan bir kelime hazinesine sahiptirler. 4 yaşında ise yaklaşık 1500–2000 kelime dağarcığıyla oldukça çok soru sorarlar, daha karmaşık cümle yapılarını kullanırlar. Hikâyelendirme bu yaşlarda belli sınırlılıklarla görülür. Niçin ve nasıl sorularına cevap vermekte zorlanırlar. Çocuklar gramer kurallarının % 90’ını 5–6 yaşlarında tamamlarlar, duygularını ifade etmeye başlarlar ve 2–3 bin konuşma, 20–24 bin anlama kelime hazinesine sahiptirler.<br />
Yaklaşık bir yılın sonunda yetişkinlerin anlayıp tanıdıkları sesleri üreten çocuklar, ilköğretim birinci kademesinin sonunda aşağı yukarı 50 bin kelimelik konuşulan dili anlama kapasitesine ulaşırlar.</p>
<p>Sonuç<br />
Sonuç olarak, dilin toplumsal gerekliliği herkesçe kabul edilen bir özelliktir. Birçok farklı bakış açısından ele alınabilen dilin, toplum ile sıkı bir ilişki içerisinde olduğu ve toplumun bütün değerlerini kendisinde barındırdığı konusunda bütün uzmanlar hemfikirdir denebilir.<br />
Ayrıca çocuğun, dili ediniminde, yukarda ele alınan kuramların her birinin etkisini göstererek bir bütün oluşturduğu sonucuna varılabilir. Kişinin dil edinimi bir koordinasyon içerisinde gerçekleşmektedir. Bu koordinasyonu sağlayan öğeleri büyük ölçüde aile, yakın çevre, okul, toplum ile televizyon, internet gibi günümüz iletişim ve teknoloji araçları sağlamaktadır. Bunların olumlu etkilerinin yanısıra, oldukça yoğun olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Bu yüzden, çocuğun, sağlıklı bir şekilde dili edinmesi için, başta aile olmak üzere, yakın çevrenin ve eğitimcilerin duyarlı olmaları gerekmektedir. Bu duyarlılık en basit şekliyle, dilimizi muhafaza ederek kurallarına göre kullanmakta gösterilebilir. Yani, çocukların dil eğitimini gerçekleştirirken, dilin bir kültür, tarih taşıyıcısı olduğunu unutmamak gerekmektedir</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklarda/" title="çocuklarda" rel="tag">çocuklarda</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dil/" title="dil" rel="tag">dil</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisimi/" title="gelişimi" rel="tag">gelişimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/" title="Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor! (13 Ocak 2010)">Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dil-ve-cocukta%c2%a0dil-gelisim-kurumlari/" title="Dil ve Çocukta Dil Gelişim Kurumları (25 Kasım 2009)">Dil ve Çocukta Dil Gelişim Kurumları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/" title="Çocuklarda lenf bezleri neden büyür? (14 Ocak 2010)">Çocuklarda lenf bezleri neden büyür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-davranis-sorunlari/" title="Çocuklarda Davranış Sorunları (25 Kasım 2009)">Çocuklarda Davranış Sorunları</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-dil-gelisimi-makale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Ne Olacağım?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ben-ne-olacagim/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ben-ne-olacagim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 10:15:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=3005</guid>
		<description><![CDATA[Anne babası boşanmak üzere ya da boşanmış olan çocukların düşündüklerini ve hissettiklerini paylaşmak istiyorum. Bu olay her çocuk üzerinde farklı etkiler yaratıyor. Ama çocukların ortak sorunu anne babanın boşanması sonucunda ona ne olacağı kaygı ve endişesidir.
Boşanmak aile bütünlüğünün bozulması ve değişmesidir. Bu durum zaten kaygı yaratan bir olaydır. Bir de bunun üzerine anne ve babanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne babası boşanmak üzere ya da boşanmış olan çocukların düşündüklerini ve hissettiklerini paylaşmak istiyorum. Bu olay her çocuk üzerinde farklı etkiler yaratıyor. Ama çocukların ortak sorunu anne babanın boşanması sonucunda ona ne olacağı kaygı ve endişesidir.</p>
<p>Boşanmak aile bütünlüğünün bozulması ve değişmesidir. Bu durum zaten kaygı yaratan bir olaydır. Bir de bunun üzerine anne ve babanın olumsuz düşünce, duygu ve davranışları eklenirse çocuk daha fazla panik yaşayacaktır. Çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini etkileyecektir.</p>
<p>Evlilik kadar boşanma da doğal bir olaydır. Her türlü şey denenmiş ve iki birey arasında bazı değerler çökmüş ise boşanmayı seçmek doğru olandır. Psikolojik ve fiziksel zararlar vermeden yaşanan bu durumu ortadan kaldırmak gerekir. Kişilerin birbirine zararının yanı sıra çocuklara verilecek zarar daha da önemlidir. Çocuğun asıl endişesi biraz önce ifade ettiğim gibi bana ne olacaktır.</p>
<p>Bu durumla baş etme zorluğu yaşarken bir de birbirimize olan öfkemiz nedeniyle bunu çocuklara da göstermek ya da çocukları iki kişi arasında bırakmak endişe ve kaygının artmasına sebep olur. Çocuğun çevresine olan güvenini sarsar ve genellemesine yol açar.</p>
<p>Anne babanın davranışını anlamakta güçlük çeker. İlgisini vermesi gereken konulara veremez. Çünkü aklı sürekli anne ve babasının ayrılmasındadır. Bu durumla baş etme güçlüğü onun arkadaşlarından uzaklaşmasına sebep olur. Sadece kendi başına gelen bir olay olduğunu düşünür, soruları cevaplamak istemediği için de çevresinden ve arkadaşlarından uzaklaşır.<br />
Kimi zaman da aşırı hırçın ve saldırgan davranışlarda bulunabilir. Düşünce ve duygularını paylaşamadığı için ancak kendini davranışları ile ifade etmeye çalışır.</p>
<p>Söylenenleri dinlemeyip, kendi isteklerini yaptırabilmek ya da anne babadan intikam almak için her konuda sorun yaratır.<br />
Korkuları ve endişeleri çocukta takıntılar ve hassasiyetler oluşturur. Kendini sorumlu hisseder. Annesine hayran olan ve babasını rakip olarak gören erkek çocuk ve babasına hayran olan ve annesini rakip olarak gören kız çocuk onların ayrılıklarından kendini sorumlu hissedebilir.</p>
<p>Bu karmaşanın üzerine bir de anne babanın çocukları kendi taraflarına çekmeye çalışması onun paniklemesine sebep olur. Çocukla iyi iletişim kurabilmek için onu maddi olarak tatmin etmeye çalışırlar. Halbuki çocuk duygusal bir boşluk yaşamaktadır. Her istediği yapılmaya çalışılır. Çocuğa sınır konmadığı için de çocuk iki tarafı kendi istekleri için kullanır.</p>
<p>Anne baba bu süreçte birbirleri ile görüşmez ve kanlı bıçaklı olurlarsa da çocuk bu durumdan faydalanmaya çalışır. Bazen eşler kendi istediklerini elde edebilmek içinde çocuklardan yararlanabiliyor<br />
Eşinden öcünü almak için çocuklarını ön safhalara sürebiliyorlar. Tıpkı savaş durumunda yaşananlar gibi…</p>
<p>Boşanma sırasında çocuğun ruh sağlığının korunması önemli bir sorun. Boşanma öncesi ve sonrasında çocuklar bu tartışmaların dışında tutulmalıdır. Boşanma kararı çocuğa birlikte anlatılmalı. Onu çok sevdiklerini, eski standartlarını kaybetmeyeceğini ve istediği zaman anne ya da babayı görebileceğini belirtmeliler. Birbirleri ile ilgili en ufak olumsuz bir cümleden kaçınmalılar.</p>
<p>Pek çok kişinin evliliğini çocuklarını düşündüğü için sonlandırmak istemediğini duyuyoruz. Bana göre; sürekli kavga gürültünün olduğu bir aile ortamında yaşamak çocukların gelişimlerini ve ruhsal durumunu daha da olumsuz etkileyebilir. Tabii ki her çatışmada ve olumsuz durumda boşanma olsun demek istemiyorum, ama hiçbir çıkar yol yoksa boşanmak kaçınılmazdır. Ancak bu olayı dramatize edip, işin içinden çıkılamaz bir hale dönüştürmemek gerekir.</p>
<p>Eşler boşanma kararı aldıktan sonra bu durumu birlikte çocukları ile paylaşmalı. Zor olsa bile çocukların önünde sakin görünmeye ve kontrolü kaybetmemeye çalışmalıdır. Eğer eşler kendilerinden emin görünür ve tutarlı konuşurlarsa, çocuklar üzülseler bile durumu daha kolay kabul edeceklerdir. Şunu unutmamak gerek; eşler birbirinden boşanabilir, ancak çocuklarından boşanamazlar.</p>
<p>Boşanmış anne babalara sahip olmak ya da boşanmış bir ailenin üyesi olmak kendi başına zararlı değildir. Önemli olan, aile üyeleri arasındaki ilişkilerin ve aile hayatının kalitesidir. Çocukların ayrılma ve boşanmaya gösterdikleri tepki büyük ölçüde eşlerin birbirlerine tepkilerine bağlıdır. Çocuğun en az zararla bu olayı atlatmasını sağlamak gerekir.</p>
<p>Boşanma kararı alındıysa bu durumu çocuklardan saklamamak en doğru yoldur. Eşlerden biri hiçbir açıklama yapmadan evden ayrılırsa çocuk reddedildiğini ve istenmediğini düşünebilir ve her şeyin sorumlusu olarak kendini görebilir. Onlarla konuşurken eşinizle aranızdaki sorunlardan ve ayrılma kararınızdan onların sorumlu olmadıklarını belirtin. Çocukların önünde mutsuz görünmemeye ve kontrolünüzü kaybetmemeye çalışın. Sorulara açık ve net cevaplar vermeye ve birbirinizi suçlamamaya çalışın. Ayrıca istediği zaman evden ayrılan ebeveyni görebileceği belirtilmeli.</p>
<p>Çocukların ruhsal olarak sağlıklı gelişebilmeleri ve insanlarla kalıcı ve sevgi dolu ilişkiler kurabilmeleri onların hayatlarındaki en önemli kişilere anne babalarına yakın olmalarına bağlıdır. Eşler boşanma döneminde öfke, kırgınlık, küçümsenme ve suçluluk duygularını bir arada yaşarlar, ancak çocukları bunlardan uzak tutmak gerekir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kres/" title="kreş" rel="tag">kreş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-sinema-bolumumuz/" title="Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz (24 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-haber-bolumu/" title="Yuva Rehberim Haber Bölümü (13 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Haber Bölümü</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ben-ne-olacagim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğum Anaokuluna Başlıyor</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-secimi-cocugum-anaokuluna-basliyor%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-secimi-cocugum-anaokuluna-basliyor%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 07:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukevi]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?
3 &#8211; 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with anaokulu" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/anaokulu/">anaokulu</a> seçerken nelere dikkat etmelidir?</p>
<p>3 &#8211; 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuvalar" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuvalar/">Yuvalar</a> çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak çocukların yaşayarak öğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın öğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with anaokulu" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/anaokulu/">anaokulu</a> ve <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuvalar" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuvalar/">yuvalar</a>ın çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir. Çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyen bir program hazırlanmalı ve bu program çocukların keyifle ve ilgilerini çekebilecek şekilde takip etmelerini sağlayacak bir içerikte hazırlanmalıdır.</p>
<p>Çocukların var olan ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik değişik aktivitelerin sunulması önemlidir. Çocuklar hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de yeni ilgi alanları bulmalıdırlar. Öğrenirken eğitim hayatlarının temeli olan birlikte hareket edebilme, grupla birlikte karar alabilme, sıra bekleme, kendini grup içinde ifade edebilme, ihtiyaçlarını ifade etme, belirlenen kuralları öğrenme ve bu kurallara-sınırlara uyma gibi becerileri kazanmaları da önemlidir. Çocukların yaşlarına uygun olarak gerekli kavramları (renk, şekil, sayı vb), el becerilerini, sosyal becerileri öğrenmeleri evden çok <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuva" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuva/">yuva</a> ortamında mümkün olmaktadır. Yuvada tüm bu bilgi ve becerilerin belli bir sıra ile öğretilmesi söz konusudur. Programın uygulanması aşamasında <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuva" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuva/">yuva</a> personelinin deneyim ve eğitimleri de çok önemli olmaktadır. Anaokulunda daimi bir pedagog veya çocuk gelişimi konusunda deneyimli bir psikoloğun bulunması <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuva" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuva/">yuva</a> seçiminde birinci koşul olmalıdır. Çocukların becerilerinin ve gelişimlerinin takibini yapabilmek ve olası bir aksaklıkta aileyi uyarabilmek çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü olası bazı problemler erken yaşta keşfedildiklerinde hızlıca çözümlenebilmekte aksi halde uzun yıllar süren, eğitim hayatını ve çocuğun sosyal hayatını etkileyen başka zorluklara dönüşebilmektedirler. Ayrıca her çocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilmekte bu sıkıntılar değişik şekillerde ifade edilmektedirler.</p>
<p>Çocuklardaki bu belirtileri ve değişiklikleri dikkatle gözlemlemek ve başka bir problemin işareti olduğunu keşfedebilmek uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir. Ayrıca ailelerin çocukların eğitimi ve gelişimi konusunda ve uygun disiplin yöntemleri konusunda yönlendirilmeleri ve desteklenmeleri önemlidir. Bu nedenle de <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with yuva" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/yuva/">yuva</a> personelinin pedagoji eğitimli olması büyük önem taşımaktadır. Temizlik ve fiziksel ortam zaten anne-babaların dikkat ettikleri ve fark etmekte zorlanmadıkları özelliklerdir. Burada da dikkat edilmesi gereken şey fizik ortamın nasıl düzenlendiğidir. Örneğin çocuklar hangi aktivite sırasında nerede bulunuyorlar? Bu ortamlar o aktivitenin rahatça gerçekleşmesi için uygun ortamları mı? (örneğin boya yapılan yerde zeminin halı olması hem çocukların rahatı hem de hijyen açısından uygun olmayabilir) Merdivenler ne kadar korunaklı? Bahçe ve bahçedeki oyun malzemeleri tüm çocukların kullanımına açık mı ve çocuk sayısına oranlandığında yeterli mi? Oyuncak çeşitliliği var mı? Hangi malzemeler kullanılıyor? Boyalar vs çocukların ağzına almaları durumunda zararlı olabilecek nitelikte mi? Oyuncaklar ve diğer eğitim malzemeleri gerçekten kullanılıyorlar mı? Serbest oyun zamanlarında ve bahçe saatinde çocuklarla ilgilenen personel sayısı da önemlidir. Çünkü çocuklar açık alanda daha hareketli olmakta ve zarar görme olasılıkları artmaktadır. Bu nedenle bahçe saatlerinde ve hareketli oyunlar sırasında normalde var olan öğretmen ve eğitimci sayısının takviye edilmesi önemli olmaktadır.</p>
<p>Çok önemli bir konu da sınıf mevcududur. <a class="st_tag internal_tag" title="Posts tagged with okul öncesi" rel="tag nofollow" href="http://www.anaokulurehberim.com/tag/okul-oncesi/">Okul öncesi</a> sınıflar 3 yaşta 10-12 civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda çocuk için tek öğretmen yeterli olmamaktadır. 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha üzerine çıkılabilir. Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda çocukların bir arada düzen içinde bulunmalarını sağlamak güç olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya çalışılacak bu da çocukların ihtiyaç duydukları rahatlık ve ilgi ihtiyaçları ile ters düşecektir.</p>
<p>Psk.Nezahat BEDİR<br />
Psikolog</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocukevi/" title="çocukevi" rel="tag">çocukevi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul-oncesi/" title="okul öncesi" rel="tag">okul öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/secimi/" title="Seçimi" rel="tag">Seçimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-haber-bolumu/" title="Yuva Rehberim Haber Bölümü (13 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Haber Bölümü</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-gezelim-gorelim-bolumu/" title="Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü (09 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Gezelim Görelim Bölümü</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-secimi-cocugum-anaokuluna-basliyor%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Eğitiminde Kritik Yaşlar</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-egitiminde-kritik-yaslar/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-egitiminde-kritik-yaslar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 06:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitime Başlarken]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitiminde]]></category>
		<category><![CDATA[Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk gelişimi fiziksel, zihinsel ve psikolojik birçok farklı özelliği ifade eden bir terimdir. Döllenmiş yumurtadan başlayıp ergenliğe kadar devam eden bu özellikler, birbiri ile ilişkili ve paralel bir seyir izler. Mesela, dil gelişimi, fiziksel ve zihinsel gelişimden bağımsız değildir. Dil gelişimindeki bir bozukluğu incelerken fiziksel ve zihinsel bir aksaklık olup olmadığı test edilir. Dildeki fiziksel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk gelişimi fiziksel, zihinsel ve psikolojik birçok farklı özelliği ifade eden bir terimdir. Döllenmiş yumurtadan başlayıp ergenliğe kadar devam eden bu özellikler, birbiri ile ilişkili ve paralel bir seyir izler. Mesela, dil gelişimi, fiziksel ve zihinsel gelişimden bağımsız değildir. Dil gelişimindeki bir bozukluğu incelerken fiziksel ve zihinsel bir aksaklık olup olmadığı test edilir. Dildeki fiziksel bir bozukluk konuşmayı engellediği gibi, çocukta özgüven kaybı, sosyal fobi ve aşağılık duygusu gibi psikolojik sorunlara da yol açabilir.</p>
<p>Biz bu yazımızda doğumdan ergenliğe kadar belli yaş dönemlerinde ortaya çıkan geçici eğitim zorluklarından bahsedeceğiz. Çocuklar belli gelişim evrelerinde inatçı, kuralları çiğneyen, dur-sustan anlamayan, başına buyruk hareket eden bir kişilik sergileyerek anne babaları zor durumda bırakırlar.</p>
<p><span style="color: orange;">İlk kritik dönem birinci yaş</span></p>
<p>çocuk bir yaşından sonra, yani yürüme ve konuşma becerisi kazandıktan sonra inatçı davranışlar göstermeye başlar. Anne-babanın dediğinin tersini yapmaktan ve kuralları çiğnemekten zevk alır gibidir. Anne “yapma!” Dedikçe inadına istenmeyen davranışı tekrarlar.</p>
<p>İstenmeyen davranışları tekrarlayan bir çocuğun amacı sizi kızdırmak ve çileden çıkarmak değildir. Çocuğun niyeti koyduğunuz kuralın veya istemediğiniz davranışın ne kadar önemli olduğunu denemektir. Siz aynı olumsuz davranışa aynı tepkiyi gösterdikçe ve taviz vermedikçe çocuk gerçeği kabullenip sınırları zorlamayacaktır.</p>
<p>Çocuk ben merkezci (egosantrik) bir kişiliğe sahiptir. Haz ilkesine göre hareket eder. Herkesin ona hizmet etmesini ve her isteğinin yerine getirilmesini ister. Yoktan anlamaz, isteğinin geri çevrilmesinden veya ertelenmesinden hoşlanmaz. Eğer istediği gerçekte ihtiyacı olan bir şeyse ve temini de mümkün ise anne-baba çocuğu fazla üzmeden ihtiyacını yerine getirmelidir. Çocuktan her şeyi mükemmel yapmasını beklememeli, küçük yanlışlarını görmezden gelmeli, deneme-yanılma yapmasına izin vermeli, başarılı işlerini överek öz güvenini güçlendirmeliyiz.</p>
<p>İstediği şeyin para ve zaman yönünden temini zor ve çocuk için de bu şey gereksiz ise sebebini “istediğin şeye yetecek kadar paramız yok!” Veya “gecenin bu saatinde bakkal kapalı olduğu için istediğin şeyi alamam!” Gibi açıklama yaparak istediği şeyi temin edemeyeceğinizi anlatmanız gerekir. Buna rağmen isteğinin yerine getirilmesi için küser, ağlar, tepinir ve avazının çıktığı kadar bağırabilir. Anne-baba oyuna gelip onu susturmak için isteğini yerine getirdiği zaman çocuk ağlayarak veya tepinerek isteğine kavuşmayı öğrenir ve bunu kullanmaya başlar.</p>
<p>Kimi anne-babalar çocuğun isteklerine ve davranışlarına sınır koymayı “baskı ile büyütme” olarak algılamakta, “çocuğum benim gibi baskı altında büyümesin!” Diye her isteğini yerine getirmekte, her yaramazlığına katlanmakta, farkında olmadan kural tanımayan şımarık ve zorba bir çocuk yetiştirmektedir. İsteklerine sınır konmayan, aile ve toplum kurallarına alıştırılmayan çocuklar dinin emir ve yasaklarını anlamakta ve uymakta güçlük çekerler.</p>
<p><span style="color: orange;">İkinci kritik dönem 2,5 yaş</span></p>
<p>bu dönemde çocuk kas, kemik ve sinir sistemi yönünden yani fizyolojik olarak hızlı bir gelişme gösterdiğinden uyum sağlamakta zorlanır. Dengesiz, kararsız, olumsuz, her şeye “hayır” diyen isyancı bir kişilik sergiler. Psikolojik yönden de “bağımsızlık çabası” içindedir. Yardım istemez, her şeyi kendi başına yapmak ister; ancak anne ve babaya ihtiyacı olduğunun da farkındadır. Bu yüzden farklı kutuplar arasında gidip gelir. Aşırı hareketlilikten ani bir tembelliğe, ataklıktan utangaçlığa, sahiplenme duygusundan aldırmazlığa, inatçılıktan uysallığa, açlık çığlıklarından iştahsızlığa, tuvalete zor yetişmekten idrarını tutmaya kadar varan dengesizlikler gösterir. Bu dönemde anne ile çocuk arasında en sık çatışmalar tuvalet ve temizlik konusunda yaşanır. Anne-babanın yapacağı en iyi şey bir seneden fazla sürmeyecek olan bu dönemde çocuktan sevgisini esirgememek ve sabretmektir.</p>
<p><span style="color: orange;">Üçüncü kritik dönem 4 yaş</span></p>
<p>çocuk gelişiminde ilk beş yıl denge ve dengesizliklerin art arda geldiği yaşlardır. Dört yaşındaki çocuk, üç yaşındaki o uyumlu ve geçimli kişiliğini bırakır, yeniden bir dengesizlik ve uyumsuzluk içine girer. Her yönüyle aşırılık içinde bulunur. Ölçüyü kaçırma onun en belirgin özelliğidir. Bu dönemde çocuk kendi başına buyruk, kafasına estiği gibi hareket eden, sağda solda dolaşan, çok konuşan, durmadan soru soran ancak cevabını dinleme sabrı göstermeyen, başladığı işi yarım bırakan maymun iştahlı bir çocuktur. Bununla beraber 2,5 yaş çocuğu kadar inatçı değildir. Oturmaktan ve beklemekten hoşlanmaz. Bedensel ve zihinsel etkinlik ihtiyacı tüm davranışlarına yansır. Tam olarak ne istediğini bilmez, sık karar değiştirir, bir eylemden diğerine geçer. Anne ve babayla sürtüşmeye girmesinin, söz dinlemeyişinin, söylenenin tersini yapmasının sebebi saygısızlıktan değil, bağımsız bir kişilik kazanma çabasından ileri gelmektedir. Arkadaşlık yapmayı, grup oyunlarına katılmayı sever, ancak kabalık ve sakınmazlık özelliğinden dolayı arkadaşlarıyla kolayca kavgaya tutuşabilir. Başkalarının duygu ve isteklerini hiçe sayar, aklına geleni yapar ve söyler.</p>
<p><span style="color: orange;">Dördüncü kritik dönem 6 yaş</span></p>
<p>bu dönemde inatçı ve olumsuz davranışlarıyla sanki 2,5 yaş çocuğu geri gelmiş gibidir. Anne-babalar 5 yaşındaki o uyumlu ve uzlaşmacı çocuğun nasıl olup da böyle zıt bir kişilik sergilediğine anlam veremezler. “bu çocuğa ne oldu, birden huyu çok değişti?” Derler.</p>
<p>Altı yaş çocuğu değişmekte olan bir çocuktur. Buna karşın tembel ve kararsız bir görünüm verir. Ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda kararsızdır. Anne-babasıyla ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde uyumluluk-uyumsuzluk, geçimlilik-geçimsizlik, olumluluk-olumsuzluk arasında gidip gelir. Bu haliyle sanki iki kutuplu bir kişilik sergilemektedir. Beş dakika önce annesini sevdiğini söyler, ancak beş dakika sonra, basit bir sebeple, annesinin yüzüne karşı ondan nefret ettiğini söyleyebilir.</p>
<p>Bir geçiş dönemi yaşayan altı yaş çocuğunda psikolojik değişikliklerin yanı sıra dikkat çekici fiziksel değişiklikler de görülür. Süt dişleri dökülür, ilk azı dişi çıkmaya başlar. Kulak-burun-boğaz hastalıklarına, özellikle orta kulak iltihabına, sık yakalanır. Okula başlaması ile birlikte sosyalleşme becerisi gelişme gösterir. Daha çok arkadaşla ilişki kurar. Anne-babanın dışında yetişkin olarak öğretmeniyle tanışır, bilgisinden dolayı ona hayranlık duyar. Böylece aileye bağımlı çocuğun yerini, bağımsız ve sosyal çocuk almaya başlar.</p>
<p><span style="color: orange;">Beşinci kritik dönem 12-13 yaş (ön ergenlik)</span></p>
<p>ilköğretim yıllarında ailesiyle ilişkileri uyum içinde olan çocukların ergenliğe geçişte davranışlarında ve ilişkilerinde belirgin değişmeler görülmesi anne-babaları şaşırtır. Çünkü anne-babalar çocuk büyüdükçe daha akıllanır, daha az problem çıkarır zannederler. Her şeyin yolunda gittiğini sandıkları bir dönemde birden bire ortaya çıkan huysuzluklara, itirazlara, alınganlıklara ve sebepsiz öfkelere bir anlam veremezler. Her şeye itiraz eden, hiçbir şeyi beğenmeyen, eve dilediği zaman girip çıkan, derslerini aksatan, en küçük uyarılara sert tepki gösteren genç karşısında anne-babanın sabretmesi pek zordur. Çünkü bu hızlı değişmenin ergenlik belirtileri olduğunu bilmezler. Çocuğun kötü arkadaş kurbanı olduğunu, kendilerinden uzaklaştığını, nankörlük yaptığını düşünürler. Nasihatler ve uyarılar bir işe yaramadığı için anne-baba sertleşmeye başlar. Karşılıklı suçlamalar ve bağrışmalar ilişkileri zora sokar.</p>
<p>Anne-baba sabrettiği, çocuğu adam yerine koyup dinlediği, çocuğun her türlü duygusunu dile getirmesine izin verdiği ve onu sevdiğini her vesile ile belli ettiği taktirde diğer kritik yaşlarda olduğu gibi, gel-gitlerle dolu ön ergenlik dönemi de bir-iki sene içinde geçecek, çocuğunuz eski uyumlu ve geçimli çocuk olarak size geri dönecektir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitiminde/" title="Eğitiminde" rel="tag">Eğitiminde</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kritik/" title="Kritik" rel="tag">Kritik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/okul-oncesi-egitime-baslarken/" title="Okul Öncesi Eğitime Başlarken" rel="tag">Okul Öncesi Eğitime Başlarken</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yaslar/" title="Yaşlar" rel="tag">Yaşlar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sizde-ya-da-anne-babanizda-yuksel-kolesterol-mu-vardi-o-zaman-cocuklarinizi-2-yasindan-itibaren-takibe-alin/" title="Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN (24 Aralık 2009)">Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/rapunzel-altin-sacli-prenses/" title="Rapunzel Altın Saçlı Prenses (20 Kasım 2009)">Rapunzel Altın Saçlı Prenses</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/prenses-ve-kurbaga-2010/" title="Prenses ve Kurbağa (2010) (03 Aralık 2009)">Prenses ve Kurbağa (2010)</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-egitiminde-kritik-yaslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeryüzünde 10 çocuktan biri ERKEN, 100 çocuktan biri OTİSTİK doğuyor</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeryuzunde-10-cocuktan-biri-erken-100-cocuktan-biri-otistik-doguyor/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeryuzunde-10-cocuktan-biri-erken-100-cocuktan-biri-otistik-doguyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 07:36:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anaoklu]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=3022</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her 10 bebekten birinin erken doğduğu bildirildi. Öte yandan ABD hükümetinin yaptırdığı 2 yeni araştırma ise her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdi.
ABD&#8217;de yayımlanan bir araştırma, dünyada her yıl 10 bebekten birinin erken doğduğunu (13 milyon) ve bir milyondan fazlasının yaşamını yitirdiğini gösterdi. Bu sorundan özellikle gelişmekte olan ülkelerin etkilendiğinin belirtildiği araştırmada, Afrika ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her 10 bebekten birinin erken doğduğu bildirildi. Öte yandan ABD hükümetinin yaptırdığı 2 yeni araştırma ise her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdi.</p>
<p>ABD&#8217;de yayımlanan bir araştırma, dünyada her yıl 10 bebekten birinin erken doğduğunu (13 milyon) ve bir milyondan fazlasının yaşamını yitirdiğini gösterdi. Bu sorundan özellikle gelişmekte olan ülkelerin etkilendiğinin belirtildiği araştırmada, Afrika ve Asya&#8217;da bebeklerin yüzde 85&#8242;inden fazlasının (11 milyon) 37 haftadan önce doğduğu vurgulandı. Gelişmekte olan ülkelerde yetersiz beslenme ve bakımın bebeklerin erken doğmasına neden olduğu kaydedildi.</p>
<p>Bununla beraber ABD gibi gelişmiş ülkelerde de 25 yılda erken doğan bebeklerin sayısının yüzde 36 arttığına dikkati çekildi. ABD&#8217;de, hamile kalabilmek için bazı tekniklere başvuran 35 yaşın üzerindeki kadınların sayısının giderek artmasının erken doğumlara neden olduğu vurgulandı. Araştırmaya imza atan Amerikan &#8220;The March of Dimes&#8221; yardım örgütünün başkanı Dr. Jennifer Howse, dünyada erken doğumların manevi, bedensel ve maddi bedeliyle aileler, sağlık sistemleri ve ekonomi için büyük bir sorun teşkil ettiğini ifade etti.</p>
<p>ABD&#8217;de erken doğan bebeklerin tedavisinin ve sağlık sorunlarının yıllık maliyetinin genellikle 26 milyar doları geçtiğini belirten Howse, çocuk ölümlerinin azaltılmasının ve anne sağlığının iyileştirilmesinin planlandığı BM&#8217;nin bin yıllık kalkınma hedeflerine ulaşmak için dünya liderlerinin önceliği erken doğumlarla mücadeleye vermesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) son verilerine dayanılarak yapılan araştırma ve hazırlanan raporda, bu verilerin gerçek sayının altında olduğu da belirtildi. DSÖ uzmanlarından Dr. Mario Merialdi, daha iyi veri alınabilmesi için istatistiklerin geliştirilmesinin gerekli olduğunu ve DSÖ&#8217;nün bu yönde çalıştığını kaydederken, Amerikan &#8220;Saving Newborn Lives/Save the Children USA&#8221; yardım kuruluşundan Dr. Joy Lawn, erken doğumu tanımlayan tüm uluslarca kabul edilmiş kriterlerin bulunmadığına dikkati çekti.</p>
<p>Lawn, erken doğumların neden olduğu kalıcı sağlık sorunlarının yaygınlığıyla ilgili ulusal ve bölgesel daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.Rapor, bu hafta Hindistan&#8217;da yapılan, gelişmekte olan ülkelerdeki doğum kusurları ve buna bağlı sakatlıklar konusunda düzenlenen konferansta sunuldu.</p>
<p>HER 100 ÇOCUKTAN BİRİ OTİSTİK</p>
<p>Daha önce bu oranının 150&#8242;de bir olduğunu belirten uzmanlar, hastalıktan haberdar olma ve hastalığın tanımının genişlemesinin otizm tanısındaki artışın sebepleri arasında olabileceğini kaydetti. 2007 tarihli Milli Çocuk Sağlığı Anketine dayanan araştırmalardan biri bugün açıklandı. Telefonla yapılan anketlerde, 3-17 yaş arasında çocukları bulunan her 91 aileden biri, çocuğunun (hastalığın Asperger&#8217;s sendromu gibi daha hafif biçimleri de dahil) otistik olduğunu söyledi.</p>
<p>78 bin aile arasında yapılan ankette ailelere iki temel soru yöneltildi. Ebeveynlere, bir doktor veya bir sağlık yetkilisinin kendilerine, çocuklarında otizm, Asperger&#8217;s sendromu, yaygın gelişme bozukluğu veya başka bir tür otizm hastalığı bulunduğunu söyleyip söylemediği soruldu. Ailelerin &#8220;evet&#8221; cevabı vermeleri halinde kendilerine çocuklarının halen otistik olup olmadığı sorusu yöneltildi. Her iki soruya da &#8220;evet&#8221; cevabının alınması üzerine araştırmacılar bunu, ailede otistik bir çocuk bulunduğu şeklinde değerlendirdi.</p>
<p>Diğer hükümet araştırması henüz resmi olarak yayımlanmadı. Ancak Hastalıkların Kontrolü ve Önlenmesi Merkezi, cuma günü yaptığı ambargolu basın toplantısında, ön bulguların her 100 çocuktan birinin otistik olduğunu gösterdiğini açıkladı. Merkezin araştırmasında derinlemesine inceleme yaptığı, belli şehirlerde 8 yaşındaki çocukların eğitim ve sağlık kayıtları gözden geçirilerek, çocuğun hastalık tanımına uyup uymadığının belirlendiği belirtildi.</p>
<p>Otizm uzmanları bu yöntemin telefon anketinden daha kesin sonuç verdiğini ifade ediyor.Philadelphia Çocuk Hastanesi uzmanı ve Amerika Pediatri Akademisi otizm yan komitesi üyesi Dr. Susan Levy, otistik çocuk sayısını belirlemenin çok zor olduğunu çünkü teşhisin çocukların davranış biçimlerine dayandığını söyledi. Levy, &#8220;Şeker hastalığını kan testiyle saptayabilirsiniz ancak şu anda otizmin teşhisinde kullanabileceğimiz biyolojik bir test yok&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak ; nethaber.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaoklu/" title="anaoklu" rel="tag">anaoklu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/otistik/" title="otistik" rel="tag">otistik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yeryuzu/" title="Yeryüzü" rel="tag">Yeryüzü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-sinema-bolumumuz/" title="Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz (24 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-haber-bolumu/" title="Yuva Rehberim Haber Bölümü (13 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Haber Bölümü</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeryuzunde-10-cocuktan-biri-erken-100-cocuktan-biri-otistik-doguyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelişme geriliği talasemi habercisi olabilir.</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/gelisme-geriligi-talasemi-habercisi-olabilir/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/gelisme-geriligi-talasemi-habercisi-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 07:10:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[geriliği]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[talasemi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=3225</guid>
		<description><![CDATA[Talasemi genellikle bir yaşından önce dalak büyüklüğü, gelişme geriliği ve ciltte soluklu gibi belirtilerle kendini gösteriyor.
Halk arasında Akdeniz Anemisi olarak bilinen Talasemi, Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen ve çocuğa anne-babadan kalıtımsal olarak geçen bir çeşit &#8221;kansızlık&#8221; hastalığı.
Anne ve babanın genlerindeki bozukluğun neden olduğu talasemiden korunmak için akraba evliliğinden kaçınmak ve evlilik öncesinde gerekli testleri yaptırmak önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Talasemi genellikle bir yaşından önce dalak büyüklüğü, gelişme geriliği ve ciltte soluklu gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</strong></p>
<p>Halk arasında Akdeniz Anemisi olarak bilinen Talasemi, Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen ve çocuğa anne-babadan kalıtımsal olarak geçen bir çeşit &#8221;kansızlık&#8221; hastalığı.</p>
<p>Anne ve babanın genlerindeki bozukluğun neden olduğu talasemiden korunmak için akraba evliliğinden kaçınmak ve evlilik öncesinde gerekli testleri yaptırmak önemli rol oynuyor.</p>
<p>Alyuvarların yapısında yer alan &#8221;hemoglobin&#8221; maddesinin yapımındaki kusurun kansızlığa yol açtığını belirten Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sipahi, &#8221;Hemoglobin molekülünde, globin zincirlerinden bir veya birkaçının sentez hızında azalma veya tüm yokluk mevcuttur&#8221; dedi. Sipahi, kansızlığı dengeleyebilmek için kemik iliğinin alyuvarların yapımını arttırdığını, kemik iliğinin çok çalışması ve genişlemesi sonucunda da özellikle yüz kemiklerinde değişiklikler olduğunu ve yüzün görünümünün bozulduğunu anlattı.</p>
<p>Talaseminin, kalıtsal geçiş göstermesine rağmen önlenebilir bir kan hastalığı olduğunu ifade eden Sipahi, hastalığın genellikle bir yaşından önce solukluk, dalak büyüklüğü ve gelişme geriliği ile kendini gösterdiğini bildirdi. Sipahi, iyi tedavi edilemeyen hastalarda burun kökünün basık, elmacık kemiklerinin belirginleşerek özel yüz görünümlerinin ortaya çıktığını, demir birikimine bağlı olarak da kalp, karaciğer, pankreas gibi organlarda büyümenin olabileceğini söyledi.<br />
<strong><br />
TAŞIYICILARIN TEK YAKINMALARI HALSİZLİKTİR </strong><br />
Hastalığın anne ve babadan gelen genlerle ilgili olduğunu, her iki gende de mutasyon (bozukluk) olması halinde bebeğin hasta olarak doğduğunu belirten Sipahi, anne veya babadan gelen bir gende bozukluk olması durumunda bebeğin hasta değil taşıyıcı olacağını ifade etti. Sipahi, bu kişilerin ilerde taşıyıcı bir kişi ile evlenmeleri halinde (özellikle akraba evliliklerinde) bebeğin talasemi hastası olarak dünyaya geleceği uyarısında bulundu. Sipahi, hastalarda klinik bulguların altında yatan genetik bozukluğun çeşidine göre değiştiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Talasemi hastalığı yakın takip gerektiren belli zaman aralıkları ile kan transfüzyonu yapılan ağır klinik tablodur. Bebek doğumda iyidir, kan tablosu normaldir. Altı ay civarına geldiğinde hemoglobin dediğimiz kan değerleri düşmeye başlar. Bu dönemde genellikle çocuk hematoloji uzmanına başvurulmadığı için demir eksikliği anemisi düşünülerek ve yanlış olarak gerekli tetkikler yapılmadan demir tedavisi başlanır. Giderek klinik daha belirgin hale gelir. Bebekler soluk renkli, halsiz, iştahsız ve mutsuz görünümdedirler. Karaciğer ve dalak büyür, karın şişer. Özel yüz görünümleri gelişmeye başlar. Talasemi taşıyıcılığında ise kişilerin tek yakınmaları halsizliktir. Bazen tesadüfen yapılan kan sayımları sonucunda teşhis konur, bazen de halsizlik nedeniyle yapılan tetkikler sonucunda kansızlık saptanır. Tüm dünyada 250-270 milyon civarında talasemi taşıyıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde taşıyıcı sıklığı yüzde 2.1 (1 milyon 400 bin) olarak hesaplanmaktadır.&#8221;</p>
<p><strong>AKRABA EVLİLİĞİNE DİKKAT </strong><br />
Hastaya kesin tanı konulmasının ardından aileye talasemi hastalığı hakkında bilgi verilmesi, bunun geçici bir durum olmadığı, ömür boyu çocuk hematoloji uzmanınca izlenmesi gerektiğinin anlatılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Sipahi, hastalara 2-6 hafta aralarla konsantre kan verilerek kan değerlerinin yükseltildiğini belirtti. Sipahi, ancak verilen kanın hastaların kan demir düzeylerini yükselttiğini ve toksik maddenin kalp kası, karaciğer, dalak, pankreas, beyin, troid ve paratroid gibi endokrin organlarda birikip istenmeyen yan etkilere neden olabileceğini söyledi.</p>
<p>Demir birikimini ve toksisiteyi engelleyebilmek için demir bağlayan ajanların uygulandığını ifade eden Sipahi, &#8221;Dalağın aşırı büyümesi nedeniyle verilen kan dalakta yıkılmaya başlarsa dalak çıkarılması ameliyatı gerekebilir. Hastalara bir diğer tedavi yöntemi de kemik iliği  transplantasyonu uygulanmasıdır. HLA uyumlu bir kardeşi olan tüm hasta çocuklara kemik iliği transplantasyonu olanağı önerilmelidir. Kök hücre nakli çalışmaları da başarılı sonuçlar vermektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>http://www.ntvmsnbc.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisme/" title="Gelişme" rel="tag">Gelişme</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/geriligi/" title="geriliği" rel="tag">geriliği</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/habercisi/" title="habercisi" rel="tag">habercisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/talasemi/" title="talasemi" rel="tag">talasemi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-cinodan-yaratici-dans-dersleri/" title="Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri (21 Nisan 2010)">Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/spor-yapan-cocuk-obez-olmuyor/" title="Spor yapan çocuk obez olmuyor (27 Ocak 2010)">Spor yapan çocuk obez olmuyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sizde-ya-da-anne-babanizda-yuksel-kolesterol-mu-vardi-o-zaman-cocuklarinizi-2-yasindan-itibaren-takibe-alin/" title="Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN (24 Aralık 2009)">Sizde ya da anne babanızda yüksel kolesterol mü vardı? O zaman çocuklarınızı 2 yaşından itibaren TAKİBE ALIN</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/gelisme-geriligi-talasemi-habercisi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yetenek ve Yetenek Seçimi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yetenek-ve-yetenek-secimi-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yetenek-ve-yetenek-secimi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 06:25:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[Yetenek Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4352</guid>
		<description><![CDATA[1 -  Yetenek nedir?
Sportif bağlamda yetenek kavramı , belli bir alanda normalin üzerinde  ancak henüz tam gelişmemiş özellikler  bütünü ve bunlara sahip kişi  olarak değerlendirilir
2- Yetenekli sporcuların özellikleri nelerdir?
Yetenekli bir sporcu incelendiğinde, diğer sporculara oranla şu  özellikleri farklılık gösterir:
a. Antrenmanda daha başarılıdır.  b. Antrenmanda verilen uyarılara daha   çabuk uyum sağlar.  c. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 -  Yetenek nedir?<br />
Sportif bağlamda yetenek kavramı , belli bir alanda normalin üzerinde  ancak henüz tam gelişmemiş özellikler  bütünü ve bunlara sahip kişi  olarak değerlendirilir</p>
<p>2- Yetenekli sporcuların özellikleri nelerdir?<br />
Yetenekli bir sporcu incelendiğinde, diğer sporculara oranla şu  özellikleri farklılık gösterir:<br />
a. Antrenmanda daha başarılıdır.  b. Antrenmanda verilen uyarılara daha   çabuk uyum sağlar.  c. Daha çabuk öğrenir.  d. Edindiği deneyimleri,   başarısını artırmak amacıyla kullanır.  e. Verilen görevleri başarı  ile  sonuçlandırır ve soruları yaratıcı  biçimde çözümler.  f. Performans   gittikçe yükselir.  g. Stres altında bile doğru değerlendirme yapar. h.   Riski göze alır.  ı.  Başarısızlıklar onun için motivasyon unsuru olur.</p>
<p>3-Yetenek seçiminde hangi yöntemler uygulanır?<br />
Yetenek seçiminde temelde iki yöntem uygulanır.  Bunlar, doğal seçim ve  bilimsel seçim yöntemidir.  Doğal seçim yönteminde kişi ya seçtiği spor  dalına katılır ya da başarılı olamadığı bir daldan başka bir spor dalına  yönelip orada başarılı olur. Bilimsel seçim yönteminde ise bilimsel  testlerle kişilerin kendileri için en uygun spor dalları belirlenir ve  onlara yönlendirilir.</p>
<p>4-Yetenek seçiminde hangi ölçütler kullanılır?<br />
Bilindiği gibi yetenek seçimi ve spora yönlendirme yüksek sportif  performansa yönelik spora anlayışı içinde değerlendirilir.  Sporda  yetenek kavramının belirlenmesinde etkili olan faktörler şunlardır:<br />
a. Konstitüsyel (sağlık durumu , antropometrik özellikler) özellikler b.  Kondisyonel motorik özellikler  c.  Teknotermik özellikler (öğrenme  yeteneği, verimliliğe hazır olma durumu, duygusal özellikler, bilişsel  özellikler) d. Sosyal faktörler.</p>
<p>5-Yetenek seçimi kaç aşamalıdır?<br />
Yetenek seçimi üç aşamadan oluşmaktadır.  Bunlar önseçim,  araseçim ve  son seçimdir.</p>
<p>BÜYÜME VE GELİŞME</p>
<p>1-Büyüme ve gelişmeye kalıtımın etkisi nedir?<br />
İnsanların büyümeleri kromozomlarında bulunan genlerle belirlenir.   Büyümeyi ilgilendiren tüm konular, genlerdeki genetik şifrelere  bağlıdır.  Kişinin boyu,  maksimum boya ulaşabileceği zaman, kemik ve  cinsel olgunlaşması hep bu şifrelerde kodlanmıştır.  Bu konu üzerinde  yapılan çalışmalar çocuklar ile ebeveynleri arasında yüksek ilişkiler  olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Özellikle de  uzunlukların,  genişliklere oranla daha yoğun bir  şekilde kalıtımdan etkilendiği görülmektedir.  Bununla birlikte kişinin  büyüme sürecinde boyu ile ilgili kesin tahmin yapmak olası değildir.   Ayrıca kişinin doğum boyu ve kilosu genel olarak ilerideki boyu ve  kilosu hakkında sağlıklı bir bilgi vermez.</p>
<p>2-Büyüme ve gelişmeye ırkın etkisi nedir?<br />
İnsanların büyüme ve gelişmelerindeki etkili faktörlerden birisi ırksal  faktördür.  Bu konudaki araştırmalar bilindiği gibi genelde üç ırk  üzerinde yoğunlaşmıştır.  Bunlar siyah,  beyaz ve sarı ırklardır.  Doğum  sırasında beyaz ırk çocuklarının , siyah ırka göre daha ağır olduğu  belirlenmiştir.  Ama bu farklılıklar 5-14 yaşları arasındaki gelişme  sürecinde tersine dönmektedir.  Bu süreçte siyah ırk çocukların  beyazlara  göre daha uzun ve daha ağır oldukları gözlenmiştir.  Sarı ırk  ise bilindiği gibi beyaz ırka oranla daha kısa ve hafiftir.  Irklar  arsındaki büyüme ve gelişimdeki etkili faktörlerden birinin de çevre  olduğu görülmektedir.</p>
<p>Örneğin Amerika’da sarı ırk çocukları , ülkelerine oranla daha iri  olmaktadır.  Bu da  çevre faktörünün göz  ardı edilmemesi gereken bir  faktör olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.  Hatta bu konuda tek yumurta  ikizleri üzerinde yapılan araştırmalarda bile çevre faktörünün  etkinliği belirlenmiştir.</p>
<p>3-Büyüme ve gelişmeye cinsiyetin etkisi nedir?<br />
Doğumda kız çocukları, erkeklere oranla daha olgundur.  Büyüme ve  gelişmeleri, erkeklere oranla daha hızlıdır.  Oyun çağı çocukluğuna  gelindiğinde, kız ve erkek çocukların büyüme ve gelişmeleri arasında bir  farklılık görülmemektedir.  Ergenlik çağı, kız çocuklarında erkeklerden  iki yıl önce başlar.  Bu nedenle kızlarda , erkeklerden iki yıl önce  hızlı büyüme ve gelişme görülür.  Ama iki yıl sonra erkeklerde büyüme ve  gelişme birden hızlanır ve birkaç yıl devam eder. Bu da erkeklerin aynı  yaştaki kızlardan çoğunlukla daha uzun olmalarını sağlar.</p>
<p>Kız çocukları erkeklerde oranla büyüme ve gelişme sırasında çevresel  faktörlerden daha az etkilenir.</p>
<p>4-  Büyüme ve gelişmeye beslenmenin etkisi nedir?<br />
İnsanlarda büyüme ve gelişmeyi etkileyen en önemli dış faktörlerden  birisi beslenmedir.</p>
<p>Bu konudaki çalışmalar beslenme ile büyüme ve gelişme arasında çok  anlamlı ilişkiler göstermiştir Yeter siz ve dengesiz beslenme ile büyüme  çağındaki çocukların boylarında düşüş görülmüştür.</p>
<p>Çocukta sürekli bir büyüme ve gelişme olduğundan, beslenme  yetersizliği bu dönemde büyüme ve gelişme üzerinde çok derin izler  bırakır.  Kız çocuklarının, erkeklere oranla yetersiz beslenmeden  etkilenmeleri daha az olmaktadır.  Bilindiği gibi proteinli besinler  kemiklerin uzaması, kas ve iskeletin olgunlaşması yönünden etkindir.   Çocuklarda günlük protein gereksinimi kilogram başına 2. 5 grama kadar  çıkabilir.</p>
<p>Bu kuvvet gerektiren spor dallarında bir yetişkinin gereksinimine  eşdeğerdedir.</p>
<p>Demeter, çocuklardaki metabolik  faaliyetlerin yetişkinlere oranla  yüzde 20-30 daha fazla olduğunu söylemektedir</p>
<p>5- Büyüme ve gelişmeye sosyo-ekonomik düzeyin etkisi nedir?<br />
Büyüme ve gelişmede çocuğun içinde yaşadığı ortamın sağlıklılığı,  yaşadığı ev, ailesinin ekonomik durumu, ailenin kültürel ve eğitsel  düzeyi de önem taşımaktadır.</p>
<p>Bu konuda yapılan birçok araştırmada baba meslekleri ile çocuğun  gelişimi ilişkili bulunmuştur.</p>
<p>Ayrıca alt sosyo-ekonomik düzeydeki çocukların gelişimi ile üst  sosyo-ekonomik düzeyde çocukların gelişimleri arasında farklılıklar  gözlenmiştir.  Doğaldır, bu farklılıklar üst sosyo-ekonomik düzey  lehinedir.</p>
<p>6- Büyüme ve gelişmeye psikolojik durumun etkisi nedir?<br />
İnsan fizyolojik , sosyolojik ve psikolojik bir sacayağı içinde büyüme  ve gelişmesini sürdürür.</p>
<p>Bu nedenle büyüme ve gelişmede psikolojik koşulların da etkinliği söz  konusudur.</p>
<p>Güç psikolojik koşullar altında büyüme ve gelişmelerini tamamlamak  zorunda kalan çocuklarda bu konularda bazı gerilikler bulunmuştur.    Özellikle yetimhanede yetişen çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar,  psikolojik durumun büyüme ve gelişme üzerindeki etkinliği göstermiştir.</p>
<p>7-Büyüme ve gelişmeye mevsimlerin etkisi nedir?<br />
İnsan  büyüme ve gelişmesine mevsimlerin etkileri çeşitli araştırmalarda  gözlenmiştir.</p>
<p>Tanner, çocukların boyca büyümelerinin ilkbahar döneminde, vücut  ağırlığınca da büyümelerinin sonbahar döneminde hızlandığı saptanmıştır   Mart ve mayıs aylarında rastlanan ortalama boy büyüme hızı eylül ve  ekim aylarındaki boy büyüme hızının iki katına denk gelmektedir.   Bu  mevsimsel değişikliklerin etkileri, yetersiz beslenen çocuklarda bile  görülmektedir.</p>
<p>8-Büyüme ve gelişmeye hastalıkların etkisi nedir?<br />
Bilindiği gibi insan organizmasının temel yapı taşı proteinlerdir.   Hastalık ve yaralanmalar protein metabolizmasını olumsuz yönde etkiler.   Böylece büyümede yavaşlama görülür.</p>
<p>Özellikle  uzun süreli (kronik) hastalıklar büyümeyi yavaşlatırken,  kısa süreli (akut) hastalıklar pek etkilemez.</p>
<p>Çocuklarda hastalık nedeniyle duraksayan büyümenin hızlandığı ve  hastalığa bağlı açığı kapattığı bir dönem vardır. Bu dönemde çocuk   normal büyüme hızının yüzde 400’üne kadar çıkabilen bir büyüme ve  gelişme gösterebilir.</p>
<p>Burada önemli olan kronik hastalıklardan sonra bu devreyi iyi  koşullar altında geçirmektir.  Eğer bu koşullar yaratılırsa çocuk normal  büyüme seyrini yakalayabilir.  Kuşkusuz bu dönemde doktor kontrolündeki  bir çalışma büyük önem taşımaktadır. Burada antrenör, aile ve doktor  sıkı bir işbirliği içinde olmalıdır.</p>
<p>9-İnsan vücudunun çevresel ve iklimsel koşullara uyumu nasıldır?<br />
İnsan vücudu yaşadığı çevre, bitki örtüsü ve iklim koşullarına uyum  sağlamaktadır.  Bu da onun büyüme  ve gelişimi üzerinde etkili  olmaktadır.  Örneklersek, kuru ve sıcak iklimi olan Sahra çöllerinde   yaşayanlar ince uzun, derialtı yağdokusu çok az, uzun kol ve bacaklara  sahip, gövdeleri kısa, ince ve uzun el ayakları olan insanlardır.  Nemli  ve sıcak ortamı olan Endonezya, Malezya Amazon kuşağında yaşayan   insanlar ise kısa boylu kütleli olmaktadır.  Çok soğuk iklimlerde  yaşayan Eskimolar ise kısa boylu, deri ve kas altı ve kasarası yağ  miktarları çok yüksek, kısa kol ve bacakları olan insanlardır.</p>
<p>Çevrenin bir başka etkisi de yapılan bir çalışmada, Kaliforniya’da  yaşayan Japon çoçuklarının,  Japonya’da yaşayanlara oranla daha iri  olması ile gözlenmiştir.</p>
<p>Ayrıca,  Kato ve İshiko’nun çalışmalarında kırsal alanlarda ağır iş  yaparak çalışan çocukların özellikle bacak uzunluklarında kısalıklar  olduğu görülmüştür.</p>
<p>Bu örneklerde olduğu gibi insan vücudu yaşadığı çevre ve iklime uyum  sağlamaktadır.</p>
<p>Bu uyum süreci de ikliminden iklime değişmektedir.  Kimi iklimlerde  birkaç jenerasyon , kilimlerinde ise daha fazla jenerasyon  gerekmektedir.</p>
<p>10-Çocukta  erken ve geç gelişim nedir?<br />
Bu olgu ergenlik öncesi, ergenlik dönemi ve ergenlik sonrası ortaya  çıkan bir durumdur.  Araştırmalar kronolojik yaş ile biyolojik yaş  arasında 4 yaşa varabilecek farklılıklar olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Doğal  olarak erken gelişim gösterenler, normal gelişim  gösterenlerden ve gelişmesi gecikenlerden daha iyi fiziksel başarı  yeteneğine sahip olurlar. Bu noktada erken gelişmiş sporcularda, normal  gelişenler ile yapılan antrenmanlar sırasında yetersiz yüklenme söz  konusu olur.  Bunu antrenör göz önüne almalı, gerekli bulduğu ekstra  antrenmanları yaptırmalıdır.</p>
<p>Erken gelişmişlik birçok spor dalında avantaj getirirken ;motorik  öğrenme çağının uzun olmasını  gerektiren aletli jimnastik artistik  patinaj, tramplen atlamada bir  dezavantaj yaratır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yetenek/" title="yetenek" rel="tag">yetenek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yetenek-secimi/" title="Yetenek Seçimi" rel="tag">Yetenek Seçimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokullari-yillarinda-yaraticilik/" title="Anaokulları Yıllarında Yaratıcılık (17 Aralık 2009)">Anaokulları Yıllarında Yaratıcılık</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/2%e2%80%934-yas-donemi-cocuklarin-zihinsel-gelisimleri/" title="2–4 yaş dönemi çocukların zihinsel gelişimleri (26 Kasım 2009)">2–4 yaş dönemi çocukların zihinsel gelişimleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yetenek-ve-yetenek-secimi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Gelişiminde Denver II GTT&#8217;nin Önemi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-denver-ii-gttnin-onemi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-denver-ii-gttnin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 06:50:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bedensel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Denver]]></category>
		<category><![CDATA[Denver II GTT]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[GTT]]></category>
		<category><![CDATA[II]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4346</guid>
		<description><![CDATA[
Çocuklarımızın; gelecekte ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olmalarında 0-6 yaş dönemi çok önemlidir. İnsan hayatı için kritik olan bu yıllarda çocukların zihinsel gelişimi, duygusal ve sosyal gelişimi, dil gelişimi, psikomotor gelişimi, özbakım becerilerini kazanmaları yönünden aile içi ve dışında desteklemesi gerekmektedir. Gelişiminin yaş grubuna göre hangi aşamada olması gerektiğini bilmek ve bu becerileri kazanıp, kazanmadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/Denver_GTT.jpg" rel="lightbox[4346]"><img class="alignnone size-full wp-image-4347" title="Denver_GTT" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/Denver_GTT.jpg" alt="" width="404" height="303" /></a></p>
<p>Çocuklarımızın; gelecekte ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olmalarında 0-6 yaş dönemi çok önemlidir. İnsan hayatı için kritik olan bu yıllarda çocukların zihinsel gelişimi, duygusal ve sosyal gelişimi, dil gelişimi, psikomotor gelişimi, özbakım becerilerini kazanmaları yönünden aile içi ve dışında desteklemesi gerekmektedir. Gelişiminin yaş grubuna göre hangi aşamada olması gerektiğini bilmek ve bu becerileri kazanıp, kazanmadığı yönünden düzenli takip etmek ve kendimizi bu yönden geliştirmek, uzman desteği almak bizim çocuğumuza daha bilinçli dolayısıyla nitelikli yaklaşım kurmamızı sağlayacaktır. Böylece çocuğun bireysel farklılıklarının yanında yaş grubuna uygun olan özellikleri iyice anlaşılacağı için normal gelişim aşamalarını sağlıklı atlatabilmesi ve bir sonraki aşamaya olması gerektiği yeterlilikle geçiş yapması gerçekleşebilecektir.<br />
Gelişimi ile ilgili şüpheli durumla karşılaşıldığında ise erken teşhis edildiği için, hayati problem yaratmadan çözüm yollarına gidilecektir. Küçük çocukların gelişimindeki sapmaları rutin fizik muayene sırasında anlamak güçtür. Gelişimsel bozukluğun varlığı ne yazık ki çocukta davranış sorunlarının yanı sıra konuşmada, yürümede sorunlar, sosyal ve duygusal açıdan kişilikle ilgili problemler, kendi ihtiyaçlarını gidermede yetersizlik, okulda başarısız olma gibi belirgin sorunlar ortaya çıktığında fark edilir, dolayısıyla bu durum destekte başarı oranını etkiler. Oysa DENVER II GELİŞİMSEL TARAMA TESTİ kullanılarak çocukların tüm gelişimi izlenir, çocuğun gelişimi ile ilgili bilgi edinip gereken destek kolayca sağlanır varsa buradaki normalden sapmaların erken tanısıyla gereken yönlendirmeler yapılır, çocukların bulundukları anı ve gelecek yaşamlarını bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı-mutlu geçirmelerine fırsat yaratılmış olur.<br />
( Denver II Gelişimsel Tarama Testi University of Denver, USA ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ABD. Çocuk Nöroloji Ünitesi ile Gelişimsel Çocuk Nörolojisi Vakfı işbirliği ile Ülkemizde sadece DenverII GTT eğitimi sertifikasına sahip olan yetkili kişiler tarafından uygulanabilmektedir)</p>
<p><strong>Çocuk Gelişimi-Eğitimi Danışmanı / DenverII GT Testi Yetkilisi / Özel Güli Gündüz Bakımevi Müdürü :<br />
Nurten DANIŞ</strong></p>
<p><a href="http://gulicocuk.blogspot.com" target="_blank">http://gulicocuk.blogspot.com</a></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bedensel/" title="bedensel" rel="tag">bedensel</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/denver/" title="Denver" rel="tag">Denver</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/denver-ii-gtt/" title="Denver II GTT" rel="tag">Denver II GTT</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gtt/" title="GTT" rel="tag">GTT</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ii/" title="II" rel="tag">II</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ruhsal/" title="ruhsal" rel="tag">ruhsal</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/saglik/" title="sağlık" rel="tag">sağlık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tarama/" title="tarama" rel="tag">tarama</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/test/" title="test" rel="tag">test</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/zihinsel/" title="zihinsel" rel="tag">zihinsel</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/saglikli-buyume-ve-gelisim-icin-d-vitamini/" title="Sağlıklı büyüme ve gelişim için: D vitamini!! (29 Haziran 2010)">Sağlıklı büyüme ve gelişim için: D vitamini!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocukta-dil-becerileri-neden-onemli/" title="Çocukta dil becerileri neden önemli? (05 Ocak 2010)">Çocukta dil becerileri neden önemli?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisiminde-denver-ii-gttnin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğa Konulan Yasağın Zamanı Bilinmeli</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuga-konulan-yasagin-zamani-bilinmeli-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuga-konulan-yasagin-zamani-bilinmeli-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 07:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[Konulan]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4341</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar çocuğunuza örneklerle bir şeyler gösterip onu olumlu bir şekilde yetiştirseniz de hayır demek zorunda olduğunuz anlarda olacaktır.Çocuğunuz siz hayır dediğinizde o sırada ne yapıyorsa onun yasak olduğunu anlamalıdır.
Kesinlikle hayır denilmesi gereken 3 önemli durum örnek olarak verilebilir.
* Çocuk kendine zarar verecek her hangi bir şey yapacağı zaman (fırın üzerindeki sıcak tencereye erişmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar çocuğunuza örneklerle bir şeyler gösterip onu olumlu bir şekilde yetiştirseniz de hayır demek zorunda olduğunuz anlarda olacaktır.Çocuğunuz siz hayır dediğinizde o sırada ne yapıyorsa onun yasak olduğunu anlamalıdır.</p>
<p>Kesinlikle hayır denilmesi gereken 3 önemli durum örnek olarak verilebilir.</p>
<p>* Çocuk kendine zarar verecek her hangi bir şey yapacağı zaman (fırın üzerindeki sıcak tencereye erişmek istemesi)</p>
<p>* Çocuğun hareketleri başkalarına zarar verecekse (uyuyan bir bebeğin yanında yüksek sesle oynanması oyuncaklarını gürültüyle birbirine çarpması.</p>
<p>* Çocuğun hareketi gerçek bir hasarla sonuçlanacaksa (mum boyalarını oturma odasının duvarlarına ve kanepelere sürmesi.)</p>
<p>Böyle durumlarda,hayır diyerek zıtlaşmaya gitmektense severek yapacağı başka bir etkinliğe dikkatini çekmek en idealidir.</p>
<p>Hayır demeye karar vermeden önce çocuğun niyeti iyice anlamalı, gereksiz yere suçlayıcı olunmamalıdır.Çocuğa niçin hayır dediğinizi ve demediyseniz neler olabileceğini açıklamak gerekir.Sözünüzün hemen dinlenmesi ve yerine getirilmesi tutarlı bir disiplin sağlamak</p>
<p>Çocuğunuzu disipline ederken önce doğru şeyi yaptırmak olanaksızdır.Çünkü onun doğru ve yanlışı birbirinden ayırt etme gibi henüz mantıksal gücü olmadığı gibi dilediğini yapma isteği de çok kuvvetlidir.</p>
<p>cocukbakimi.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuga/" title="çocuğa" rel="tag">çocuğa</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/konulan/" title="Konulan" rel="tag">Konulan</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yasak/" title="yasak" rel="tag">yasak</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99deki-universiteler-cocuk-haklarini-savunuyor-3/" title="“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor (31 Mart 2010)">“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuga-konulan-yasagin-zamani-bilinmeli-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anaokulu Çocuğa Neler Kazandırır?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-cocuga-neler-kazandirir/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-cocuga-neler-kazandirir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 06:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[Kazandırır]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4337</guid>
		<description><![CDATA[1- Öğrenci olmak
Anaokulunda çocuklar aktivitelerden, oyuncaklar ve oyun arkadaşlarından istediklerini seçmekte özgürdürler. Ancak bu rahat atmosferin altında, çocuklara bir sınıfta nasıl davranmaları gerektiğini ve bir grubun parçası olmanın ne demek olduğunu öğretmek için geliştirilmiş pek çok kural ve düzen yatar. 2 yaşındaki çocuklar, biten sanatsal işlerini nereye koyacaklarını, dışarı çıkmak için nasıl sıraya girmek gerektiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Öğrenci olmak</p>
<p>Anaokulunda çocuklar aktivitelerden, oyuncaklar ve oyun arkadaşlarından istediklerini seçmekte özgürdürler. Ancak bu rahat atmosferin altında, çocuklara bir sınıfta nasıl davranmaları gerektiğini ve bir grubun parçası olmanın ne demek olduğunu öğretmek için geliştirilmiş pek çok kural ve düzen yatar. 2 yaşındaki çocuklar, biten sanatsal işlerini nereye koyacaklarını, dışarı çıkmak için nasıl sıraya girmek gerektiğini ve yemek vakti geldiğinde nerede oturacaklarını bilirler. Ayrıca çocuklar, dürtülerini kontrol etmek zorunda olduklarını öğrenirler. Hikaye saatinde, örneğin gruptan uzaklaşıp gidemezler ya da evde anneyle okurken yapabildikleri gibi öğretmenin sözünü kesemezler.</p>
<p>2- Arkadaş edinmek</p>
<p>Okul öncesi öğrenciler diğer çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiğini ve onların yanında nasıl rahat olmak gerektiğini öğrenirler. &#8220;Ben bundan daha büyük bir kule yapabilirim&#8221; demek yerine &#8220;Ne yapıyorsun?&#8221; diye sormak yoluyla, karşıdaki şahsa odaklanarak bir konuşmaya nasıl başlanacağını keşfederler. Bu sosyal bilgi, çocuklar büyüdüklerinde ve okul projelerinde çift olarak ya da gruplar halinde çalışmaları gerektiğinde onlara fayda sağlar.</p>
<p>3- Bağımsız olmak</p>
<p>Okullarda çocuklar ayakkabılarını giymeyi, kendi meyve sularını açmayı ve tuvaletten sonra ellerini yıkamayı öğrenirler. Erken yaşta edinilen bu kendi bakımını yapma becerileri konusundaki alışkanlıklar, sizin araya girmek için etrafta bulunmadığınız başka yerlerde, örneğin kampta ya da bir arkadaşın evinde, çocuğunuzun kendine güven duymasına yardımcı olur.</p>
<p>4- Bir hikaye anlatmak</p>
<p>Okul öncesi çocukların hikaye dinleme, anlatma ve arkadaşlarıyla birlikte hikayeyi canlandırma gibi pek çok olanağı vardır. Hikayeler dinlemek çocukların, her hikayenin bir başı, ortası ve sonu olduğu konseptini anlamalarına yardımcı olur. Bu, ayrıca hikayeyi kendi başlarına okumayı istemeleri için onları motive eder. Çocuklar, kitapların anlamlı olduklarını fark etmeye başlar.</p>
<p>5- Yardım istemek</p>
<p>Okul öncesi eğitiminde çocuklar herkesin ortasında konuşabilmelerini sağlayan güveni ve içsel gücü kazanırlar. Yapılan araştırmalara göre ilk öğretmenleriyle sevgi ve ilgi dolu bir ilişki kurmak, çocukların sonraki öğretmenleriyle ve diğer yetişkinlerle üretken ilişkilere girmelerine yardımcı oluyor. Küçük çocuklar, eğer kendi aileleri dışında yetişkin bir otoriteyi kabul etmek konusunda olumlu bir deneyim yaşamışlarsa, yeni ilişkilere güvenle yaklaşıyor.</p>
<p>6- Kesmek ve yapıştırmak</p>
<p>Çocuğunuzun her hafta eve getirdiği şu karalanmış çizimler ve yapış yapış kolajlar onun yaratıcılığının ifadesi olmaktan çok daha anlamlıdır. Çocuklar makaslarla, yapıştırıcılarla ve pastel boyalarla çalışırken, anaokulunda onlardan beklenen okunaklı b&#8217;ler ve d&#8217;ler yapabilmelerine, hatta liseye gelince ders notları tutmalarına yardımcı olacak doğru kas kontrolü becerilerini geliştirmeyi de öğrenirler. Küçük kızlar sanata ve el sanatlarına erkeklerden daha fazla ilgi duyarlar. Ancak tüm çocukların bu aktiviteleri yapmaya zaman ayırması çok önemlidir.</p>
<p>7- Kat kat kule yapmak</p>
<p>Yapılan araştırmalar, okul öncesi programlarda legolarla kuleler yapan öğrencilerin el becerilerini geliştirdiğini ve elleriyle matematik deneyimi kazandıklarını göstermiş. Ne yazık ki, okul öncesi dönemdeki erkek çocuklar sanat masalarında yeterince zaman geçirmiyorlar ve kız çocuklar da kat kat kuleler yapılan köşelere pek ilgi göstermiyorlar. Uzmanlara göre çocuklar legolarla ya da elle oynanan diğer nesnelerle oynadıkları zaman, seçip ayırmayı ve sınıflandırmayı öğreniyorlar. Eğer bir kule yapıyorlarsa ve ellerindeki büyük parçalar bittiyse, örneğin bunun yerine küçük parçaları kullanabileceklerini keşfediyorlar. Bu deneyim çocuklara bölme, kesir ve geometriyi anlamaları için somut bir temel hazırlıyor.</p>
<p>8- Sembolleri, konseptleri ve kafiyeleri tanımak Daha okumaya hazır olmasalar da, okul öncesi eğitimi alan çocuklar genellikle numaraları ve harfleri tanırlar. Çocuklar isimlerindeki harfleri yazmayı ve söylemeyi, en basit matematik işlemlerini ezberlemeyi ve hatta sınıf arkadaşlarının ve öğretmenlerinin isimlerinin içindeki harfleri bile öğrenirler. Genellikle renkler ve şekiller hakkında yararlı bilgiler edinirler. Örneğin, iki farklı rengi birleştirerek üçüncü bir renk elde edileceğini ya da birinin şapkasının üçgen şeklinde olduğunu bilirler. Çocuk şiirleri ve şarkıları öğrenmek çocuklara akademik faydalar da sağlar. Kafiye kurmayı bilen çocuk okumayı daha kolay öğrenir. Uzmanlara göre erken yaşta verilen müzik dersi çocuklara matematikte de yardımcı olabilir. Yapılan araştırmalara .göre grup halinde şarkı söyleme ve piyano derslerine katılan çocuklar puzzle yapmak gibi mantık içeren ödevleri daha kolay yapabilirler.</p>
<p>9- Sıçramak, atlamak ve zıplamak</p>
<p>Okul öncesi öğrenciler sık sık dışarıda oynarlar. Kaslarını güçlendirir ve koordinasyonlarını geliştirirler. Koşmak, kaymak, tırmanmak ve topla oynamak, çocukların vücutlarını kontrol etmeyi, geniş kas becerilerini geliştirmeyi ve kendine güvenmeyi öğrenmelerinin en iyi yollarıdır. Oyun alanında geçirilen zaman çocuklara aynı zamanda bağımsız bir şekilde problemlerini çözme (Döner kaydıraktan aşağı kaymak için bacaklarımı nasıl kıvırmalıyım?) ve sosyal ilişkiler kurma (Kum havuzunda benimle birlikte kule yapmak ister misin?) olanakları verir. Bu özgür oyun, aileyle ya da bakıcıyla parka gitmekten çok daha farklı bir deneyimdir. Aile ya da bakıcı, çocuğu çok daha yakından izler, nesneleri kullanırken çocuğa fikirler verir ve her başarısını alkışlar.</p>
<p>10- Araştırmak ve keşfetmek</p>
<p>Okul öncesi öğrenciler doğal bilim adamlarıdır. Elle yapılan ve kendilerinin yönettikleri pek çok deney yapabilme fırsatının faydasını görürler. Yapılan bir araştırmada, çocukların, yapılacak aktiviteleri ve sınıf malzemelerini seçmek için teşvik edildiği oyun merkezli sınıflarla, daha çok öğretmenlerin seçtiği ve yönettiği sınıf aktivitelerinin olduğu akademik sınıflar karşılaştırılmış. Sonuçlara göre daha çok otonomi sahibi olan çocuklar ileriki sınıflarda diğerlerinin önüne geçiyor. Öğretmen yönetimli sınıf tecrübesi olan çocuklar ise, ne yapılması gerektiğinin söylenmesine alışmış ve daha yüksek sınıflarda öğrencilerden beklenen bağımsız projeleri gerçekleştirmeye daha az hazırlıklı oluyor. Tüm bu veriler okul öncesi eğitimin bilinenden çok daha fazla faydası olduğunu gösteriyor. Aileler için düzensiz gibi görünen bir ortamda çocuklarının nasıl bir şeyler öğrenebildiğini anlamaları zor olabilir, ama gerçek şu ki, çocuklar, öğretmenleri çevreyi onların ilgisini çekecek malzemeler ve keşfedebilecekleri yeni fikirlerle donattığı zaman çok daha iyi öğreniyorlar.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuga/" title="çocuğa" rel="tag">çocuğa</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kazandirir/" title="Kazandırır" rel="tag">Kazandırır</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/neler/" title="neler" rel="tag">neler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-cocuga-neler-kazandirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görme Problemlerinin Saptanması</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/gorme-problemlerinin-saptanmasi-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/gorme-problemlerinin-saptanmasi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 06:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Görme]]></category>
		<category><![CDATA[Problemlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[Saptanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4330</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar eğer gözlerinden bir şikâyetleri varsa, bunu nadir olarak anne babalarına söyleme yetisine sahiptirler. Eğer görmeleri bizim normal olarak kabul ettiğimiz şekilde değilse bunun başkalarının görmesinden farklı olduğunun bilincinde değillerdir. Bir görme sorunu olduğunu doktora bildirmek sıklıkla anne babanın gözlemleri sonucunda olabilir. O yüzden aşağıda yer alan ve &#8220;doktora bildirin&#8221; anlamına gelen belirti ve bulgulara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar eğer gözlerinden bir şikâyetleri varsa, bunu nadir olarak anne babalarına söyleme yetisine sahiptirler. Eğer görmeleri bizim normal olarak kabul ettiğimiz şekilde değilse bunun başkalarının görmesinden farklı olduğunun bilincinde değillerdir. Bir görme sorunu olduğunu doktora bildirmek sıklıkla anne babanın gözlemleri sonucunda olabilir. O yüzden aşağıda yer alan ve &#8220;doktora bildirin&#8221; anlamına gelen belirti ve bulgulara karşı uyanık olun ve geç kalmayın!<br />
• İyi görme konusunda gözle görülür bir yetersizlik. Genellikle sakarlık (normal çocuk sakarlığının ötesindedir; ve tökezleme ya da nesneleri yakın çevrede olsalar bile iyi görememe veya fark edememe bunun bir işaretidir.<br />
• Güneş ışığıyla bağlantılı olmasa bile sürekli gözlerin kısılması ya da bir şey görmeye çalışırken yüzün buruştum iması. (Bunların görüş bozukluğuyla ilgili olmayan tavırlar olabileceği de aklınızda bulunsun.)<br />
• Uykuyla ilgisiz bir şekilde sürekli gözlerin ovuşturulması (eğer bir çocuğun uykusu gelmişse gözlerini ovuşturması normaldir). Bu kaşınan ve yanan gözlerin bir işaretidir.<br />
• Işığa karşı aşırı hassasiyet (örneğin loş bir odada ışık açıldığı zaman rahatsız olup gözlerini kısıyorsa bu bir göstergedir) ya da gözünü dikerek ışığa bakmak.<br />
&#8221; Ağlamakla ilgili olmayan aşırı bir göz yaşarması.<br />
• Gözlerin şişmesi, kızarması ya da ça-paklanması (göz kapaklan sabahlan çapaktan kapanabilir) ya da sarımtırak-beyaz ya da sarımtırak yeşil bir akıntı (bir enfeksiyon işaretidir); göz kapaklarının şişmesi.<br />
• Zıplıyormuş ya da dans ediyormuş gibi ritmik olarak hareket eden ya da dışarı defni fırlamış gibi görünen gözler.<br />
• Daha iyi görebilmek için başın sürekli bir yöne doğru eğilmesi.<br />
• Uzaktaki nesnelere bakarken vücudun dik ya da açılı tutulması.<br />
• Rahatsız bir şekilde sürekli olarak far gözün kapatılması (bir gözü kapatarak dünyanın tek gözle nasıl göründüğünü karşılaştırmak amacıyla değil).<br />
• Kitapları, oyuncakları ve diğer nesneleri daha iyi görebilmek için yüze yakın tınmak, sürekli olarak televizyona çok yakın oturmak (her ne kadar bir görme sorunu&#8211;dan çok nesneleri yakından görmeyi eğler-celi bulmakla ilgili olsa da).<br />
• İyi görmeyi gerektiren bütün faaliyetlerden kaçınmak (kitaplara bakmak gibi).<br />
• Çapraz ya da uyum içinde hareket eı-meyen gözler<br />
• Bazen büyüklükleri eşit olmayan göz bebekleri (gözlerin merkezindeki küçük açıklıklar) (bunlar kısık ışıkta büyüyüp, aydınlıkta küçülerek eşzamanlı hareket etmelidirler) ya da siyah yerine beyaz görünen göz bebekleri.<br />
• Çift görme, sürekli baş ağrıları, yakın çalışmadan sonra mide bulantısı ve/veya bas dönmesi (televizyon seyretmek ya da kitabi bakmak gibi). Sadece daha büyük ve konuşkan çocuklar bu semptomları fark edebilmenizi sağlarlar.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gorme/" title="Görme" rel="tag">Görme</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/problemlerinin/" title="Problemlerinin" rel="tag">Problemlerinin</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/saptanmasi/" title="Saptanması" rel="tag">Saptanması</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/gorme-problemlerinin-saptanmasi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğim İyi Besleniyor Mu?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebegim-iyi-besleniyor-mu-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebegim-iyi-besleniyor-mu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 06:22:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğim]]></category>
		<category><![CDATA[Besleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[İyi]]></category>
		<category><![CDATA[Mu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4325</guid>
		<description><![CDATA[NASIL BİLMELİ ?
Çocuğa bakarak, onu tartarak ve kakasını inceleyerek bunu anlayabilirsiniz. Meme emen çocukların derisi pembe,gergin sivilcesiz ve eti sıkı olur.Memeden sonra rahat ve memnun bir şekilde uyur.
KİLOSU :
İlk 3 ay günde ortalama 25-28 gr. alır. Diğer aylarda bu artış günde 20-25 gr. dır.
KAKASI :
Meme emen çocukların kakası altın sarısı rengindedir.Hava ile temas edince yeşil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NASIL BİLMELİ ?<br />
Çocuğa bakarak, onu tartarak ve kakasını inceleyerek bunu anlayabilirsiniz. Meme emen çocukların derisi pembe,gergin sivilcesiz ve eti sıkı olur.Memeden sonra rahat ve memnun bir şekilde uyur.</p>
<p>KİLOSU :<br />
İlk 3 ay günde ortalama 25-28 gr. alır. Diğer aylarda bu artış günde 20-25 gr. dır.</p>
<p>KAKASI :<br />
Meme emen çocukların kakası altın sarısı rengindedir.Hava ile temas edince yeşil bir renk alır. *ilk günlerde kakası siyah gri renktedir.Bu mekonyum denen sıvı nedeniyle olur 3-4 gün sonunda mekonyum yerini sütün meydana getirdiği kakaya bırakır.) Çalkalanmış yumurta görünüşündedir. Kokusu çok kötü değildir. Çocuk günde 3-6 kez kaka yapar.Başlarda her emzirmede yaptığı halde 3. ve 6. aylar arasında günde 2-3 kez yapar. Genel durumu yarı sıvı haldedir.Kaka gerçekten sıvı karakterinde olsa bile,kilo kaybı olmadan merak etmeniz yersizdir,meme emen çocuklarda normal bir isal görülür.Ancak meme emenlerde kabızlık enderdir.Kabızlık annenin yanlış rejim uygulamasından meydana gelir.</p>
<p>SONUÇ :<br />
* Görünüşü,sağlığı,kakası ve kilosu belirtilen hususlara uyan bebekler iyi beslenmiş olanlardır.<br />
* Buna karşılık ,bebek emzirmeden sonra hala aç görünüyorsa –memeyi arar,boş boş emer,ağlar-uyurken güçlük çekiyorsa bir iki saat sonra uyanıyorsa ve gereken kiloyu alamıyorsa iyi beslenemiyor demektir.<br />
* Bu durumda kusmalar ve daha fazla içmek çabasından dolayı yuttuğu hava nedeniyle hıçkırıklar görülür.<br />
* İyi beslenemeyen çocuklar için hemen annesinin sütü yaramadı diye bir şey söylenemez,bu çok enderdir.En çok görülen husus anne sütünün yetersizliğidir.<br />
* Kontrol için 2-3 gün bütün emzirmelerden sonra çocuğu tartmak gereklidir.<br />
* Bazen bebek aşırı beslenir,fakat bu emme emen bebeklerde çok ender görülür,çünkü annede süt ne kadar bol olsa da bebek doyduktan sonra emmez.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebegim/" title="bebeğim" rel="tag">bebeğim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/besleniyor/" title="Besleniyor" rel="tag">Besleniyor</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-beslenmesi/" title="Çocuk Beslenmesi" rel="tag">Çocuk Beslenmesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/iyi/" title="İyi" rel="tag">İyi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mu/" title="Mu" rel="tag">Mu</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anneler-dikkat/" title="Anneler Dikkat! (24 Aralık 2009)">Anneler Dikkat!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebegim-iyi-besleniyor-mu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Olumsuz Davranışlarına Cezasız Nasıl Engel Olabilirsiniz?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-olumsuz-davranislarina-cezasiz-nasil-engel-olabilirsiniz-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-olumsuz-davranislarina-cezasiz-nasil-engel-olabilirsiniz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 06:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cezasız]]></category>
		<category><![CDATA[Davranışlarına]]></category>
		<category><![CDATA[Olumsuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4321</guid>
		<description><![CDATA[A)Çocuk davranışı yapmadan evvel:
1) Önleyici açıklamada bulunmak, beklentilerin açık dille önceden çocuğa söylenmesi;
2) Çevreyi değiştirmek, çevreyi çocuğa uygun hale getirmek
3) Örnek olmak, beklenen davranışlara anne/babanın örnek olması;
4) Çocuğun iyi alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı olmak,yol göstermek ve yaptığı zaman takdir etmek.
B) Sorun olan davranış sırasında:
5) Olumsuz davranışın nedenini düşünmek;
6) Yapıcı bir çözüm yolu, alternatif göstermek;
7) Aile bireyinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A)Çocuk davranışı yapmadan evvel:<br />
1) Önleyici açıklamada bulunmak, beklentilerin açık dille önceden çocuğa söylenmesi;<br />
2) Çevreyi değiştirmek, çevreyi çocuğa uygun hale getirmek<br />
3) Örnek olmak, beklenen davranışlara anne/babanın örnek olması;<br />
4) Çocuğun iyi alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı olmak,yol göstermek ve yaptığı zaman takdir etmek.</p>
<p>B) Sorun olan davranış sırasında:<br />
5) Olumsuz davranışın nedenini düşünmek;<br />
6) Yapıcı bir çözüm yolu, alternatif göstermek;<br />
7) Aile bireyinin duygularını ve olumsuz davranışın kendi üzerindeki etkilerini açıklaması</p>
<p>C) Sorun olan davranıştan sonra:<br />
 <img src='http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Olumsuz davranışın etkilerini göstererek pişmanlık duyurmak;<br />
9) Çocuğun olumsuz davranışının sonuçlarını yaşamasına müsaade etmek. unuzun Olumsuz Davranışlarına Cezasız Nasıl Engel Olabilirsiniz?</p>
<p>Kaynak:www.cocukbakimi.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cezasiz/" title="Cezasız" rel="tag">Cezasız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/davranislarina/" title="Davranışlarına" rel="tag">Davranışlarına</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/olumsuz/" title="Olumsuz" rel="tag">Olumsuz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-olumsuz-davranislarina-cezasiz-nasil-engel-olabilirsiniz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitap Çocuğun Dünyasına Ne Zaman Girmeye Başlar?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kitap-cocugun-dunyasina-ne-zaman-girmeye-baslar-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kitap-cocugun-dunyasina-ne-zaman-girmeye-baslar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 06:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Başlar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[Girmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4310</guid>
		<description><![CDATA[İnsan yavrusu için öğrenme faaliyeti doğumla başlar. Çocuğun gelişim düzeyine paralel olarak artarak devam eder. Başlangıçta etrafındaki dünyayı ve insanları, annesinin aracılığı ile tanımaya çalışan çocuk, daha sonra bu tanıma işini kendi duyu organları ile gerçekleştirmeye girişir. Bir süre sonra artık yalnızca kendi duyu organları da çocuğun çok karmaşık olan dış dünyayı tanıması ve anlaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan yavrusu için öğrenme faaliyeti doğumla başlar. Çocuğun gelişim düzeyine paralel olarak artarak devam eder. Başlangıçta etrafındaki dünyayı ve insanları, annesinin aracılığı ile tanımaya çalışan çocuk, daha sonra bu tanıma işini kendi duyu organları ile gerçekleştirmeye girişir. Bir süre sonra artık yalnızca kendi duyu organları da çocuğun çok karmaşık olan dış dünyayı tanıması ve anlaması için yeterli olmamaya başlar. Bu yüzden çocuk, çevresinde bulabildiği tüm araçları bu yolda kullanır. Etrafındaki insanların konuşmaları, kullanma alanına giren her türlü basılı malzeme (dergi, gazete, kitap), radyo, televizyon, video, sinema vb. çağdaş teknolojinin sağladığı tüm araçlar çocuğun yaşadığı dünya hakkındaki bilgilerini arttırmak, düşünce ufuklarını genişletmek için hizmete sunulmuş olan araçlardır.</p>
<p>Çağlar boyu insan topluluklarının ilgisini çeken, içerdiği konularla insanları etkileyen ve etkilemekte de devam edecek en etkin araçlardan biri olan kitap, doğal bir malzeme olmadığı halde, çocuğun çok erkenden dikkatini çekebilen eşya ve malzeme arasında önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<p>Genellikle okul öncesi yıllar diye tanımlanan 0-5 yaş döneminde çocuklar günün büyük bir bölümünü yetişkinle birlikte, tek başlarına veya diğer çocuklarla birlikte oynayarak geçirirler. Çevrede gördükleri, elleyip dokunabildikleri her nesne onlar için bir oyun gereci sayılabilir. Bu gereç bazen bir bebek, bazen bir top veya tencere, bazen de annesi ile birlikte sayfalarını çevirip içindeki renkli resimlere baktığı kitaptır.</p>
<p>Yapılan araştırmalar genellikle, çocuğun okumaya ilgi duymasında aile ortamının büyük etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Evde hiç kitabı olmayan, anne ve babanın herhangi bir şey okuduğunu görme olanağını bulamayan, okula gelinceye dek kitaba veya bir dergiye dokunabilme, sayfalarını çevirip resimlerine bakabilme fırsatını bulamamış, kısacası kitap ve okumanın içinde yer almadığı bir ev ortamında büyüyen çocuğun, ilgi duyduğu nesne ve konular arasına kitap ve okumanın girmesi oldukça güçtür. Bu konuda, ailenin kitabı kullanma ve okuma alışkanlığının yanında dikkati çeken bir başka husus da, ailenin kendisi yeterli imkana sahip olmasa da kitaba ve okumaya değer vermesidir. Pek çok araştırma, anne babanın okumayı hayatının bir parçası haline getirmiş olması kadar olmasa da okula, kitaba, okumaya karşı olumlu tavrının çocuğun okumaya ilgi duymasında önemli bir faktör olduğunu göstermektedir. Sık sık sözü edilen &#8220;bilgi toplumu&#8221; olmanın ve bu toplumun aktif bir üyesi olabilmenin birinci şartının okuma yazma bilmek olduğunun bilincinde olan bir aile kendisi için sağlanamayan imkanları, çocukları için hazırlamanın da yollarını arayacaktır.</p>
<p>Kaynak:www.cocukbakimi.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/baslar/" title="Başlar" rel="tag">Başlar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocugun/" title="çocuğun" rel="tag">çocuğun</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunyasina/" title="Dünyasına" rel="tag">Dünyasına</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/girmeye/" title="Girmeye" rel="tag">Girmeye</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kitap/" title="kitap" rel="tag">kitap</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ne-zaman/" title="Ne Zaman" rel="tag">Ne Zaman</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/1-5-yas-arasi-cocugun-beslenmesi/" title="1-5 Yaş Arası Çocuğun Beslenmesi (25 Kasım 2009)">1-5 Yaş Arası Çocuğun Beslenmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kitap-cocugun-dunyasina-ne-zaman-girmeye-baslar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Nezlesi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/agiz-nezlesi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/agiz-nezlesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 11:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Nezlesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4306</guid>
		<description><![CDATA[Daha çok bakımsız çocuklarda ya da ağız temizliği yapılırken mukozayı örseleyecek ölçüde aşırıya kaçıldığı durumlarda görülür. Ağız mukozası yaygın biçimde iltihaplanmış, kızarmış, şişmiş ve ağrılıdır.
Bebeğin vücut sıcaklığında biraz yükselme görülebilir. Belirgin bir genel belirti bulunmasa bile, bebek ağrıyan ağzından dolayı huzursuzdur ve yemek yemek istemez. Belirtiler özgül bir tedaviye gerek kalmadan, iki üç gün içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha çok bakımsız çocuklarda ya da ağız temizliği yapılırken mukozayı örseleyecek ölçüde aşırıya kaçıldığı durumlarda görülür. Ağız mukozası yaygın biçimde iltihaplanmış, kızarmış, şişmiş ve ağrılıdır.<br />
Bebeğin vücut sıcaklığında biraz yükselme görülebilir. Belirgin bir genel belirti bulunmasa bile, bebek ağrıyan ağzından dolayı huzursuzdur ve yemek yemek istemez. Belirtiler özgül bir tedaviye gerek kalmadan, iki üç gün içinde kaybolabilir. Ağzı gargarayla temizlemek hem ağrıyı azaltması, hem de ikincil enfeksiyonları engellemesi bakımından yararlı olabilir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/agiz/" title="Ağız" rel="tag">Ağız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nezlesi/" title="Nezlesi" rel="tag">Nezlesi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/agiz-nezlesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek Yemeyen Çocuklarımıza Neler Yapmalıyız?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-yemeyen-cocuklarimiza-neler-yapmaliyiz/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-yemeyen-cocuklarimiza-neler-yapmaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 11:22:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ne Yapalım]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarımıza]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[Yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemeyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4303</guid>
		<description><![CDATA[- İlk başta bilmemiz gereken; öncelikle çocuğa  sofrada yemek yemesi için zorlamada bulunmamalıyız. Tüm çocukların kendine özgü yemek yeme sınırı olduğundan  dolayı çocuk daha fazlasını istese de yiyemez. Kesinlikle çocuğun yemek yemesi konusunda ısrarcı olmayın aksi takdirde çocuk kendisine fazla gelen besini  çıkartabilir.
- Tüm çocukların büyüme oranıyla alakalı olarak yemek yeme kapasitesi vardır.  Mesela ; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- İlk başta bilmemiz gereken; öncelikle çocuğa  sofrada yemek yemesi için zorlamada bulunmamalıyız. Tüm çocukların kendine özgü yemek yeme sınırı olduğundan  dolayı çocuk daha fazlasını istese de yiyemez. Kesinlikle çocuğun yemek yemesi konusunda ısrarcı olmayın aksi takdirde çocuk kendisine fazla gelen besini  çıkartabilir.</p>
<p>- Tüm çocukların büyüme oranıyla alakalı olarak yemek yeme kapasitesi vardır.  Mesela ; zaman ilerledikçe önceleri alınan yiyecek miktarında azalma görülebilir. Buluğ ve ergenlik zamanlarındaysa yemek yeme isteği tekrardan artabilir.</p>
<p>- Besin vaktinden önce çocuğa verilen çikolata, şeker ve cips gibi  abur cubur yiyecekler de  çocuğun yemek yeme isteğini engelleyebilir. Fakat, çocuk acıktığı zaman yemek vaktini beklemeden ona yiyeceği kadar yemeği vermemiz gereklidir.  Çocuk acıktığı halde ısrar ederek yemek vaktini bekletmek onun iştahının kaybolmasına sebep olabilir. Yemeği halen hazırlanmamış çocuğa alması gereken besinlerden biraz verilerek iştahının gitmemesine destek olunabilir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklarimiza/" title="Çocuklarımıza" rel="tag">Çocuklarımıza</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ne-yapalim/" title="Ne Yapalım" rel="tag">Ne Yapalım</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/neler/" title="neler" rel="tag">neler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yapmaliyiz/" title="Yapmalıyız" rel="tag">Yapmalıyız</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yemek/" title="yemek" rel="tag">yemek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yemeyen/" title="Yemeyen" rel="tag">Yemeyen</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/seker-hastasi-cocuklara-sihirli-sandik/" title="Şeker hastası çocuklara &#8216;Sihirli Sandık&#8217; (08 Ocak 2010)">Şeker hastası çocuklara &#8216;Sihirli Sandık&#8217;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/mizmiz-cocuga-nasil-yemek-yedirilir/" title="Mızmız çocuğa nasıl yemek yedirilir? (06 Ocak 2010)">Mızmız çocuğa nasıl yemek yedirilir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kafayi-sisiren-basinc-nasil-tedavi-ediliyor/" title="Kafayı şişiren basınç nasıl tedavi ediliyor? (06 Ocak 2010)">Kafayı şişiren basınç nasıl tedavi ediliyor?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/el-kadar-bebege-gul-gibi-bakabilmek/" title="El kadar bebeğe gül gibi bakabilmek (06 Ocak 2010)">El kadar bebeğe gül gibi bakabilmek</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-yemeyen-cocuklarimiza-neler-yapmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Bahçeleri &#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217;ne Dönüşüyor</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-bahceleri-cocuklarin-meyve-bahcelerine-donusuyor/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-bahceleri-cocuklarin-meyve-bahcelerine-donusuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 09:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[Dönüşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4298</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, &#8220;Hedefimiz 7 ilde toplam 70 ilköğretim okulumuzda meyve ağaçları yetiştirme imkanı sağlayan bahçeler kurarak, öğrencilerimizin meyve ağaçları deneyimi ve ekolojik yaşam alışkanlığı kazanmalarını sağlamak&#8221; dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM) ve Cappy işbirliğiyle, okul bahçeleri &#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217;ne dönüşüyor. Bakan Çubukçu, Yenimahalle&#8217;deki Şehit Piyade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, &#8220;Hedefimiz 7 ilde toplam 70 ilköğretim okulumuzda meyve ağaçları yetiştirme imkanı sağlayan bahçeler kurarak, öğrencilerimizin meyve ağaçları deneyimi ve ekolojik yaşam alışkanlığı kazanmalarını sağlamak&#8221; dedi.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara Üniversitesi Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM) ve Cappy işbirliğiyle, okul bahçeleri &#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217;ne dönüşüyor. Bakan Çubukçu, Yenimahalle&#8217;deki Şehit Piyade Çavuş İbrahim Çoban İlköğretim Okulu&#8217;nda düzenlenen &#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217; projesi açılış törenine katıldı.<br />
Törende konuşan Bakan Çubukçu, bu projeyle yoğun yapılaşmanın yaşandığı ve bahçe gibi unsurların yok olduğu günümüzde 70 ilköğretim okulunda meyve fidanları dikerek, uzun soluklu bir projenin önemli adımlarından birini gerçekleştirdiklerini belirterek, &#8220;Bugün ne yazık ki doğadan uzakta büyüyen çocuklar, doğayı da sevmeyi öğrenemiyorlar. &#8216;Gözden ırak olan, gönülden de uzak olur&#8217; atasözünde de olduğu gibi tabiattan uzaklaştıkça, tabiat sevgini de unutuyoruz. İşte bu projeyle çocuklarımız kendi fidanlarını<br />
dikip, bir fidanın ağaca, meyveye dönüşme sürecine doğrudan dahil olacaklar. Ağaçların sadece isimlerini bilmekle kalmayacaklar, dilinden de anlar hale gelecekler&#8221; dedi.<br />
Çocukların bu projeyle, doğayı korumanın yanında hayatı korumanın ne olduğunu anlayacaklarını vurgulayan Bakan Çubukçu, &#8220;Hedefimiz 7 ilde toplam 70 ilköğretim okulumuzda meyve ağaçları yetiştirme imkanı sağlayan bahçeler kurarak, öğrencilerimizin meyve ağaçları deneyimi ve ekolojik yaşam alışkanlığı kazanmalarını sağlamak&#8221; diye konuştu.<br />
Çubukçu, proje kapsamında çok geniş bir yürütme ekibi oluşturulduğunu ve bu kapsamda özel sektör, sivil toplum ve üniversitelerin bir araya gelmesinde sergilenen örnek işbirliğinin de her türlü takdirin üzerinde olduğunu kaydetti. &#8220;Eminim ki çocuklarımız diktikleri fidanlara emek ve sevgiyle bakacaklar&#8221; diyen Bakan Çubukçu, &#8220;Belki kendi ellerinizle diktiğiniz ağacın ne kadar büyüdüğünü görmek için yıllar sonra okulunuza ziyarete geleceksiniz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>REKTÖR TALUĞ<br />
Proje ortaklarından Ankara Üniversitesi&#8217;nin Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ da, üniversitenin bu projenin ortağı olmasından duyduğu mutluluğu belirterek, &#8220;Üniversitemiz aslında çocuk dostu bir üniversitedir. Bütün girişimleriyle, Türkiye&#8217;nin ilk oyuncak müzesini kuran, Türkiye&#8217;nin ilk çocuk üniversitesi kuran, çocukların sağlığı ve eğitimleriyle önemli çalışmalar yapan bir üniversitedir&#8221; dedi.<br />
&#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217; projesiyle artık çocukların meyve ağaçlarını da tanıyacaklarına işaret eden Rektör Taluğ, &#8220;Ankara Üniversitesi olarak bu projenin içinde olmak bize kıvanç veriyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>COCA-COLA TÜRKİYE BAŞKANI MOLINAS<br />
Projenin bir diğer ortağı olan Coca-Cola Türkiye Başkanı Galya Frayman Molinas ise, &#8216;Çocukların Meyve Bahçeleri&#8217; projesinin, şirketlerinin toplumsal projeleri arasında çok önemli bir yer tuttuğunu belirterek, &#8220;Biz, Coca-Cola şirketi olarak, sürdürülebilirliği iş yapış tarzımızın merkezine oturtuyoruz. Bugün artık biliyoruz ki, işimizin devamlılığı için iki konu çok önemli: kaynaklarından faydalandığımız doğanın devamlılığı ve toplumun ihtiyaç ve taleplerini iyi anlayarak bu beklentileri cevap vermek&#8221;<br />
diye konuştu.<br />
Konuşmaların ardından Bakan Çubukçu, öğrencilerle birlikte okul bahçesinde oluşturulan bahçeye meyve ağacı fidanı dikti.<br />
Proje kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya ve Gaziantep&#8217;ten 10&#8242;ar olmak üzere toplam 70 ilköğretim okulunda öğrencilerin meyve yetiştirmelerine olarak sağlayacak bahçeler kurulacak. Toplam 22 bin metrekarelik alana 2 bin adet fidan dikilecek.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bahceleri/" title="Bahçeleri" rel="tag">Bahçeleri</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklarin/" title="çocukların" rel="tag">çocukların</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/donusuyor/" title="Dönüşüyor" rel="tag">Dönüşüyor</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/meyve/" title="meyve" rel="tag">meyve</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99deki-universiteler-cocuk-haklarini-savunuyor-3/" title="“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor (31 Mart 2010)">“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-bahceleri-cocuklarin-meyve-bahcelerine-donusuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda İçe Kapanıklık</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-ice-kapaniklik/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-ice-kapaniklik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 08:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[İçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kapanıklık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4294</guid>
		<description><![CDATA[Duyguları ve haklı tepkileri ceza ile bastırılan, yanlışları kınama suçama ile karşılanan çocuklar zamanla kendilerine olan güvenlerini kaybeder, yanlış yapmamak için susmayı ve içlerine kapanmayı tercih ederler.Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları, hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları, ona sık sık ne hissettiğini ve düşündüğünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duyguları ve haklı tepkileri ceza ile bastırılan, yanlışları kınama suçama ile karşılanan çocuklar zamanla kendilerine olan güvenlerini kaybeder, yanlış yapmamak için susmayı ve içlerine kapanmayı tercih ederler.Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları, hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları, ona sık sık ne hissettiğini ve düşündüğünü sormaları, çocuğun kendisine değer vermeleri, konuştuğu zaman dinlemeleri, sık sık sosyal ortamlarla irtibatını sağlamaları, onu olduğu gibi kabul ederek sevgilerini sık sık belli etmeleri, çocuğun her şeyine müdahale etmeden ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını sağlamaları önerilir.<br />
<strong><br />
Neler yapabiliriz?</strong><br />
Hiç bir işimiz çocuk eğitiminden ve sorumluluğundan daha önemli değildir. Çocuklarımıza zaman ayıralım. Hergün birlikte olduğumuz, oyun oynadığımız, gezmeye çıktığımız veya sohbet ettiğimiz ortak bir zamanımız olsun. Zamanın uzunluğu değil kalitesi önemlidir. Çoğu anne babalar ise çocuklarına zaman ayıramadıkları ve kendi hallerine bıraktıkları için onları yeterince tanımıyorlar. Tanımadıkları içinde ortaya çıkan problemleri çözmede yetersiz kalıyorlar.<br />
Uyum ve davranış bozuklukları ruh sağlığının tehlikede olduğunu gösteren işaretlerdir. İlk işareti alan anne ve babalar, başka işaretleri beklemeden nerede yanlış yaptığını, bulmaya çalışmalı, gerekirse bir uzmandan psikolojik yardım alarak hatasını tamir etme yoluna gitmelidir.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="502" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="8pt_left" width="502" height="20" align="left" bgcolor="#ffffff">
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: x-small;">Anne babaların bu durumda                 yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları,  hemen her konuda onun                 kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları, ona  sık sık ne hissettiğini ve                 düşündüğünü sormaları, çocuğun kendisine değer  vermeleri, konuştuğu zaman                 dinlemeleri, sık sık sosyal ortamlarla irtibatını  sağlamaları, onu olduğu gibi                 kabul ederek sevgilerini sık sık belli etmeleri, çocuğun  her şeyine müdahale etmeden                 ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını  sağlamaları önerilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Arial;"><strong style="font-weight: 400;"><span style="font-size: x-small;">Neler yapabiliriz?<br />
</span> </strong><span style="font-size: x-small;">Hiç bir işimiz çocuk eğitiminden  ve sorumluluğundan daha önemli                 değildir. Çocuklarımıza zaman ayıralım. Hergün birlikte  olduğumuz, oyun                 oynadığımız, gezmeye çıktığımız veya sohbet ettiğimiz  ortak bir zamanımız                 olsun. Zamanın uzunluğu değil kalitesi önemlidir. Çoğu  anne babalar ise                 çocuklarına zaman ayıramadıkları ve kendi hallerine  bıraktıkları için onları                 yeterince tanımıyorlar. Tanımadıkları içinde ortaya  çıkan problemleri çözmede                 yetersiz kalıyorlar.<br />
Uyum ve davranış bozuklukları ruh sağlığının tehlikede  olduğunu gösteren                 işaretlerdir. İlk işareti alan anne ve babalar, başka  işaretleri beklemeden nerede                 yanlış yaptığını, bulmaya çalışmalı, gerekirse bir  uzmandan psikolojik yardım                 alarak hatasını tamir etme yoluna gitmelidir.</span><span style="font-size: x-small;"> </span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="498" align="center"></td>
</tr>
<tr>
<td width="498" align="center"></td>
</tr>
<tr>
<td width="502" height="27" align="center       &lt;/td&gt;    &lt;/tr&gt;  &lt;/table&gt;  &lt;/center&gt;&lt;/div&gt;  &lt;/body&gt;  &lt;/html&gt;" valign="top" bgcolor="#ffffff"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklarda/" title="çocuklarda" rel="tag">çocuklarda</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ice/" title="İçe" rel="tag">İçe</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kapaniklik/" title="Kapanıklık" rel="tag">Kapanıklık</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/" title="Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor! (13 Ocak 2010)">Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okula-giden-cocuklarda-kahvaltinin-onemi/" title="Okula giden çocuklarda kahvaltının önemi (19 Kasım 2009)">Okula giden çocuklarda kahvaltının önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/" title="Çocuklarda lenf bezleri neden büyür? (14 Ocak 2010)">Çocuklarda lenf bezleri neden büyür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku-2/" title="Çocuklarda Korku (04 Haziran 2010)">Çocuklarda Korku</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-ice-kapaniklik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa boylu çocuğa yaklaşım nasıl olmalı ?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kisa-boylu-cocuga-yaklasim-nasil-olmali/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kisa-boylu-cocuga-yaklasim-nasil-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 07:19:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[boylu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4283</guid>
		<description><![CDATA[Büyüme kapasitesi genetik olarak belirlenmiş olsa da pek çok faktör büyümeyi etkiliyor. Bu faktörlerin en önemlisi ise beslenme.
Doğum öncesi dönemde anne ve fötusun sağlığı ile annenin beslenmesi büyümeyi etkileyen en önemli faktörler olarak gösteriliyor.
Doğum sonrasındaki ilk iki yılda büyümede başlıca etkenin beslenme olduğunu vurgulayan Pediatrik Endokrinolog Dr. Nihal Memioğlu, iki yaşından sonra genetik boy kapasitesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyüme kapasitesi genetik olarak belirlenmiş olsa da pek çok faktör büyümeyi etkiliyor. Bu faktörlerin en önemlisi ise beslenme.</strong></p>
<p>Doğum öncesi dönemde anne ve fötusun sağlığı ile annenin beslenmesi büyümeyi etkileyen en önemli faktörler olarak gösteriliyor.</p>
<p>Doğum sonrasındaki ilk iki yılda büyümede başlıca etkenin beslenme olduğunu vurgulayan Pediatrik Endokrinolog Dr. Nihal Memioğlu, iki yaşından sonra genetik boy kapasitesinin ön plana çıktığını belirtiyor.</p>
<p>&#8220;Daha sonraki yıllarda ergenliğin başlama yaşı ve ilerleme hızı da nihai boyda önemli bir paya sahiptir&#8221; diyen Dr. Memioğlu şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Bir çocuğun genetik zeminine (ailenin boy kapasitesi) uygun büyümesi için, öncelikle büyümeyi etkileyecek kromozomal bir hastalığının olmaması, büyümeyi direkt olarak etkileyen tiroid ve büyüme hormonlarının normal düzeyde salgılanması gereklidir. Çocuğun herhangi bir kronik hastalığı yoksa, aynı zamanda da yeterli ve dengeli besleniyorsa genetik zeminine uygun büyümesi beklenir.</p>
<p>Büyüme kontrolleri bebeklik döneminde sıktır, doktor büyüme eğrisi üzerinden değişimleri kolaylıkla fark ederek önlemleri alabilir. Oyun ve okul çocukluğu döneminde ise hasta oldukça doktora götürülen çocuğun büyüme kontrolleri aksayabilmektedir. Ancak okulda arkadaşlarından belirgin olarak kısa olan çocukların aileleri bu nedenle doktora başvurmaktadırlar. Büyüme eğrisinde önceki aralığa göre gerileyen veya genetiğinden beklenen aralıktan daha aşağıda olan çocuklar ileri incelemeye alınırlar. İncelemelerde çocuğun kronik bir hastalığı, başta tiroid olmak üzere hormon eksikliği ya da ergenlik ile ilgili bir sorunu olup olmadığı değerlendirilir.&#8221;</p>
<p><strong>SEBZE VE MEYVE SEVMEYEN ÇOCUK SAYISI ARTIYOR</strong><br />
Dr. Memioğlu, tüm incelemeler normal olsa bile kısa boylu çocuğa yaklaşımda sorgulanması ve gerektiğinde düzeltilmesi gereken durumlar olduğunu söylüyor. Sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve yaşına uygun fiziksel aktivitenin önemine değinen Memioğlu, özellikle de beslenme bozukluğuna vurgu yapıyor:</p>
<p>&#8220;Beslenme bozukluğu, sanılandan çok daha fazla karşılaştığımız bir durumdur. Son yıllarda sebze ve meyve sevmeyen, fast food tarzı beslenme eğilimi gösteren çocuk sayısında artış görülmektedir. Bu beslenme tarzı ile obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, erken ergenlik ve bunlara bağlı sorunlar gelişebilmektedir. Ayrıca gıdaların üretiminde kullanılan hormon ve kimyasallar bilebildiğimiz ve henüz bilemediğimiz sorunlara yol açmaktalar. Asitli içecekler fazla tüketilirse erken osteoporoz nedenidirler. Rafine edilmiş gıdalarla gelişebilen vitamin eksiklikleri vb. büyümeyi etkileyen önemli faktörlerdir.</p>
<p>Çocukluk döneminde yeterli miktarda alınmasına önem gösterilmesi gereken besin grupları vardır. Öncelikle kaliteli protein olarak kabul edilen et ve yumurta tüketimi denetlenmelidir. Günde en az bir yumurta ya da 3 köfte kadar et alınması yeni doku yapımı ve hasarlı doku tamiri için gereklidir. Kemik büyümesi ve sağlığı yönünden süt grubunun önemi büyüktür. Günde 2 su bardağı süt ya da süt ürünü beslenme içerisinde bulunmalıdır. Ergenlik döneminde ayrıca kalsiyum takviyesi de gerekebilir. Bu arada büyümek için D vitamini, demir ve çinkonun da yeterli alındığından emin olunmalıdır. Çinko, badem, ceviz, fındık, et, kabuklu deniz ürünleri, tohumlu bitkiler, süt grubu gıdalarla takviye edilebilirse de D vitamini gıdalarla yeterli miktarda alınamaz. Güneşten yeterince yararlanamayan günümüz çocuklarında D vitamini eksikliğine tahmin edilenden daha sık rastlanmaktadır. Eksikliği durumunda takviyesi yapılmalıdır. Yapılması gereken tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli olarak yararlanılmasının sağlanmasıdır.&#8221;</p>
<p><strong>BÜYÜME HORMONU EN ÇOK GECE SALGILANIYOR</strong><br />
Uykunun, vücudun metabolizmasının dengelendiği, doku yenilenmesinin yapıldığı, hormonların yoğun şekilde salgılandığı bir dönem olduğunu belirten Dr. Nihal Memioğlu, büyüme hormonunun da yoğun olarak gece uykusunda salgılandığını söylüyor ve şunları kaydediyor.</p>
<p>&#8220;Yetersiz bir gece uykusunun büyümeyi ne kadar olumsuz etkileyebileceği tahmin edilebilir. Fiziksel aktivite kemik ve kas gelişimi yönünden son derecede önemlidir. Ayrıca aktivite kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar, kalp-damar sağlığına olumlu etkileri vardır ve kaliteli bir uykuya yardımcı olur. Çocuklara doğal aktivitelerini göstermelerine fırsat tanınması bu bakımdan yeterli olur. Günümüzde şehirleşme ve sınavların çokluğu nedeniyle evlerde kapalı kalan çocuklar için çözümler üretilmesi gereklidir.</p>
<p>Sonuç olarak, sağlıklı ve bedensel bir özrü olmadığı halde büyüyemeyen çocuğa yardımcı olmanın temel ilkeleri şunlardır: Yeterli ve dengeli beslenmesi, vitamin eksikliklerinin önlenmesi, olabildiğince doğal gıdalarla beslenmesi, özellikle süt içmesi desteklenmelidir. Sağlıklı uyku ve fiziksel aktivite için uygun ortamlar sağlanmalı, çocuk ve ergenin kötü bir alışanlığının olmadığından emin olunmalıdır.&#8221;</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/boylu/" title="boylu" rel="tag">boylu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuga/" title="çocuğa" rel="tag">çocuğa</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kisa/" title="Kısa" rel="tag">Kısa</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/mizmiz-cocuga-nasil-yemek-yedirilir/" title="Mızmız çocuğa nasıl yemek yedirilir? (06 Ocak 2010)">Mızmız çocuğa nasıl yemek yedirilir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuga-konulan-yasagin-zamani-bilinmeli-2/" title="Çocuğa Konulan Yasağın Zamanı Bilinmeli (16 Haziran 2010)">Çocuğa Konulan Yasağın Zamanı Bilinmeli</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu-cocuga-neler-kazandirir/" title="Anaokulu Çocuğa Neler Kazandırır? (11 Haziran 2010)">Anaokulu Çocuğa Neler Kazandırır?</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kisa-boylu-cocuga-yaklasim-nasil-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dahiliğin sırrı: Anne sütü</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dahiligin-sirri-anne-sutu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dahiligin-sirri-anne-sutu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 06:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[önemli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[sütünün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4279</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütünün bebek için en önemli gıda olduğunu vurgulayan uzmanlar, dahilerin, bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler arasından çıktığını söylüyor.
Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan, &#8221;dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anne sütünün bebek için en önemli gıda olduğunu vurgulayan uzmanlar, dahilerin, bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler arasından çıktığını söylüyor.</strong></p>
<p>Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan, &#8221;dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140&#8242;ın üzerinde olan dahi çocuklar çıkmadığı görülmüştür&#8221; dedi.</p>
<p>Anne sütünün her bebeği 6. ayın sonuna kadar bütün her şeyiyle besleyebilecek özelliği bulunduğunu, dolayısıyla anne sütü alırken bir bebeğin su dahil başka herhangi bir ek gıda almasına gerek olmadığını söyleyen Arslan, &#8221;Anne sütü 6. ayın sonuna kadar içindeki suyu, yağı, şekeri ile protein oranları, vitaminleri, mineralleri ile bebeği tam olarak besler. Anne sütü alan bir bebek aynı zamanda daha huzurludur ve daha zeki olur. Anne sütü almış bin bebeğin baş çevresi, boyu, kilosu belli bir oranda artar ve bebek büyür&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yapılan araştırmaların anne sütünün üstün özelliklerini ortaya koyduğunu, anne sütü ile beslenen bebeğin sağlıklı geliştiği ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğunun belirlendiğini anlatan Arslan, anne sütünün zeka üzerindeki etkisinin de artık araştırmalarda açıkça ortaya konulduğunu vurguladı.</p>
<p>Anne sütü ile beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre zeka puanlarının daha yüksek olduğunun tespit edildiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bir yaşını doldurmuş bebeklerin anne sütüne çok fazla ihtiyaçları yoktur, çünkü ek gıdaya başlanmıştır. Bir-iki yaş arasında bebeklerin anne sütüne devam etmelerinin iki faydası vardır. Birincisi anne ile bebek arasındaki duygusal ilişki devam eder, ikincisi bebeklerin zeka puanı yükselir. Bir yaş ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde dahi dediğimiz çocuklar çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140&#8242;ın üzerinde dahi çocuklar çıkmamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>ANNE SÜTÜ VE MAMA</strong><br />
Annenin bebeğini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemesi gerektiğini, anne sütü almasına rağmen istenilen kiloya ulaşmayan bebekte, mamaya başlamak yerine enfeksiyonlardan şüphelenilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Bir annenin kendi sütü bebeğine herhangi bir zarar vermez. Zaten doğada da bunu görüyoruz, yavrulayan bir koyun kuzusuna kendi sütünü veriyor, yavrulayan bir at kendi tayına kendi sütünü veriyor, dışarıdan bir başka besin aramıyor. Biz de bir bebek dünyaya getiriyoruz, anne sütünün dışında bir besin aramak doğru değildir. Zorunlu hallerde, örneğin annenin belirli hastalıklarının bulunması, ruh hastası olması dışında anne sütünün kısıtlandığı herhangi bir durum yoktur. Anne sütü almasına rağmen bebeğin kilosu yetersizse, kilo almasıyla ilgili sorunlar varsa mutlaka bir çocuk uzmanına görünmelidir. Bizim idrar yolu enfeksiyonu dediğimiz ya da orta kulak iltihabı dediğimiz, ya da şuanda tespit edemediğimiz başka bir enfeksiyon olabilir. Çocuk kendi hastalığına bu enerjiyi harcadığı için emdiği sütü büyüme olarak kullanmayabilir. Dolayısıyla bebeğin durumuna bakılır, tahlilleri yapılır. Böyle bir hastalık varsa ortaya konur, bu hastalıklar tedavi edilir. Tedavi edildikten sonra da anne sütünden almış olduğu enerjiyi büyüme olarak kullanır.&#8221;</p>
<p><strong>İLK 6 AY MUTLAKA VERİLMELİ</strong><br />
Bebek mamaları, inek veya keçi sütünün doğumda annenin kaybedildiği, anne sütü veremeyecek kadar hasta olduğu, bazı ilaçları kullanmak zorunda kaldığı durumlarda kullanılabileceğini ifade eden Arslan, &#8221;Anne sütü varsa, bebeğin boyu büyümüyor, kilo almıyor diye hazır mamalara geçmek ya da inek sütüne geçmek doğru değildir&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Şükrü Arslan, her annenin anne sütü konusunda bilinçli olması gerektiğini, &#8216;&#8217;sütün yetmiyor, yaramıyor&#8221; endişelerinin doğru olmadığını, annelerin bebeklerini mutlaka en azından ilk 6 ay, yararları saymakla bitmeyecek anne sütü ile beslemeleri gerektiğini vurguladı.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anne/" title="anne" rel="tag">anne</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebek/" title="bebek" rel="tag">bebek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-beslenmesi/" title="Çocuk Beslenmesi" rel="tag">Çocuk Beslenmesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/onemli-gida/" title="önemli gıda" rel="tag">önemli gıda</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sutunun/" title="sütünün" rel="tag">sütünün</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bebegimle-iletisim/" title="Bebeğimle İletişim (14 Nisan 2010)">Bebeğimle İletişim</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uzun-sureli-emzirme-bebege-zararli-mi/" title="Uzun süreli emzirme bebeğe zararlı mı? (06 Ocak 2010)">Uzun süreli emzirme bebeğe zararlı mı?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uyku-aliskanligi-anne-karninda-kazaniliyor/" title="Uyku alışkanlığı anne karnında kazanılıyor (14 Ocak 2010)">Uyku alışkanlığı anne karnında kazanılıyor</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dahiligin-sirri-anne-sutu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzün Sorunu Obezite</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/gunumuzun-sorunu-obezite/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/gunumuzun-sorunu-obezite/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 12:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ana okulları]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=2920</guid>
		<description><![CDATA[
Yakın zamanlara kadar, çocuklarda beslenmeyle ilgili en sık görülen problem iştahsızlıktı. Halen sık görülmesine rağmen, öteki uçta yer alan, yani aşırı kilolu ( obez ) çocuklar problemi de giderek artış göstermekte.Peki biz anne babalar olarak çocuklarımızı obeziteden korumak için neler yapabiliriz?
Öncelikle, obezitenin genellikle ailesel olduğunu bilmeliyiz. Bunda da hem genetik faktörler, hem de ailenin benimsediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2921" title="281611" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2009/12/281611.jpg" alt="281611" width="300" height="266" /></p>
<p>Yakın zamanlara kadar, çocuklarda beslenmeyle ilgili en sık görülen problem iştahsızlıktı. Halen sık görülmesine rağmen, öteki uçta yer alan, yani aşırı kilolu ( obez ) çocuklar problemi de giderek artış göstermekte.Peki biz anne babalar olarak çocuklarımızı obeziteden korumak için neler yapabiliriz?</p>
<p>Öncelikle, obezitenin genellikle ailesel olduğunu bilmeliyiz. Bunda da hem genetik faktörler, hem de ailenin benimsediği sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı rol oynamaktadır.</p>
<p>Çocuklarımıza sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla örnek olmalı, aşırı yemekten ve hareketsizlikten kaçınmalıyız. Çocuklarımız bizi gözlemleyerek öğrenirler, söylediklerimizden çok yaptıklarımızdan etkilenirler. Kendiniz kola içip patates kızartması yerken çocuğa bunları yasaklamanız pek ciddiye alınmayacaktır. Onun yemesini istediğiniz şeyleri siz de yemelisiniz.</p>
<p>Sevgili anne babalar, çocuğunuza erişkin porsiyonları sunmayın.Tabağındakini bitirmesi için zorlamayın.Acele yemesini istemeyin, yavaş yavaş yerse doyduğunu hissedip yemeyi zamanında bırakacaktır.Yiyecekleri ödül veya ceza olarak kullanmayın.Susuzluğunu su ile gidermesini sağlayın, kola veya meyve suyu ile değil !</p>
<p>Yemek saatinde TV izlemeyin, ailece sofrada toplanıp hoş bir sohbet eşliğinde yemek yiyin.Çocuğun günlük aktivitesini arttırmaya çalışın, TV veya bilgisayar başında geçirdiği süreyi kısıtlayın. Birlikte yürüyüşlere çıkın, parkta, bahçede koşup oynayın.İleride obeziteyle karşılaşmamak için ilk adımı bebeğinizi anne sütüyle besleyerek atın. Doktor önerene dek ona ek gıda veya mama vermeyin.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ana-okullari/" title="ana okulları" rel="tag">ana okulları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-beslenmesi/" title="Çocuk Beslenmesi" rel="tag">Çocuk Beslenmesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/obezite/" title="obezite" rel="tag">obezite</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul-oncesi-egitim/" title="okul öncesi eğitim" rel="tag">okul öncesi eğitim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/taahhutname/" title="Taahhütname (09 Aralık 2009)">Taahhütname</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kardes-kardes-gecinmek/" title="Kardeş Kardeş Geçinmek (25 Kasım 2009)">Kardeş Kardeş Geçinmek</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dil-ve-cocukta%c2%a0dil-gelisim-kurumlari/" title="Dil ve Çocukta Dil Gelişim Kurumları (25 Kasım 2009)">Dil ve Çocukta Dil Gelişim Kurumları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokullari-yillarinda-yaraticilik/" title="Anaokulları Yıllarında Yaratıcılık (17 Aralık 2009)">Anaokulları Yıllarında Yaratıcılık</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/gunumuzun-sorunu-obezite/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeş Kıskançlıkları</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kardes-kiskancliklari/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kardes-kiskancliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 07:44:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4276</guid>
		<description><![CDATA[Kardeş Kıskançlığı
“Oğlum sürekli bir kardeş istediğini söylüyordu. Babası ve ben de 4 yaşında olduğu için artık hazır olduğunu düşündük ve ona bir kardeş yaptık. Ama hiçbir şey planladığımız gibi gitmiyor. Küçük kızım 2 yaşına gelmesine rağmen oğlum ona alışamadı. O bebekken biz görmediğimiz zamanlarda onu çimdikliyordu. Sonra bebek ağlayıp biz ona bağırınca “Ben onu çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kardeş Kıskançlığı</strong></p>
<p>“Oğlum sürekli bir kardeş istediğini söylüyordu. Babası ve ben de 4 yaşında olduğu için artık hazır olduğunu düşündük ve ona bir kardeş yaptık. Ama hiçbir şey planladığımız gibi gitmiyor. Küçük kızım 2 yaşına gelmesine rağmen oğlum ona alışamadı. O bebekken biz görmediğimiz zamanlarda onu çimdikliyordu. Sonra bebek ağlayıp biz ona bağırınca “Ben onu çok seviyorum” diyordu. Bu yüzden uzun süre kucağına veremedik bebeği. Şimdi ise yanından geçerken hissettirmeden kızımı ittiğini görüyorum. Eşim ve ben ne yapacağımızı şaşırdık.”</p>
<p>Yetişkinler çocuğa hayatını yeni doğan bir kardeşle paylaşmak zorunda olduğunu bildirdiklerinde, onun bu olayı bir peri masalı gibi yaşayamayacağını anlayamıyorlar. Bir çocuk kardeşinin olmasını istiyor olması kıskançlık duygusunu taşımasına engel olmaz. Aslında öncelikle bir çocuğa eve yeni gelecek bireyin kararını verdirmek onun çok ağır bir yükü taşımasını beklemektir.</p>
<p>Yeni bebek kararı anne baba tarafından verilmelidir, çocuk değil….. Günümüzde anne babalar paylaşımcı ve demokratik aile ortamı oluşturmak adına çocuğu da bu kararın sorumluluğunu vererek ona ailede kendilerinde olması gereken otoriteyi de yüklemektedir. Yeni gelenden kurtulmak istemesi çocuğun kötü kalpli olduğunu göstermez, bu onun için bir hayatta kalabilme sorunudur.</p>
<p>Doğumdan sonra her bebek savunmasız olduğu için kendine yetebilecek duruma gelene kadar yetişkine yaşamsal bir gereksinim duyar. Dolayısı ile bebek bağımlılık duygusunu da erken hisseder. Yeni doğan  yetişkini sahiplenir, çünkü gereksinimi olduğunu bilir.(Dolayısıyla ilk çocuk kendisi içinde vazgeçilmez olan sevgi nesnesini elinden almaya ya da paylaşmaya çalışan herkesi yani özellikle yeni geleni tehlike olarak görür.) Sonuçta yeni gelene öfkelenir, kızar ve yok etmek isteyebilir. Onun için “keşke doğmasaydı” ya da “onu geri gönderelim” tepkileri verebilir.</p>
<p>Tüm bu doğal sürecin içinde ebeveynin tavırları, davranışları ve toleransı çok önemli. Anne-babalar çocuğa “kardeşini sevmediğin için utanmıyor musun? Kötü çocuksun sen. O daha küçücük, hiç kıskanılır mı?” gibi yıkıcı ve suçluluk duygusu uyandırıcı cümleler kullanıldığında çocuğun hissetikleri ile ilgili  kaygısı artacak yaşadığı kıskançlığın doğal olmadığını hissedecektir. Ve belki daha fazla saldırganlık gösterecektir.</p>
<p>Ona bebeği sevmeme duygusunun doğal olduğunu ancak anne – baba olarak bebeğe zarar vermesine engel  olacaklarını, kendisini sevdikleri gibi onu da seveceklerini açıklamaksa çocuğa yardımcı olacaktır.</p>
<p>Büyük kardeş önce bebeğin küçüklüğü karşısında şaşırabilir, onunla oynaması imkansızdır. Halbuki o kardeş isterken oynayabileceği bir arkadaş istemiştir.  Hele anne babadan “dikkat et , çok sıkma , o küçük, onu uyandırma, canını acıtacaksın” uyarıları artarsa, kardeşini öpmek ya da kucağına almak istediğinde korkuya kapılabilir. Anne babanın ona gösterdiği bu özen karşısında ona “ağabey oldun” demekle, büyük yerine konduğunun hissettirilmesi, birden aklı başında davranmasının beklenmesi, ona öncelik tanınması, çocuğun kızgınlığının artmasını neden olur.</p>
<p>Büyük çocuk kıskançlık duygusunu  bazen dışa vurmayabilir. Bazı çocuklar öfkelerini de göstermekte zorlandıkları için kıskançlıklarını gösteremeyebilirler. Anne – babanın uyumlu davranmasıyla ilgili beklentilerine uygun davranıp “cici abla ya da ağabeyi” oynayabilirler.</p>
<p>Çocuk küçük bebeği kıskanma duygusunun aile içinde anne baba tarafından tolere edilemeyeceğini ve bunun da onun sevgi nesnelerini kaybolmakla ilgili tehlikeli olarak geri döneceğini hissederse, tüm öfkeyi içinde tutup bastırmaya çalışabilir ki bu çoğunlukla herhangi başka bir noktadan öfkenin patlak vermesiyle ortaya çıkabilir. Örneğin okuldaki uyum sorunu…… Yine önemli olan anne-babanın “Aman ne güzel kardeşini hiç kıskanmıyorsun” demesi yine onun kıskanma duygusunun olabileceği ve ona yer açabilecekleriyle ilgili mesajlar vermeleridir.</p>
<p>Ebeveynin çocuklar arasında  kusursuz eşitliği egemen kılmaya çalışması kıskançlığı alevlendirir.örneğin “bak ona bu oyuncağı aldım  sana da bunu aldım” gibi sözler hep bu eşitliği çocuklara vurgular. Çocuk işte bu noktada anne babalarının suçluluk duygusunu farkına varırlar. Bu çocukların, çok iyi kullanmayı bildikleri kolay ve etkin bir silahtır. Ve dikkat edilmelidir. Her şekilde çatışmanın, üzüntülerin ve rekabetin aile içinde de varlığı bir gerçektir.</p>
<p>Her şeyin kaygıya yer olmadan olup biteceği bir dünya olması için ancak yaşayanların robot olması beklenir. Doğal bir duygu olan kıskançlık, çocuğun ileri doğru yol almasını sağlar.</p>
<p><strong>Ne Zaman Yardım Almalı?</strong><br />
Kıskançlık eğer yıkıcı hale gelip, çocuğu felç ediyorsa, korkuların artmasına, anne-baba&#8217;ya öfkesini saldırgan şekilde ortaya koymasına, akademik performansının olumsuz yönde etkilenmesine, yeni gelen kardeşe aşırı fiziksel güç kullanmasına, tuvalet eğitiminde geriye gitmesine, yani kardeş öncesindeki hayat akışından farklı tepkiler göstermesine neden oluyorsa o noktada ailenin destek alması gerekebilir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kardes/" title="Kardeş" rel="tag">Kardeş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kiskancliklari/" title="Kıskançlıkları" rel="tag">Kıskançlıkları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuva/" title="yuva" rel="tag">yuva</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-karneye-birlikte-cozum-bulun/" title="Zayıf karneye birlikte çözüm bulun (27 Ocak 2010)">Zayıf karneye birlikte çözüm bulun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kardes-kiskancliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek Problemi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-problemi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-problemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 07:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Görülen]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4272</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde Görülen Yeme Bozuklukları
Beslenme her insan için yaşamını devam ettirebilmesi için en önemli fizyolojik ihtiyaçlardan bir tanesidir. Yalnız, beslenme yolu ve şekli bebeklerde fizyolojik ihtiyaçtan fazlasını ifade eder. Yeni doğmuş bir bebeğin duygularını sözel ve/veya davranışsal olarak ifade etmesi imkansız olduğu için beslenme aynı zamanda onun için insan ilişkilerindeki ilk adımı atması, kendisini ifade etmesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeklerde Görülen Yeme Bozuklukları</strong><br />
Beslenme her insan için yaşamını devam ettirebilmesi için en önemli fizyolojik ihtiyaçlardan bir tanesidir. Yalnız, beslenme yolu ve şekli bebeklerde fizyolojik ihtiyaçtan fazlasını ifade eder. Yeni doğmuş bir bebeğin duygularını sözel ve/veya davranışsal olarak ifade etmesi imkansız olduğu için beslenme aynı zamanda onun için insan ilişkilerindeki ilk adımı atması, kendisini ifade etmesi, duygusal bağ kurması açısından önem taşır. Bu yaşlarda beslenme ile ilgili yaşanan problemler ileride fizyolojik problemlere yol açacağı gibi duygusal, ilişkisel, psikolojik problemlere de yol açabilir.</p>
<p>Bebeğin ilk 2- 6 aylık beslenme süresi ilerideki ilişkilerinin şekillenmesi açısından oldukça önemlidir.Bu donemde annenin bebeğini emzirmesi anne ve çocuk arasındaki en önemli duygusal bağdır. Annenin bebekle olan yakınlığı, vücut dili özellikle de göz teması çocuğun duygusal gelişiminde önemli rol oynar. Hamilelik sonrası depresyon, Emzirme döneminde çocukla göz temasının kurulmaması bebeklerde yemeyi reddetme, ishal, kusma, kilo alımı problemleri olara kendini gösterebilir. Bu durumda annenin bir uzmandan yardım alması çocuğu ile ilişkisini sağlıklı olarak şekillendirmesi açısından önemlidir.</p>
<p>6 ay ile 3 yaş arası bebeğin ilk olarak anneden ayrılıp kendi bireyselliğinin farkına vardığı dönemdir. Bu dönemde annenin bu farkındalığı algılayıp bu dönemde bebeğin bireyselleşme ihtiyacına karşılık verebilmesi gerekir. Aksi takdirde çocuk kendi varlığı yemeyi reddederek göstermeyi deneyebilir.</p>
<p><strong>Yeme Fobisi</strong><br />
2-3 yaşından itibaren çocuğun yemek yerken öksürmesi, boğazına birşeyin takılması, yemek yedikten sonra kusması çocukta yemek yeme ile ilgili fobi geliştirebilir ve çocuk katı besinleri almayı reddedebilir. Bu durumda çocuk yemek yemesi için fazla zorlamamalıdır. Püre seklinde besinler alarak yavaş tekrar katıya dönülmesi teşvik edilebilir. Eğer bu şekilde çözüme kavuşmuyorsa bir uzmandan yardım almak yararlı olacaktır.<br />
<strong><br />
Pika</strong><br />
Eğer çocuk en az 1 ay besleyici besinler dışındaki maddeleri; boya, silgi gibi; yiyorsa Pika teşhisi konulabilir. Karın ağrısı ve kansızlık en önemli belirtileridir.  Alışkanlık haline gelirse bu davranışı değiştirmek oldukça zor olacağı için erken teşhis ve tedavi büyük önem taşır.  Evde çocuğun yiyebileceği toksak maddelerin kaldırılması ya da atılması, çocuğun duygusal ihtiyaçlarına daha duyarlı hale gelinmesi önerilebilir.</p>
<p><strong>Ruminasyon Bozukluğu</strong><br />
Genellikle 1 yaşına kadar görülen bu rahatsızlık çocuğun en az 1 ay yediklerini yuttuktan sonra tekrar ağzına getirmesi, çiğnemesi ve tekrar yutması olarak tanımlanabilir.Bu duruma sebep olan herhangi bir  fizyolojik rahatsızlık yoksa bilişsel gelişim bozukluklarından şüphe edilebilir.</p>
<p>Yukarıda adı, geçen tüm bu bozukluklar fizyolojik ve psikolojik destek alınmadığı takdirde ileride fizyolojik, duygusal ve sosyal problemlere yol açabilir. Bu nedenle bu tür bir problemin varlığı çocukta fark edildiği anda bir uzman desteğine baş vu</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebeklerde/" title="Bebeklerde" rel="tag">Bebeklerde</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bozukluklari/" title="bozuklukları" rel="tag">bozuklukları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gorulen/" title="Görülen" rel="tag">Görülen</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yeme/" title="yeme" rel="tag">yeme</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uzun-sure-emzik-kullanmak-konusmaya-zarar/" title="Uzun süre emzik kullanmak konuşmaya zarar (13 Ocak 2010)">Uzun süre emzik kullanmak konuşmaya zarar</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-davranis-sorunlari/" title="Çocuklarda Davranış Sorunları (25 Kasım 2009)">Çocuklarda Davranış Sorunları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/5-yasindaki-cocuk-nasil-beslenmeli/" title="5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli? (05 Ocak 2010)">5 yaşındaki çocuk nasıl beslenmeli?</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yemek-problemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Korku</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 06:44:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4268</guid>
		<description><![CDATA[Korku duygusunun insanoğlunun hayatta kalabilmesini sağlayan bir işlevi vardır. Korku, tehlikeyi algılamamızı ve kendimizi korumamız için alarmda olmamızı sağlar. Çocuklarda anlık korkular olabileceği gibi, bazı korkular belli bir dönem ortaya çıkıp bir süre devam edebilmektedir.
Korkular en yoğun olarak okul öncesi dönem olan 2-6 yaşlar arasında ortaya çıkar. Bu dönemde hayali unsurlar çocukların korku konularıdır: Hayaletler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku duygusunun insanoğlunun hayatta kalabilmesini sağlayan bir işlevi vardır. Korku, tehlikeyi algılamamızı ve kendimizi korumamız için alarmda olmamızı sağlar. Çocuklarda anlık korkular olabileceği gibi, bazı korkular belli bir dönem ortaya çıkıp bir süre devam edebilmektedir.</p>
<p>Korkular en yoğun olarak okul öncesi dönem olan 2-6 yaşlar arasında ortaya çıkar. Bu dönemde hayali unsurlar çocukların korku konularıdır: Hayaletler, canavarlar gibi.  Doğa olayları da bu yaşlarda korkutucudur. Gök gürültüsü gibi. Çocuklar doğa olaylarını bu yaşlarda birer canlı olarak algılarlar. İnsan ve hayvanlar gibidir cansız nesneler de. Zihinsel gelişimin ilerlemesine paralel olarak, korkuların ana karakterleri de değişir. Çocuk okul çağına geldiğinde, yaşa bağlı olarak, korkulan şeyler hayali karakterler olmaktan çıkar. Bedensel zarar görme korkusu, hayvanlar, hırsızlık gibi olgular artık korkularının ana konuları olur. Burada dikkatimizi çeken şey, korkuların artık okul öncesine nazaran daha somut ve gerçekçi bir hal almış olduğudur. Okul döneminde hayal ve gerçek, küçük çocuklara göre daha iyi ayırt edilebildiğinden, büyük çocuklar küçük çocuklarla karşılaştırıldıklarında, korkutucu rüyaları daha seyrek görürler.</p>
<p>Çocukluk dönemine özgü bu anlattığımız korku türleri dönemseldir. Çocuklar gelişimlerini devam ettirdikleri için, bir süre sonra bu korkular kaybolur.</p>
<p>Ufak tefek korkular, ebeveynlerin mantıklı birtakım açıklamaları ve çocuğa destek olmaları yoluyla kolayca aşılabilir. Çocuğunuz korkusunu dile getirirken onu gerçekten dinleyin. Çocuklarımızın korkularını küçümsemek, korkmasının anlamsız olduğunu söylemek, çocuğumuzdan korku duygusunu yok saymasını istemek ise çocuğumuz için destek değildir. Böyle bir yaklaşım, tam tersine, çocuk açısından işleri zorlaştıracaktır.</p>
<p>Fobi ve korku iki farklı kavram olarak geliyor kulağa. Fobi dediğimizde sanki daha vahim bir şeyden bahsettiğimiz algısını yaşıyoruz. Bazı fobiler süreklilik gösterebilir. Bu durumda uzman yardımı gerekir. Bazı fobiler ise yine ebeveynin desteğiyle ortadan kalkabilir.</p>
<p>Bazı korkular dönemsel değil, erişkinlik yıllarına da taşınabilecek türde korkular olabilir. Uzman yardımı gerektirirler. Çocuğun yaşadığı bir olumsuz olay sonucunda edinilen korkulardır bunlar. Örneğin çocuk gerçekten bir hırsızlık olayı yaşamış olabilir. Bir kazaya şahit olabilir. Yangın, doğal afet gibi bir takım olaylar yaşamış da olabilir. Bunlar değişik korku biçimleri ve davranış sorunları olarak dışarı yansıyabilir. Ya da anne ve babanın çocukla baş etmek için kullandığı korkutma/yıldırma yöntemlerinin sonucu olarak çocukta bir takım korkular gelişir. Örneğin anne, “beni üzersen hastalanır ölürüm, annesiz kalırsın” ya da “seni bırakır giderim” diyor olabilir. Bu söylemler de çocuğu kaygılı yapar. Anne/babadan ayrılmak istemez. Günlük yaşam rutini sekteye uğramaya başlar. Aynı evin içinde sık sık anneyi yoklamalar, gündelik ayrılıklara büyük tepkiler gösterme gibi davranışlar başlayabilir. (Başka bir örnek de eğer uslu durmazsan doktor sana iğne yapar- doktor fobisi).</p>
<p>Bazı çocuklar da aşırı kollamacı tutumlar sonucunda birçok şeyden ürkerek yetişiyorlar. Tehditkar cümleler kullanmasalar da, aslında bu aileler kendi yaşadıkları korkuları çocuklara yansıtarak, çocukta bu etkiyi meydana getiriyorlar. Çocuğun her koşulda sokağa asla yalnız çıkmasına izin vermeyen bir anne düşünelim. Çocuk ilk başlarda buna karşı çıkmış bile olabilir. Çünkü çocuklar doğal olarak kendi başlarına bir şeyler başarmayı isterler. Fakat bir süre sonra annenin bu tutumu çocuk tarafından da benimsenir ve çocuk, kendisinden beklense bile sokağa yalnız çıkamamaya başlar. Çocuklar anne ve babalarının tepkilerini kendilerine örnek alırlar. Anne ve baba bir olay karşısında soğukkanlı ise, çocuk da aynı olaya soğukkanlı olma yönünde tepki verir. Eğer olaya anne-baba panikle ve korkuyla yaklaşıyorsa çocuk da yetişkini gözlemleyerek aynı duyguya kapılacak ve benzer tepkiler verecektir.</p>
<p>Çocuklar korktukları şeyden kaçındıklarında rahatlıyor olabilirler. Ancak bu anlık bir rahatlamadır ve işler daha çok karışabilir.<br />
Korkudan kaçınmak yarar sağlamaz!</p>
<p>Çocuğunuz gerçek bir tehdit altında ya da tehdit yokken korkarak ağlamaya ve tepinmeye başlayınca onu durdurmaya çalışmayın. Hissettiği negatif duyguyu ağlayıp tepinerek bedeninden atabilir. Eğer bu tepkilerine izin vermeden onu avutmaya çalışırsanız, negatif enerji bedeninde hapsolur ve bu gerginliği daha uzun zamanlara yayılır.</p>
<p>Kaynak : www.cocukpsikologum.com</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklarda/" title="çocuklarda" rel="tag">çocuklarda</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocukluk/" title="Çocukluk" rel="tag">Çocukluk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/korku/" title="korku" rel="tag">korku</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/televizyon-cocuklarda-tansiyon-yapiyor/" title="Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor! (13 Ocak 2010)">Televizyon çocuklarda tansiyon yapıyor!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okula-giden-cocuklarda-kahvaltinin-onemi/" title="Okula giden çocuklarda kahvaltının önemi (19 Kasım 2009)">Okula giden çocuklarda kahvaltının önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-lenf-bezleri-neden-buyur/" title="Çocuklarda lenf bezleri neden büyür? (14 Ocak 2010)">Çocuklarda lenf bezleri neden büyür?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku/" title="Çocuklarda Korku (07 Mayıs 2010)">Çocuklarda Korku</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-korku-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Testiyle Anomali Tespiti</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kan-testiyle-anomali-tespiti/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kan-testiyle-anomali-tespiti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 06:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[anomali]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[Testiyle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4264</guid>
		<description><![CDATA[
&#8221;FISH&#8221; yöntemiyle, düşük riski olmadan bebeğin DNA&#8217;sına bakılarak cinsiyet ve anomaliler belirlenebiliyor.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansun Demir, şu an için kullanılan mevcut yöntemle doğacak bebekte kromozom anomalisi olup olmadığını anlamak için yapılan tanı yönteminin &#8221;amniyosentez&#8221; olduğunu söyledi. Demir, &#8221;Yani hamile kadından, amniotik sıvının (halk arasında baş suyu diye tabir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4265" title="cocuk_cinsiyet" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/cocuk_cinsiyet.jpg" alt="" width="379" height="273" /></p>
<p><strong>&#8221;FISH&#8221; yöntemiyle, düşük riski olmadan bebeğin DNA&#8217;sına bakılarak cinsiyet ve anomaliler belirlenebiliyor.</strong></p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansun Demir, şu an için kullanılan mevcut yöntemle doğacak bebekte kromozom anomalisi olup olmadığını anlamak için yapılan tanı yönteminin &#8221;amniyosentez&#8221; olduğunu söyledi. Demir, &#8221;Yani hamile kadından, amniotik sıvının (halk arasında baş suyu diye tabir edilir) ince bir iğne eşliğinde alınıp, sıvıdan fetusa ait kromozom tayini, Akdeniz anemisi varlığı ve genetik hastlıklar gibi bazı sorunlar teşhis edilir&#8221; dedi.</p>
<p>Demir, amnion sıvının fetusun içinde geliştiği, yüzdüğü bir sıvı olduğunu, fetusu dışarıdan gelecek darbelerden koruduğunu, fetusun bu suyu yuttuğunu ve bağırsakları çalıştırdığını ve amniotik sıvının en önemli kaynağının fetusun idrarı olduğunu anlattı. Amniotik sıvının miktarının her gebede farklı olduğunu belirten Demir, amniotik sıvının annede şeker hastalığının olması, bebeğin bel kemiğinin açık olması, yutak borusunun olmaması gibi nedenlerle arttığını, fetusun böbreklerinin olmaması gibi nedenlerle ise amniotik sıvının azaldığını söyledi.</p>
<p>Amniosentezin, ultrasonografi eşliğinde, mümkün olduğunca plasentanın olmadığı bölgeden girilerek amniotik sıvının alınması şeklinde yapıldığını anlatan Demir&#8217;in verdiği bilgiye göre, amniyosentez en sık gebeliğin 16-20 haftaları arasında yapılıyor. Ancak 11-15 hafta aralarında da erken amniosentez mümkün olabiliyor. Gebeliğin 36-37&#8242;inci haftasında fetusun diyabet gibi nedenlerle erken doğurtulması gerektiğinde, fetusun akciğerlerinin gelişip gelişmediğini anlamak için yine amniosentez yapılıyor.</p>
<p>İlk trimesterde yapılan down sendromu tarama testinde (ikili tarama testi) veya ikinci trimesterde yapılan (üçlü veya dörtlü testte) down sendromu için artmış riski olan anne adaylarına, daha önceki gebeliklerinde down sendromu gibi kromozom anomalili fetus doğuran kadınlara, ailesinde genetik hastalığı olanlara (Akdeniz anemisi, orak hücre anemisi, müsküler distrofi), 35 yaşını geçen anne adaylarına, takip ultrasonografisinde anomali saptananlara (beyinde ventrikülomegali, böbreklerde hidronefroz gibi) amniosentez öneriliyor. Amniosentezin, yılda 100&#8242;den fazla bu işlemi yapan hekimlerce yapılması halinde, fetusun kaybedilme riski azalıyor.</p>
<p><strong>TÜRKİYE&#8217;YE GELMESİ BİRKAÇ YILI BULABİLİR</strong><br />
Prof. Dr. Cansun Demir, amniyosentezde yüzde 0.5-1 arasında bebeğin yaşamını yitirme riski bulunduğunu belirterek, bu durumun anne adaylarını ve hekimleri tedirgin ettiğini söyledi.</p>
<p>Uzun süredir bilim insanlarının bu riski en aza indirecek ya da tamamen ortadan kaldıracak yeni bir yöntem arayışlarında bulunduğunu ifade eden Demir, basit bir kan almanın ardından uygulanabilecek kapsamlı testle, bebeğin kromozom anomalilerinin belirlenmesi için uzun süredir çalışma yaptıklarını bildirdi.</p>
<p>Demir, İngiltere, ABD ve İtalya&#8217;da sürdürülen çalışmaların nihayet sonuç vermeye başladığının müjdesini vererek, doğacak bebekte kromozom anomalisi bulunup bulunmadığını tespit edebilmek için önerilen, ancak düşük yapma tehlikesini de artıran iğneli girişimsel yöntemler amniyosentez (karından su alma) ya da CVS&#8217;ye (kordon kanından örnek alma) alternatif olabilecek &#8221;FISH&#8221; isimli bir kan testi geliştirildiği kaydetti.</p>
<p>Jinekoloji ve Obstetrik Uzmanı İtalyan Prof. Dr. Gian Carlo Di Renzo, kan testinin rutin uygulama kapsamına alındığını ve 6 ay içinde de İtalya genelinde yaygın olarak kullanılacağını belirtiyor.</p>
<p><strong>HASTALIKLAR ANNE KARNINDA BELİRLENECEK</strong><br />
Geliştirilen FISH yöntemiyle, kültürde anne kanında belirlenen bebeğin hücrelerinin sağlıklı bir şekilde çoğalmasını sağladıklarını ifade eden Prof. Dr. Di Renzo, artık, 11 ile 16 haftalar arasında bu yöntemle eksik kromozomlar ile bebeğin cinsiyetinin belli olacağını, ayrıca down sendromu gibi rahatsızların Trizomi 13, 18 ve 21. haftalarda belirleneceğine dikkati çekiyor ve girişimsel yöntemlere ihtiyaç duyulmadan bazı hastalıkların tanısının anne karnında tespit edilebileceğini ifade ediyor.</p>
<p>Düşük riskini ortadan kaldıran bebeğin DNA&#8217;sına bakılarak cinsiyetinden anomalilere kadar birçok konuda bilgi verebilen sistemin, Türkiye&#8217;ye gelmesinin ise birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor. Söz konusu testin, amniosenteze alternatif olabileceği, ancak zaman gerektiği ifade ediliyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de de bu konuda Çukurova Üniversitesi Biokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Tuli&#8217;nin yürüttüğü bir çalışma bulunuyor. Burada özellikle erkek fetuslarda, anne ve babanın mutasyonları biliniyorsa Akdeniz anemisi taşıyıcılığı olup olmadığı saptanabiliyor. Bu şekilde tanı konulmuş olgular bulunuyor. Rh uyuşmazlığında kan grubunun saptanması ve gebelik zehirlenmesi için de deneylere başlandığı belirtiliyor.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anomali/" title="anomali" rel="tag">anomali</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kan/" title="Kan" rel="tag">Kan</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tespiti/" title="Tespiti" rel="tag">Tespiti</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/testiyle/" title="Testiyle" rel="tag">Testiyle</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bebekte-dogustan-kalp-hastaligi-olmamasi-icin-hamilelik-doneminde-nelere-dikkat-etmeli/" title="Bebekte doğuştan kalp hastalığı olmaması için hamilelik döneminde nelere dikkat etmeli? (30 Aralık 2009)">Bebekte doğuştan kalp hastalığı olmaması için hamilelik döneminde nelere dikkat etmeli?</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kan-testiyle-anomali-tespiti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şrek: Sonsuza Dek Mutlu</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/srek-sonsuza-dek-mutlu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/srek-sonsuza-dek-mutlu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 08:18:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[dek]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sonsuza]]></category>
		<category><![CDATA[Şrek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4260</guid>
		<description><![CDATA[Tür :   Komedi / Macera / Animasyon  / Aile
Gösterim Tarihi : 28 Mayıs 2010
Yönetmen : Mike Mitchell
Senaryo : Josh Klausner , Darren Lemke
Yapım : 2010, ABD
Seslendirenler : Cameron Diaz (Prenses Fiona) , Eddie Murphy (Eşek) , Mike Myers (Şrek) , Antonio Banderas (Çizmeli Kedi)
Kötü bir ejderhayla karşılaştıktan, güzel bir prensesi kurtardıktan ve Fiona&#8217;nın ailesinin krallığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4261" title="shrek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/shrek.jpg" alt="" width="300" height="370" />Tür :   Komedi / Macera / Animasyon  / Aile<br />
Gösterim Tarihi : 28 Mayıs 2010<br />
Yönetmen : Mike Mitchell<br />
Senaryo : Josh Klausner , Darren Lemke<br />
Yapım : 2010, ABD</p>
<p>Seslendirenler : Cameron Diaz (Prenses Fiona) , Eddie Murphy (Eşek) , Mike Myers (Şrek) , Antonio Banderas (Çizmeli Kedi)<br />
Kötü bir ejderhayla karşılaştıktan, güzel bir prensesi kurtardıktan ve Fiona&#8217;nın ailesinin krallığını kurtardıkmtan sonra bir deve yapacak ne kalır?</p>
<p>Eğer Şrek&#8217;seniz birden evcimen bir aile babası oluverirsiniz. Şrek eskiden olduğu gibi köylüleri korkutmak yerine, istemeyerek de olsa kazma küreğe imza atıyor.</p>
<p>Bu devin kükremesine ne oldu? Kendini gerçek bir dev gibi hissettiği günleri özleyen Şrek, ağzı iyi laf yapan Rumpelstiltskin&#8217;e kanarak onunla bir anlaşma yapar. Şrek birden kendini Uzaklardaki Krallığın değişmiş,farklı bir versiyonu içinde bulur. Orada devler avlanmaktadır, Rumpelstiltskin kraldır ve Şrek ile Fiona hiç tanışmamıştır. Dostlarını kurtarmak, dünyasını yeniden kurmak ve gerçek aşkına yeniden kavuşmak artık Şrek&#8217;in elindedir.</p>
<p>“ŞREK SONSUZA DEK MUTLU” Türkçe Seslendirenler Listesi:</p>
<p>SHREK OKAN BAYÜLGEN<br />
DONKEY SEZAİ AYDIN<br />
FIONA OYA PROSÇİLER<br />
PUSS ENGİN ALKAN<br />
LILLIAN RÜÇHAN ÇALIŞKUR<br />
PINOCCHIO ÖZGÜR ÖZDURAL<br />
HAROLD OSMAN GİDİŞOĞLU<br />
BUTTER PANTS ALİ EKBER DİRİBAŞ<br />
GINGY SERCAN GİDİŞOĞLU<br />
MABEL MURAT ŞENOL<br />
GRETCHED NALAN YAVUZ<br />
COOKIE OĞUZ ÖZOĞUL<br />
MIRROR AYHAN KAHYA<br />
WOLF İSMAİL YILDIZ</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dek/" title="dek" rel="tag">dek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mutlu/" title="Mutlu" rel="tag">Mutlu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/sinema/" title="Sinema" rel="tag">Sinema</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sonsuza/" title="Sonsuza" rel="tag">Sonsuza</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/srek/" title="Şrek" rel="tag">Şrek</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/srek-sonsuza-dek-mutlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizim Mahalle (Tiyatro)</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/bizim-mahalle-tiyatro/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/bizim-mahalle-tiyatro/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 07:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim]]></category>
		<category><![CDATA[Mahalle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4253</guid>
		<description><![CDATA[
Oyundaki temel konu insan, doğa, kardeşlik, dostluk ilişkisi ve  sevgisidir.Kişilerin mahallelerin düzeni temizliği için yaptıkları  çalışmalardır.

	Etiketler: Bizim, Mahalle, Tiyatro, Tiyatro

	Benzer Yazılar
	
	Yarıyıl tatilini nasıl değerlendirmeli? (0)
	Uçmak Özgürlüktür (0)
	Uçan Adam (0)
	Prenses ve Kurbağa (1)
	Nasrettin Hocanın Sihirli Eşeği (0)


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4254" title="bizim_mahalle" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/bizim_mahalle.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>Oyundaki temel konu insan, doğa, kardeşlik, dostluk ilişkisi ve  sevgisidir.Kişilerin mahallelerin düzeni temizliği için yaptıkları  çalışmalardır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bizim/" title="Bizim" rel="tag">Bizim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mahalle/" title="Mahalle" rel="tag">Mahalle</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/tiyatro/" title="Tiyatro" rel="tag">Tiyatro</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tiyatro/" title="Tiyatro" rel="tag">Tiyatro</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yariyil-tatilini-nasil-degerlendirmeli/" title="Yarıyıl tatilini nasıl değerlendirmeli? (27 Ocak 2010)">Yarıyıl tatilini nasıl değerlendirmeli?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ucmak-ozgurluktur/" title="Uçmak Özgürlüktür (05 Kasım 2009)">Uçmak Özgürlüktür</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ucan-adam/" title="Uçan Adam (10 Şubat 2010)">Uçan Adam</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/prenses-ve-kurbaga/" title="Prenses ve Kurbağa (11 Şubat 2010)">Prenses ve Kurbağa</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/nasrettin-hocanin-sihirli-esegi-2/" title="Nasrettin Hocanın Sihirli Eşeği (05 Kasım 2009)">Nasrettin Hocanın Sihirli Eşeği</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/bizim-mahalle-tiyatro/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz sizi duyabiliyor mu?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebeginiz-sizi-duyabiliyor-mu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebeginiz-sizi-duyabiliyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 06:44:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğiniz]]></category>
		<category><![CDATA[duyabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4248</guid>
		<description><![CDATA[
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 600 milyon işitme engelli birey var. Türkiye’de her yıl dünyaya gelen 1.300.000 bebeğin 2.000’i işitme kaybı ile doğuyor.
Amerikan Hastanesi Odyoloji Uzmanı Ayşen Erdil, işitme kaybının erken dönemde tesbit edilerek rehabilitasyona başlanmasının dil yeteneği açısından son derece önemli olduğunu söylüyor.
Erdil, &#8220;İleri derecede işitme kaybı olan çocuklar 2 yaş civarında, konuşmadığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4249" title="tatli_bebek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/tatli_bebek.jpg" alt="" width="298" height="199" /></p>
<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 600 milyon işitme engelli birey var. Türkiye’de her yıl dünyaya gelen 1.300.000 bebeğin 2.000’i işitme kaybı ile doğuyor.</strong></p>
<p>Amerikan Hastanesi Odyoloji Uzmanı Ayşen Erdil, işitme kaybının erken dönemde tesbit edilerek rehabilitasyona başlanmasının dil yeteneği açısından son derece önemli olduğunu söylüyor.</p>
<p>Erdil, &#8220;İleri derecede işitme kaybı olan çocuklar 2 yaş civarında, konuşmadığı için doktora götürüldüğünde işitme kaybı ortaya çıkıyordu. Tek taraflı ya da hafif ve orta dereceli işitme kaybı olanlar ise ancak okul çağında “derslerinde başarısız”, “sınıfta dalgın, dersi dinlemiyor” gibi şikayetlerin sebebi araştırılırken teşhis ediliyordu&#8221; diyor.</p>
<p>Bebeklerin doğmadan önce de dış dünyadan gelen sesleri duyabildiklerini belirten Ayşen Erdil, şöyle devam ediyor:</p>
<p>&#8220;Doğduklarında ise seslere, özellikle insan sesine karşı çok hassastırlar. Üç aylıkken seslere gülücükle tepki vermeye, 6 aylıkken “agu” lara başlarlar. İşitmeyen bebekler bu gelişme safhalarından geçerken, kısıtlı ipucu alacak ve çevreleri ile iletişim kurmakta zorlanacaktır. İşitme kaybının erken dönemde tesbit edilmesi ve rehabilitasyona başlanması bebeklerin dil yeteneği ve lisan becerilerini kazanabilmesi yani konuşabilmesi için gereklidir. İleriki hayatlarında eğitim, çevreye uyum, zeka, öğrenme becerileri, sosyal ve duygusal gelişim için işitme duyularının doğuştan itibaren normal seviyede olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>DOĞUMDAN SONRA İŞİTME TARAMA TESTLERİ YAPILMALI</strong><br />
Hayatın ilk aylarında işitmeyen bebeğin davranışları işiten bebekle aynıdır. Uyur, acıkınca, gazı olunca ağlar. Bu erken dönemde bebeğin işitmesinin normal olup olmadığı ancak özel cihazlar kullanılarak yapılan özel testlerle mümkün olmaktadır. Yenidoğan işitme tarama testleri hangi bebeğin ilave işitme testlerine gereksinimi olduğunu ortaya çıkartmak için yapılan bir ön eleme testidir. Günümüzde bu testler mümkün olduğunca doğumdan 12 saat sonra bebek henuz hastanede ya da doğumevindeyken yapılmaktadır. İlk etapta Otoakustik emisyon (OAE) ve ABR yada BERA (işitsel beyin sapı tepkisi) adı verilen iki farklı teknik kullanılmaktadır. Çok kısa sürede uygulanabilen ve objektif verilere dayanan bu testlerin güvenilirliği oldukça yüksektir. Bebeğin işitmesi kulağına verilen sabit bir ses seviyesinde ölçülür ve “geçti”, “geçmedi” şeklinde değerlendirilir.</p>
<p>Tarama testlerinden geçemeyen bazı bebeklerin işitmesi normal olabilir ancak ileri derecede ve kalıcı işitme kaybı olma ihtimali de mevcuttur. Bu olasılığa karşı tarama testinden geçemeyen her bebeğin tekrar kontrol edilmesi ve ileri testlerin yapılması gereklidir. İleri testler ile her iki kulağında işitme seviyesi derecelendirilir, kaynağı tesbit edilir ve buna göre tedavi ya da rehabilitasyonu planlanır. Bebek üç aylık olduğunda bu testlerin tamamlanmış olması en ideal durumdur.&#8221;</p>
<p><strong>BİR YAŞ CİVARINDA İLK KELİMENİN SÖYLENMESİ LAZIM</strong><br />
İşitme kaybının erken tesbit edilmesi durumunda, bebeğin gelişimi açısından önemli adımlar atılabileceğini vurgulayan, aileye, uzmanlara ve eğitimcilere sorumluluk düştüğünü söyleyen Erdil, ailelere şu uyarılarda bulunuyor:</p>
<p>&#8220;Aileye yeni katılan bir bebek tüm aile için yepyeni bir deneyimdir. Aile fertleri için heyecanla beklenen bir bebekte, işitme kaybı olduğunun öğrenilmesi çok farklı duygulara sebep olacaktır. Bu beklenmedik durumun sebebi, sonraki gelişimi, takip edilecek yol, hedef ve amaçlar gibi pek çok konuda doktor, odyoloji uzmanı ve eğitimcilerden yardım almak gerekecektir. Gelecek günlerde anne ve baba bebeğin en iyi eğitmeni olacaktır. Bu nedenle onların konuyu etraflıca öğrenmeleri rehabilitasyon programının çok önemli bir unsurudur. Yenidoğan işitme-tarama testinden geçse dahi çocukta daha sonra işitme kaybı gelişme ihtimali gözden kaçmamalıdır. Konuşmadaki gecikme, yani 1 yaş civarında ilk kelimenin söylenmemesi durumunda yenidoğan işitme taramasından geçmiş olsa dahi ileri işitme testlerinin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuğun dil ve konuşma gelişimini iyi gözlemleyip, şüphelendikleri durumda uzmana başvurmasında yarar vardır.&#8221;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24928122/" target="_blank">www.ntvmsnbc.com</a></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bebeginiz/" title="Bebeğiniz" rel="tag">Bebeğiniz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/duyabiliyor/" title="duyabiliyor" rel="tag">duyabiliyor</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sizi/" title="sizi" rel="tag">sizi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/bebeginiz-sizi-duyabiliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımızın Güvenini Arttıralım</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarimizin-guvenini-arttiralim/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarimizin-guvenini-arttiralim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 12:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[yapılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4240</guid>
		<description><![CDATA[
Çocugun sosyal gelismesi sürecinde gelistirdigi kisilik, en yakin çevresi yani anne-baba, kardesler ve ev içinde yasayan diger aile üyeleriyle yakindan iliskilidir. Bu çevrenin çocuga gösterdigi olumlu ve olumsuz tepkiler, çocugun kisiliginin gelismesinde önemli rol oynar. Söyle ki söylediklerine aldiris edilmeyen, fikrini belirtmeyen veya belirttigi zaman sürekli elestiriler alan ya da sürekli düzeltilen çocuk haliyle suskun, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; color: #000080; font-family: Arial;"><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/guvenmek.jpg" rel="lightbox[4240]"><img class="alignnone size-full wp-image-4241" title="guvenmek" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/06/guvenmek.jpg" alt="" width="400" height="399" /></a></span></p>
<p><span style="font-size: small; color: #000080; font-family: Arial;">Çocugun sosyal gelismesi sürecinde gelistirdigi kisilik, en yakin çevresi yani anne-baba, kardesler ve ev içinde yasayan diger aile üyeleriyle yakindan iliskilidir. Bu çevrenin çocuga gösterdigi olumlu ve olumsuz tepkiler, çocugun kisiliginin gelismesinde önemli rol oynar. Söyle ki söylediklerine aldiris edilmeyen, fikrini belirtmeyen veya belirttigi zaman sürekli elestiriler alan ya da sürekli düzeltilen çocuk haliyle suskun, içine kapanik ve güvensiz veya huysuz ve saldirgan olabilir. Buna karsilik, söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenen, önemsenen, fikrini belirtmesine müsaade edilen; fikri çok geçerli olmasa da duyulan, sürekli elestiriye ugramayan çocuk ise daha güvenli, daha sosyal ve daha saglikli bir kisilik gelistirir</span></p>
<p>Çocugun güvenini artirmada önemli olan bes etken vardir:</p>
<p>1) Çocugun kendini ifade etmesine müsaade etmek, onu dinlemek, fikri önemli olmasa da dikkate almak, yani çocugu duymak.</p>
<p>2) Çocuktan yasi, kapasitesi disinda davranislar beklememek. (Örnegin, misafirlikte iki saat hiç kimildamadan uslu uslu oturmasini veya üç yasindaki bir çocugun üstünü hiç kirletmeden yemek yemesini ya da 7 yasindaki bir çocugun düzenli, bes vakit namaz kilmasini beklemek gibi.)</p>
<p>3) Çocugun bazi küçük sorumluluklar yüklenmek isteyecegini bilip bunlari basarmasina müsaade etmek ve imkan saglamak.</p>
<p>4) Çocugun çabasini övmek ve yüreklendirmek.</p>
<p>5) Çocugun basarisizliklarini kisiligiyle bagdastirmamak, basarisizliklari birer ögrenme ögesi olarak görebilmesine yardimci olmak.</p>
<p>Anne ve baba, çocugun yasaminda kendine davranis modeli olarak seçtigi ilk örneklerdir. Çocuk her yaptiginda anne ve babasini taklit eder. Söyle ki, anne baba saygisiz davraniyorsa, çocuk da iliskilerinde saygisiz olur, anne baba sürekli elestirici ise, çocuk da bir sey begenmeyen, huysuz bir kisi olmaya yönelir. Ancak davranislari hosgörü, yasi çerçevesinde anlayisla kabul edilen çocuklar, kendilerini ve kisiliklerini daha rahat ifade edebildiklerinden, daha huzurlu ve güvenli bir kisilik gelistirirler.</p>
<p>Çocugun güvenini artirmak ve kisiligini gelistirmek için ev içinde yapilabilecek basit yaklasimlari içeren bir arastirma özellikle su ilkeler üzerinde kurulmustur:</p>
<p>1.Anne-babalar çocuklarin ilk ve en önemli ögretmenleridir. Anne-babalar çocuklarda gelisen davranislarin temel örnekleridir. Dolayisiyla çocuk bir görevin nasil yapildigini açikça görürse veya bir kisi ona gösterirse iyi ögrenir.</p>
<p>2.Kisi bir öz tanitimla dünyaya gelmez. Öz tanitim önemli kisilerle olusan iletisim ve deneyimlerle olusur.</p>
<p>3.Çocuk deger ve basari hisleri duyabilmelidir. Çocuk ögrenmedigi davranislarda basari gösteremez. Ancak basarisizliklarina ragmen kendini olumlu bir kisi olarak algilayabilmeli yani sevildigini, kabul edildigini bilmeli ve basarisizliklarini kisiligi ile baglantili olmadan birer ögrenme ögesi olarak görebilmelidir.</p>
<p>Anne-babalar yönlendirmelerle çocuklarda becerilerin gelismesine yardimci olanaklar olusturabilirler. Çocuk deger ve önemini anne-babasinin kendisine gösterdigi sözlü ve sözsüz sevgi ifadelerinden anlar.</p>
<p>4.Yüreklendirme çocugun kendini degerli algilayabilmesi için çok önemlidir. Yüreklendirme çocugun olumlu taraflarina dikkatini yöneltmekle baslar. Çocugun davranislarinin olumlu yönlerini dile getirir, çocuga güveni belirtir. Yüreklendirme, mükemmellik ve basari isteyecegine, çaba ve ilerlemeleri takdir eder. Yüreklendirme, çocugu kendi oldugu için ve oldugu gibi kabul etme ve deger vermedir. (Söyle olsaydin daha çok kabul ederdim, demek degildir.)</p>
<p>Bu konuda unutulmamasi gereken çocuklarin ancak tekrarla ögrenebildikleridir. Çocuklarin ögrenebilmeleri ve basarili olabilmeleri için tekrar sarttir. Iste birkaç örnek:</p>
<p><strong>Oyuncaklarini toplamak</strong>:</p>
<p><strong>a) Örnekleme:</strong></p>
<p>Yapilmasi gerekeni örnekleyin ve olumlu bir öz tanitim ifadesi kullanin. Anne veya baba çocukla birlikte oyuncaklari toplayacaklar. Önce hangi oyuncaklari nereye koydugunuzu sözel olarak açiklayin: &#8220;Simdi büyük arabalari büyük kutuya koyacagim. Kalemleri de kalem kutusuna yerlestirecegim. Her seyi yerinde bulmak hosuma gidiyor. Ben oyuncaklari güzel ayirip yerlestirmeyi biliyorum.&#8221;</p>
<p><strong>b) Yönlendirme:</strong></p>
<p>Çocuga ne yapmasi gerektigini açiklayin: &#8220;Simdi senin siran. Küpleri küp kutusuna yerlestir. Tamam. Güzel oldu. Simdi de kitaplarini kitapliga koy. Oldu.&#8221;</p>
<p>c) Yüreklendirme:</p>
<p> Çocugu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanin: &#8220;Oyuncaklarini gerçekten güzel topluyorsun. Bu sekilde oyuncaklarini toplamaya devam etmen çok iyi oldu. Hiç yorulmadim, her seyi yerinde görmek ne güzel oluyor&#8221; gibi.</p>
<p><strong><em>BAŞKA BİR ÖRNEK SEVGİ İFADELERİNİ BULMA OYUNU</em></strong></p>
<p><strong>a.Örnekleme:</strong></p>
<p>Yapilmasi gerekeni açiklayin ve olumlu bir öz tanitim ifadesi kullanin: &#8220;Gel seninle &#8217;seni seviyorum, çünkü&#8230;.&#8217; oyunu oynayalim. Ben basliyorum: &#8220;Seni seviyorum çünkü gülümserken gözlerinin içi parliyor.&#8221;</p>
<p><strong>b.Yönlendirme:</strong></p>
<p>Çocuga ne yapmasi gerektigini açiklayin ve basarili olmasina yardimci olun: &#8220;Simdi senin siran. Beni niçin sevdigini söyleyeceksin. Sonra da ben sana baska bir nedenle seni sevdigimi söyleyecegim.&#8221; Çocuk: &#8220;Seni seviyorum çünkü benimle oynuyorsun.&#8221; Anne: &#8220;Seni seviyorum, çünkü&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>c.Yüreklendirme:</strong></p>
<p>Çocugu yüreklendiren olumlu ifadeler kullanin: &#8220;Beni sevdigini söyleyince çok mutlu oluyorum.&#8221;, &#8220;Beni &#8230; nedeniyle sevdigini söylemen çok hosuma gidiyor.&#8221;</p>
<p>Ayni yöntemlerle yapilabilecek alistirma ve güven artirici oyunlar söyle olabilir: Masa hazirlama, çiçekleri sulama, çoraplari katlama, çekmeceleri düzeltme, resimlere bakarak hikaye anlatma, yatak toplama, bakkaldan alis veris yapma vb. Bu gibi basit islere katkida bulunan çocugun el becerileri gelistigi gibi, kendine güveni de artar. Bunlarin yaninda basarmanin ve aile büyügü tarafindan yüreklendirilip begenilmenin verdigi haz da çocugun kisiliginin gelismesine ve sorumluluk almasina yardimci olur.</p>
<h6><em>Kaynak: Meral Özbulur &#8211; Vahdet Dergisi</em></h6>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anne/" title="anne" rel="tag">anne</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/baba/" title="baba" rel="tag">baba</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gerekenler/" title="gerekenler" rel="tag">gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/guven/" title="güven" rel="tag">güven</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yapilmasi/" title="yapılması" rel="tag">yapılması</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarda-kufurun-onlenmesi/" title="Çocuklarda Küfürün Önlenmesi (10 Aralık 2009)">Çocuklarda Küfürün Önlenmesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocukta-dil-becerileri-neden-onemli/" title="Çocukta dil becerileri neden önemli? (05 Ocak 2010)">Çocukta dil becerileri neden önemli?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarimizin-guvenini-arttiralim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akran Çocuklar Arasındaki Şiddet</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/akran-cocuklar-arasindaki-siddet-2/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/akran-cocuklar-arasindaki-siddet-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 09:39:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşamamazlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4235</guid>
		<description><![CDATA[
Okulda şiddet davranışları gösteren çocukların bu davranışları, diğer arkadaşları ve öğretmenler için sıkıntı kaynağı olabiliyor. Çocuğun bu davranışları sonucunda yetişkinlerle iletişimi iyice kötüye giderken, lideri olduğu bir hayran kitlesi de edinebiliyor akranları arasında. Kendi sosyal çevresinde elde ettiği bu saygınlık, çocuk için değerli oluyor.
Şiddet davranışının ortaya çıkmasında aile ortamının etkisi büyük oluyor. Evde şiddet türlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/kavga.jpg" rel="lightbox[4235]"><img class="alignnone size-full wp-image-4236" title="kavga" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/kavga.jpg" alt="" width="350" height="350" /></a></p>
<p>Okulda şiddet davranışları gösteren çocukların bu davranışları, diğer arkadaşları ve öğretmenler için sıkıntı kaynağı olabiliyor. Çocuğun bu davranışları sonucunda yetişkinlerle iletişimi iyice kötüye giderken, lideri olduğu bir hayran kitlesi de edinebiliyor akranları arasında. Kendi sosyal çevresinde elde ettiği bu saygınlık, çocuk için değerli oluyor.</p>
<p>Şiddet davranışının ortaya çıkmasında aile ortamının etkisi büyük oluyor. Evde şiddet türlerine maruz kalan çocuklar, kendilerine uygulananları, okul ortamında diğerlerine uyguluyor. Böylelikle evde hissedemediği “güçlü olma” ve “saygı görme” algısını, bu şekilde yaşamaya çalışıyor. Benzer biçimde, anne ve babayla kaliteli zaman geçiremeyen çocuklar şiddet yoluyla sıkıntılarını dışa vururlar. Bilgisayarda şiddet oyunlarına uzun zaman ayıran, şiddet içerikli programları izleyen çocuklar, bunları gerçek hayatlarına yansıtırlar.</p>
<p>Şiddet uygulayan çocuklar genellikle sıkıntılarını başka türlü nasıl gidereceklerini bilmeyen çocuklardır. Evde de benzer davranışlara maruz kaldıkları yada şahit olduklarından, öfkelenen kişinin kendinden daha zayıf olana vurabileceği, küfredebileceği gibi bir bilgiyi öğrenirler. Dolayısıyla onlara göre dayak, “hak edilebilir” bir şeydir. “Dayağın meşru bir nedeni vardır” algısına sahiptirler.</p>
<p>Tüm bu bilgilerden yola çıkarak şiddet davranışının doğuştan değil; sonradan öğrenilen bir olgu olduğunu net bir biçimde söyleyebiliriz.</p>
<p>Okul içerisinde arkadaşlarına vuran, inciten çocukların az da olsa yaptığı olumlu davranışlar okuldaki eğitimcilerin gözünden kaçabiliyor. Çocukları yaptıkları zararlı davranışların sonuçlarıyla yüzleştirmenin yanı sıra olumlu davranışlarına da vurgu yaparak ödüllendirmek – ki övmek de bir ödüllendirme biçimdir- çocuğun değerli olduğunu hissetmesini sağlayacaktır. Çocuk, yetişkinlerden aldığı pozitif geri bildirimleri kaybetmemek için çabalamaya başlayacaktır.</p>
<p>Çocuğu cezalandırırken “yaptığı davranış”ın doğru olmadığını söylemek daha sağlıklıdır. Çocuğu, bir kişilik özelliğiymiş gibi yaptığı davranıştan dolayı etiketlemek ise davranışının iyileşmesini sağlamaz. Davranışın  kötüye gitmesine neden olur. Çünkü çocuk eğer “yaramaz” yada “beceriksiz” etiketlerini yetişkinlerden duyarsa, öyle olduğuna inanır. Bu etiketlendirmeler çocukta değişemeyeceği algısı oluşturur. Bu durumda, istenmeyen davranışları sürecektir.  Şiddet gösteren çocukların aileleriyle de görüşerek ev içindeki ilişkiler hakkında bilgi edinmek ve ailelere tavsiyelerde bulunmak gerekebilir.</p>
<h5><em>kaynak: cocukpsikologum.com</em></h5>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anlasamamazlik/" title="anlaşamamazlık" rel="tag">anlaşamamazlık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gerilim/" title="gerilim" rel="tag">gerilim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/iliskiler/" title="ilişkiler" rel="tag">ilişkiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/karakter/" title="karakter" rel="tag">karakter</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kavga/" title="kavga" rel="tag">kavga</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kisilik/" title="kişilik" rel="tag">kişilik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/korku/" title="korku" rel="tag">korku</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/siddet/" title="şiddet" rel="tag">şiddet</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tartisma/" title="tartışma" rel="tag">tartışma</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-cinodan-yaratici-dans-dersleri/" title="Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri (21 Nisan 2010)">Yeni Cino&#8217;dan Yaratıcı Dans Dersleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/her-cocuk-icin-nitelikli-egitim-hakki-ve-cocuk-dostu-okullar/" title="Her Çocuk İçin Nitelikli Eğitim Hakkı Ve Çocuk Dostu Okullar (17 Mart 2010)">Her Çocuk İçin Nitelikli Eğitim Hakkı Ve Çocuk Dostu Okullar</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/akran-cocuklar-arasindaki-siddet-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4. Ulusal Çocuk Hokey Festivali</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/4-ulusal-cocuk-hokey-festivali/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/4-ulusal-cocuk-hokey-festivali/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 09:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[anasınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyet]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[hokey]]></category>
		<category><![CDATA[ilköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[körfezim]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[turnuva]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4232</guid>
		<description><![CDATA[Özel Körfezim İlköğretim Okulu tarafndan düzenlenen, 29 Mayıs 2010 Cumartesi günü Kocaeli Hasan Gemici Spor Salonu\&#8217;nda 12:00 da gerçekleşecek olan festivale katılacak Okul Öncesi Eğitim Kurumları takımları şöyledir;
Kocaeli
Özel Körfezim İlköğretim Okulu Anasınıfı Dinazorus
Özel Körfezim İlköğretim Okulu Anasınıfı Kral
Minikler Akademisi Anaokulu
Utku Anaokulu Kartallar
Bülent Türker Anaokulu Kartallar
Bülent Türker Anaokulu Bakukan
Bablı Kreş
İzmir 
Karşıyaka Belediyesi Anaokulu
Ankara
Deniz Kreş
İlkevim Yuva
Çakıltaşım Anaokulu
Neşeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel Körfezim İlköğretim Okulu tarafndan düzenlenen, 29 Mayıs 2010 Cumartesi günü Kocaeli Hasan Gemici Spor Salonu\&#8217;nda 12:00 da gerçekleşecek olan festivale katılacak Okul Öncesi Eğitim Kurumları takımları şöyledir;</p>
<p><strong>Kocaeli</strong></p>
<p>Özel Körfezim İlköğretim Okulu Anasınıfı Dinazorus<br />
Özel Körfezim İlköğretim Okulu Anasınıfı Kral<br />
Minikler Akademisi Anaokulu<br />
Utku Anaokulu Kartallar<br />
Bülent Türker Anaokulu Kartallar<br />
Bülent Türker Anaokulu Bakukan<br />
Bablı Kreş</p>
<p><strong>İzmir </strong></p>
<p>Karşıyaka Belediyesi Anaokulu</p>
<p><strong>Ankara</strong></p>
<p>Deniz Kreş<br />
İlkevim Yuva<br />
Çakıltaşım Anaokulu<br />
Neşeli Adımlar ANaokulu<br />
Neşeli Elma Spor Sanat Eğlence Merkezi<br />
Atatürk Anaokulu</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anasinifi/" title="anasınıfı" rel="tag">anasınıfı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ankara/" title="ankara" rel="tag">ankara</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/etkinlik/" title="etkinlik" rel="tag">etkinlik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/faaliyet/" title="faaliyet" rel="tag">faaliyet</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/festival/" title="festival" rel="tag">festival</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/hokey/" title="hokey" rel="tag">hokey</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ilkogretim/" title="ilköğretim" rel="tag">ilköğretim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/izmir/" title="izmir" rel="tag">izmir</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/korfezim/" title="körfezim" rel="tag">körfezim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/oncesi/" title="öncesi" rel="tag">öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ozel/" title="özel" rel="tag">özel</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/spor/" title="spor" rel="tag">spor</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/turnuva/" title="turnuva" rel="tag">turnuva</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ulusal/" title="ulusal" rel="tag">ulusal</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-egitim-guclendirilmesi-hibe-programi/" title="Okul Öncesi Eğitim Güçlendirilmesi Hibe Programı (09 Aralık 2009)">Okul Öncesi Eğitim Güçlendirilmesi Hibe Programı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donemde-ustun-veya-ozel-yetenekli-cocuklar-ve-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri (09 Aralık 2009)">Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-cocugunun-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri (02 Temmuz 2010)">Okul Öncesi Dönem Çocuğunun Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donem-0-6-yas-ve-cocukluk-donemi-6-12-yas/" title="Okul Öncesi Dönem ( 0-6  YAŞ ) ve Çocukluk Dönemi ( 6-12  YAŞ) (04 Kasım 2009)">Okul Öncesi Dönem ( 0-6  YAŞ ) ve Çocukluk Dönemi ( 6-12  YAŞ)</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/4-ulusal-cocuk-hokey-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağır çanta çocukta kamburluk yapar mı?</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/agir-canta-cocukta-kamburluk-yapar-mi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/agir-canta-cocukta-kamburluk-yapar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 06:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çanta]]></category>
		<category><![CDATA[Kamburluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4227</guid>
		<description><![CDATA[Ağır çanta veya ders çalışma pozisyonunun çocukta omurga eğriliği veya kamburlaşmaya neden olduğu yönünde ailelerde yaygın bir inanış var.
Omurga, sağlıklı yaşam ve hareket için vazgeçilmez bir yapı. Omurga, başı sağa sola döndürmek, yere eğilip bir şey alabilmek gibi temel hareketleri sağlıyor ve iç organları koruyor.
Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan bazı omurga sorunları, anne babaların endişelenmesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağır çanta veya ders çalışma pozisyonunun çocukta omurga eğriliği veya kamburlaşmaya neden olduğu yönünde ailelerde yaygın bir inanış var.</p>
<p>Omurga, sağlıklı yaşam ve hareket için vazgeçilmez bir yapı. Omurga, başı sağa sola döndürmek, yere eğilip bir şey alabilmek gibi temel hareketleri sağlıyor ve iç organları koruyor.</p>
<p>Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan bazı omurga sorunları, anne babaların endişelenmesine neden oluyor.</p>
<p>Özellikle ağır çanta veya ders çalışma pozisyonlarının çocukta omurga eğriliği veya kamburlaşmaya neden olduğu yönünde inanışı değerlendiren Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ufuk Talu, çocuklarının omurga sağlığı hakkında endişelenen anne-babaları şöyle uyarıyor:</p>
<p>“Günlük yaşamdaki sırt, boyun, bel pozisyonları omurga eğriliğine neden olmaz. Aynı şekilde ağır çanta taşımak da eğrilik yapmaz ama bel, sırt, boyun ağrılarına neden olur. Kötü pozisyonda ders çalışıyor diye sağlıklı bir çocuğun omurgasında kamburlaşma veya skolyoz şeklinde eğilme gelişmez. Bunların hepsi bilimsel araştırmalarla açıklığa kavuşturulmuş durumda.”</p>
<p>Omurganın esneklik sağladığını, yürürken gövdeye destek olduğunu, bacaklar, baş ve gövde arasında köprü görevi yaptığını belirten Prof. Talu, çocuklardaki omurga eğrilikleri, kamburluk ve omurga sorunlarının tedavileri hakkında merak edilen soruları ise şu şekilde yanıtlıyor:</p>
<p>&#8220;Omurga, tüm iskelet sisteminin ana gövdesini leğen kemiği ile beraber oluşturuyor. Omurgada 30’dan fazla omur denilen kemiksel yapılar var, bir yandan hareketi gerçekleştirip, bir yandan hayati önem taşıyan yapıları, organlarımızı koruyorlar. En önemli görevlerinden biri omuriliğimizi koruması. Kalp ve akciğer gibi organlarımızı da koruyor. Karın bölgemizdeki organlara da mekanik bariyer oluşturuyor. Omurgadaki fonksiyonel birimler, iki omur, aradaki disk ve bağlardan oluşuyor. Fonksiyonel birimlerin her biri diz, kalça eklemi gibi davranıp, hareket ediyor. Omurgadaki bu fonksiyonel birimler ve hareketlerin tümü birbirine eklendiğinde, daha geniş hareketler yapmamızı sağlıyor.</p>
<p><strong>OMURGADAKİ DOĞUMSAL SORUNLAR NELERDİR?</strong><br />
Fazla ya da eksik omur oluşumu veya anormal yapıda omur gelişimi gibi ciddi, doğumsal omurga anomalileri görülebiliyor. Bu aksama veya anormal gelişim anne karnında, gebeliğin ilk 4-6 haftasında, oldukça erken ortaya çıkıyor, annelerin bir bölümü bu dönemde gebeliğinin farkında bile olmayabiliyor. Omurga altıncı haftada şekilleniyor; genetik hastalık, ilaca, ışına maruz kalmak gibi faktörlerle omurgada doğumsal şekil bozukluğuna neden olabiliyor. Bazen bebek doğduğu anda anormal omurga yapısının farkına varılabiliyor, bazen ise çocuk büyüdükçe belirginleşip bulgu veriyor. Hafif eğrilikler veya anomaliler gelişme çağına gelinceye kadar fark edilemeyebiliyor.</p>
<p><strong>KIZLAR DA MI ERKEKLERDE Mİ DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR?</strong><br />
Doğumsal omurga anomalileri ve doğumsal omurga eğrilikleri kız ve erkeklerde eşit oranda görülüyor. Yani binde bir oranında. Aslında omurga eğriliklerinin, yani skolyozun yüzde 90 gibi büyük bir bölümü, tamamen sağlıklı ve normal çocuklarda ergenlik çağında, hızlı büyüme ve gelişme çağında ortaya çıkıyor. Aile ve öğretmenler fark edebildiği gibi, kişinin kendisi de anlayabiliyor. Bu tip skolyozun sebebi halen anlaşılamamış durumda. Genellikle 10 yaş sonrasında ortaya çıkan skolyozun hafif boyutta olan ve artmayan tipleri erkek ve kız çocuklarında eşit derecede ortaya çıkarken, ilerleyen ve ciddi boyutlara ulaşıp tedavi gerektiren skolyoz, kız çocuklarında 3-4 kat daha fazla görülüyor.</p>
<p><strong>OMURGA EĞRİLİĞİ KOLAY ANLAŞILIR MI?</strong><br />
Omurga eğriliği dediğimiz skolyozda, sağa sola eğrilik, kamburlaşma, omuzlarda asimetri, gövdenin arkasında kıllanma, gamzeleşme oluşuyor. Eğer gamzeleşme belde ve sırtta oluşuyorsa, omurganın doğumsal anomalisini düşünmek gerekir. Anne babaların akılda tutmaları gereken en önemli şey şu: Kendi ailelerinde doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan omurga eğriliği var mı düşünmeleri, bakmaları gerekiyor. Skolyoz genetik hastalık olmasa da, ailede varsa çocuklarda görülme riski artıyor. Doğumsal hastalık yoksa, kızlarda 11-12 yaş civarında dikkatli olmak faydalı. Annelerin çocuklarının omurgasını, sırtını, belini çıplakken incelemelerinde fayda var. En ufak bir asimetri veya şüphe durumunda konunun uzmanı bir hekime danışılmalı.</p>
<p><strong>DERS ÇALIŞMA POZİSYONU KAMBURLUĞA YOL AÇAR MI?</strong><br />
Günlük yaşamdaki sırt, boyun, bel pozisyonları omurga eğriliğine neden olmaz. Aynı şekilde ağır çanta taşımak da eğrilik yapmaz ama bel, sırt, boyun ağrılarına neden olur. Kötü pozisyonda ders çalışıyor diye sağlıklı bir kişide omurgada kamburlaşma veya skolyoz şeklinde eğilme gelişmez. Bunların hepsi bilimsel araştırmalarla açıklığa kavuşturulmuş durumda. Kız çocuklarda meme büyüklüğü utanmaya, omurganın duruşunu bozmaya yol açabiliyor. Omurgaya ait duruş şekli normal kabul edilen bir yelpaze içinde, aynı boy ve kilo gibi, kişiden kişiye, aileden aileye değişebilir. Kimi insanın duruşu diktir, kimi insan da biraz daha kambur durur. Kiminin bel çukuru daha belirgindir. Tüm bunlar boy, saç, göz rengi gibi kişiye özel ailesel özelliklerdir. Kimsenin duruşu bir diğerine benzemez.<br />
<strong>KAMBURLUĞUN ÖLÇÜSÜ NEDİR?</strong><br />
Sağlıklı bireylerde, omurgaya önden arkaya doğru baktığımızı düşünecek olursak, en fazla 10 derece eğrilik olabilir ve normal karşılanabilir. Omurgaya yandan baktığınızda ise normal veya fizyolojik olarak kabul ettiğimiz bazı eğrilikler var; bunlar omurga için şart, çünkü bu eğrilikler sayesinde esnek oluyor, rahat hareket edebiliyoruz. Skolyoz Araştırma Cemiyeti’nin sonuçları ve kriterleri çerçevesinde omurga eğriliklerini ölçüp, değerlendiriyoruz. Ölçümler uygun çekilmiş filmlerde ve deneyimli kişiler tarafından yapıldığında hata payı yok denecek kadar az oluyor. Kamburluk ya da sırtın dışa kavisi 20-40 derece arasındaysa normal olduğu konusunda görüş birliği var. Bazı durumlarda 50 dereceye kadar da normal kabul edilebiliyor ancak sırtımızda 50 dereceden fazla kamburluk olması hemen daima anormaldir.</p>
<p><strong>EĞİK OTURMAK KAMBURLUK YAPAR MI?</strong><br />
Bazı insanların duruşu kamburumsu olabildiği gibi, bazılarının da bel çukuru fazla oluyor. Ayakta dursak da otursak da omurganın ağırlık merkezi, omurganın bir hayli önünde olduğu için, kimse otururken veya ayakta dimdik duramaz, bunun için normalden fazla güç harcamak lazım ki, bu da insanı yorar. Omurganın normal duruşu zaten öne doğrudur. Bazılarının duruşu daha dik oluyor ama uygun oturmazsak, belimize destek vererek arkaya doğru yaslanmazsak, kısa süre içinde duruşumuz bozulur, hafif kamburlaşıp çökeriz, bu hepimiz için geçerli. Sırtımızdaki bağlar ve kaslar bizi dik tutmaya çalışıyor ama sürekli dik duramayız.</p>
<p><strong>KAMBURLUK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</strong><br />
Aşırı kifoz (kamburluk) için cerrahi tedavi gerekebilir. Doğumsal kifozlar tehlikelidir, gelişimsel kifozlar ise ciddi ağrı ve kozmetik soruna neden olmazsa egzersizlerle izleniyor. Skolyoz kızlarda yüzde 2-3 oranında görülüyor, genelde 20-25 dereceyi geçmiyor, ilerlemiyor. Ama bin kız çocuğundan bir veya ikisinde, erkeklerde ise 3-4 binde bir, büyük boyutlara ulaşan ve hızlı ilerleyen omurga eğrilikleri ve skolyoz ile karşılaşılıyor. Bu durumda ağrı yapmasa bile ciddi kozmetik sorun oluyor, omuzlar sarkıyor, göğüs kafesi eğiliyor. İlerlemesi kontrol edilemezse karın içi, göğüs kafesindeki organlara yer kalmadığından çarpıntılar, sıkışmalar oluyor.</p>
<p>Ciddi eğrilik varsa tedavi gerekiyor. Var olan eğriliğin giderek artma riskine karşı, hastanın yaşı uygunsa korse tedavisi öneriliyor. Cerrahi dışındaki tek seçenek bu ancak hastanın yaşının küçük olması, henüz gelişme çağının başında olması gerekli. Korse çok zahmetli, 16-23 saat takmayı gerektiren, uygun adaylarda kullanıldığında yüzde 50 başarı şansı olan bir tedavi. Omurga eğriliğini düzeltmiyor ama eğriliği saptadığımız noktada tutmaya yarıyor, ilerlemesini engelliyor. Eğrilik buna rağmen ilerlerse, korse için hastanın yaşı veya eğrilik tipi, boyutu, yeri uygun değilse cerrahi tedavi dışında seçenek yok. Cerrahi tedavi sonrasında kalıcı olarak düzelmiş ve eğrilik riskinin ortadan kalktığı bir omurga elde edebiliyoruz. Bu ameliyatlar genelde 4-6 saat kadar süre alıyor. Ameliyattan sonra hastalarımız ikinci günde yürüyor, 4-5 günde hastaneden çıkıyor, 3-4 haftada okula gidiyor.3-6 ayda yavaş yavaş spora da izin veriyoruz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/canta/" title="Çanta" rel="tag">Çanta</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kamburluk/" title="Kamburluk" rel="tag">Kamburluk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/makaleler/" title="Makaleler" rel="tag">Makaleler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zayif-bebekler-daha-cok-hasta-oluyor/" title="Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor (17 Şubat 2010)">Zayıf bebekler daha çok hasta oluyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva/" title="Yuva&#8230; (14 Ekim 2009)">Yuva&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/agir-canta-cocukta-kamburluk-yapar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri &#124; 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 08:09:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Duygusal Davranış Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[egosantrik]]></category>
		<category><![CDATA[fallik]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4223</guid>
		<description><![CDATA[Özel Silivri Güli Çocuk Yuvamızdan Bilgi Paylaşımı

FALLİK DÖNEM
İşlevsel Olmayan Mantık (somut algılama) Dönemi olarak adlandırılır.
Çocuğumuz bu dönem sezgileriyle düşünür. Objeleri işe yaradığı şekli ile tarif eder, mekana göre algılar, mecaz anlam bilmez ona delikanlı deseniz delik alınlı birinden bahsettiğinizi düşünür. Görerek yaşayarak anlar.
İkili öğeli basit mantık gelişmemiştir, bardak kenara konduğunda düştüyse aynı nedenle tekrar düşeceğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Silivri Güli Çocuk Yuvamızdan Bilgi Paylaşımı</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/6233ab2567e42b25.jpg" rel="lightbox[4223]"><img class="alignnone size-full wp-image-4224" title="6233ab2567e42b25" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/6233ab2567e42b25.jpg" alt="" width="430" height="323" /></a></strong></p>
<p><strong>FALLİK DÖNEM</strong></p>
<p><strong><em>İşlevsel Olmayan Mantık (somut algılama) Dönemi olarak adlandırılır.</em></strong></p>
<p>Çocuğumuz bu dönem sezgileriyle düşünür. Objeleri işe yaradığı şekli ile tarif eder, mekana göre algılar, mecaz anlam bilmez ona delikanlı deseniz delik alınlı birinden bahsettiğinizi düşünür. Görerek yaşayarak anlar.<br />
İkili öğeli basit mantık gelişmemiştir, bardak kenara konduğunda düştüyse aynı nedenle tekrar düşeceğine akıl erdiremez biz defalarca dikkat et desek bile. Ona göre olsa, olsa hastadır, yorgundur. Oyuncaklarına kaba davranıldığında üzülür, çünkü onları canlı gibi algılar. Peş peşe olan olaylar arasında kendince sebep sonuç ilişkisi kurulur. Kuruyemiş yerken uyuduysa bundan sonra yine kuru yemiş yediğinde uykusunun geleceğini sanabilir. Ceza yada ödül anda işe yarar sonrası verilen ödülün yada cezanın sebebi söylense bile algılayamaz. Onun için ödül hak edildiği o an verilmelidir.( ceza yerine ödül vermek daha etkilidir )<br />
Egosantrik ( ben merkezli ) bir kişilik sergiler bu nedenle paylaşımda sıkıntı yaşar. Oysa çocuğumuz bu özelliği ile sahiplenme arzusunu doyurma, kendini fark ettirme çabası taşımaktadır. Biz yetişkinlerde bunu bencillik sanıp ona iyilik yaptığımızı sanarak zorla paylaşmaya iteriz. Bu durumda da çocuğumuzun kıskanç, geri çekilen, korkan bir kişilik geliştirmesine sebep oluruz. Sonucunda da içe kapanma, obsesif ( takıntılı ) davranışlar sergilemesi kaçınılmaz olur. Bazen de bu korkuyu kullanan (silik ) kişilik davranışları gösterebilir.<br />
Bu dönem ince motor koordinasyon oldukça gelişmiştir. ( Merdiven çıkar, koşar, topa tekme atar, eliyle havalandırıp uzağa atabilir, eli kalem boya tutar çizgileri taklit edebilir)<br />
Lisan yeteneği dış dünya ile iletişim kurabilecek düzeye gelmiştir, 3-4 yaşlarında zamir, zarf, sıfat kullanımı ile gelişmiş cümleler, 4-5 yaşlarında da cümlelerinde edat kullanmaya başlar ( üstünde, altında, yanında gibi), soru, negatif cümle, dili geçmiş zaman ve çoğul kelimeler kullanarak cümle kurar .<br />
Yine 3- 4 yaşında B,P,M gibi dudak seslerini, 4-5 yaşlarında C,D,H,G,K,T,V seslerini çıkarır.<br />
Konuşması mantıklıdır ve % 90’ı anlaşılır.<br />
Kısa tekerlemeler, şiir ezberleyebilir, fonksiyonel eşleştirmeler yapabilir ( ekmek yenir, süt içilir gibi )<br />
Duygularını ifade eder ( sevgi, nefret, kıskançlık, suçluluk gibi )<br />
Duygularında sık, sık dalgalanmalar görülse de ret edildiğinde endişelenir. Gurur duygusu kazanıldığı için sık, sık küsmeler görülür. Şefkat duygusu kazanılır.<br />
Dönemin başında sosyalleşmenin ilk adımı olarak arkadaşlarıyla yan yana oynamalar başlar. Oyunlarda rekabet, gizem, sır tutma, entrika durumları yaşanmaya başlar. Hayali arkadaşları olur, resimlerinde detaylar belirerek günden güne artış görülür. Vücut kısımlarını tanır, akraba bağlarını bilir.<br />
Yardımsız giyinebildiği için sorumluluğu çocuğumuza vermemiz, hatta karar verme alışkanlığı edindirmek için giyside iki seçenek sunmak onun özgüvenini geliştireceğinden çok önemlidir.<br />
Haz alanı genital bölgeye geçtiğinden uyarılmaya bağlı mastürbasyon görülmesi normaldir bu durumda onu ayıplamadan dikkatini başka yöne çekmek yeterli olacaktır. Karşı cins merakı başlar bu yüzden bol, bol doktorculuk oyunları görülür.<br />
Kendi cinsiyetindeki ebeveynle özdeşleşme ( benzeme ) gerçekleşir. Bu yönde bir sıkıntı yaşanmaması için sağlıklı model olmaya dikkat edilmelidir. (sevgi- şefkat dolu ama bir o kadarda kararlı, tutarlı, güvenilir, mutlu, pozitif v.s )<br />
Gizliliği sevmez, etrafı keşfetmeler devam ettiğinden en çok zehirlemelerin görüldüğü dönemdir.<br />
Yaralarının iyileşmeyeceğini düşündüğünden en ufacık bir sıyrık bile önem kazanır ( bandaj yaşı )<br />
Kardeş kıskançlığı çok belirginleşir onun için kardeşiyle ilgili alabileceği sorumluluklar işe yarayabilir.<br />
Dönemin sonuna doğru sebep sonuç mantığına dayanan soruları cevaplar ( acıkınca yemek yerim gibi )</p>
<p><strong>SAĞLIKLI OLARAK GEÇİRİLDİĞİNDE</strong></p>
<p>Çocuk kendi cinsiyle özdeşleşir, kendini benimser, utanç duymadan meraklarını giderebilmeyi, dürtülerine egemen olmayı başarabilir.</p>
<p><strong>SAĞLIKSIZ OLARAK GEÇİRİLDİĞİNDE</strong></p>
<p>Utanç ve suçluluk duygusunun oluşmasına, kaybetmeye karşı tahammülsüzlük, cinsiyeti ile özdeşim kurmada zorlanma, aşağılık kompleksi görülür. Bu dönemde anne-baba ve çocuk ilişkilerinde yaşanan aksaklıklar ileriki yaşamda nevrotik belirtilere ve karakter bozukluklarına temel oluşturur.</p>
<p>Sevgiyi çocukça yaşamanız dileği ile.</p>
<p>Nurten Daniş<br />
Çocuk Gelişimi Eğitimi Danışmanı</p>
<p><a href="http://gulicocuk.blogspot.com" target="_blank">http://gulicocuk.blogspot.com</a></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anne/" title="anne" rel="tag">anne</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anne-ve-babalar/" title="Anne ve Babalar" rel="tag">Anne ve Babalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/baba/" title="baba" rel="tag">baba</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-sagligi/" title="Çocuk Sağlığı" rel="tag">Çocuk Sağlığı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/donem/" title="dönem" rel="tag">dönem</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/duygu/" title="duygu" rel="tag">duygu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/duygusal-davranis-bozukluklari/" title="Duygusal Davranış Bozuklukları" rel="tag">Duygusal Davranış Bozuklukları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egosantrik/" title="egosantrik" rel="tag">egosantrik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/fallik/" title="fallik" rel="tag">fallik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gecis/" title="geçiş" rel="tag">geçiş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ifade/" title="ifade" rel="tag">ifade</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul-oncesi-egitimi/" title="okul öncesi eğitimi" rel="tag">okul öncesi eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/rol/" title="rol" rel="tag">rol</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklarimizin-guvenini-arttiralim/" title="Çocuklarımızın Güvenini Arttıralım (02 Haziran 2010)">Çocuklarımızın Güvenini Arttıralım</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocukta-dil-becerileri-neden-onemli/" title="Çocukta dil becerileri neden önemli? (05 Ocak 2010)">Çocukta dil becerileri neden önemli?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Minik Arı&#8217;ların Büyük Sergisi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/minik-arilarin-buyuk-sergisi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/minik-arilarin-buyuk-sergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 12:24:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Arı Önokul]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[okul öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4220</guid>
		<description><![CDATA[



7–9 Mayıs 2010 tarihleri arasında Cepa Alışveriş Merkezinde “Resim ve Yaratıcı Sanatlar Sergisi” düzenlendi.


Arı Önokul 6 yaş grubu çocuklarının öğretmenleri rehberliğinde hazırladıkları, kendi zevk ve emeklerinin ürünlerinden oluşan serginin açılışı, 7 Mayıs Cuma günü saat 18.00’da, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Fatma ALİSİNANOĞLU tarafından gerçekleştirildi.
Serginin açılışında Arı Anadolu Lisesi, Arı Fen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/Untitled-2.jpg" rel="lightbox[4220]"><img class="alignnone size-full wp-image-4221" title="Untitled-2" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/Untitled-2.jpg" alt="" width="504" height="330" /></a></p>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2">7–9 Mayıs 2010 tarihleri arasında Cepa Alışveriş Merkezinde “Resim ve Yaratıcı Sanatlar Sergisi” düzenlendi.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><strong>Arı Önokul 6 yaş grubu</strong> çocuklarının öğretmenleri rehberliğinde hazırladıkları, kendi zevk ve emeklerinin ürünlerinden oluşan serginin açılışı, 7 Mayıs Cuma günü saat 18.00’da, Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Fatma ALİSİNANOĞLU tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p>Serginin açılışında Arı Anadolu Lisesi, Arı Fen Lisesi ve Arı İlköğretim Okulu öğrencilerinin müzik dinletisi ile Arı Önokul 6 yaş grubu çocuklarının bale gösterisi ve korosu büyük beğeni topladı.</p>
<p>Arı Okulları olarak; yaptıkları her etkinlikle gelişen öğrencilerimize, etkinlikte emeği geçen öğretmenlerimize ve bu anlamlı günde öğrencilerimize destek vermek üzere aramızda bulunan tüm konuklarımıza teşekkür ederiz</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ari-onokul/" title="Arı Önokul" rel="tag">Arı Önokul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/etkinlik/" title="etkinlik" rel="tag">etkinlik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul-oncesi/" title="okul öncesi" rel="tag">okul öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/resim/" title="Resim" rel="tag">Resim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sergi/" title="sergi" rel="tag">sergi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-video-yayinda/" title="Yuva Rehberim Video Yayında&#8230; (10 Haziran 2009)">Yuva Rehberim Video Yayında&#8230;</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberim-sinema-bolumumuz/" title="Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz (24 Temmuz 2009)">Yuva Rehberim Sinema Bölümümüz</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/minik-arilarin-buyuk-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>25 Mayıs &#8220;Etik&#8221; Günü</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/25-mayis-etik-gunu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/25-mayis-etik-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 07:02:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ahi]]></category>
		<category><![CDATA[ahiler]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kavram]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4217</guid>
		<description><![CDATA[ 

25 Mayıs tarihi ülkemizde etik günü olarak kutlanmaktadır. 25 Mayıs&#8221;ın özelliği Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu&#8221;nun kuruluş Kanunu&#8221;nun (5176 sayılı Kanun)kabul tarihidir.
Bizim kültürümüze kavram ve çerçeve olarak farklı olan bu terim son yıllarda ülkemizde de önem kazanmış bulunmaktadır. Bu günün ne anlama geldiğini ve niçin kutlandığını bilmek için öncelikle kısa bir sözlük çalışması yapmak yararlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
<a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/fft5_mf8137.jpg" rel="lightbox[4217]"><img class="alignnone size-full wp-image-4218" title="fft5_mf8137" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/fft5_mf8137.jpg" alt="" width="281" height="300" /></a></p>
<p>25 Mayıs tarihi ülkemizde etik günü olarak kutlanmaktadır. 25 Mayıs&#8221;ın özelliği Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu&#8221;nun kuruluş Kanunu&#8221;nun (5176 sayılı Kanun)kabul tarihidir.<br />
Bizim kültürümüze kavram ve çerçeve olarak farklı olan bu terim son yıllarda ülkemizde de önem kazanmış bulunmaktadır. Bu günün ne anlama geldiğini ve niçin kutlandığını bilmek için öncelikle kısa bir sözlük çalışması yapmak yararlı olacaktır. Kelime anlamıyla ‘etik’ Yunanca ethos yani &#8220;töre&#8221; sözcüğünden türemiştir, özgün Yunanca kullanımı ‘Etika’dır, tıpkı politika (siyaset bilimi), poetika (şiir kuramı), gibi. Felsefenin dört ana dalından biridir.</p>
<p>Yanlışı doğrudan ayırt edebilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle, kendine ait kuralları olsa da, halen de tartışılarak gelişen bir daldır. Farklı kelimelerle ifade edilen değişik kültürlerde etik kavramı elbette mevcuttur. Nitekim Eski Yunanda olduğu kadar Çin Uygarlığında da Etik tartışılan bir konudur. Bizim kültürümüzde ise daha çok ‘ahlak’ kavramı merkezli bir etik alanı vardır. Ancak Yunan Felsefesi Etik alanını kelime ve düşünce olarak kuramsallaştıran Felsefe olarak bilinmektedir. Nitekim Etik kavramının bütün dünyada kabul edilen ortak bir kavram olması da bunu göstermektedir.</p>
<p>Ancak tarihsel süreçte uygulama bakımından sistematik etik uygulamalarının Selçuklu Medeniyetinin unsurlarından olan Ahilik örgütünde görüldüğünü belirtmek gerekir. Bilindiği gibi Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu&#8221;da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma ilkeleri ve usullerini oluşturan, çok yönlü bir sosyo-ekonomik Türk kurumudur. Ahi Örgütüne üye olan esnaf ve sanatkarların uymaları gereken bir dizi ahlak ve iş kuralları vardı. Uyulmaması durumunda ağır cezalar da öngörülmüştü.</p>
<p>Etik alanı öylesine geniş bir konudur ki, bazen ne olduğu veya ne anlama geldiği konusunda sağlıklı bir bütünlük de sağlanamayabilir. Günümüzde farklı etik alanlar bulunmaktadır: Kürtaj, yasal ve ahlaki meseleler, Hayvan hakları, Biyoetik, İş etiği, Kriminal adalet, Çevresel etik, Feminizm, İnsan hakları, Gazetecilik etiği, Tıbbi etik, Teknolojik etik, Faydacı etik, Faydacı biyoetik, vb. Bunların yanında, farklı açılardan ele alınan etik başlıkları da söz konusudur: meta etik, normatif etik ve uygulamalı etik (yukarıda sayılanlar uygulamalı etik’in alt başlıklarıdırlar. Yunan Felsefesinin Arapça tercümeleriyle birlikte Müslüman dünyasında da Yunan tarzı çalışmalar görülmektedir. Erdem etik’i denilen alan daha çok Müslüman dünyasında ilgi görmüş ve geliştirilmiştir.</p>
<p>Yakın çağda bilim ve teknolojinin ilerlemesi, devlet kurumlarının aşırı güç kazanması vb. nedenler etik ilkelerinin oluşturulması ve benimsenmesini gerekli kılmıştır. İlk uygulamalı etik değerlerin tıp, genetik, vb. alanlarda konuşulmaya başlanması ilgi çekicidir. Çünkü diğer insanların üzerinde belirli bir etkileme gücüne sahip kişi veya meslek gruplarının endi iç denetimlerinin olması zorunlu hale gelmiştir. Aksi takdirde, diğer insanlara büyük zararlar verilmesi riski saptanmıştır. İlk önce Batı dünyasında bilgi ve gücü iç denetime kavuşturmak için etik kuralları oluşturulmaya başlanmıştır. Bu etik kuralları, bazen yasa gücünde bazen de bir meslek grubunun iç denetim ilkeleri olarak ortaya çıkmaktadır. Her iki durumda da, Etik Değerler/ kurallar bir başka insana ve topluma karşı iç sorumlulukları içermektedir.</p>
<p>Ancak bu alanda tam bir başarı sağlandığını söyleyebilmek zordur. Zira insanoğlunun iyi ve kötü tarafının da gelişimi sonsuzdur. Etik değerlerin hatırlatılması, bir bilinç oluşturulması için de 25 Mayıs tarihi Etik Günü olarak kabul edilmiştir. Halen Etik değerlerin çiğnenmesi durumunda – çoğunlukla bu değerler çiğnenmektedirler- öngörülen vicdani cezalar son derece yetersizdir. Hukuki cezalar ise son derece edilgen, karmaşık ve her zaman kamu vicdanını tam tamir edici değildir. Zaman içerisinde Etik Değerlerin, bir tür Etik Yasalar haline dönüştürülmesi de sanırım bundan kaynaklanmaktadır.</p>
<p> Fakat bu durumda da Yasaları koyan ve uygulayanların ahlaki davranmaları ihtiyacı yok mudur? Bu gün dolayısıyla – veya alan uzmanlığı itibarıyla- araştırma yapanların Etik /İnsan ilişkisi ve Ahlak üzerinde de durmaları bu yüzden bir gerekliliktir. Zira Yunan Felsefesi ve Batı Uygarlığı, kuramsal ve hukuki açıdan çok gelişmiş olmakla birlikte, insan öğesine yeterli değeri verebilmiş değildir. Bizim kültürümüzdeki ve inancımızdaki ahlak anlayışı ise hala tarihin derinliklerinden tam olarak bugüne taşınabilmiş değildir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ahi/" title="ahi" rel="tag">ahi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ahiler/" title="ahiler" rel="tag">ahiler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/deger/" title="değer" rel="tag">değer</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/devlet/" title="devlet" rel="tag">devlet</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/etik/" title="etik" rel="tag">etik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/felsefe/" title="felsefe" rel="tag">felsefe</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kanun/" title="kanun" rel="tag">kanun</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kavram/" title="kavram" rel="tag">kavram</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/selcuklu/" title="selçuklu" rel="tag">selçuklu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yunan/" title="yunan" rel="tag">yunan</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/miknatis-cocuk/" title="Mıknatıs Çocuk (13 Kasım 2009)">Mıknatıs Çocuk</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/25-mayis-etik-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pembe Mavi Anaokulu&#8217;ndan Rehberlik Bülteni</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/pembe-mavi-aanaokulundan-rehberlik-bulteni/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/pembe-mavi-aanaokulundan-rehberlik-bulteni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 14:31:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[4-6 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[pembe-mavi anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarehberim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4213</guid>
		<description><![CDATA[



 


Çocuğunuz, yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimiyle karşı karşıya bulunmaktadır.İlk olarak, okula başlamadan bir kaç ay ya da bir kaç hafta öncesinden başlayan bir hazırlık olmasına dikkat çekmek gerekir. Okula hazırlık, çocuğun okul eşyalarını temin etmekten, onun için iyi bir okul seçmekten çok daha geniş ve derin anlamlar ifade eder. Anaokuluna başlayan çocuğunuz, merkez olduğu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/rehber.jpg" rel="lightbox[4213]"><img class="alignnone size-full wp-image-4214" title="rehber" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/rehber.jpg" alt="" width="300" height="249" /></a></p>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Çocuğunuz, yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimiyle karşı karşıya bulunmaktadır.İlk olarak, okula başlamadan bir kaç ay ya da bir kaç hafta öncesinden başlayan bir hazırlık olmasına dikkat çekmek gerekir. Okula hazırlık, çocuğun okul eşyalarını temin etmekten, onun için iyi bir okul seçmekten çok daha geniş ve derin anlamlar ifade eder. Anaokuluna başlayan çocuğunuz, merkez olduğu ve tüm ilginin üzerinde olduğu bir ortamdan uzaklaşıp ilgiyi, sevgiyi paylaştığı, bir düzen içinde ve grup halinde hareket ettiği, beklemeyi, sabretmeyi öğrendiği, tüm ihtiyaçlarını karşılaması için desteklendiği bir ortama adım atıyor.Çocuğunuzun hayatındaki bu köklü değişiklik farkı davranışlarında alt yapısını hazırlıyor. Bu geçiş dönemini sağlıklı atlatabilmesi için ailenin okulla karşılıklı daha yoğun bir ilişki kurmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>ANAOKULU ÇOCUĞUNUZA NE KAZANDIRIR?</p>
<p>Anaokulu, çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin ortaya çıkartılıp serpilip gelişmesine yardımcı olur. Çocuk, anaokulunda doğasına uygun olarak yapılandırılmış bir ortamda oyun oynar, yaşıtlarıyla iletişim kurarak paylaşma ve işbirliği duygularını geliştirir.Ayrıca, kendi haklarını korurken, başkalarının özgürlüğünü de zedelememeyi öğrenir. Öteki ile sınırlarını ayırt eden çocuk, böylece kendi kişilik çizgilerini bulur ve benlik algısı gelişimine bağlı olarak, kendine yönelik olumlu tutumlar geliştirir.</p>
<p>‘Çocuk merkezli sınıf’ ortamlarında, faaliyet alanı olarak kitaplık köşesini, legolar, mıknatıslı oyuncaklar, tren rayları vb köşesini seçme hakkına sahip olan çocuklarımız;</p>
<p>-Kendi zaman ve enerjisini gerektiği gibi kullanarak, neyi nasıl yapacağına ilişkin tercihler yapma ve karar alma fırsatı bulur.</p>
<p>-Kendi seçtikleri amaçları ve görevleri özgür bir biçimde ve sorumlulukla tanımlama ve yeteneklerini geliştirme fırsatı bulur.</p>
<p>-Arkadaşlar ve yetişkinlerle ortak planlamalar yapma ve ortak kararlar alma, paylaşma ve işbirliği yapma, düşüncelerini dile getirme ve başkalarına iletme fırsatları elde eder.</p>
<p>Çocuklar, sosyal yaşamımızı düzenleyen kurallara uyma alışkanlıklarını burada kazanacak.Kuralları öğrenme ile birlikte düzenli olma, belli bir saatte yatıp belli saatte kalkma, belli saatlerde yemek yeme vb. alışkanlığı kazanır.</p>
<p>Dünyasına yeni katılan öğretmenleri ve arkadaşları, hayatının önemli varlıkları olacak.</p>
<p>Yaşayarak, deneyerek öğrenme fırsatı elde edecek. Sürekli ilişkiler kurup, ilişkilerini yürütmeyi öğrenecek.Problem çözecek, yaratıcılığını geliştirecek.Kendi yeteneklerini fark edecek, kendisini tanımaya başlayacak ve özgüveni gelişecek.Çocuğunuz yaşıtlarıyla ilişkiye girerek birlikte yaşamayı, yemek yemeyi, uyumayı ve oynamayı öğrenecek.Böylece başkalarının özgürlüğünden haberdar olacak.’Ben’ ve ‘başkası’ kavramlarının bilincine vararak yardımlaşma ve işbirliği duygusunu geliştirir.</p>
<p>ÇOCUĞUNUZ OKULA BAŞLARKEN NELER YAPABİLİRSİNİZ?</p>
<p>Anneye fazla bağımlı olan ve evde kural öğretilmemiş, sorumluluk verilmemiş olan çocuklar için anne-babalar daha fazla kaygı duymaktadırlar. Çünkü genellikle bu çocuklar daha fazla uyum problemi yaşamaktadırlar.Öncesinde kural ve sınır öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlamak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.Yeni başladığı dönemde çocuğunuza fazla soru sormak, yuvayı fazla övmek, ne yediğiyle fazla ilgilenmek çocuğunuzun uyumunu bozabilmektedir.Çocuğunuz ile ilgili bilgileri çocuğunuz yanınızda değilken yuva yetkilisinden almalısınız.Çocuğunuzu sorularla bunaltmak yerine kendi anlattığı bir şey olursa onu dinleyip, ne kadar takdir ettiğinizi ve okula başladığı için onunla ne kadar gurur duyduğunuzu belirtebiliriniz.</p>
<p>Çocuklarımızın yeni ortamlara uyum yeteneği çok yüksektir.Ancak onların bu uyum yeteneklerinin sizler tarafından desteklenmesi gerekir. Çocuğunuzun önemli bir adım atmakta olduğun kabul etmeniz ve onu desteklemeniz önemli olmakla birlikte, farkında olarak veya olmayarak, bu değişiklik konusunun üzerinde çok fazla durmanız, yaşayacağı değişikliği çok fazla vurgulamanız çocuğunuzun kaygısını arttırabilir. Çocuğun anaokuluna rahat bir şekilde uyum sağlaması ve burada mutlu olması için öncelikle siz anne-babaların bu konuda kararlı, rahat ve emin davranması çok önemlidir. Çocuğu anaokuluna gönderme kararı konusunda ne kadar sakin ve emin davranırsanız, çocuğunuz da kendini o kadar güvende hissedecektir.Sizlerin en ufak bir güvensizlik ya da tereddüt göstermesi ise çocuğunuzun güvensizlik hissine ve kaygısını şiddetlendirebilir.</p>
<p>Her şeyden önce kararlı bir tutum içinde olmanız çocuğunuzun okula uyumu konusuna önemli bir etkendir. Çocuğun anaokulunu reddetmesi haline, anne-baba, büyükanne ve büyükbaba herhangi birinin çocuktan yana tutumu ona güç verir ve tepkisi büyür.Okula gidişinin tüm aile üyelerince desteklenmesi beklenir. Bu amaçla aile bireyleri, çocuğun kuruma gitmesi konusunda görüş birliği içinde olmalıdır.Çocuk servise ya da anaokuluna, bağımlı olmadığı ebeveyni tarafından götürülmeli, okula gitme konusunda hiç bir şekilde ödün verilmemelidir.</p>
<p>Bu açıklamalar kapsamında, anne-babanın çocuğun anaokuluna başlamasıyla birlikte yapması gerekenler aşağıdaki şekilde özetlenebilir.</p>
<p>*Başlayacağı anaokulunu tanıtın.</p>
<p>*Anaokulu için alışveriş günü düzenleyin.O gün sadece anaokulu için alışveriş yapın.</p>
<p>*Okula başlayacağı gün evden oyuncağı, kitabını veya kendisi için önemli olan eşyasını almasına izin verin.</p>
<p>*Anaokuluna giderken yolda şarkı söyleyin.Okulda neler yapacağını konuşun.Siz evde veya işte neler yapacağınızı konuşun.</p>
<p>*Çocuğunuz servisle alınacak ise ‘güle güle’ demekten kaçının.Bunun yerine ‘sonra görüşürüz’ kelimelerini terih edin.</p>
<p>*Anaokuluna siz götürüyorsanız, ayrılışınızı uzatmayın.</p>
<p>*Çocuğunuza başardığı olayları hatırlatın.Kendini Güvenini sağlayın.</p>
<p>*Eğer çocuğunuz o gün anaokuluna gitmediyse, gitmediği günü kutlarcasına geçirmeyin. Eğlenceli bir ortam yaratmayın.</p>
<p>*Kendiniz rahat ve huzurlu olun.Asla endişe ve kaygı taşımayın ki, çocuğunuzda siz rahat ve huzurlu olduğunda kendini güvende hissedecektir.</p>
<p>*Yaşadığı stresle alay etmeyin, ağlamasını eleştirmeyin, ‘ağlaman için bir neden yok’ diye hissettiği duyguları eleştirmeyin.</p>
<p>Çocuklar dinamik varlıklardır. Yaşamın en hızlı gelişimi ve değişimi erken çocukluk yılları yada okul öncesi dediğimiz yıllarda yaşanır. Çocukların bu dinamikliğe uyum sağlaması, onun temel yaşamsal beceleriyle yakından ilişkilidir.Sağlam duygusal temeller üzerine kurulan kişilikteki çocuklar, yaşamın bu yeni deneyimiyle baş etmeye hazırlanmış demektir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/4-6-yas/" title="4-6 Yaş" rel="tag">4-6 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/anaokulu/" title="Anaokulu" rel="tag">Anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/iletisim/" title="iletişim" rel="tag">iletişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/pembe-mavi-anaokulu/" title="pembe-mavi anaokulu" rel="tag">pembe-mavi anaokulu</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/rehber/" title="rehber" rel="tag">rehber</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuvarehberim/" title="yuvarehberim" rel="tag">yuvarehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99deki-universiteler-cocuk-haklarini-savunuyor-3/" title="“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor (31 Mart 2010)">“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvarehberimden-cocuklar-gulsun-diye-projesine-destek/" title="Yuvarehberim&#8217;den Çocuklar Gülsün Diye Projesine Destek! (14 Mayıs 2010)">Yuvarehberim&#8217;den Çocuklar Gülsün Diye Projesine Destek!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/pembe-mavi-aanaokulundan-rehberlik-bulteni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>22 Mayıs Gökçe Çocuk Evi Resim &#8211; El işi Sergisi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/22-mayis-gokce-cocuk-evi-resim-el-isi-sergisi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/22-mayis-gokce-cocuk-evi-resim-el-isi-sergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 12:18:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[El]]></category>
		<category><![CDATA[Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4208</guid>
		<description><![CDATA[
22 Mayıs Cumartesi saat 13.00 Resim-elişi sergisi-gösteri-diploma törenine davetlisiniz.
Yer: K.m.paşa Çağdaş Çocuk Tiyatrosu
Çocuk Karakolu yanı
Özel Gökçe Çocuk Evi iletişim: (212) 621 38 23

	Etiketler: 22, çocuk, El, Evi, Gökçe, Haberler, işi, Mayıs, Resim, Sergisi

	Benzer Yazılar
	
	Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (0)
	Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (0)
	Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (0)
	Altunizade Çocuk Merkezi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-4209" title="GokceCocukevi" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/GokceCocukevi.jpg" alt="" width="445" height="334" /></p>
<p>22 Mayıs Cumartesi saat 13.00 Resim-elişi sergisi-gösteri-diploma törenine davetlisiniz.</p>
<p>Yer: K.m.paşa Çağdaş Çocuk Tiyatrosu<br />
Çocuk Karakolu yanı</p>
<p>Özel Gökçe Çocuk Evi iletişim: (212) 621 38 23</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/22/" title="22" rel="tag">22</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/el/" title="El" rel="tag">El</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/evi/" title="Evi" rel="tag">Evi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gokce/" title="Gökçe" rel="tag">Gökçe</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/isi/" title="işi" rel="tag">işi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mayis/" title="Mayıs" rel="tag">Mayıs</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/resim/" title="Resim" rel="tag">Resim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sergisi/" title="Sergisi" rel="tag">Sergisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/" title="Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/altunizade-cocuk-merkezi-yaz-okulu/" title="Altunizade Çocuk Merkezi Yaz Okulu (22 Temmuz 2010)">Altunizade Çocuk Merkezi Yaz Okulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/zeka-agacsa-yetenek-meyveleridir/" title="Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir (04 Mayıs 2010)">Zeka Ağaçsa Yetenek Meyveleridir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/22-mayis-gokce-cocuk-evi-resim-el-isi-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 07:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[Anma]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[ve Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[ve Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4203</guid>
		<description><![CDATA[Milletimizin tüm onur ve asaletiyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün  rehberliğinde tarih sahnesinde bir defa daha şaha kalkışının başlangıcı  19 Mayıs 1919 tarihidir.
Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün, Türk Milleti için bağımlı yaşamaktansa ölmek daha iyidir diyerek  Samsun çıkması, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin de başlangıcı  olmuştur.
Bu tarih ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletimizin tüm onur ve asaletiyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün  rehberliğinde tarih sahnesinde bir defa daha şaha kalkışının başlangıcı  19 Mayıs 1919 tarihidir.</p>
<p>Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün, Türk Milleti için bağımlı yaşamaktansa ölmek daha iyidir diyerek  Samsun çıkması, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin de başlangıcı  olmuştur.</p>
<p>Bu tarih ile birlikte Türk Milleti, kendi makus talihini tersine  döndürmeye başlayarak, esaret altında var olunamayacağını ve kutsal  vatan topraklarımızın ilelebet işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya  haykırmıştır.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı bu destanın adı, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün önderliğindeki  Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu destanı yaşatan milletin kalbidir.<br />
19 Mayıs 1919′da Samsun&#8217;da yakılan özgürlük ateşi, Türkiye Büyük Millet  Meclisi&#8217;in açılmasıyla birlikte kısa sürede dalga dalga tüm yurda  yayılmıştır. Bugünkü mevcudiyetimizi ve özgürlüğümüzü o günlere  borçluyuz.</p>
<p>Temelleri yine o günlerde Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan milli  egemenlik ilkesi ile birliğimiz ve bütünlüğümüz sağlanarak, çarenin  ancak millette olduğu tescillenmiştir.</p>
<p>Bugün de vazgeçilmez güç kaynağımız millet iradesidir. Bunun yaşatılması  için hepimize ve özellikle de Atatürk&#8217;ün 19 Mayısı armağan ettiği  gençlere büyük görevler düşmektedir.</p>
<p>Binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde, büyük özverilerle  kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti  yaşatmak ve sonsuza kadar korumak, gelecek kuşaklara en iyi şekilde  aktarmak, en başta gelen görev ve sorumluluğunuzdur.</p>
<p>Yakın bir gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak ve Türkiye  Cumhuriyeti&#8217;i omuzlarınızda yükselteceksiniz. Ülkemizi, Büyük Önder  Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesine sizler  taşıyacaksınız.</p>
<p>Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelinemeyecek  bir sorunun bulunmadığını unutmamamız gerekir. Birlik ve bütünlüğümüze  yönelik her türlü saldırı veya tehdit karşısında daha fazla kenetlenerek  hiç bir kimsenin, hangi amaçla ve ne şekilde olursa olsun, huzur ve  güvenliğimizi bozmasına fırsat vermemeliyiz.</p>
<p>Ay yıldızlı bayrağımızın altında hepimizin bir ve bütün olarak  yaşamasına imkan sağlayan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan  Türkiye Cumhuriyetidir. Tüm kurumlarıyla dimdik ayakta olan devletimiz,  gelen saldırılara karşı Cumhuriyetin temel değerlerini korumaya sonuna  kadar kararlıdır. Bu durumun sonsuza kadar devam edeceğinden kimsenin  şüphesi olmasın.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder Mustafa  Kemal Atatürk, silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden  aziz şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gençlerimizin  bayramını tebrik ediyor ve tüm vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi  iletiyorum.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/19/" title="19" rel="tag">19</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anma/" title="Anma" rel="tag">Anma</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bayrami/" title="bayramı" rel="tag">bayramı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mayis/" title="Mayıs" rel="tag">Mayıs</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ve-genclik/" title="ve Gençlik" rel="tag">ve Gençlik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ve-spor/" title="ve Spor" rel="tag">ve Spor</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/" title="Tıp Bayramı ( 14 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tıp Bayramı ( 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ramazan-bayraminiz-kutlu-olsun/" title="Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun (21 Eylül 2009)">Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/" title="Nutuk (12 Mayıs 2010)">Nutuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/" title="Nevruz Bayramı ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Nevruz Bayramı ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/" title="Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserle Savaş Haftası ( 1- 7 Nisan )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kanserle-savas-haftasi-1-7-nisan/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kanserle-savas-haftasi-1-7-nisan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:58:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[7]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserle]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4199</guid>
		<description><![CDATA[Kanser bir hücre hastalığıdır. Hücre, canlıların yapı taşıdır. Yapıları ve işlevleri birbirine benzeyen hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular birleşerek organları ve sistemleri oluştururlar.
Hücrenin ana özelliği bölünüp çoğalmasıdır. Bölünüp çoğalan hücreler vücuttan atılır.
Kanser, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller.
Halk sağlığı yönünden kanserin önemi; hastalığın öldürücü olması ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser bir hücre hastalığıdır. Hücre, canlıların yapı taşıdır. Yapıları ve işlevleri birbirine benzeyen hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular birleşerek organları ve sistemleri oluştururlar.</p>
<p>Hücrenin ana özelliği bölünüp çoğalmasıdır. Bölünüp çoğalan hücreler vücuttan atılır.</p>
<p>Kanser, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller.</p>
<p>Halk sağlığı yönünden kanserin önemi; hastalığın öldürücü olması ve sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser hastalığı dünyanın en önemli sağlık sorunudur.<br />
Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekir.</p>
<p>Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri, pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Gün geçtikçe, kanserden kurtulanların oranı daha da artacaktır.</p>
<p>Kanser konusunda hastaya yardımcı olmak, hastalıkla ilgili araştırmaları desteklemek, doktorların eğitimine yardımcı olmak için 1947 yılında Ankara&#8217;da Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu adı ile bir dernek kuruldu. Dernek kuruluşundan bu yana yurttaşları kanserin erken tanımı ve iyileştirme konularında uyarıyor. Kanser hakkında bilgili olmamız için çalışmalar yapıyor. Bu kuruluş 1952 yılından beri Türk Kanser Haberleri adlı bir dergi çıkarmakta, isteyenlere dergiyi parasız göndermektedir.</p>
<p>1956 yılında Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu&#8217;nun önerisi ile Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanser Savaş Haftası olarak kabul edildi. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu&#8217;nun çabaları ile yurdumuzda ilk kanser hastanesi, 1956 yılında Ankara&#8217;da açıldı.</p>
<p>Kanser hastalığının gerçek nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak çok alkol ve sigara içenlerde, boya işlerinde çalışanlarda, kimyasal maddelerle uğraşanlarda, güneş ve röntgen ışınları altında uzun süre kalanlarda hastalık daha çok görülmektedir.</p>
<p>KANSERİN ÖN BELİRTİLERİ</p>
<p>* Vücudun herhangi bir yerinde nedeni bilinmeyen şişkinlikler, sertlikler,<br />
* iyileşmeyen yaralar,<br />
* Vücudun çeşitli yerlerindeki benlerde ve siğillerde, renk ve büyüklük değişmeleri,<br />
* Durdurulamayan kanamalar,<br />
* Ses kısıklığı<br />
* Geçmeyen öksürük<br />
* Nedeni anlaşılamayan ateş ye zayıflama,<br />
* Büyük aptes alışkanlıklarındaki değişiklikler.</p>
<p>Bir hastalıktan korunmak için o hastalığın nedenlerinin bilinmesi önemlidir. Bugün kanserin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Kansere karşı alınacak önlemlerde, yapılacak savaşta temel ilke; kanser etkenlerinden kaçınmak ve hastalığın erken tanımıdır.</p>
<p>Kanser konusunda sık sık uluslararası konferanslar, seminerler, kong*reler düzenlenir. Bu toplantılarda kanserin nedenleri, kanserden korunma yöntemleri, hastalığın erken tanımı ve iyileştirme yolları tartışılır. Yeni bulgular, yeni ilaçlar tanıtılır. Ülkemizde de son yıllarda bu tür çalışmalara ağırlık verilmiştir. Doktorlarımızın kanser konusundaki araştırmaları, ulusla*rarası toplantılarda ilgiyle izlenmektedir.</p>
<p>Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri, pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Gün geçtikçe kanserden kurtulanların oranı daha da artacaktır.</p>
<p>Kanser hemen her organda görülmektedir. Ancak bazı organlarda daha çok dikkati çekmektedir.</p>
<p>Akciğer Kanseri: Ölüm oranı en fazla olan kanserdir. Sigara içenlerde daha sık görülür.<br />
Sindirim Sistemi Kanseri: Mide ve Kalın bağırsak kanseri önemli organ kanserleridir.<br />
Meme Kanseri: Elle tanımı yapılabildiğinden tedavi ve iyileşme oranı en çok olan kanser türüdür.</p>
<p>Kanser Savaş Haftası boyunca sergiler açılır. Hastalığın halka tanıtılmasına çalışılır. Gazetelerde, dergilerde, radyo ve televizyonda hastalıktan korunma yolları anlatılır. Yapılan araştırmalar yeni buluşlar, yeni ilaçlar açıklanır. Halk bu konuda aydınlatılır.</p>
<p>Bu hafta öğrendiklerimizi yaşamımız süresince unutmayalım. Bu konuda çevremizdeki insanları uyaralım. Kanserle ilgili en küçük kuşkuya düşüldüğünde hemen doktora başvurmak gerektiğini anlatalım. Unutmayalım; kanserin erken belirlenmesi, iyileşmesini çok kolaylaştırır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/1/" title="1" rel="tag">1</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/7/" title="7" rel="tag">7</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kanserle/" title="Kanserle" rel="tag">Kanserle</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nisan/" title="nisan" rel="tag">nisan</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/savas/" title="savaş" rel="tag">savaş</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/deprem-haftasi-1-7-mart/" title="Deprem Haftası ( 1 &#8211; 7 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Deprem Haftası ( 1 &#8211; 7 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yedi-cuceler-cocuk-yuvasi-anaokulu-web-projesi/" title="Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi (27 Temmuz 2010)">Yedi Cüceler Çocuk Yuvası Anaokulu Web Projesi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kanserle-savas-haftasi-1-7-nisan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:33:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Kütüphaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[pazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4195</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.
Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.<br />
Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.<br />
Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.<br />
Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara&#8217;da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.<br />
Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.<br />
Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.<br />
Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kutuphaneler/" title="Kütüphaneler" rel="tag">Kütüphaneler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/pazartesi/" title="pazartesi" rel="tag">pazartesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/son/" title="son" rel="tag">son</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4192</guid>
		<description><![CDATA[Kamuoyunda sağlıklı bir vergi bilincinin  oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi için 1990  yılından itibaren her yıl Mart ayının son haftası “Vergi Haftası” olarak  çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Vergi Haftası etkinliklerinden genç nesillere vergi bilincinin  yerleştirilmesi amacıyla her yıl Mart ayının son haftası Milli Eğitim  Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Türkiye genelinde ilköğretim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Kamuoyunda sağlıklı bir vergi bilincinin  oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi için 1990  yılından itibaren her yıl Mart ayının son haftası “Vergi Haftası” olarak  çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.</p>
<p>Vergi Haftası etkinliklerinden genç nesillere vergi bilincinin  yerleştirilmesi amacıyla her yıl Mart ayının son haftası Milli Eğitim  Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Türkiye genelinde ilköğretim okulları  1-5. sınıflarda resim, 6-8. sınıflarda şiir, ortaöğretim kurumlarında  kitap kapağı kompozisyon yarışmaları açılmaktadır. Öğrenciler bu  yarışmalara okul müdürlüklerine müracaat ederek katılabilmektedirler.</p>
<p>İllerde her dalda ilk üç dereceye giren eserler Ankara’da Milli  Eğitim Bakanlığı ve Bakanlığımız temsilcilerinden oluşan komisyon  tarafından değerlendirilerek Türkiye birincisi, ikincisi ve üçüncüsü  olan eserler seçilmektedir. Her dalda ilk üç dereceye giren öğrenci ve  branş öğretmenlerine Bakanlığımız tarafından para ödülü, çeşitli  hediyeler ve okul müdürlerine plaket verilmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede 26 Mart-1 Nisan 2001 tarihleri arasında düzenlenen  12’nci Vergi Haftası merkez ve taşra teşkilatında çeşitli etkinliklerle  kutlanmıştır. Bu etkinlikler çerçevesinde Gelirler Genel Müdürlüğü Web  Sitesini ve Vergi Haftasını tanıtan afişler bastırılmış olup, 81 ile  dağıtımı yapılmıştır.</span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/son/" title="son" rel="tag">son</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/vergi/" title="Vergi" rel="tag">Vergi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:17:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4189</guid>
		<description><![CDATA[Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl – ay , ahdar – yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl – ay , ahdar – yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, bireye zararları anlatılır.<br />
Uyuşturucu denilince esrar, afyon, kokain, LSD gibi uyuşturma özelliği olan maddeler akla gelir. Alkollü içkiler ise içildiğinde insanı sarhoş eden her tür içkilerdir. Alkollü içki veya uyuşturucu alanlar önce rahatlık, baş dönmesi duyar, sonra sarhoş olurlar. Sarhoşlar doğru düşünüp doğru karar veremezler. Kolay suç işlerler, içkili iken araç sürenler taşıt kazalarına neden olurlar. Alkollü içkiler, uyuşturucular insanda zamanla alışkanlık yaratır. Alkol almayı alışkanlık haline getirenlere alkolik denir. Alkolikler kazançlarını içkiye verirler. Çevrelerini rahatsız ederler. Bu yüzden alkolikler toplum içinde sevilmezler, sayılmazlar. İçki ve uyuşturucu kullanımı aile düzenini bozar.<br />
Uyuşturucu ve alkollü içkiler sağlığa da zararlıdır. Vücudumuzda önemli görevler yapan beyin, mide, kalp, akciğer gibi organlar içki ve uyuşturucudan etkilenir. Ülser, siroz, felç gibi hastalıkların nedeni uyuşturucu ve alkollü içkilerdir.<br />
Sigara : Toplumumuzda kullanımı yaygın olan bir keyif maddesidir. Sigara iştahı keser, sindirimi güçleştirir, dişleri sarartır, ülsere sebep olur. Akciğerde bronşları doldurur, öksürmeye yol açar. Sigaranın kansere de neden olduğu ileri sürülüyor.<br />
Ülkemizde uyuşturucu maddelerin yapımı, satışı, kullanılması, taşınması, bulundurulması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar suç işlemiş olur. Suç işleyenlere ağır hapis cezaları uygulanır.<br />
Uyuşturucu maddelerin bir bölümü ilaç yapımında kullanılır. Bu amaçla bazı uyuşturucu maddelerin hükümet belirli koşullarla izin verir.<br />
Topluma, aileye, bireye zararlı olan içki ve uyuşturucuların kullanımını eğitim yoluyla engellemek için kurulan Yeşilay Derneği&#8217;nin simgesi; beyaz üstünde yeşil bir aydır. Yeşilay Derneği Genel Merkezi, Yeşilay adlı aylık bir dergi yayınlıyor. Bu dergi düzenli olarak alkollü içkilerin, uyuşturucuların, sigaranın topluma ve sağlığa olan zararlarıyla ilgili yayın yapıyor.<br />
Yeşilay Haftası boyunca öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Kötülüklerin anası olan uyuşturucu ve alkollü içkilerden uzak duralım.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ilk/" title="ilk" rel="tag">ilk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yesilay/" title="Yeşilay" rel="tag">Yeşilay</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:12:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4184</guid>
		<description><![CDATA[Mart ayının ilk haftası Girişimcilik Haftası olarak kutlanır.Bu haftanın amacı; İş Dünyası ve işadamlarını topluma daha yakından tanıtmak ve özellikle gençleri girişimciliğe özendirmek ve ülkemizin ihtiyacı olan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sürecinde iş kurma kabiliyetine sahip girişimcilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunun farkında olarak, girişimciliğin yenilikçilik – yaratıcılık performansını daha çok öne çıkarmak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mart ayının ilk haftası Girişimcilik Haftası olarak kutlanır.Bu haftanın amacı; İş Dünyası ve işadamlarını topluma daha yakından tanıtmak ve özellikle gençleri girişimciliğe özendirmek ve ülkemizin ihtiyacı olan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sürecinde iş kurma kabiliyetine sahip girişimcilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunun farkında olarak, girişimciliğin yenilikçilik – yaratıcılık performansını daha çok öne çıkarmak ve bu sürece katkıda bulunmaktır.</p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre Avrupalıların yarısı, Amerikalıların ise yüzde 60’ı kendi işine sahip olmayı yeğliyor. AB toplumlarında herkes Avrupalıların daha girişimci bir yapıyı özümsemesi konusunda hemfikir. Buna karşın Avrupalıların çoğu kendi işlerine sahip olmayı fazla riskli görüyor. Oysa Avrupalıların riskleri almaya istekli olmaya ve yükselen iş fırsatlarını değerlendirmeye fazlasıyla ihtiyacı var.</p>
<p>Avrupalı eksperlerin görüşüne göre bu soruna çözüm girişimciliği ilköğretimden itibaren gençlere yavaş yavaş aşılamaktan geçiyor.</p>
<p>Gerçekten ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ticari bir girişimi başlatabilir ve başarılı olabilirler mi? AB ülkelerinde okullarda giderek uygulamaya konulan çok sayıda programın ortaya koyduğu sonuçlara göre bu sorunun cevabı “evet” çıkıyor.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/girisimcilik/" title="Girişimcilik" rel="tag">Girişimcilik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ilk/" title="ilk" rel="tag">ilk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:08:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[8]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4180</guid>
		<description><![CDATA[İlk kez 1921 yılında &#8220;Emekçi Kadınlar Günü&#8221; olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. &#8220;Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı&#8221; programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında &#8220;Türkiye 1975 Kadın Yılı&#8221; kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984&#8242;ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk kez 1921 yılında &#8220;Emekçi Kadınlar Günü&#8221; olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. &#8220;Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı&#8221; programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında &#8220;Türkiye 1975 Kadın Yılı&#8221; kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984&#8242;ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.<br />
Kadınlar 80&#8242;li yıllarda 8 Mart&#8217;ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazı kutlamalarını sürdürdüler. 90&#8242;lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/8/" title="8" rel="tag">8</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kadinlar/" title="Kadınlar" rel="tag">Kadınlar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/" title="Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/" title="Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim ve Teknoloji Haftası ( 8 &#8211; 14 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/bilim-ve-teknoloji-haftasi-8-14-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/bilim-ve-teknoloji-haftasi-8-14-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 06:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[8]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4177</guid>
		<description><![CDATA[Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK.nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta)
TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
Bilim
Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”
“Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”
“Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK.nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta)</p>
<p>TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:<br />
Bilim<br />
Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”</p>
<p>“Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”<br />
“Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”</p>
<p>Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.<br />
İnsan doğaya egemen olmak ister!<br />
Derler ki insanoğlu varoluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan varoluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.<br />
Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazan onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.</p>
<p>Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?<br />
Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.<br />
Bilim neyle uğraşır?<br />
Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için varoluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.</p>
<p>Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.<br />
Bilimin gücü<br />
Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:<br />
Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.</p>
<p>Çeşitlilik<br />
Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta, bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.<br />
Süreklilik<br />
Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Kırallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.</p>
<p>Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkanlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.<br />
Ayıklanma<br />
Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.</p>
<p>Bu noktada şu soru akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci içinde olan bilimsel bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi üretme yolları çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu yöntemler başka bir yazının konusu olacaktır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/14/" title="14" rel="tag">14</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/8/" title="8" rel="tag">8</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bilim/" title="Bilim" rel="tag">Bilim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/teknoloji/" title="teknoloji" rel="tag">teknoloji</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ve/" title="ve" rel="tag">ve</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/bilim-ve-teknoloji-haftasi-8-14-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1,5- 3 YAŞ ARASI YILLARIN İNSAN HAYATINDAKİ ÖNEMİ</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/15-3-yas-arasi-yillarin-insan-hayatindaki-onemi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/15-3-yas-arasi-yillarin-insan-hayatindaki-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:43:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[2-4 Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[otonomi]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[psikanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[psikomotor]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4173</guid>
		<description><![CDATA[



 


Psikososyal açıdan otonomi
• Psikanalitik açıdan anal dönem olarak adlandırılır.
Geleceğimizi belirleyen kritik dönemlerden ikincisi olan 1,5-3 yaş dönemi bağımlılıktan özgürlüğe geçiş sürecini kapsar. Karar verebilme yeteneğinin ilk ortaya çıktığı dönemdir. Bu nedenle çevrelerinde ki kişilerin nelere izin verip vermediği konusunda sürekli test eder durumda oldukları kadar kendi varlığını ispatlama çabası ile çokça zıtlaşma eğilimi gösterir. Denetim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/4bf08e6eb45466fd.gif" rel="lightbox[4173]"><img class="alignnone size-full wp-image-4174" title="4bf08e6eb45466fd" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/4bf08e6eb45466fd.gif" alt="" width="250" height="235" /></a></p>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="4" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Psikososyal açıdan otonomi<br />
• Psikanalitik açıdan anal dönem olarak adlandırılır.<br />
Geleceğimizi belirleyen kritik dönemlerden ikincisi olan 1,5-3 yaş dönemi bağımlılıktan özgürlüğe geçiş sürecini kapsar. Karar verebilme yeteneğinin ilk ortaya çıktığı dönemdir. Bu nedenle çevrelerinde ki kişilerin nelere izin verip vermediği konusunda sürekli test eder durumda oldukları kadar kendi varlığını ispatlama çabası ile çokça zıtlaşma eğilimi gösterir. Denetim kurarak kendini ve etrafını yönetme yetisini kazanma başladığından edilgin durumdan etkin duruma geçiş gerçekleşir. Çevresindeki bireylere bağımlı olduğu kadar bireyselleşme, bağımsızlaşma gibi karşıt duyguları bir arada yaşamaktadır.<br />
Dil gelişimleri iletişim kurabilecek seviyede olsa da soyut olanı anlamakta zorlanırlar. Durumları somutlaştırarak anlatmak gerekir. ( sıcağın ne olduğunu, ütüyü çok hafif derecede ılıtıp dokunmasına izin vererek anlatabildiğimiz gibi) Kendine ismi ile hitap eder, cinsel kimliğin ilk ifadesi olan, cinse ait taklitler başlar. Şefkat duygusu başlasa da duygularını ancak somut bir şekilde ifade edebildiği için kendini sözle ifade etme yerine bedensel davranışlarla ifade eder( vurma,itme,tepinme ). Utanç duygusunun oluştuğu dönemdir. Çevresel uyaranlara karşı çok açık olduğu gibi kendi uyaranlarını yaratma çabası içindedir. Gelişiminin tam olarak desteklenebilmesi için ( zihinsel, bedensel,sosyal, duygusal, psikomotor ve özbakım becerilerini kazanma açısından) oluşturulan güvenli iç ve dış çevrede dilediğince keşif yapmasına, sorduğu her soruya anlayabileceği biçimde yanıt almasına imkan tanınmalıdır. Alabileceği sorumluluklar verilerek ( zorlanmayacağı kadar oyuncaklarını toplama, yemeğini yeme, sofra kurma v.s ) başardıkları için sözel ödüllendirilmeli özgüveni geliştirilmelidir. Bu dönem özdeşleşme döneminin başlangıcı olduğundan çevresindeki bireyleri taklit ederek onlara benzemeye çalışır. Çocuğumuzun istediğimiz özellikleri taşıyabilmesi, sorumluluk bilincinin gelişebilmesi için örnek davranışlar sergilememiz çok önemlidir. Bu özellik aynı zamanda onun toplumsallaşma çabalarının bir başlangıcıdır. Kardeş düşünülmesi için en uygun dönemdir.<br />
Bu yaş dönemdeki çocuğumuza yaklaşırken onun dışkısını ikna ederek almaya dikkat etmeliyiz. Çocuk için dışkı bedeninin bir parçası gibi algılanır. Bu dönemin en büyük endişesi dışkısının izinsiz alınmasıyla bedenin bir parçası zorla alınıyormuş gibi hissetmesidir.Dışkılamak haz verici bir durumdur dışkılamayı denetleyerek kendisiyle utanç duymamayı, başarma duygusunu tatmayı öğrenir. İsteği dışında alınması endişesi yada utandırılma korkusu ile gizlenme çabası içine girer. Henüz anüs kaslar gelişmediği halde erken tuvalet eğitimi verilme yada altı pişik olur korkusu ile bekletmeden bezini almaya zorlama çocukta utanma, suçluluk duymaya dolayısıyla duygusal tepkilerin kilitlenmesine yol açabilir. Kararlarına saygı gösterilmediği, bir birey olarak kabul edilmediği düşüncesi ile kararsız, anal erotizm sergileyen yada bunu bastırmak için aşırı tepki gösteren mutsuz bir birey olma olasılığı artar. Dışkılamasına karşı ilgisiz kalınarak temizlik ihtiyacı giderilmediği, dışkısının fark edilip sevgi dolu yaklaşılamadığı durumlarda ise başkalarının kararlarını kabul etmeyen, itirazcı, kararsız, öfkeli, asi, sadomazoşist ( kendine ve başkalarına zarar verme ) eğilimli, temizlik ve düzenle özdeşleşemediği için dağınık, düzensiz bir kişilik oluşturabilir. Gerek titiz gerekse ilgisiz tutum sonucunda çocuk anlaşılmadığını sanarak yalnızlık duygusu ile tanışır, bu duyguyu dışkısını içinde tutarak oluşan basınç hissiyle gidermeye çalışır. Saldırgan davranışın ifadesi olarak dışkısını bırakmalar görülür( büyüklerde küfür etme ) Cezalandırılma korkusu yaşam boyu aşırı düzenlilik, katı görüşlülük, inatçılık, cimrilik gibi davranışlara yol açabilir.</p>
<p>DÖNEMİN SAĞLIKLI GEÇİRİLMESİ SONUCUNDA</p>
<p>Bireysel özgürce seçim yapabilen, bağımsız, kendine güvenen, kendi kararlarını kendi verebilen, başkalarının kararlarına saygılı, güven duyulan, duygu ve düşüncelerinde tutarlı, yeniliklere açık, davranışlarının sonuçlarını kabul eden, kendisiyle barışık, sağlıklı özdeşim kurabilen, paylaşımcı olduğu kadar kendi değerine sahip çıkan sosyal bir kişilik gelişir.</p>
<p>Sevgiyi çocuk coşkusuyla yaşamanız dileği ile.</p>
<p>Nurten DANIŞ</td>
</tr>
</tbody>
</table>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/0-2-yas/" title="0-2 Yaş" rel="tag">0-2 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/2-4-yas/" title="2-4 Yaş" rel="tag">2-4 Yaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bakim/" title="bakım" rel="tag">bakım</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-egitimi/" title="Çocuk Eğitimi" rel="tag">Çocuk Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/cocuk-psikolojisi/" title="Çocuk Psikolojisi" rel="tag">Çocuk Psikolojisi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ebeveyn/" title="ebeveyn" rel="tag">ebeveyn</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gelisim/" title="gelişim" rel="tag">gelişim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/otonomi/" title="otonomi" rel="tag">otonomi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ozgurluk/" title="özgürlük" rel="tag">özgürlük</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikanalitik/" title="psikanalitik" rel="tag">psikanalitik</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/psikomotor/" title="psikomotor" rel="tag">psikomotor</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sorumluluk/" title="sorumluluk" rel="tag">sorumluluk</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocugunuzun-yetenegini-kesfedin/" title="Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin (11 Mayıs 2010)">Çocuğunuzun Yeteneğini Keşfedin</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-yas-donem-ozellikleri-3-5-yasin-insan-hayatindaki-onemi/" title="Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi (27 Mayıs 2010)">Okul Öncesi Yaş Dönem Özellikleri | 3-5 Yaşın İnsan Hayatındaki Önemi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/erken-cocukluk/" title="Erken Çocukluk (16 Nisan 2010)">Erken Çocukluk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuklardan-ebeveynlerine-mektup/" title="Çocuklardan Ebeveynlerine Mektup (03 Mayıs 2010)">Çocuklardan Ebeveynlerine Mektup</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-gelisimi-cocuk-ve-resim/" title="Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim (01 Temmuz 2010)">Çocuk Gelişimi-Çocuk ve resim</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/15-3-yas-arasi-yillarin-insan-hayatindaki-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[27]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatrolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4169</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında  kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya  Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27  Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.
27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir  bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında  kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya  Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27  Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.<br />
27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir  bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler  düzen­ler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar.<br />
Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk  tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı.<br />
Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle  bilinmi­yor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü  vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans  etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde  yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde  toplanmaya başladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir  yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar  söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir  süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi  çeki­ci konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu.  Tiyatro da meslek haline geldi.<br />
Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya,  bazen de müziğe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi  çekici kollarından biridir.<br />
Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır.  İlk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular  ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Tuluat; oyuncuların o anda  düzenle­dikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir.  Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir tiyatro oyunudur.<br />
Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz  oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz  hareketleriyle anlatırlardı. Bu sözsüz tiyatroya pandomima denir.<br />
Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge  oyunu biçiminden başlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir  perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve  konuşturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır.<br />
Bugün köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla  tiyatroya çok benzeyen eğlenceler düzenlenmektedir. Buna oyun çıkarma  denir.<br />
Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatro  öğre­timi konservatuar denilen okulda yapılır.<br />
Tiyatro; yazarların dram, komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin  sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı olarak tanımlanır.  Belli başlı türleri şunlardır:<br />
Komedi  : Oyunların, insanların, durumların gülünç yönlerini gösteren  bir tiyatro yapıtıdır. Komedinin belli başlı türleri şunlardır :<br />
a) Vodvil, hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılar  bulunan hafif güldürüdür.<br />
b) Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar  edildiği bir komedi türüdür.<br />
Trajedi : Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne  yapıtı­dır.    .<br />
Dram     : Yaşamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı, bir arada sunan  tiyatro oyunudur. Dram şiir ve düz yazı ile yazılabilir.<br />
Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları,  açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.<br />
Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini  yaratır. Geçmişi, günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro;  Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden  doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan yana olmuştur.<br />
Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara  bera­ber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular  aşılar. </span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/27/" title="27" rel="tag">27</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tiyatrolar/" title="Tiyatrolar" rel="tag">Tiyatrolar</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/" title="Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/" title="Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/" title="Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[23]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Meteoroloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4166</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşu  olan Dünya Meteoroloji Teşkilatı (World Meteorological Organisation-WMO)  ana sözleşmesi 23 Mart 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle,  her yılın 23 Mart günü &#8220;Dünya Meteoroloji Günü&#8221; olarak kutlanmaktadır.  Aralarında Türkiye&#8217;nin de bulunduğu ve 186 ülkenin üye olduğu Dünya  Meteoroloji Teşkilatı, her yıl güncel bir konu belirlemekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşu  olan Dünya Meteoroloji Teşkilatı (World Meteorological Organisation-WMO)  ana sözleşmesi 23 Mart 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle,  her yılın 23 Mart günü &#8220;Dünya Meteoroloji Günü&#8221; olarak kutlanmaktadır.  Aralarında Türkiye&#8217;nin de bulunduğu ve 186 ülkenin üye olduğu Dünya  Meteoroloji Teşkilatı, her yıl güncel bir konu belirlemekte ve ülkelerin  meteoroloji teşkilatlarınca bu konu çerçevesinde düzenlenen  konferanslar; basın, radyo, televizyonlar tarafından sunulan konuyla  ilgili haber, konuşma ve diğer etkinliklerle meteorolojinin halka daha  iyi tanıtılması, halkın ve kurumların meteorolojik bilgi ve hizmetlerden  daha fazla yararlanması, üniversiteler, kurum ve kuruluşlarla  meteoroloji teşkilatı arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi  amaçlanmaktadır.</p>
<p>Yakın geçmişte dünya üzerinde yaşanılan büyük doğal felaketler ve  iklim bilimcilerin gelecek 100 yıl boyunca iklimde belirgin  değişikliklerin olacağı yönündeki tahminleri dikkate alındığında, iklim  ve havanın sağlık, çevre ve sosyo-ekonomik gelişime etkisi üzerinde  durulmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, bu yıl kutlanacak Dünya Meteoroloji Günü&#8217;nde, &#8220;Hava,  İklim ve Sağlık&#8221; konusu ele alınarak, iklim ve havanın sağlık, çevre ve  ekonomi ile yakın ilişkisi, önemi ve etkileri üzerinde durulacaktır.</p>
<p>Genel ifadeyle, hava günlük olarak yaşadığımız ve karşılaştığımız  meteorolojik olaylardır. İklim ise, hava olaylarının ortalamasıdır ki  ay, mevsim, yıl veya yıllar itibariyle değişebilirliğe sahiptir.</p>
<p>İnsanların, değişik çevre ve iklim koşullarına uyum sağlama  kapasiteleri yüksek olmasına rağmen, meteorolojik koşulların kaydedilir  ölçüde değişmesine karşı savunmasız kaldıkları da bilinen bir gerçektir.  Nitekim, insanlar hava olaylarının ya çok soğuk, ya çok sıcak veya çok  nemli ya da çok kuru olduğunda farkına varırlar ve etkilenirler. Ekstrem  değerler ve olaylar insan sağlığı çevre ve ekonomi için önemli etkilere  sahiptir. Örneğin, ekstrem sıcaklıklarda, güneş çarpması ya da donma  gibi hadiselerle karşılaşmak mümkündür. İnsanın rahat edebileceği hava  sıcaklığının artması, fizyolojik stres, kalp krizi, diğer hastalıklar ve  hatta ölümlere yol açabilir. Ancak bu etki, bireyin fizyolojik  yapısına, yaşına ve diğer nedenlere de bağlıdır.</p>
<p>Çevremizdeki hava, ev, büro, fabrika ve taşıtlar, petrol yanmaları  vs. gibi kaynakların oluşturduğu zehirli gazlar, bitki polenleri, mantar  sporları gibi partiküller ve diğer zararlı emisyonları içermekte ve  insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.</p>
<p>Tropikal fırtınalar, şiddetli seller, anormal yağışlar ve kuraklık  gibi doğal felaketler de insan yaşamı ve sağlık üzerinde olumsuz  etkilerde bulunmaktadır. Gelişmiş erken uyarı sistemleri, milyonlarca  yaşamı bu tür felaketlerden önemli ölçüde korumaktadır.</p>
<p>Ozon tabakası; bilindiği üzere insanlar, diğer canlılar ve bitkiler  için zararlı olan ultraviyole ışınlarına karşı dünyayı bir kalkan gibi  korumaktadır. Ozon incelmesi ve sera gazı birikimi sağlık üzerinde  olumsuz etkiler yaratacaktır. Bu nedenle, ozon incelmesine neden olan  gazların kullanımında tüm dünya kısıtlamaya gitmiştir.</p>
<p>Yıllardır, ağır sanayileşme sonucu oluşan hava, su ve çevre  kirliliği, ormanların tahribi ve diğer birçok olumsuz etki doğaya çok  büyük zarar vermiştir.</span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/23/" title="23" rel="tag">23</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/meteoroloji/" title="Meteoroloji" rel="tag">Meteoroloji</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/" title="Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/" title="Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Su Günü ( 22 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4163</guid>
		<description><![CDATA[Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir.</p>
<p>Su, hayatın kaynağı, dünyanın 3/4&#8242;ü; vücudumuzun % 80&#8242;i su. Kana kana içtiğimiz, duş yaptığımız, yağmur olup yağdığında sevdiğimiz ama sel olup aktığında korktuğumuz su.<br />
Su insan için çok önemli. Ama öte yandan da dünya nüfusunun artması, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, suyun yeryüzündeki dağılımı ve kullanım şekli, su ile ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. İşte bu konudaki gerçeklerin bir kısmı:</p>
<p>• Dünyadaki tatlı suyun %80 i buzul olarak kutuplardadır.<br />
• Dünyadaki nehirlerin yaklaşık 2/3ü (yaklaşık 300 nehir) sınır ötesi su olarak bir kaç komşu ülke tarafından paylaşılmaktadır. Bu nehirlerin hemen hemen tamamı komşu ülkelerle sorunlara yol açmaktadır.<br />
• Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur.<br />
• Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su ile ilgili hastalıklardan dolayı ölmektedir.<br />
• 2025 yılında dünya nüfusunun üçte biri şiddetli derecede su sıkıntısı çekecektir.<br />
• Halen dünyada 2,8 milyar insan şehirlerde yaşıyor, bu rakam 2025&#8242;te 4,5 milyara yükselecek. Şehirler temiz suya daha fazla ihtiyaç duymakta olup aynı zamanda da daha büyük atık su sorununa yol açmaktadırlar. Şehir nüfusunun artması ciddi su sorunlarını beraberinde getirecektir.<br />
• Ülkemizdeki 3200 belediyenin yaklaşık 50 adedi kanalizasyon sularını arıtmaktadırlar. Başka bir deyişle nüfusumuzun yaklaşık 50 milyonuna ait kanalizasyon suları doğrudan nehirlere dolayısıyla göl ve denizlere akmaktadır.</p>
<p>Bunlar, su ile ilgili gerçeklerin sadece bir kısmı. Bu ve buna benzer konuların ciddi bir şekilde dünya gündemine gelmesiyle BM Genel Kurulu 1993 yılı Aralık ayında aldığı bir kararla her yılın 22 Mart gününün &#8221; Dünya Su Günü&#8221; olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır.<br />
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün &#8220;Dünya Su Günü&#8221; olarak kutlanmasına karar vermiştir. Ortaya çıkışı BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın sonuç metni olan Agenda21’in su kaynaklarının gelişimi ile ilgili 18. bölümüne dayanan Dünya Su Günü, suyun önemi ile ilgili bilincin geliştirilmesi ve Agenda21’de sunulan önerilerin uygulanmasının sağlanması için, bütün ülkelerin ulusal düzeyde konferans, seminer, sergi, yayın ve doküman dağıtımı gibi bir dizi etkinlik yapmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.</p>
<p>22 Mart Dünya Su Günü ile ilgili ilk çalışmalar Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi tarafından 1993&#8242;te başlatıldı.</p>
<p>Temel konular<br />
1. İçme suyu ile ilgili problemler,<br />
2. Gelişen nüfusa bağlı olarak su yapılarının korunması ve yapımı ile ilgili toplumu uyarmak ve önlemleri arttırmak.<br />
3. Dünya Su Günü&#8217;nde devletler, uluslararası kuruluşlar ve sosyal kuruluşlarla dayanışmayı ve birlikteliği arttırmak.</p>
<p>Strateji<br />
1. Ülke ve dünya basını ile bağlantıları geliştirmek, gündemde kalmak ve gündem oluşturmak.<br />
2. Çocukları ve gençleri hedef almak,<br />
3. Belgelerin yayınlanması,<br />
4. Su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi ile ilgili konferans, yuvarlak masa ve seminerler yapılması,<br />
5. Paylaşım ve kişisel yardım programlarını ilerletmek,<br />
6. Kamu ve özel sektör yardımlarını, destek ve katılımlarını arttırmak.</p>
<p>1995&#8242;ten günümüze kadar her yıl bir konu tespit edilmiş ve 22 Mart günü tartışılması kararlaştırılmıştır. Buna göre;</p>
<p>— 1995 yılında Kadınlar ve Su<br />
— 1996 yılında Kirli Şehirlere Su<br />
— 1997 yılında Dünyanın Su Potansiyeli Yeterli mi?<br />
— 1998 yılında Yeraltı Suyu ve Görünmez Kaynaklar<br />
— 1999 yılında Su Kaynakları Etrafında Hayat<br />
— 2000 yılında 21. Yüzyılda Su<br />
— 2001 yılında Su ve Sağlık<br />
— 2002 yılında Kalkınma İçin Su<br />
— 2003 yılında Gelecek İçin Su</p>
<p>Konuları ele alınmıştır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/22/" title="22" rel="tag">22</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/su/" title="su" rel="tag">su</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/" title="Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/" title="Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/" title="Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Çocuk Şiirleri Günü ( 22 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:23:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[22]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4160</guid>
		<description><![CDATA[Mart ayının 22. günü Dünya Çocuk Şiirleri  Günü&#8217;dür. Bugün sınıf­larda, okullarda öğrenciler şiirler okurlar.  Hazırlıkları önceden yapılan şiir yazma yarışmalarının sonuçları  açıklanır. Yarışmada derece alanlara arma­ğanlar verilir.
Dünya Çocuk Şiirleri Günü evrensel bir gündür. Yalnız ülkemizde değil  Birleşmiş Milletler&#8217;e üye tüm ülkelerde aynı günde kutlanır. Dinleri,  dilleri, renkleri ayrı olan bütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Mart ayının 22. günü Dünya Çocuk Şiirleri  Günü&#8217;dür. Bugün sınıf­larda, okullarda öğrenciler şiirler okurlar.  Hazırlıkları önceden yapılan şiir yazma yarışmalarının sonuçları  açıklanır. Yarışmada derece alanlara arma­ğanlar verilir.<br />
Dünya Çocuk Şiirleri Günü evrensel bir gündür. Yalnız ülkemizde değil  Birleşmiş Milletler&#8217;e üye tüm ülkelerde aynı günde kutlanır. Dinleri,  dilleri, renkleri ayrı olan bütün dünya çocukları bugün aynı duygularla  aynı düşüncelerle dolu bir gün yaşarlar.<br />
Merkezi Belçika&#8217;nın Lieg kentinde bulunan Uluslararası Dünya Çocuk  Şiirleri Örgütü 1978 yılında; her yıl 22 Mart&#8217;ın Dünya Çocuk Şiirleri  Günü olarak kutlanıp, değerlendirilmesini kararlaştırdı. Örgüt her yıl  saptadığı değişik bir konuda şiir yazılması için dünya çocuklarına  çağrıda bulunur.<br />
Dünya Çocuk Şiirleri Örgütü bugüne kadar. Çocuk Dünyası, Diğerlerini  Nasıl Düşünüyorsun?, Savaş&#8217;ı Önlemek için Sözcükler, Barışa Çağrı ve  1983 yılında da Dünya Evimizdir konularında şiirler yazılmasını  istemiştir. Dünya çocuklarının bu konularda yazdıkları şiirler Lieg  kentinde­ki Kongre Sarayı Salonunda sergilenir. Sergilenen şiirler bir  antolojide topla­nır. Antoloji Birleşmiş Milletler aracılığı ile  yarışmaya katılan ülkelere gönderilir.<br />
Şiir nedir? Şiir bir yazın türüdür. Duyguların, izlenimlerin uyumlu bir  ses ve söz düzeni içinde anlatımıdır. Ses ve söz güzelliğinin bir arada  bütünleşmesine şiir denir. Şiir anlayışı çağdan çağa, ulustan ulusa,  insandan insana değişir.<br />
Şiir yazana şair ya da ozan denir. Şiirin bir satırına dize (mısra),  aralarında anlam ilişkisi bulunan iki dizeye beyit denir. En az dört  dizeden oluşan şiir parçasına da kıta adı verilir.<br />
Şiir yaşamımızı güzelleştirir. Dünyamızı renklendirir. Şiir okurken,  dinlerken içimizde tatlı ürpertiler doğar, heyecanlanır, etkileniriz.  Ozan duygularım, coşkularını ses ve söz yardımıyla, anlatır.<br />
Yalnız Dünya Çocuk Şiirleri Günü&#8217;nde değil her zaman şiir okuyalım.  Kitaplığımızda şiir kitaplarına da yer verelim. </span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/22/" title="22" rel="tag">22</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuk/" title="çocuk" rel="tag">çocuk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/siirleri/" title="Şiirleri" rel="tag">Şiirleri</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/" title="Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-kadinlar-gunu-8-mart/" title="Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cocuk-siirleri-gunu-22-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[gününü]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[içine]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[Toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4156</guid>
		<description><![CDATA[Türk halk kültüründe bayramlar,  												kültürel nedenlerin içeriklerine  												göre; dinî bayramlar, özel dinî  												günler ve kandiller, millî  												bayramlar, mahallî bayramlar ve  												mevsimlik bayramlar gibi adlar  												alırlar. Nevruz da, Türk halk  												kültüründe önemli bahar  												bayramlarının başında gelir.  												Takvime bağlı olarak 21 Mart’ta  												kutlanan bu bayram Yılbaşı,  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk halk kültüründe bayramlar,  												kültürel nedenlerin içeriklerine  												göre; dinî bayramlar, özel dinî  												günler ve kandiller, millî  												bayramlar, mahallî bayramlar ve  												mevsimlik bayramlar gibi adlar  												alırlar. Nevruz da, Türk halk  												kültüründe önemli bahar  												bayramlarının başında gelir.  												Takvime bağlı olarak 21 Mart’ta  												kutlanan bu bayram Yılbaşı,  												Hıdrellez, Saya gibi yöreden  												yöreye değişen isimler altında  												ve çoğu kez de birbiriyle  												örtüşmeyen tarihlerde kutlanır.</p>
<p>Günle gecenin birbirine eşit  												olduğu ve kış mevsiminin bitip  												bahar mevsiminin başladığı 21  												Mart, gerek hayvancılıkla ve  												gerekse çiftçilikle uğraşan  												topluluklar için hayatın dönüm  												noktası olan önemli bir gündür.  												Hayat tarzının veya hayatın  												idamesinde yeniden dirilişi  												simgeleyen 21 Mart tarihi, bu  												sebeplerle, pek çok takvimde ve  												kültürde “yılbaşı” olarak kabul  												edilmiştir. Bir başka ifadeyle  												21 Mart günü, Güneş etrafında  												dönen bütün gezegenlerin  												yörüngelerinde başlangıç  												noktalarına geldikleri, gece ve  												gündüzün eşitlendiği, bütün  												kültürlerde soğuk, kötü ve  												meşakkatli olarak kabul edilen  												“kış”ın bitip, sıcak, iyi ve  												müşfik olarak kabul edilen  												“yaz”ın başladığı, tabiatın  												uyandığı ve dolayısıyla üremenin  												ve üretmenin başlangıcı  												demektir.</p>
<p>Türk kültüründe 21 Mart tarihi,  												coğrafya ve iklimden kaynaklanan  												yapısal ve işlevsel sebeplerin  												yanında, Türk mitolojisine  												yansıyan tarihî sebeplerle de  												kutsanmış bir gündür. Bu tarih,  												“Ergenekon Destanı” adıyla  												bilinir. Bu tarih, Türk  												mitolojisinde kaybedilen bir  												savaş sonrası var olma  												mücadelesi veren birkaç Türk  												ailesinin sığındıkları  												“Ergenekon” adlı derin bir  												vadide 400 yıl boyunca çoğalıp  												büyüyerek, sığamaz oldukları  												vadiden dışarı çıkarak  												kaybedilen vatan topraklarına  												dönmek ve atalarının 400 yıllık  												ahlarını almak maksadıyla bir  												pîr demircinin işaret ettiği  												Demir Dağı eritip dışarı  												çıktıkları ve istiklâllerini  												elde ettikleri gündür. Türkler  												tarihleri boyunca bugünü  												belirleyerek 1926 yılına kadar  												resmî tatil olan bir bayram  												şeklinde kutlamışlardır. 1926  												yılından sonra resmî tatil  												olmadığı hâlde halk kitleleri  												Nevruz bayramını kutlamağa devam  												etmiştir.</p>
<p>Bunun en büyük sebeplerinden  												biri Nevruz bayramının Türk  												kültüründeki pek çok anlamı  												birden yüklenmiş olarak  												kutlanmasıdır. Bu zeminde,  												İslâmiyetin kabulüyle birlikte  												21 Mart’ın yukarıda sıralanan  												coğrafî ve tarihî sebeplerin  												yanı sıra geniş Türk halk  												kitlelerince inanılan dinî ve  												menkıbevî sebeplerle de kutsal  												olarak kabul edilip bayram  												olarak kutlandığı görülmektedir.  												Nevruz’a İslâmî bir hüviyet  												kazandıran bu rivâyetlere göre  												21 Mart tarihi, Allah’ın  												yeryüzünü gece ve gündüzün eşit  												olduğunda yarattığı gün, Hz.  												Âdem’in çamurunun yoğrulduğu  												gün, Cennet’ten sürgün edilen ve  												yaptıklarına pişman olan Âdem ve  												Havva’nın Tanrı tarafından  												affedilip buluşturuldukları gün,  												Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağına  												konup Hz. Nuh’un karaya ayak  												bastığı gün, Hz. Yusuf’un  												kardeşleri tarafından atıldığı  												kuyudan bezirgânlarca  												kurtarıldığı gün, Hz. Musa’nın  												Kızıldeniz’i yardığı gün ve Hz.  												Ali’nin doğum günüdür. Nevruz  												Türk halk kültüründe bu  												sebeplerle de kutsanmış ve  												bayram olarak binlerce yıldan  												beri kutlanıla gelmiştir.</p>
<p>Dünden Bugüne Nevruz</p>
<p>Yukarıda genel çerçevesi çizilen  												Nevruz, geçmişte hayatın içinde  												yer alan bir faaliyet idi.  												Sanata ve edebiyata yansımaları  												vardı. Biraz batılılaşma  												macerası, biraz da tarım  												toplumundan sanayi toplumuna  												geçişle birlikte toplumsal  												değerlerimizden bir çoğu gibi  												Nevruz da belleklerimizden yavaş  												yavaş silindi. Batılı bir toplum  												yaratma düşüncesi ile yeni  												anlayışla inşa edilen yeni  												ritüeller arasında ise Nevruz  												çok geri planda kalmaya, daha  												çok kırsal kesimde ve mahallî  												çerçevede kutlanan bir bayram  												hâline geldi. Köy ve şehir  												arasındaki farklığının  												yükselmesi, toplum tarafından  												batılı değerlerin ve batı tarzı  												ritüellerin benimsenmesiyle,  												geleneksel bir çok unsur gibi  												Nevruz da biraz ihmâl edilir  												oldu.</p>
<p>Türkiye’de bunlar olurken, Türk  												topluluklarında Nevruz son  												derece canlı bir durumda ve bir  												hayat faaliyeti olarak yer alıp,  												işlev görmeye devam etti.  												Sovyetler içinde biraz içi  												boşaltılarak veya rejimin  												özellikleriyle donatılarak olsa  												da Nevruz kutlandığı  												toplulukların gündeminden hiç  												düşmedi.</p>
<p>Son  												yıllarda bağımsızlıklarını  												kazanan Azerbaycan, Kazakistan,  												Kırgızistan, Türkmenistan ve  												Özbekistan gibi Türk  												cumhuriyetlerinde veya diğer  												Türk topluluklarında “Türk  												Hürriyet ve Diriliş Günü” veya  												“Ergenekon Bayramı” olarak  												kutlanmaktadır. Geniş halk  												kitleleri tarafından resmî  												devlet törenleriyle kutlanmakta  												olan Nevruz’da kutlamalar  												yediden yetmişe bütün toplumun  												katılımıyla yapılırken âdeta  												hayat durmaktadır…</p>
<p>Bugün ülkemizdeki Nevruz  												kutlamalarının Orta Asya’daki  												kutlamaların coşkunluğunda  												olmadığı aşikârdır. Bununla  												birlikte bu konuda ümit verici  												işler de yok değil. Mesela  												gazetelerde “&lt;Nevruz okulda  												kutlanacak&gt;. Millî Eğitim  												Bakanlığı, ilköğretim ve  												ortaöğretim kurumlarında anma ve  												kutlama amaçlı gün ve haftalarla  												ilgili yönetmeliği yeniden  												düzenlerken bu günler içine  												Nevruz’u da ekledi Bakanlık,  												Türk Dünyası ve Toplulukları  												Haftası kapsamında 21 Mart günü,  												Nevruz’un okullarda resmen  												kutlanmasını kararlaştırdı”  												(Milliyet, 15/01/2005) şeklinde  												yer alan haberler bugün olmasa  												bile yarınlarda Nevruz’un  												yeniden ve daha ciddî olarak  												gündeme getirilme çabalarına bir  												örnek teşkil etmeye yeter.</p>
<p>Toplumlar, bayramları kültürel  												sebepler ve toplumsal  												vesilelerle geleneksel  												biçimlerde kutlarlar. Bayramın  												bir başka özelliği de yılın  												belli bir gününde veya  												günlerinde kutlanması yani  												takvime bağlı olmasıdır. Bu  												özelliklerinden hareketle,  												kaynağını topluluk hayatından  												alan kolektif bir olgu olarak  												bayramları, takvime bağlı  												günlerde topluluk tarafından  												paylaşılan ve grup kimliğinin  												dışa vurulduğu çok amaçlı ve çok  												işlevli karmaşık yapılara sahip  												kültürel formlar olarak  												tanımlamak mümkündür. Ayrıca  												bayramlar toplum yapısında  												“birleştirici, canlandırıcı,  												eğitici ve mutluluk verici”  												işlevlere sahiptir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/21/" title="21" rel="tag">21</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/alan/" title="alan" rel="tag">alan</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunyasi/" title="Dünyası" rel="tag">Dünyası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gununu/" title="gününü" rel="tag">gününü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/hafta/" title="hafta" rel="tag">hafta</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/icine/" title="içine" rel="tag">içine</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nevruz/" title="Nevruz" rel="tag">Nevruz</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/topluluklari/" title="Toplulukları" rel="tag">Toplulukları</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/turk/" title="türk" rel="tag">türk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ve/" title="ve" rel="tag">ve</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/" title="Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/" title="Nevruz Bayramı ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Nevruz Bayramı ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bilim-ve-teknoloji-haftasi-8-14-mart/" title="Bilim ve Teknoloji Haftası ( 8 &#8211; 14 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Bilim ve Teknoloji Haftası ( 8 &#8211; 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevruz Bayramı ( 21 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:12:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4153</guid>
		<description><![CDATA[Orta Asya&#8217;dan Balkanlardaki uluslara kadar  çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, he
r ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü  itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir  gündür.
Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz  Bayramı&#8217;nın Anadolu&#8217;da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son  derece köklü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Orta Asya&#8217;dan Balkanlardaki uluslara kadar  çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, he<br />
r ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü  itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir  gündür.</p>
<p>Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz  Bayramı&#8217;nın Anadolu&#8217;da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son  derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır.</p>
<p>Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve  YENİGÜN anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarımkürede başta Türkler olmak  üzere bir çok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır.</p>
<p>Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart&#8217;ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey  yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar  erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar  yuvalarına dönmeye başlar.</p>
<p>Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış  günü olarak kabul edilerek, Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla kutlanır.</p>
<p>Orta Asya&#8217;da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı  olarak kabul ettikleri güne Nevruz adı verilir ki, yeni gün anlamına  gelir. Gece ve gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe  rastlamaktadır.</p>
<p>Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi  adlarla da anılmaktadır.</p>
<p>Oniki Hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden  beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Türklerde Nevruz hakkında  başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir.  Yani Ergenekon&#8217;dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz,  yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarda  kutlanagelmiştir. Orta Asya&#8217;daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak,  Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve  Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar  yaşatmışlardır.</span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/21/" title="21" rel="tag">21</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bayrami/" title="bayramı" rel="tag">bayramı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nevruz/" title="Nevruz" rel="tag">Nevruz</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/" title="Tıp Bayramı ( 14 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tıp Bayramı ( 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/" title="Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[Ayırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[Irk]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4150</guid>
		<description><![CDATA[(21 Mart) İnsanlığın doğuşundan bugüne kadar sürekli bir mücadele içinde bulunuşu barışın değerini ve önemini artıran en önemli sebeplerden biridir. Savaş insanlık için her zaman yıkım ve felaket olmuş, barış ise insanlığa mutluluk ve saadet getirmiştir. İnsanın var oluşu ile birlikte verdiği savaş aslında özlemini duyduğu en ideal yaşam biçimini yakalamaya yönelik verdiği mücadeledir. Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(21 Mart) İnsanlığın doğuşundan bugüne kadar sürekli bir mücadele içinde bulunuşu barışın değerini ve önemini artıran en önemli sebeplerden biridir. Savaş insanlık için her zaman yıkım ve felaket olmuş, barış ise insanlığa mutluluk ve saadet getirmiştir. İnsanın var oluşu ile birlikte verdiği savaş aslında özlemini duyduğu en ideal yaşam biçimini yakalamaya yönelik verdiği mücadeledir. Aslında bu mücadele kişinin doğası gereği yaptığı savaştır. Bilinmeyeni araştırma ve öğrenme içgüdüsü bu savaşın en ana noktasıdır. Bu doğal olarak insanı araştırmaya, bulmaya, değerlendirmeye, öğrenmeye ve giderek ideale ulaşmaya itecektir.</p>
<p>İnsanların ütopya olarak gördükleri ve bu uğurda savaştıkları barış ortamı, insanların özlediği, birlik ve beraberlik, huzur ve güven içinde yaşama arzusunu beraberinde getirmektedir. Bu niteliği ile savaşların en mutlu olanı barış için savaştır. Savaşı da barışı da başlatıp bitiren insandır, noktasından hareketle, savaş insanların fikrinde başlamaktadır. Bu nedenle barışın savunmasında insanların fikrinde oluşturulmalıdır.</p>
<p>Ulusal tarihimizin en büyük lideri ve önderi olan Atatürk ün en önemli vasıflarından biride insanlık idealine ve barışa olan yaklaşımı ve katkılarıdır. O sadece bu idealini Türk dünyası için değil bütün insanlık için gerçekleştirmiş ve dünya barışının en büyük savunucusu ve koruyucusu olmuştur. Atatürk’ün tüm dünya tarafından asker, siyasetçi ve reformist olarak tanınmış karizmatik ve pragmatik bir lider olarak tarihe yön veren yapısı ile insanlık sevgisine dayanan idealist görüşleri ile evrenselleşmiştir. Olağanüstü bir inkılâpçı olan Atatürk Sömürgecilik ve emperyalizme karşı çıkmış ve dünya ulusları arasındaki karşılıklı anlayışın ve sürekli barışın öncülüğünü yapmış, bütün hayatı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen bir uyum ve işbirliği içinde insan haklarına saygılı bir lider olmuştur. Gerçekten Atatürk, en yakın silah arkadaşı İsmet İnönü nün belirttiği gibi, İnsanlık idealinin âşık ve mümtaz siması olmuş ve bütün dünyaya verdiği barış mesajları ile bunu her zaman kanıtlamıştır.</p>
<p>Atatürk’ün insanlık idealinde, özgürlük, bağımsızlık ve insan haklarına saygı ön planda gelir. Onun özgürlük ve bağımsızlık tutkusu, bencil değil ulusaldır. Hatta daha ileri giderek diyebiliriz ki evrenseldir, bütün insanlık dünyasına yöneliktir. O, “Özgürlük olmayan ülkede ölüm, yıkılış vardır. Her ilerlemenin, kurtuluşun anası özgürlüktür”,demektedir. Onun insanlık idealini taçlandıran barış tutkusu gerçekten dikkate değer bir enginliktedir. Bu büyük Türk her şeyden önce meslekten yetişmiş bir asker, dolayısıyla savaşı iyi bilen bir devlet adamıdır. Ancak hiçbir zaman savaşı sevmemiş ve mecbur kalmadıkça ona başvurmamıştır.</p>
<p>Atatürk bütün insanların eşit hak ve fırsatlara sahip olmasını istemektedir. O, İnsanların, mensup olduğu milletin saadetini düşündüğü kadar diğer milletlerinde huzur ve refahının düşünülmesi gerektiğini her fırsatta ifade etmiştir. Kaldı ki dünya milletlerinin saadetine çalışmak diğer bir yoldan kendi huzuruna çalışmaktır. Bu düşünceden hareketle Atatürk; insanlığın tümünü bir beden ve bir ulusu da bunun bir organı sayar.” Bedenin parmağının ucundaki acıdan öteki bütün organların etkileneceğini belirtir. O, ”İnsan bağlı bulunduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün ulusların dirlik ve gönencini de düşünmeli, kendi ulusunun mutluluğuna ne denli değer veriyorsa, bütün dünya uluslarının mutluluğuna da o denli değer vermelidir; Çünkü dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak, başka yoldan kendi dirlik ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir.” demiştir.</p>
<p>Atatürk ‘ün insanlık ideali geleceğe yönelik ve umut doludur. 1923 yılında söylediği şu sözler bunu açıkça ortaya koymaktadır. “ Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak, daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelmiş olarak vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen engelleri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünde yok olacak yerlerini milletlerarasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı olacaktır.”</p>
<p>Atatürk insanlık idealini sonuna kadar savunan ve bu ideali korumaya çalışan bir lider olarak her zaman dünyaya barış mesajları vermiştir. O;” Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız ifadesi ile bunu kanıtlamıştır. Onun insanlık ideali asil ruhundaki insanlık sevgisinden kaynaklanır. Hiçbir faninin erişemeyeceği kadar üstün ve yüce bir insan sevgisine sahip olan Atatürk, bu sevgisini tüm dünyaya yayma çabasını sonuna kadar sürdürmüştür.</p>
<p>Atatürk’ün gerçekleştirdiği üstün başarıları, kendisindeki insanlık duygusu ile birleşince evrensel bir nitelik kazanmıştır. Bu nitelikler batı ülkelerini etkilediği kadar özgürlüğe muhtaç Asya ve Avrupa ülkelerini de etkilemiş ve onlara yön vermiştir. Bugün özgürlük, bağımsızlık ve demokrasi arayışı içinde olan ve bu yolda mücadele veren bu ülkeler Atatürk’ün çizdiği ve uyguladığı politikaları takip etmekte buna yanaşmayanlar ise sömürge ve bağımlı yaşamaya devam etmektedirler.</p>
<p>Alman Devlet adamı Bismarck’a göre gerçek büyük adamı şu üç nitelik belirler; tasarımda soyluluk, uygulamada insanlık, başarıda ılımlılık. Atatürk’ün kişisel yapısına baktığımız zaman bu üç niteliği aynen görmekteyiz.</p>
<p>O, önce milletinin bağımsızlığını sağladı sonra milletini çağdaş uygarlık düzeyine eriştirerek tasarımda ne kadar usta olduğunu kanıtladı.<br />
Kurtuluş savaşında savaş esirlerine ve yerde sürünen Yunan bayrağına karşı takındığı tavır ve bu bayrağı yerden kaldırtması ile uygulamadaki insanlığını gösterdi.<br />
Kazandığı zaferlerden sonra başka milletlerin topraklarına ve bağımsızlıklarına göz koymamakla da ne kadar ılımlı olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>İnsanlar arasındaki ilişkiler ya çarpışma, zorlama veya uyumdur. Menfaat çarpışmalarının tabii sonucu mücadeledir, savaştır. Menfaatlerin uyuşması ise barıştır. Barış ve savaş birbirine taban tabana zıt iki ayrı kavramdır.<br />
Barış kısaca sosyal düzendir, güvenliktir, hukuk ve kazanılmış haklara saygıdır. Toplum hayatında dengenin sağlanmasıdır.</p>
<p>Mücadele, en vahim olanı savaş ise anarşidir, karışıklıktır, kararsızlık ve dengesizliktir.<br />
Teknik anlamda savaş, bir devletin kendi idaresini zorla kabul ettirmek amacı ile başka bir devlete karşı zor kullanarak yaptığı silahlı mücadeledir. Savaş her zaman ve her devirde tehlikeli olmuş insanların ölümüne, sefaletin artmasına ızdırapların çoğalmasına sebep olmuştur.</p>
<p>Atatürk hayatının büyük bölümünü asker kişiliği ile savaş meydanlarında geçirmiş, ancak hiçbir zaman savaş taraftarı olmamıştır. “Savaş Zaruri Olmalıdır, Zaruri Olmayan Savaş Cinayettir” ifadesi ile bütün yaşamı boyunca barışa bağlı kalmıştır.<br />
Atatürk neden barış adamıdır? Atatürk bir kere Türkiye’nin ve dünyanın en büyük çağdaşlaşma lideridir. Çağdaşlaşma lideri olan bir kimsenin ülkesinde barışa, sükûna, huzura ihtiyaç vardır. Ancak barışın hem içeride hem de dışarıda sağlanması zorunludur.<br />
1931’de “ Yurtta Barış Cihanda Barış” ilkesini dile getiren Mustafa Kemal bunu her alanda uygulamıştır.</p>
<p>Yurtta barış cihanda barış ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve sükûnu güven içinde yaşamayı diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedef tutar.<br />
Yurtta barış toplum hayatındaki düzeni, vatandaşın devlete güvenini, devletin de ülkede kanun hâkimiyeti ve hukuk hükümranlığı yurtta barış ilkesinin en tabii sonucudur.<br />
Yurtta barış, devletin, vatandaşına karşı huzur ve güven içinde yaşama imkânına kavuşma için yükümlülükler de yükler.<br />
Cihanda barış ise milletlerarası barış ve güvenliğin korunmasını ve sağlanmasını amaç bilir.<br />
Yurtta barış cihanda barış, en geniş ve yaygın anlamı ile teknik bir deyim olan kolektif güvenliği, milletlerarası barışın korunmasını ve devamlılığını ifade eder.</p>
<p>Bu ilke yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin bir devlet politikası olarak kuruluşundan itibaren izlenmeye başlanmıştır. Ancak burada dikkatimizi çeken önemli nokta, milli mücadele yıllarında esas hedef ilk hedef, Misak-ı Milli sınırları ile belirlenen vatan topraklarını işgalden kurtarmak, milli bağımsızlığı sağlamak, Türk milletinin menfaatlerine uygun adil bir barış yapmak öncelikle izlenmesi gereken bir politik tutum olmuştur. Zaferden sonra ise Misak-ı Milli sınırları içindeki Türkiye Cumhuriyetinin tam bağımsızlığı cihanda barışın ilk şartı olmuştur.</p>
<p>Atatürk, milliyetçiliğe önem veren bir devlet adamı olarak, bütün başka milletleri hor gören, aşağılayan saldırgan bir tutumda asla olmamıştır. O, bu konuda;<br />
“Baylar dış politikamızda dost bir devletin hukukuna saldırı yoktur. Ancak hakkımızı, hayatımızı, memleketimizi, namusumuzu müdafaa ediyoruz, edeceğiz.<br />
Türkler bütün medeni milletlerin dostudur demiştir.</p>
<p>Atatürkçü düşünce sistemi, Türk Milleti’nin iç kavgalara sürüklenmeden, milli ve sosyal dayanışma içinde kalkınmasını amaçlar. Milli beraberlik, milli bütünlük, milli dayanışma, Atatürkçü düşünce sisteminde önemli bir yer tutar.<br />
Atatürk her toplumda olduğu gibi, Türk toplumunda da işbölümünün zorunlu şekilde mevcut olduğunu kabul ediyor, ancak çeşitli işlerde çalışan yurttaşlar arasında sınıf kavgasının bilerek körüklenmesine karşı çıkıyor ve bunun iç barışı tehdit ettiğini belirtiyordu.</p>
<p>Türk milletini oluşturan bireylerin doğum yerleri ayrı da olsa, vatanları birdir. Meslekleri, mezhepleri ayrı da olsa, mensup oldukları millet birdir.<br />
Atatürk’ün ısrarla belirttiği gibi ortak bir tarihin, ortak sevinçlerin, ortak kederlerin ve ortak bir kaderin aralarında sayısız bağlar ördüğü yurttaşlar, ırk, mezhep, sınıf kavgalarıyla bölünüp parçalanmamalıdır. Yurtta barış ancak böyle sağlanabilir.<br />
Atatürk’ün barışçılık anlayışında, teslimiyetçi, boyun eğmeye hazır, hayalci, pasifist bir tutum asla yoktur. Bir milletin barış içinde yaşaması için kendinin savunacak güce ve iradeye sahip olması gerektiğini ifade etmiştir. Pek çok savaş, felaketi geçirmiş olan Türkiye’nin barış ihtiyacının büyük olduğunu belirtirken, barışın ancak güçlü olmakla korunabileceğini söylemiştir.</p>
<p>Sömürgeciliğin yeryüzünden er geç silineceğini belirten, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesiyle geleceğe ışık tutan Atatürk, çağının ilerisinde bir liderdi. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) doğumunun 100. Yıldönümünde Atatürk’ü anma kararı alırken şöyle diyordu:</p>
<p>“Kemal Atatürk, dünya milletleri arasında devamlı barış ülküsünün ve karşılıklı anlayış ruhunun olağanüstü bir öncüsüdür. Bütün hayatı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, dil ve ırk ayrımı tanımayan bir ahenk ve işbirliği çağının açılması uğrunda çalışmıştır.”<br />
1938 yılında Milletler cemiyeti Atatürk hakkında;</p>
<p>“Barışın Dahi Hizmetçisi” deyimini kullanarak uluslararası barışa yaptığı hizmetleri anlatmıştır.<br />
Atatürk uluslararası barışın devamlı ve kalıcı olmasını istemiş ve şu sözleri söylemiştir.<br />
“Eğer devamlı barış isteniyorsa insanların, insan kütlelerinin durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı açık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidirler.”</p>
<p>Türk Milleti Atatürk’ten bu yana tarihinde en uzun barış dönemini yaşadı. Kalkınmasını barış içinde sürdürmeye çalıştı. 1923 ile 1937 yılları arasında tam 26 dostluk anlaşması imzaladı. Bunlarla karşılıklı ilişkiler dostluk üzerine kuruldu. Barış için atılan bu adımlar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çağdaşlaşmasında etkili olmuş ve Türkiye’ye huzur ortamını sağlamıştır.</p>
<p>Atatürk’e göre barış, toplumun bağımsızlık ve özgürlük ortamında yaşadığı durumlarda gerçekten vardır; özgürlük ve barıştan yoksun bir toplum için barış bir erdem olmaktan çıkar. Bu gibi durumlarda ulusun kendisini savunması, ülkesinin bütünlüğünü korumak uğruna savaşması bir insanlık görevidir ve barışseverliğe ters düşmez. Kısacası bağımsızlığı ve özgürlüğü korumak için savaşmak bir haktır.</p>
<p>O bu konuda “ Bizim için barış demek, gerçek ve özgür yaşayışımızı sağlayabilecek nedenleri elde ediş demektir. Bu nedenleri sağlayamadan barış yapmaya yanaşmak, barış oldu demek, kendi kendimizi aldatmak olur.” Demiştir. İç işlerimizde belirleyici faktör olan Misak-ı Millinin aynı zamanda dış ilişkilerimizin de belirleyici temel ilke olduğunu ifade ederek “Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu uğurda savaş gereklidir.” demiştir. Başka bir değişle Atatürk’ün barış anlayışı, tarihte birçok örneği görüldüğü gibi, düşçü bir barış anlayışı değil, gerçekçi bir barış anlayışıdır. Her zaman kardeşlik ilişkilerimizin pekiştirilmesini dış politikamızın temeli olduğunu vurgulayan Atatürk, kesinlikle başka ulusların toprağında ve egemenliğinde gözümüzün olmadığını ve barışında temel noktasının bu olması gerektiğini söylemiştir.</p>
<p>Atatürk’ün barış anlayışı, gerçekçi, akılcı, insancı ve uygarlıkçıdır. Hem ulusumuzun, hem de tüm insanlığın esenlik ve mutluluğu bu anlayışın odak noktasıdır. Dünya çapında, uluslar arası yazgı ortaklığının başka anlatımı olamaz. Öte yandan, ulusçuluk da bu bağlamda yepyeni bir anlam, özgün bir içerik kazanır, barışçı ve uygarlıkçı bir yörüngeye oturur. Tüm bencillikten uzak, başka uluslarında hakkını tanıyan bir anlayıştadır. Ulu önder, başka alanlarda olduğu gibi barış konusunda da yalnız kuramsal düşüncelerle yetinmemiş daha öncede belirtildiği gibi bunları uygulamaya koyarak düşünce eylem işbirliğini uygulamıştır.</p>
<p>Bağımsızlık savaşının kazanılmasıyla varlığını, şerefini, yaşama hakkını kazanan yüce Türk milleti, Cumhuriyetten bu yana milli tarihinin en uzun barış dönemini yaşamıştır. Kalkınmasını barış içinde sürdürmeğe çalışmıştır. Bunu da ulu önder Atatürk’ün başlattığı ve en iyi uygulattığı “Yurtta barış cihanda barış” ilkesi çerçevesinde gerçekleştirmiştir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/21/" title="21" rel="tag">21</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayirimi/" title="Ayırımı" rel="tag">Ayırımı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ile/" title="ile" rel="tag">ile</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/irk/" title="Irk" rel="tag">Irk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mucadele/" title="Mücadele" rel="tag">Mücadele</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/uluslararasi/" title="Uluslararası" rel="tag">Uluslararası</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/" title="Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/" title="Nevruz Bayramı ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Nevruz Bayramı ( 21 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[26]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4147</guid>
		<description><![CDATA[Orman; hayvanların barındı­ğı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantar­lar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidan­lardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.
Eskiden yeryüzünün büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orman; hayvanların barındı­ğı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantar­lar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidan­lardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.<br />
Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkır­lar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.<br />
İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yöre­nin iklimini etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğuk­ları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.<br />
Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.<br />
Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız. Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yara­larlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.<br />
Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.<br />
Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek, ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır.<br />
Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı Orman Haftası olarak duyurur. Haftanın bir günü Ağaç Bayramı olarak kutlanır. Uygun alanlar ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır.<br />
Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle 27 Mart. Dünya Orman Günü olarak her yıl kutlanmaktadır.<br />
Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım. Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/21/" title="21" rel="tag">21</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/26/" title="26" rel="tag">26</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/orman/" title="Orman" rel="tag">Orman</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Zaferi (Kahramanlık Günü ) ( 18 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/canakkale-zaferi-kahramanlik-gunu-18-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/canakkale-zaferi-kahramanlik-gunu-18-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:54:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[18]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Zaferi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4144</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.
Çanakkale Boğazı&#8217;nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul&#8217;a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.
1914 yılında I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada&#8217;dan Boğaz&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.<br />
Çanakkale Boğazı&#8217;nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul&#8217;a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.<br />
1914 yılında I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada&#8217;dan Boğaz&#8217;ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.<br />
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz&#8217;a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on&#8217;u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.<br />
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzil­li bir bombardımana girişti. Boğaz&#8217;a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.<br />
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlar­dı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz&#8217;a saldıracağını, yakında İstanbul&#8217;da olacağını Londra&#8217;ya bildir­di.<br />
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz&#8217;a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz&#8217;a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz&#8217;daki mayın sayısı on bir hat olarak 400&#8242;ü aşmıştı.<br />
18 Mart 1915<br />
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı&#8217;na girdi.<br />
Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.<br />
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.<br />
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz&#8217;ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos&#8217;a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atış­larıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:<br />
«insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»<br />
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren&#8217;e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.<br />
«Saat 13.45&#8242;de Suffren&#8217;in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla­mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»<br />
Türk tabyaları, Boğaz&#8217;ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralan­dı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı&#8217;nı denizden aşamadılar. Büyük kayıp­lar vererek : Çanakkale Boğazı&#8217;nın geçilemeyeceğini öğrendiler.<br />
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı&#8217;nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir&#8217;den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders&#8217;in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.<br />
Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal&#8217;in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen&#8217;de Conkbayır&#8217;da, savaştı. Cephanesi biten askerlere :<br />
— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;<br />
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır&#8217;a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı&#8217;nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal&#8217;in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.<br />
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı.<br />
Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar&#8217;dır. 19 &#8211; 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak&#8217;ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.<br />
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.<br />
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal&#8217;in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;mızın kaynağı oldu.<br />
Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/18/" title="18" rel="tag">18</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/canakkale/" title="Çanakkale" rel="tag">Çanakkale</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kahramanlik/" title="Kahramanlık" rel="tag">Kahramanlık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/zaferi/" title="Zaferi" rel="tag">Zaferi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/istiklal-marsinin-kabulu-ve-mehmet-akif-ersoyu-anma-gunu-12-mart/" title="İstiklâl Marşı&#8217;nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY&#8217;u Anma Günü ( 12 Mart ) (14 Mayıs 2010)">İstiklâl Marşı&#8217;nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY&#8217;u Anma Günü ( 12 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/canakkale-zaferi-kahramanlik-gunu-18-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehitler Günü ( 18 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:45:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[18]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Şehitler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4141</guid>
		<description><![CDATA[27/06/2002 tarihinde 4768 sayılı kanuna göre 18 Mart Şehitler günü olarak kabul edilmiştir.
18 Mart Şehitler Günü ve Bu Tarihe &#8221;Şehitler Günü&#8221; Adını Veren Çanakkale Zaferinin Yıldönümünde, Aziz Şehitlerimizi Şükranla Anıyor ve Onlardan Aldığımız Vatanseverlik, Milletseverlik Bayrağını Taşıma Azminde Olmakla Onlara Olan Borcumuzu Biraz Olsun Ödemeye Çalışıyoruz.

	Etiketler: 18, Belirli Gün ve Haftalar, Günü, Mart, Şehitler

	Benzer Yazılar
	
	Çanakkale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>27/06/2002 tarihinde 4768 sayılı kanuna göre 18 Mart Şehitler günü olarak kabul edilmiştir.</p>
<p>18 Mart Şehitler Günü ve Bu Tarihe &#8221;Şehitler Günü&#8221; Adını Veren Çanakkale Zaferinin Yıldönümünde, Aziz Şehitlerimizi Şükranla Anıyor ve Onlardan Aldığımız Vatanseverlik, Milletseverlik Bayrağını Taşıma Azminde Olmakla Onlara Olan Borcumuzu Biraz Olsun Ödemeye Çalışıyoruz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/18/" title="18" rel="tag">18</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sehitler/" title="Şehitler" rel="tag">Şehitler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/canakkale-zaferi-kahramanlik-gunu-18-mart/" title="Çanakkale Zaferi (Kahramanlık Günü ) ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Çanakkale Zaferi (Kahramanlık Günü ) ( 18 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/istiklal-marsinin-kabulu-ve-mehmet-akif-ersoyu-anma-gunu-12-mart/" title="İstiklâl Marşı&#8217;nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY&#8217;u Anma Günü ( 12 Mart ) (14 Mayıs 2010)">İstiklâl Marşı&#8217;nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY&#8217;u Anma Günü ( 12 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:38:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[18]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4138</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde her yıl 18–24 Mart tarihleri arası &#8220;YAŞLILARA SAYGI HAFTASI&#8221; olarak kutlanmaktadır.
Her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir. Yaşlılarımız dün ile bugün arasında köprü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir bu aynı zamanda bir minnet borcudur. Yaşlı bireylerin toplumla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her yıl 18–24 Mart tarihleri arası &#8220;YAŞLILARA SAYGI HAFTASI&#8221; olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>Her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir. Yaşlılarımız dün ile bugün arasında köprü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir bu aynı zamanda bir minnet borcudur. Yaşlı bireylerin toplumla bütünleşmesi, daha aktif olması ve yaşama bağlı kılınmaları gerekir.</p>
<p>Bir ömrün büyük kısmını topluma ve ülkeye hizmetle geçirmiş insanların, yaşlandıkları ve bakıma muhtaç oldukları dönemde ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yakışır bir şekilde bakım talep etme hakları vardır. Ailelerinden ve çocuklarından bu hizmeti çeşitli nedenlerle alamayanlara bu hizmet imkânlar ölçüsünde Devletimiz tarafından verilmektedir.</p>
<p>Devleti halka hizmet etme aracı olarak gören hükümetler, bir sınıf ve kesimin değil, bütün vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunu sağlayacak sosyal politikalar yürütmeyi, bu bağlamda yoksullar, bakıma muhtaç yaşlılar, çocuklar ve işsizler için özel programlar oluşturmayı, zor durumdaki vatandaşlarımıza, terkedilmiş ve kimsesizlik duygusu yaşatmamayı hedeflemelidir.</p>
<p>Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğümüz, insanımızın değer yargıları arasında var olan yaşlıya sevgi, dayanışma ve saygı yaklaşımını, değişen toplum yapısı içinde ve bilimin ışığında profesyonelce hizmet alanlarına taşıyarak yaşlı vatandaşlarımıza götürülecek hizmetlerin kalitesini ve çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaları sürdürmelidir. Devletimizin sağladığı imkânlar ve sunduğu hizmetlerin her geçen gün daha mükemmel hale getirilmesini sağlamak öncelikli hedefi olmalıdır.</p>
<p>Ancak devletimizin çalışmaları yaşlılarımızın sorunlarının çözümü ve toplumda hak ettikleri yeri almaları konusunda tek başına yeterli değildir. Toplumda bu bilincin yerleşmesi, bugüne kadar olduğu gibi gönüllü kuruluşlarımızın ve yurttaşlarımızın katkıları ile yaşlılarımıza daha iyi yaşama koşullarını sağlayabiliriz. Yaşlılarımıza ve onların sorunlarına sahip çıkmak insanlık ve yurttaşlık görevimizdir.</p>
<p>&#8220;Bizleri bugünlere ve geleceğe hazırlayan yaşlılarımız için hayatı kolaylaştırmak ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak devletimizin öncelikli görevleri arasındadır.&#8221;<br />
Unutmayın ki bir gün herkes yaşlanacaktır.<br />
Büyük Atatürk ne demiştir &#8220;Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmağa hakkı yoktur.&#8221;</p>
<p>Bu duygularla ekip olarak tüm büyüklerimizin Yaşlılar Haftasını kutluyor, minnet ve şükran duygularımızla yaşam sevinçlerinin hiç kaybolmadığı sağlıklı ve mutlu günler temenni ediyor, sevgi ve saygılar sunuyoruz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/18/" title="18" rel="tag">18</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/24/" title="24" rel="tag">24</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/saygi/" title="Saygı" rel="tag">Saygı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yaslilara/" title="Yaşlılara" rel="tag">Yaşlılara</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/" title="Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıl Dönümü ( 16 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ogretmen-okullarinin-kurulus-yil-donumu-16-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ogretmen-okullarinin-kurulus-yil-donumu-16-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:32:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[16]]></category>
		<category><![CDATA[Dönümü]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Okullarının]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4135</guid>
		<description><![CDATA[II. Mahmut döneminde, 1838 yılında, çocukların “rüşt” (erginlik) yaşına kadar okuyabilmeleri için Ortaokul düzeyinde Rüştiyeler açıldı. Çocuklar rüşt yaşına kadar bu okullarda öğrenim gördüler. 16 Mart 1848 tarihinde Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okulun kurulduğunu görüyoruz. Bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>II. Mahmut döneminde, 1838 yılında, çocukların “rüşt” (erginlik) yaşına kadar okuyabilmeleri için Ortaokul düzeyinde Rüştiyeler açıldı. Çocuklar rüşt yaşına kadar bu okullarda öğrenim gördüler. 16 Mart 1848 tarihinde Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okulun kurulduğunu görüyoruz. Bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir ve bu tarihe göre 16 Mart 2002 gününü öğretmen okullarının 154. kuruluş yıldönümü olarak kutluyoruz.</p>
<p>1973 yılında yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu öğretmenlerin yüksek öğrenim görmeleri zorunluluğunu getirdiğinden, ilkokullara Sınıf Öğretmeni yetiştirilmesi için 1974-1975 öğretim yılından itibaren İlköğretmen Okullarının bir kısmında iki yıllık Eğitim Enstitüleri açıldı. 1982 yılında yürürlüğe giren 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yıllık Eğitim Enstitüleri Eğitim Yüksek Okuluna dönüştürülerek Eğitim Fakültelerine bağlandı. Eğitim Fakülteleri olmayan yerlerde de Rektörlüklere bağlandı. Eğitim Yüksek Okullarının süresi 1989-1990 öğretim yılından itibaren dört yıla çıkarıldı. Eğitim Yüksek Okullarının bazıları Eğitim Fakülteleriyle birleşti ve bu kurumlar &#8220;Sınıf Öğretmenliği Bölümüne&#8221; dönüştü. Rektörlüğe bağlı olan Eğitim Yüksek Okulları da Eğitim Fakültelerine dönüştürüldü. Günümüzde öğretmen yetiştirmede karşılaşılan yetersizlikler ve yaşanan sorunlar, geçmişteki başarılı modelleri anımsamaya, zaman zaman o modellere özlem duyulmasına neden olmalı ki; öğretmen okullarının kuruluş yıl dönümleri düzenli olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>Biz de öğretmenlik ruhunun kazandırıldığı, öğretmen yetiştirmede niteliğin önemsendiği 155.yıl önce başlatılan ve uzun yıllar sürdürülen uygulamaların her zaman anımsanmasını diliyor, öğretmenlerimizi sevgi ile saygı ile selâmlıyoruz. </p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/16/" title="16" rel="tag">16</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/donumu/" title="Dönümü" rel="tag">Dönümü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kurulus/" title="Kuruluş" rel="tag">Kuruluş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ogretmen/" title="Öğretmen" rel="tag">Öğretmen</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okullarinin/" title="Okullarının" rel="tag">Okullarının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yil/" title="yıl" rel="tag">yıl</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-sarkisi-3d-2009/" title="Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009) (12 Kasım 2009)">Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-yilbasi/" title="Yeni Yıl (Yılbaşı) (14 Mayıs 2010)">Yeni Yıl (Yılbaşı)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ogretmen-okullarinin-kurulus-yil-donumu-16-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketiciyi Koruma Haftası ( 15 &#8211; 21 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[15]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketiciyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4132</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Gününün içinde bulunduğu hafta Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanmaktadır.
15 Mart’ın Dünya Tüketici Hakları Günü olmasının nedenlerinden biri, 15 Mart 1962 yılında o dönemin ABD Başkanı John F Kennedy’nin Temsilciler Meclisinde ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavram kullanmasından kaynaklanmaktadır. İlk olarak Amerika, Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıkan Tüketici [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/tuketic_koruma_haftasi.jpg" rel="lightbox[4132]"><img src="http://www.yuvarehberim.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/tuketic_koruma_haftasi.jpg" alt="" title="tuketic_koruma_haftasi" width="448" height="298" class="alignnone size-full wp-image-4133" /></a>Her yıl 15 Mart Dünya Tüketiciler Gününün içinde bulunduğu hafta Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>15 Mart’ın Dünya Tüketici Hakları Günü olmasının nedenlerinden biri, 15 Mart 1962 yılında o dönemin ABD Başkanı John F Kennedy’nin Temsilciler Meclisinde ilk kez Tüketici Hakları diye bir kavram kullanmasından kaynaklanmaktadır. İlk olarak Amerika, Avrupa ve İskandinav ülkelerinde ortaya çıkan Tüketici Koruma faaliyetleri Japonya’ya ve oradan da tüm dünya ülkelerine yayılmaya başlamıştır. Daha sonra Birleşmiş Milletler, 1985 yılında aldığı bir kararla TÜKETİCİ HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİNİ ilan ederken bu konuşmanın yapıldığı 15 Mart tarihini DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ olarak kabul etmiş, ve Uluslararası tüketici örgütleri de bunu her yıl DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ olarak kutlamaya başlamıştır. TÜKETİCİ HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ; Temel gereksinmelerin karşılanması hakkı, Sağlık ve güvenliğin korunması hakkı, Ekonomik çıkarların korunması hakkı(Seçme hakkı), Bilgilendirme hakkı, Eğitilme hakkı, Tazmin edilme hakkı, Temsil edilme hakkı, Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olmak üzere tüketicinin 8 temel hakkını içermektedir.</p>
<p>Ülkemizde ise Tüketiciyi Koruma faaliyetleri özellikle 08.03.1995 tarih ve 22221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un, 08.09.1995 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra yurt genelinde önemli bir hareket kazanmıştır. Bu Kanun ile tüketicilerin hakları, yasal düzenleme çerçevesinde, çağdaş anlamda yeni boyutlara ulaşmıştır. Tüketici yasasının uygulanması sonucunda, yasanın eksik ve aksayan yönlerinin günün koşullarına uygun hale getirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda “4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” hazırlanarak 14.06.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tüketici yasası ile tüketiciler Kapıdan Satışlar, Taksitli Satışlar, Kampanyalı Satışlar, Garanti Belgesi, Türkçe Tanıtma Kullanma Kılavuzu, Satış Sonrası Hizmetler, Ayıplı Mal ve Hizmetler, Devre Tatil, Paket Tur, Sözleşmelerdeki Haksız Şartlar, Tüketici Kredisi, Kredi Kartları, Süreli Yayınlar, Mesafeli Sözleşmeler, Abonelik Sözleşmeleri, Yanıltıcı ve Aldatıcı Reklamlar … vb. gibi pek çok konuda yasalar ile satıcı ve sağlayıcılar karşısında haklarını arama ve elde etme imkanına kavuşmuşlardır. Gerek devletin çıkardığı bir takım yasal düzenlemelerle gerekse tüketicilerin biraraya gelerek örgütlendiği sivil toplum kuruluşları aracılığı ile ülkemizde sağlanmaya çalışılan tüketiciyi koruma ve haklarını gözetme faaliyetleri alanında en büyük görev yasanın uygulayıcısı konumunda olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve İllerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine düşmektedir.</p>
<p>4077 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.09.1995 tarihinden itibaren her yıl Dünya Tüketiciler Gününün içinde bulunduğu hafta Tüketiciyi Koruma Haftası olarak kutlanmakta, bu hafta içerisinde Tüketici hakları ile ilgili paneller, seminerler radyo ve televizyon programları düzenlenmekte ve Tüketici haklarına saygı duyan ve koruyan kurum, kuruluş ve kişilere ödüller verilmektedir. Böylece tüketicinin her türlü menfaatini ön planda tutmayı ilke edinmiş olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve İl teşkilatları tüketiciyi yasa ile sahip olduğu tüm hakları konusunda bilgilendirme, eğitme, tanıtma ve koruma alanındaki öncülük görevini bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de yerine getirmeye devam edecektir.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/15/" title="15" rel="tag">15</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/21/" title="21" rel="tag">21</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/koruma/" title="Koruma" rel="tag">Koruma</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tuketiciyi/" title="Tüketiciyi" rel="tag">Tüketiciyi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/orman-haftasi-21-26-mart/" title="Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Orman Haftası ( 21 &#8211; 26 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/tuketiciyi-koruma-haftasi-15-21-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tıp Bayramı ( 14 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4128</guid>
		<description><![CDATA[İlk Tıp Bayramı 1919 yılının 14 Mart günü  yapılmıştır.
Ülkemizde batılı anlamda ilk tıp okulu olan Tıbhane-i Amire ve  Cerrahhane-i Amire; 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı  Konağı’nda açılmıştır. Bu tarih; I. Dünya Savaşı yıllarında özel bir  anlam kazan. 1919 yılının 14 Mart günü ilk kez Tıp Bayramı yapılır.  İşgal altındaki İstanbul’da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk Tıp Bayramı 1919 yılının 14 Mart günü  yapılmıştır.<br />
Ülkemizde batılı anlamda ilk tıp okulu olan Tıbhane-i Amire ve  Cerrahhane-i Amire; 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı  Konağı’nda açılmıştır. Bu tarih; I. Dünya Savaşı yıllarında özel bir  anlam kazan. 1919 yılının 14 Mart günü ilk kez Tıp Bayramı yapılır.  İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeliler tepkilerini bu şekilde dile  getirmeye karar vermişlerdir. Öğrencilerin düzenlediği törene Dr. Fevzi  Paşa, Dr. Besim Ömer Paşa, Dr. Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü  hocaları da katıldır.<br />
1929 ile 1937 yılları arasında Bursa’da Yıldırım Bayezit  Darülşifası’nda, ilk Türkçe tıp eğitiminin başladığı tarih olan 12 Mayıs  günlerinde kutlanan Tıp Bayramı; 1937’den sonra tekrar 14 Mart  günlerinde gerçekleştirilmiştir. 1976’dan bu yana tabip odaları 14  Mart’ı içine alan haftayı “Sağlık Haftası” olarak değerlendir. Sağlık  alanındaki güncel sorunlar ve hekimlerin talepleri “Sağlık Haftası”  içinde toplumun gündemine getirilir.<br />
82 yıl önce Tıbbiyelilerin başlattığı gelenek sürdürüyor. Hekimler; 14  Mart Sağlık Haftası’nda ülkenin sağlık sorunlarını toplumun gündemine  taşıyorlar.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/14/" title="14" rel="tag">14</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bayrami/" title="bayramı" rel="tag">bayramı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tip/" title="tıp" rel="tag">tıp</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/nevruz-bayrami-21-mart/" title="Nevruz Bayramı ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Nevruz Bayramı ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bilim-ve-teknoloji-haftasi-8-14-mart/" title="Bilim ve Teknoloji Haftası ( 8 &#8211; 14 Mart ) (19 Mayıs 2010)">Bilim ve Teknoloji Haftası ( 8 &#8211; 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstiklâl Marşı&#8217;nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY&#8217;u Anma Günü ( 12 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/istiklal-marsinin-kabulu-ve-mehmet-akif-ersoyu-anma-gunu-12-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/istiklal-marsinin-kabulu-ve-mehmet-akif-ersoyu-anma-gunu-12-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:13:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Anma]]></category>
		<category><![CDATA[ERSOY]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklâl]]></category>
		<category><![CDATA[Kabulü]]></category>
		<category><![CDATA[Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4121</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de ilk defa bir milli marş yazılması  teşebbüsü, 1920’de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı.  Maarif Vekili Dr. Rıza Nur’u ziyaret eden İsmet İnönü, Milli heyecanı  koruyacak, milli azim ve imanı besleyecek, zinde tutacak bir marşın  yazılmasını, ordu adına teklif etti. Yarışma Maarif Vekaletinin  genelgesiyle okullara duyuruldu ve basın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ilk defa bir milli marş yazılması  teşebbüsü, 1920’de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı.  Maarif Vekili Dr. Rıza Nur’u ziyaret eden İsmet İnönü, Milli heyecanı  koruyacak, milli azim ve imanı besleyecek, zinde tutacak bir marşın  yazılmasını, ordu adına teklif etti. Yarışma Maarif Vekaletinin  genelgesiyle okullara duyuruldu ve basın yoluyla da “Türk şairlerinin  nazarı dikkatine” sunuldu.</p>
<p>Yarışmaya 724 parça şiir katıldı. Fakat hiçbirisi milli marş  olmaya layık görülmedi. Böyle bir marşın ancak Mehmet Akif tarafından  yazılabileceği ve para meselesinden dolayı yarışmaya katılmadığı da  ağızlarda dolaşıyordu. Hasan Basri Bey, para meselesinin kaldırıldığını  söyleyerek, Akif’in yarışmaya katılmasını sağladı. Mehmet Akif’in  şiiriyle birlikte üç parça, orduya gönderilerek, asker üzerinde tesiri  en fazla olan eserin tespit edilmesi istendi.Cevap olarak Mehmet Akif’in  şiirinin beğenildiği bildirildi.</p>
<p>Maarif Vekaleti tarafından gönderilen İstiklal Marşı teklifi  gündeme alındı. Başkanvekili Hasan Fehmi Efe’nin başkanlığındaki  toplantıda ele alınan marşın tab ve tevziine karar verildi.</p>
<p>Marş, Hamdullah Suphi tarafından Meclis’te okundu. Büyük bir  coşkuyla dinlenen marş, sık sık alkışlarla kesildi. Marşın kabul  edilmesi, 12 Mart 1921 tarihindeki toplantının öğleden sonraki  oturumunda ele alındı.</p>
<p>Akif’in marşının oya sunulması kararlaştırıldı ve “Oy birliği  ile kabul edildi.” Marş teklif üzerine en son ayakta dinlendi. Kahraman  orduya ithaf edilen marş, İstiklal marşı olarak kabul edildi. Akif  “Onu  milletime ve kahraman ordumuza hediye ettim. Zaten o milletin eseridir,  milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım” dedi ve bu marşı  Safahat’a almadı.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/12/" title="12" rel="tag">12</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/akif/" title="Akif" rel="tag">Akif</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/anma/" title="Anma" rel="tag">Anma</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ersoy/" title="ERSOY" rel="tag">ERSOY</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/istiklal/" title="İstiklâl" rel="tag">İstiklâl</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kabulu/" title="Kabulü" rel="tag">Kabulü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/marsi/" title="Marşı" rel="tag">Marşı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mehmet/" title="mehmet" rel="tag">mehmet</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ve/" title="ve" rel="tag">ve</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/istiklal-marsinin-kabulu-ve-mehmet-akif-ersoyu-anma-gunu-12-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deprem Haftası ( 1 &#8211; 7 Mart )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/deprem-haftasi-1-7-mart/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/deprem-haftasi-1-7-mart/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 14:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[7]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Mart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4118</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde  depremlerin  ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da milyonlarca insanın ve  barınakların  yok olduğu bilinmektedir.
Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin  üzerinde  bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi,  gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde  depremlerin  ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da milyonlarca insanın ve  barınakların  yok olduğu bilinmektedir.<br />
Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin  üzerinde  bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi,  gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına  uğrayacağımız  bir gerçektir.<br />
Deprem Bölgeleri Haritası&#8217;na göre, yurdumuzun %92&#8217;sinin deprem bölgeleri   içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95&#8242;inin deprem tehlikesi altında  yaşadığı ve  ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98&#8242;i ve barajlarımızın %93&#8242;ünün  deprem  bölgesinde bulunduğu bilinmektedir.<br />
Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını  kaybetmiş,  122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya  ağır hasar  görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama  1.003  vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/1/" title="1" rel="tag">1</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/7/" title="7" rel="tag">7</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/deprem/" title="deprem" rel="tag">deprem</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/mart/" title="Mart" rel="tag">Mart</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kanserle-savas-haftasi-1-7-nisan/" title="Kanserle Savaş Haftası ( 1- 7 Nisan ) (19 Mayıs 2010)">Kanserle Savaş Haftası ( 1- 7 Nisan )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turk-dunyasi-ve-topluluklari-haftasi-21-mart-nevruz-gununu-icine-alan-hafta/" title="Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta ) (14 Mayıs 2010)">Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası ( 21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/deprem-haftasi-1-7-mart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:52:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[28]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil]]></category>
		<category><![CDATA[Şubat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4114</guid>
		<description><![CDATA[SİVİL SAVUNMA&#8217; NIN TANIMI VE ÖNEMİ
Düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı, halkın can ve mal kaybının asgari hadde indirilmesi; hayati öneme haiz her türlü kamu, özel teşebbüslerin korunması, faaliyetlerinin idamesi için acil onarım ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami şekilde desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatın muhafazası için her türlü silahsız, koruyucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SİVİL SAVUNMA&#8217; NIN TANIMI VE ÖNEMİ<br />
Düşman taarruzlarına, tabii afetlere ve büyük yangınlara karşı, halkın can ve mal kaybının asgari hadde indirilmesi; hayati öneme haiz her türlü kamu, özel teşebbüslerin korunması, faaliyetlerinin idamesi için acil onarım ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami şekilde desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatın muhafazası için her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı tedbirlerin alınması ve faaliyetlerin yapılmasını sağlamaktır.<br />
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında cephede olduğu kadar cephe gerisindeki sivil halkın zayiatının fazla olduğu gözlemlenmiştir. Gelişen teknoloji ve dünyanın jeolojik yapısına bakılarak savaşlar ve doğal afetler karşısında halkın can ve mal emniyetinin sağlanması konusunda tedbir almaya gidilmiş ve bu kavrama Sivil Savunma adı verilmiştir.</p>
<p>MÜKELLEFİYET<br />
17 yaşını doldurduğu yılın ocak ayının birinci günü ile 60 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü arasında doğmuş bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşı erkekler ve 20 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü ile 50 yaşını doldurduğu yılın Ocak ayının birinci günü arasında doğan bütün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşı kadınlar Yasa gereği Sivil Savunma Mükellefiyetindedir.</p>
<p>MÜKELLEFİYETTEN MUAF TUTULANLAR<br />
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nda veya Emniyet Kuvvetlerinde hizmet etmekte olanlar.<br />
- Bakanlar Kurulunun tasvibi ile esas görevlerinde zaruret görülen servis personeli.<br />
- Sıhhi sebeplerden dolayı çalışamayacağı Sağlık Kurulunca tasdik edilen şahıslar.<br />
- Bakıma muhtaç hastası, güçsüzü veya 14 ve daha aşağı yaşta çocuğu olan ve bu hususta belge ibraz eden kadınlar.<br />
- Yasa dokunulmazlığı olan kişiler.</p>
<p>SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNDE GÖREVLENDİRME<br />
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nca serbest bırakılan personelin listesi her yıl Ocak ayı başında Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı&#8217;na gönderilmektedir. Sivil Savunma Bölge Müdürlükleri listede &#8216;ki personelin Bölge Müdürlük hudutlarına göre tanzimini yaptıktan sonra çağrı pusulalarını göndermek suretiyle personelin kayıtlarının yapılması ve kayıtların tamamlanmasını müteakip Sivil Savunma Halk Örgütü kadrolarında görevlendirilmeleri sağlanmaktadır.</p>
<p>SİVİL SAVUNMA MÜKELLEFİYETİNİN SONA ERMESİ (EMEKLİLİK)<br />
Sivil Savunma Mükellefiyetindeki personel 60 yaşını doldurduğu Ocak ayının birinci günü Sivil savunma Mükellefiyet süresini tamamlamış olur. Personele Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığında yapmış olduğu hizmetlerinden dolayı, görevli bulunduğu Sivil Savunma Bölge Müdürlüğü tarafından Hizmet Belgesi Ödül Töreni düzenlenerek Hizmet Belgesi takdim edilmek suretiyle Sivil Savunmadaki görevini tamamlamış olur.</p>
<p>Sivil Savunma Mükellefiyeti<br />
1. 17 &#8211; 60 yaş arası erkekler<br />
2. 20 &#8211; 50 yaş arası kadınlar<br />
3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları,<br />
4. Yasa gereği Sivil Savunma hizmetinde görev yapmak zorundadır.<br />
5. Esas hizmetteki personel kural ve tüzüklere göre eğitilirler.</p>
<p>Sivil Hizmet Mükellefiyetinden Muaf Tutulacaklar<br />
1. Güvenlik Kuvvetleri ve Emniyet Mensupları<br />
2. Sağlık Kurulu Raporu Olanlar<br />
3. Hastası ve 14 Yaş Altı Çocuğu Olanlar<br />
4. Servis Personeli<br />
5. Yasalarca Muaf Olanlar</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/28/" title="28" rel="tag">28</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/savunma/" title="Savunma" rel="tag">Savunma</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sivil/" title="Sivil" rel="tag">Sivil</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/subat/" title="Şubat" rel="tag">Şubat</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sevgililer-gunu-14-subat/" title="Sevgililer Günü ( 14 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Sevgililer Günü ( 14 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/" title="Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[19]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4111</guid>
		<description><![CDATA[19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı  kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları  anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir. Bu  çalışmalardan örnekler sunulur.
Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve  yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer  hizmetlere göre daha pahalı olduğundan bakanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı  kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları  anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir. Bu  çalışmalardan örnekler sunulur.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve  yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer  hizmetlere göre daha pahalı olduğundan bakanlık bütçesi bu konuda  yetersiz kalmaktadır. Halkın ve öteki kuruluşların yardımlarını sağlamak  amacı ile 19 Şubat 1981 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı  kurulmuştur.<br />
Vakfın kurucuları gerçek kişilerle, Öğretmenler Bankası, İş Bankası,  T.C.Ziraat Bankasıdır. Vakıf, kuruluşunu izleyen kısa sürede, il ve ilçe  düzeyinde şubeler açmıştır. Eğitime katkıda bulunacak sosyal ve fiziki  yapının geliştirilmesine yardımcı olur.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı’nın amaçları şunlardır:<br />
1.        Milli eğitimi geliştirici çalışmalar yapmak.<br />
2.        Okulların araç, gereç, kitap gibi ihtiyaçlarının  karşılanmasına katkıda bulunmak.<br />
3.        Her çeşit eğitim kurumunun açılmasına, yapılanmasına,  onarımına yardımcı olmak.<br />
4.        Öğretmenlerin eğitim ve öğretim alanındaki etkinliklerini  arttırıcı çalışmalarını ödüllendirmek.<br />
5.        Eğitimin geliştirilmesi amacı ile öğrenci ve öğretmenler  arasında yarışmalar düzenlemektir.<br />
Vakıf, amacına ulaşabilmek için gerekli olan geliri aşağıda sayılan  kaynaklardan sağlar.<br />
·         Yurttaşların arsa, bina, bağ, bahçe gibi taşınmaz bağışları,<br />
·         Kamu ve özel kuruluşlar ile kişilerin yaptığı yardımlar,<br />
·         Basılı eğitim araçları ve ders kitaplarından elde edilen  gelirler.<br />
·         Eğitim kuruluşları ve okullarımızda yapılan bağışlar.<br />
Milli Eğitim Vakfı kuruluşundan bu yana halkımız ve çeşitli kamu ve özel  kuruluşlarından büyük ilgi ve yardım görmüştür. Vakıf, sağladığı  gelirleri Milli Eğitimin amaçları doğrultusunda düzenli olarak  değerlendirmektedir. </span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/19/" title="19" rel="tag">19</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kurulus/" title="Kuruluş" rel="tag">Kuruluş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/milli/" title="Milli" rel="tag">Milli</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/subat/" title="Şubat" rel="tag">Şubat</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/vakfi/" title="vakfı" rel="tag">vakfı</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/" title="Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sevgililer-gunu-14-subat/" title="Sevgililer Günü ( 14 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Sevgililer Günü ( 14 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kabatas-anaokulunda-okul-tanitim-gunleri-baslamistir/" title="Kabataş Anaokulunda Okul Tanıtım Günleri Başlamıştır. (15 Eylül 2009)">Kabataş Anaokulunda Okul Tanıtım Günleri Başlamıştır.</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/bilmeceler-2/" title="Bilmeceler&#8230; (24 Eylül 2009)">Bilmeceler&#8230;</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99deki-universiteler-cocuk-haklarini-savunuyor-3/" title="“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor (31 Mart 2010)">“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgililer Günü ( 14 Şubat )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/sevgililer-gunu-14-subat/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/sevgililer-gunu-14-subat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgililer]]></category>
		<category><![CDATA[Şubat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4107</guid>
		<description><![CDATA[Sevgiler Günü&#8217;nün başlangıç tarihi eski Roma  zamanına uzanıyor. Eski Roma&#8217;da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için  önemli bir gündü. Nedeni ise bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının  kraliçesi sayilan Juno&#8217;ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno  ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da  biliniyordu. Bu günü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Sevgiler Günü&#8217;nün başlangıç tarihi eski Roma  zamanına uzanıyor. Eski Roma&#8217;da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için  önemli bir gündü. Nedeni ise bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının  kraliçesi sayilan Juno&#8217;ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno  ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da  biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı  başlıyordu.</p>
<p>Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşımaktaydı. Bunun nedeni  ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu  olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler sadece bu bayram  süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı.</p>
<p>Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir  gelenek olan ve Lupercalia Bayramı&#8217;nın arife günü yapılan bir çekiliş  ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt  parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı  erkkeler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi  yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu  birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına  taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.</p>
<p>O zamanın İmparatoru 2. Claudius, Roma&#8217;yı kendi katı kuralları ile  zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda  savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı  erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu  yüzden Roma&#8217;daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de  Claudius&#8217;un hükümdarlığı zamanında Roma&#8217;da yaşayan bir papazdı. Kendisi  gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius&#8217;un yasağına rağmen  gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir  süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği  için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek  öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hristiyan şehitliğine  gömüldü.</p>
<p>Aynı zamanlarda Roma&#8217;daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan  Lupercalia Bayramı&#8217;nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı.  Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak  kendileri için uygulamaya başladılar. Hristiyan Kilisesi&#8217;nin ilk  kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de  evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız  oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle  birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı&#8217;nın başladığı  günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her  yılın 14 Şubat&#8217;I Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve  yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam  edecek gibi.</p>
<p>Saint Valentine ve Sevgililer Günü</p>
<p>Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının ondördünde  kutlanan Sevgililer Günü&#8217;nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze  kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikayeler var. Kesin olmamakla birlikte  bazı kaynaklara göre bu özel günün kutlanma sebebi Hristiyanlığı seçtiği  ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. 14  Şubat 270 yılında ölen Valentine&#8217;nin ölüm günü o günden sonra Sevgililer  Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Efsanenin başka bir yönü ise Aziz  Valentine&#8217;nin İmparator Claudius hükümdarlığı ile aynı dönemde bir  tapınakta papaz olarak hizmet vermesi ile ilgili. Claudius Valentine&#8217;i  emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü.  Bu olaydan 226 yıl sonra 496&#8242;da Papa Gelasius Aziz Valentine&#8217;i  onurlandırmak için Şubat 14&#8242;ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.</p>
<p>Yıllar 14 Şubat aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı, şiirler  okuduğu, beraber vakit geçirdiği bir gün olarak günümüze kadar geldi.  Bununla pararel olarak Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi  haline gelip böyle anılmaya başlandı. Sevgililer Günü, 1800 yıllardan  sonra Amerika&#8217;da Esther Howland&#8217;ın ilk Sevgililer Günü kartını  yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı  toplumsal bir olay haline geldi.</p>
<p>Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse  herkes her yıl 14 Şubat&#8217;ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile  bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu  hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor.  Sevginizi anlatmanın bir çok yolu var fakat bir çiçekle de  anlatabilirsiniz duygularınızı. Kısacası bu özel günde yanınızda  gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının  olduğunu bilmek herhalde hepsinden çok ama çok daha önemli olmakta.</p>
<p>Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun&#8230;</p>
<p>Aşkınızı Dünyaya Duyurun!</span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/14/" title="14" rel="tag">14</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/sevgililer/" title="Sevgililer" rel="tag">Sevgililer</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/subat/" title="Şubat" rel="tag">Şubat</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/" title="Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-19-subat/" title="Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ( 19 Şubat )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/" title="Tıp Bayramı ( 14 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tıp Bayramı ( 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sehitler-gunu-18-mart/" title="Şehitler Günü ( 18 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Şehitler Günü ( 18 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/sevgililer-gunu-14-subat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:26:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[Cüzzam]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4065</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl Ocak ayının son Pazarı “Dünya Cüzzam Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu günü ve izleyen hafta boyunca Lepralı kişilerin sorunları tartışılarak çözümler üretilecektir.
Cüzam tanısı kolay, tedavisi kesin, erken tanı konduğunda önlenebilir, çağdışı bir hastalıktır.
Dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar, sürekli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Ocak ayının son Pazarı “Dünya Cüzzam Günü” olarak ilan edilmiştir. Bu günü ve izleyen hafta boyunca Lepralı kişilerin sorunları tartışılarak çözümler üretilecektir.</p>
<p>Cüzam tanısı kolay, tedavisi kesin, erken tanı konduğunda önlenebilir, çağdışı bir hastalıktır.</p>
<p>Dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar, sürekli göçler gibi nedenlerle kökü kazınamamaktadır.</p>
<p>Bu haftanın amacı, toplumun cüzam ve cüzamlıya karşı oluşan yanlış inançlardan, bilgisizlikten kaynaklanan korkularını önleyerek cüzam hastalığının erken teşhis edilmesinin sağlanması, dünya standartlarına uygun bir şekilde tedavisi ve izlenmesiyle hastaları topluma kazandırmaktır.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 500.000 yeni Lepra vakası tedaviye alınmaktadır. Lepraya bağlı olarak çeşitli sekel ve sakatlıklar bırakabilen komplikasyonlar gelişmektedir. Ancak etkin tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde, günümüzde Lepraya bağlı ağır sekeller önlenebilmektedir.</p>
<p>Ülkemizde kayıtlı Lepralı hasta sayısı kümülatif olarak yaklaşık 2200 civarındadır. Son yıllarda yapılan taramalarda yeni tespit edilen hasta sayısında azalma görülmektedir., (ortalama 1-5 vaka). Lepralı hastaların ilk tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ illerinde bulunan Lepra Hastanelerinde yapılır. Takipleri ise yaşadıkları ildeki sağlık ocaklarınca yürütülmektedir. Hastaların tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanmaktadır.</p>
<p>Lepralı Hastalar bizim toplumumuzun insanlarıdır. Onlarla ilişkiyi kesmek onları toplum dışına itmek yerine, ihtiyaçları olan anlayışı, yakınlığı, destek ve sevgiyi göstermek önde gelen vatandaşlık görevidir.</p>
<p>Lepra Temel Sağlık Hizmetleri olarak özetlediğimiz koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin hedefe ulaşması ile yakın zamanda dünyada ortadan kaldırılıcağına inandığımız bir hastalıktır.</p>
<p>CÜZZAM (LEPRA) NEDİR?</p>
<p>Bu sözcükleri birçok kez duyduğunuza eminiz. Ama acaba bildiklerimiz doğru mu?</p>
<p>Gelin sizlerin aklına gelmesi olası soruları yanıtlayarak onu anlatalım:</p>
<p>Başka adı var mı?</p>
<p>Var. Biz sağlıkçılar ona genellikle ”LEPRA” diyoruz</p>
<p>Ama ilk kez tanımlayan kişinin adıyla “HANSEN HASTALIĞI” olarak da biliniyor.</p>
<p>Bu hastalık mikrobik bir hastalık mıdır?</p>
<p>Evet, doğru, etkeni “verem” yani “tüberküloz” hastalığını yapan basile hemen hemen aynı türde mikrop olan Mycobacterium leprae basilinin yol açtığı kronik bir hastalıktır. M.Lepra çok yavaş çoğalır ve hastalığın inkübasyon periyodu beş yıl civarındadır.Lepra yüksek oranda infeksiyoz (bulaşıcı) değildir. Tedavi edilmemiş, enfekte hasta ile çok yakın ve sık temas edenlerle ağız ve burun yolu ile damlacık enfeksiyonu şeklinde bulaşır.</p>
<p>Herkes bu hastalığa yakalanabilir mi?</p>
<p>Hayır, hastalığın oluşması için 2 koşulun bir arada olması gerekir.</p>
<p>1. Bu mikroba karşı (Mycobacterium leprae) doğal bakışıklığın bulunmaması (insanların tümüne yakınında bu doğal bağışıklık vardır. Doğal Bağışıklığın olmaması hali, insanlara kendinden önceki soylardan geçen bir özelliktir. Bu bağışıklık halini bir testle anlamak olasıdır). Bu bağışıklık Lepromin Testi (Mitsuda Testi) ile anlaşılabilir.</p>
<p>2. Dışarıya basil çıkaran aktif durumda bir hastanın bulunması ve onunla uzun süreli ve çok yakın temas halinde olmak. Bulaşma genellikle aynı aile içindeki büyüklerden 10-11 yaşına kadar olan çocuklara yönelik olarak çıkmaktadır.</p>
<p>Hastalık belirtileri hemen ortaya çıkar mı?</p>
<p>Birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalığında kuluçka süresi vardır. Yani belirtiler mikrop vücuda girdikten sonra ortaya çıkmaz. Lepra hastalığında etken vücuda alındıktan 2-7 yıl sonra ilk klinik belirtiler ortaya çıkar. Kuluçka süresinin değişken ve uzun olması tanı koymayı güçleştirmektedir.</p>
<p>Ne tür belirtiler görülür?</p>
<p>Mikrop kollarımız ve bacaklarımızda bulunan ve duyuları beyne ileten duyu sinirlerinin ya da beyinden iletilen emirleri kaslara götüren motor sinirlerin çevresinde bulunan kılıfı oluşturan hücrelerin içine yerleşir. Bu hücrelerde yıkıma yol açar. Sinir yoluyla deriye kadar ulaşarak deride bazı belirtilere yol açar. Bu belirtilerin görünüşleri değişik biçimlerde olabilir. Deri yüzeyinden kabarık ya da biraz daha büyük çok kabarık olmayan kırmızı – mor renkli kabarıklıklar (PAPÜL), değişik büyüklükte, keskin sınırlı, yine pembe-kırmızı-mor parlak renkli deriden hafifçe kabarık kızartılar (PLAK), özellikle yüz, göz çevresi, yanaklar, dirsek ve dizlerin dış-ön yüzlerinde daha sık görülen nohut-ceviz büyüklüğünde topak ve kabartılar (NODÜL), bu lezyonların bazılarının açılmasından oluşan yaraların izleri (SKATRİS- SAKAR), kol ve bacaklarda his kaybı veya azalması, bazı hareketleri yapmada zorlanma ve güç kaybı, burunda tıkanıklık ve zaman zaman görülen hafif kanamalar, kol ve bacak sinirlerinin bulunduğu yerlerde duyarlık ve ağrı genel ve sık görülen belirtiler arasındadır. Ancak bu belirtilere benzer durumların olduğu çok sayıda hastalık olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Lepraya nasıl tanı konur?</p>
<p>Tanı koymak için öncelikle lepradan kuşkulanmak gerekir. Kuşkulanılacak kişiler öncelikle eski lepralı hastaların yakınlarındaki kişilerdir. Bunlarda lepra hastalığı mutlaka aranmalıdır. Genel olarak deri ve periferik sinir sistemi yakınmaları ya ada belirtileri olan kişilerde, uzun süreli kaşıntı, yanma, ağrı gibi subjektif yakınmaya yol açmayan, hatta duyu kusuru gösteren deri belirtileri olan kişilerde ayrıca tanı içine leprayı da eklemek uygun olacaktır.</p>
<p>Lepra sakatlık yapar mı?</p>
<p>Ülkemizdeki hastaların çoğu; eskiden geç tanı konulduğu ve yetersiz tedavi edildiği için bugün sakat durumdadırlar. Sakatları nedeniyle çalışamaz, kendi yaşamları için gerekli maddi kaynakları sağlayamaz, dolayısıyla yardıma gereksinim duyarlar Erken ve doğru tanı konulmayan hastalarda basiller yerleştikleri sinirlerde yıkıma yol açarlar ve bu nedenle bazı sakatlıklar olur. Ancak her lepra hastası sakat kalmaz.</p>
<p>Tedavisi var mı?</p>
<p>Aynı verem tedavisinde olduğu gibi en az ilaçtan oluşan bir kombine tedavi ile en çok 2 yıl içinde hastalar tamamen tedavi edilmektedirler. Üstelik tedavi için gerekli olan ilaçları devlet ücretsiz sağlanmaktadır.</p>
<p>Lepra tedavi edilebilir bir hastalıktır ve erken evrelerdeki tedavi sakat kalmayı önleyebilir. Minimal düzeydeki bir eğitimle, Lepra sadece klinik bulgulara dayanılarak kolaylıkla teşhis edilebilir.</p>
<p>Ülkemizde ne kadar hasta var?</p>
<p>Ülkemizde tümü kayıt altında olan (adları, yerleri ve durumları bilinen)az sayıda hasta vardır. 2006 yılı hastalık bildirimleri sonucunda kümülatif hasta sayısı 2203’dür. Bu hasaların büyük kısmının tedavileri tamamlanmış ve in aktif (hastalığı başkasına geçirmesi olanaksız durumda olan) durumdalar. Tedavi gören hasta sayısı 16’dur. Son yıllarda yapılan taramalarda yeni tespit edilen hasta sayısı ortalama 1-5 civarındadır. Bu hastalar genellikle eski hastaların çevrelerindeki uzun kuluçka süreli hastalardır.</p>
<p>Eliminasyon stratejileri arasında en önemli kriter lepra prevalansının 10.000’de 1 vakanın altına inmedir. Ülkemizde prevalans bu rakamın çok altındadır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/25/" title="25" rel="tag">25</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cuzzam/" title="Cüzzam" rel="tag">Cüzzam</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-gumruk-gunu-26-ocak/" title="Dünya Gümrük Günü ( 26 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Gümrük Günü ( 26 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cuzzam-haftasi-25-31-ocak/" title="Cüzzam Haftası ( 25 &#8211; 31 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Cüzzam Haftası ( 25 &#8211; 31 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/" title="Gazeteciler Günü (10 Ocak) (14 Mayıs 2010)">Gazeteciler Günü (10 Ocak)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yuvarehberim&#8217;den Çocuklar Gülsün Diye Projesine Destek!</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvarehberimden-cocuklar-gulsun-diye-projesine-destek/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvarehberimden-cocuklar-gulsun-diye-projesine-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:14:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yuva Rehberim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Gülsün]]></category>
		<category><![CDATA[Projesine]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarehberim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4084</guid>
		<description><![CDATA[Gülben Ergen, Feride Edige, Elvan Oktar Üç Cesur Yüreğin başlattığı  proje duyarlı insanların katkılarıyla büyümeye devam ediyor.
Okul Öncesi Eğitim’in kıymetini bundan 6 yıl önce kavramış bir portal  olarak Yuvarehberim “Çocuklar Gülsün Diye” projesini duyar duymaz  kolları sıvadı deyim yerindeyse.
Mail ve telefon trafiği ile iki günde hayata geçirilen projeyi basılı  ve görsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Gülben Ergen, Feride Edige, Elvan Oktar Üç Cesur Yüreğin başlattığı  proje duyarlı insanların katkılarıyla büyümeye devam ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Okul Öncesi Eğitim’in kıymetini bundan 6 yıl önce kavramış bir portal  olarak Yuvarehberim “Çocuklar Gülsün Diye” projesini duyar duymaz  kolları sıvadı deyim yerindeyse.</p>
<p style="text-align: left;">Mail ve telefon trafiği ile iki günde hayata geçirilen projeyi basılı  ve görsel medyadan sonra internet hayatında ilk olarak aktif bir  şekilde duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Çocuklara karşı duyduğumuz sorumluluk her geçen gün katlanarak  büyüyor ve Yuvarehberim bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmeye devam  ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kazan büyük kepçe çok tuz ise biraz eksik siz de “Çocuklar Gülsün  Diye” projesine destek vermek için Turkcell 1234 Vodafone 2345′e bir  mesaj atın güldürün çocukları…</p>
<p style="text-align: left;">Hesap Adı: Çocuklar Gülsün Diye<br />
Banka : Garanti<br />
Şube Kodu : 395<br />
TL Hesap No : TR97 0006 2000 3950 0006 2111 11<br />
Euro Hesap No : TR54 0006 2000 3950 0009 0111 11<br />
Dolar Hesap No : TR27 0006 2000 3950 0009 0111 12<br />
Yurt Dışı Gönderileri İçin Swift (Bic) Kodu: T.G.B.A.T.R.İ.S.395</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cocuklar/" title="çocuklar" rel="tag">çocuklar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/destek/" title="Destek" rel="tag">Destek</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/diye/" title="Diye" rel="tag">Diye</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/filmi/" title="Filmi" rel="tag">Filmi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gulsun/" title="Gülsün" rel="tag">Gülsün</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/projesine/" title="Projesine" rel="tag">Projesine</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/reklam/" title="Reklam" rel="tag">Reklam</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/video/" title="Video" rel="tag">Video</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yuva-rehberim/" title="Yuva Rehberim" rel="tag">Yuva Rehberim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yuvarehberim/" title="yuvarehberim" rel="tag">yuvarehberim</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-donemde-ustun-veya-ozel-yetenekli-cocuklar-ve-ozellikleri/" title="Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri (09 Aralık 2009)">Okul Öncesi Dönemde Üstün veya Özel Yetenekli Çocuklar ve Özellikleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uzun-sure-emzik-kullanmak-konusmaya-zarar/" title="Uzun süre emzik kullanmak konuşmaya zarar (13 Ocak 2010)">Uzun süre emzik kullanmak konuşmaya zarar</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/teknolojiyle-barisik-olmak/" title="Teknolojiyle Barışık Olmak (25 Kasım 2009)">Teknolojiyle Barışık Olmak</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/somestr-tatilini-bilgisayar-basinda-gecirmeyin/" title="Sömestr tatilini bilgisayar başında geçirmeyin (27 Ocak 2010)">Sömestr tatilini bilgisayar başında geçirmeyin</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvarehberimden-cocuklar-gulsun-diye-projesine-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Veremle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4079</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların sağlığı için en tehlikeli  hastalıklardan biri de veremdir. Verem hastalığına halk arasında ince  hastalık, tıp dilinde tüberküloz denir. Bulaşıcı bir hastalık olan verem  mikrobunu Robert Koch adında bir Alman doktoru bulmuştur. Onun için  verem mikrobuna Koch Basili denir.
Bu mikrop insan vücuduna solunum ve sindirim yoluyla girer. Çabuk fark  edilip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">İnsanların sağlığı için en tehlikeli  hastalıklardan biri de veremdir. Verem hastalığına halk arasında ince  hastalık, tıp dilinde tüberküloz denir. Bulaşıcı bir hastalık olan verem  mikrobunu Robert Koch adında bir Alman doktoru bulmuştur. Onun için  verem mikrobuna Koch Basili denir.<br />
Bu mikrop insan vücuduna solunum ve sindirim yoluyla girer. Çabuk fark  edilip önlem alınmazsa vücudu kemirir, zayıflatır. Ölüme neden olur.<br />
Mikroplar hangi organa yerleşirse hastalık o organın adı ile anılır.  Akciğer veremi, kemik veremi, gırtlak veremi, deri veremi, ilik  veremi&#8230;gibi.<br />
Verem, insandan insana, hayvandan insana geçer. En yaygın olanı akciğer  veremidir. Tıp bilimi ilerledikçe verem mikrobunu yok edici ilaçlar  yapıldı. İnsanları bu hastalıktan korumak için aşılar bulundu. Verem  aşısına B.C.G. aşısı denir.<br />
Verem aşısı ülkemizde ilk kez 22 Aralık 1952 tarihinde yapılmaya  başlanmıştır. Bu aşıyı sağlık kuruluşlarında bütün insanlar ücretsiz  olarak yaptırabilir. Zaman zaman kent, kasaba ve köylerde B.C.G. aşı  kampanyaları açılır, aşı yapılır. Bu aşı okullarda öğrencilere de  uygulanır. B.C.G. aşısı yapıldığında verem mikropları vücudumuza girse  de bizi hasta etmezler. Son yıllarda verem hastalığı ile yapılan savaş  başarıya ulaşmış, hastalık önemli ölçüde azalmıştır.<br />
Yurdumuzda veremle savaşmak, kişilerin vereme yakalanmasını önlemek,  hasta olanları sağlığa kavuşturmak amacı ile Verem Savaş Dernekleri  kurulmuştur..verem Savaş Dernekleri; halkı verem tehlikesine karşı  uyarır. Onları bu konuda aydınlatır. Hastalanmamak içi neler yapılması,  nelerin yapılmaması konusunda bilgi verir. Veremli hastaların sanatoryum  denilen verem hastanelerinde iyileştirilmelerini sağlar. Ayrıca zayıf  yapılı, kolaylıkla vereme yakalanabilir kişilerin prevantoryum denilen  dinlenme yerlerinde bakımlarına yardımcı olur. </span></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitimi/" title="Eğitimi" rel="tag">Eğitimi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ilk/" title="ilk" rel="tag">ilk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/savas/" title="savaş" rel="tag">savaş</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/veremle/" title="Veremle" rel="tag">Veremle</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/enerji-tasarrufu-haftasi-ocak-ayinin-2-haftasi/" title="Enerji Tasarrufu Haftası ( Ocak ayının 2. haftası ) (14 Mayıs 2010)">Enerji Tasarrufu Haftası ( Ocak ayının 2. haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enerji Tasarrufu Haftası ( Ocak ayının 2. haftası )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/enerji-tasarrufu-haftasi-ocak-ayinin-2-haftasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/enerji-tasarrufu-haftasi-ocak-ayinin-2-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:47:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[2]]></category>
		<category><![CDATA[ayının]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarrufu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4076</guid>
		<description><![CDATA[Enerjinin insan hareketinde, insanın günlük yaşantısında çok büyük bir yer tuttuğu muhakkaktır. Bu önemli ihtiyacın bilinçsiz kullanılması, insan geleceğine bir çok olumsuz etkiyi de beraberinde getirecektir. Enerjinin gereği kadar ve bilinçli olarak kullanılmasını sağlamak için her yıl 11 – 18 Ocak tarihleri arasında Enerji Tasarrufu Haftası kutlanır.
Hafta içinde, bütün yurtta enerji tasarrufu ile ilgili toplantı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enerjinin insan hareketinde, insanın günlük yaşantısında çok büyük bir yer tuttuğu muhakkaktır. Bu önemli ihtiyacın bilinçsiz kullanılması, insan geleceğine bir çok olumsuz etkiyi de beraberinde getirecektir. Enerjinin gereği kadar ve bilinçli olarak kullanılmasını sağlamak için her yıl 11 – 18 Ocak tarihleri arasında Enerji Tasarrufu Haftası kutlanır.<br />
Hafta içinde, bütün yurtta enerji tasarrufu ile ilgili toplantı ve açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda enerji tasarrufunu işleyen programlar yayınlanır. Okullarımızda enerjide tutumlu olmanın önemi anlatılır. Alınması gereken önlemler belirtilir. Öğrenciler arasında enerji tutumu ile ilgili afiş, karikatür, resim ve kompozisyon yarışmaları düzenlenir. Bu yarışmalarda derece alanlara ödülleri dağıtılır. Bu çalışmaların amacı, enerjinin iyi kullanımını sağlamaktır.<br />
Günümüzde enerjinin önemi gittikçe artıyor. Enerji iş görebilme, iş yapabilme gücüdür. İki tür enerji vardır. Durum enerjisi ve Hareket Enerjisi. Durum enerjisi cisimlerin durumu nedeniyle sahip olduğu enerjidir. Cismin hareketi sırasında oluşan enerjiye de hareket enerjisi denir.<br />
Evde, işyerinde, toplum yaşamının her alanında makineler kullanılır. Makineler insanların işlerini kolaylaştırır. Az emekle kısa sürede büyük işler görülmesini sağlar. Evimizdeki buzdolabı, elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi annemizin işlerini kolaylaştırır. Traktör çiftçilerin az zamanda çok iş yapmalarını sağlar. Kullandığımız araç ve gereçlerin, giyeceklerimizin çoğu fabrikalarda, makinelerle üretilir. Bütün makineler enerji ile çalışır. Makinelerden düzenli ve sürekli olarak yararlanabilmek için enerjiyi tutumlu kullanmak zorundayız.<br />
Başlıca enerji kaynaklarımız ; elektrik, su, güneş, kömür ve petroldür. Bu enerji kaynaklarından elektriği kendimiz üretiyoruz. Güneş ışığından ve sularımızdan doğal enerji olarak yararlanıyoruz. Yalnız petrol ülkemizde yeterince çıkmadığı için petrolün yarısını dışarıdan alıyoruz. Son yıllarda kömür rezervlerimizin azalması sebebi ile onu da dışarıdan ithal etmeye başladık. Bütün bu enerji alımları, ekonomimiz için ağır bir yüktür. Dış satım gelirimizin büyük bir bölümü petrol alımına harcanıyor. Ulusal ekonomimizin düzelmesi için enerjiyi tutumlu kullanmak zorundayız. Enerjinin yetersizliği, üretimin düşmesini, yurt ekonomisini ve günlük yaşantımızı etkilemektedir.<br />
Enerjide tutum, sınırlı enerji kaynağının en verimli biçimde kullanımıdır. Gereksiz enerji tüketiminin ve kayıplarının azaltılmasıdır. Enerjide tutum aynı işi daha az enerji ile yapmaktır. Enerji Tutum Haftası içinde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Evimizde boşa yanan lambaları söndürmeyi unutmayalım. Bozuk musluklarımızı onaralım. Suyumuzun boşa akmasını önleyelim, izlemediğimiz program süresince televizyonu ve radyoyu kapatalım. Kışın pencere yalıtımlarına daha çok özen gösterelim. Enerji tasarrufu konusunda öğrendiklerimizi, dinlediklerimizi ömür boyu uygulayalım.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/2/" title="2" rel="tag">2</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ayinin/" title="ayının" rel="tag">ayının</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/enerji/" title="Enerji" rel="tag">Enerji</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/tasarrufu/" title="Tasarrufu" rel="tag">Tasarrufu</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/vergi-haftasi-mart-ayinin-son-haftasi/" title="Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası ) (19 Mayıs 2010)">Vergi Haftası ( Mart ayının son haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/kutuphaneler-haftasi-mart-ayinin-son-pazartesi-gunu/" title="Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü ) (19 Mayıs 2010)">Kütüphaneler Haftası ( Mart ayının son pazartesi günü )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/girisimcilik-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Girişimcilik Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/enerji-tasarrufu-haftasi-ocak-ayinin-2-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı ( 30 Aralık Cumartesi &#8211; 3 Ocak Çarşamba )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/kurban-bayrami-30-aralik-cumartesi-3-ocak-carsamba/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/kurban-bayrami-30-aralik-cumartesi-3-ocak-carsamba/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:44:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[Aralık]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[cumartesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4073</guid>
		<description><![CDATA[Kurban Bayramını, her yıl hac ibadetini yerine getiren yüz binlerce mü&#8217;min kardeşimizle birlikte, vecd ve huzur içinde idrak ederiz. Ve bu mübarek bayramın, bütün İslâm dünyası için fetihlere, hayırlara ve maddi-manevi gelişmelere vesile olmasını niyaz ederiz.
Melekler Mekanı &#8211; Kurban bayramının anlamı ve önemi
Cenab-ı Hakka kul olmanın ebedi hazzını namazlarımızla, tekbir ve tehlillerimizle ve kurbanlarımızla bütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramını, her yıl hac ibadetini yerine getiren yüz binlerce mü&#8217;min kardeşimizle birlikte, vecd ve huzur içinde idrak ederiz. Ve bu mübarek bayramın, bütün İslâm dünyası için fetihlere, hayırlara ve maddi-manevi gelişmelere vesile olmasını niyaz ederiz.<br />
Melekler Mekanı &#8211; Kurban bayramının anlamı ve önemi<br />
Cenab-ı Hakka kul olmanın ebedi hazzını namazlarımızla, tekbir ve tehlillerimizle ve kurbanlarımızla bütün kâinata ilan eder; tükenmez bir şükran ve minnet duygusu içinde Cenab-ı Hakka sonsuz şükürlerimizi arz eder ve mukaddes dinine bağlılığımızı yenileriz.</p>
<p>Kurban Bayramı Hz. İbrahim&#8217;in oğlu Hz. İsmail&#8217;i kurban etmek istemesi ve Hz. İsmail&#8217;in buna razı olması, sonunda Allah&#8217;a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hâtırasını taşımakta ve mü&#8217;minler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah&#8217;a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadırlar.</p>
<p>Özellikle hacca gidenlerin ifa ettikleri hac ibadeti sırasında bu hatıraları diğerleriyle de takviye ederek Kurban Bayramının sevincini daha büyük bir heyecanla tadarlar.</p>
<p>Dini bayramlarımızda, Allah&#8217;a kulluğun ve yaratılışın bir borcu olan namazların ayrı bir yeri vardır. O günde her gün kıldığımız sabah namazından sonra bayram namazını kılarız. Cemaatle kılınan bu namaza, dini hayattaki yaşantısını büyük ölçüde kaybetmiş kimseler dahi gelmemezlik edemezler. Çünkü bayram namazları toplumun manevi hayatında yer etmiş ve gelenek haline gelmiş güzel birer âdet olmuştur.</p>
<p>Namazda rütbesi, mevkii, serveti ne olursa olsun, herkes kudret ve rahmet sahibi olan Allah&#8217;a karşı, Onun huzurunda saf bağlayıp, Ona kul olmanın manasını idrak ile kulluk vazifesini yerine getirir. O kudretin büyüklüğünü tekbirlerle haykırır. Rahmetin ihtişamını, üzerinde tecelli eden sayısız nimetlerde görüp ruhunda coşup taşan şükran hissini Elhamdülillah&#8217;larla ilan eder. El açıp Rabbine yalvarır. Bayramın &#8220;mehabetti&#8221; sabahında, maziden gelip istikbale ve ebede giden zaman çizgisi içinde kendi yerini düşünür ve o şendin böyle saadet dolu kesitlerinde duyduğu hazzı ebedileştirmek için Rabbine verdiği kulluk akdini yeniler.</p>
<p>Diğer taraftan bayram namazları, Yaratıcının dergâhında saf saf dizilen mü&#8217;minlerin kardeş olduklarını ilan eden en manalı tablolardır.</p>
<p>Evet, kardeş ne kadar günahkâr, ne kadar hatalı olsa da yine kardeştir. Zaten o kardeşlik ruhudur ki, dünyayı on dört asırdır aydınlatan îslâm ruhunu Kıyamete kadar nesilden nesile devam ettirecek.</p>
<p>Namazdan sonra herkes sevinç içinde birbiriyle bayramlaşır ve arkasında, bayramın ikinci vazifesini yerine getirmek için kurbanlarını kesmek üzere dağılır.</p>
<p>Kurbanlar Allah rızası için kesilir. Namazla başlayan Allah&#8217;a yakınlaşma, kurbanla daha ileri merhalelere erişir. Mü&#8217;min, kestiği kurbanın kanıyla birlikte günahlarının da akıp gittiğini, iç dünyasında beliren tadına doyulmaz sevinçle hisseder. Allah uğrunda fedakarlık yapmanın en güzel örneğini, kurbanıyla gösterir. Kurban onun Allah&#8217;a teslimiyetinin bir işaretidir. Ayrıca kurban onu ve ailesiyle çocuklarını her türlü bela ve musibetlerden, sıkıntılardan kurtarmaya vesile olur.</p>
<p>Kurbanların kesilmesinden sonra sıra kurban etlerinin taksimine gelir. Öteden beri yapılan taksimatla, etin üçte biri fakirlere, üçte biri komşulara, kalan kısmı da evde çoluk çocuğa ayrılır.</p>
<p>Böylece mü&#8217;minler bir taraftan Allah&#8217;a karşı kulluk vazifelerini yerine getirirken, diğer taraftan da insanlara karşı mes&#8217;uliyetlerini ifa etmiş olurlar. Böylece insanlar arasında sevgi ve kardeşlik hisleri gelişir. Kin ve düşmanlık gibi fertleri birbirinden soğutucu duygular kendiliğinden eriyip gider.</p>
<p>Bu suretle kurban ibadeti, fakirlerin gıda ihtiyacını temin ederken, zengin fakir kaynaşması gibi sosyal dayanışmayı da sağlar.</p>
<p>Bütün İslâm âleminde aynı anda milyonlarca Müslümanın kurban kesmesi ne kadar muhteşem bir manzaradır.</p>
<p>Demek ki, bunca insan Rabbinin tek bir emriyle harekete geçip, Onun kendilerinden istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu hayal ve düşüncenin insana kazandırdığı manevi kuvvetin derecesini düşünmek kolay değildir.</p>
<p>İşte bütün mü&#8217;minler İlahi rızaya erebilmek için, güçlerinin ve imkanlarının müsaade ettiği nisbette birer kurban satın alarak Allah için keserler.</p>
<p>Diğer taraftan o mü&#8217;minler, kurban kesilmesini akıllarına sığdıramayan kimselerin itirazlarına karşı da hikmet dairesinde düşünerek derler ki:</p>
<p>&#8220;Dünyada her gün yüz binlerce hayvan insanların günlük et ihtiyacını karşılamak için kesiliyor. O zaman hayvan sayısında korkunç bir azalma olmuyorsa, Kurban Bayramında neden olsun? Kurban Bayramında kesilen kurbanların sayısı, diğer zamanlarda— aynı dönem içinde—kesilenlerin sayısından hiç de fazla değildir. Çünkü bayrama yakın günlerde kasaplar normal kesimlerini çok azaltırlar.&#8221;</p>
<p>Kurban Bayramında kurban eti dağıtımının yanı sıra, sadaka ve hediyelerin de büyük yeri vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram namazı sonralarında cemaati sadaka vermeye teşvik etmişlerdir. Bilhassa kadınlara bu hususta ısrarlı teşviklerde bulunmuşlar ve bayramda en çok sevdikleri zinetlerinden verecekleri sadakaların, günahlarının affına vesile olacağına işaret etmişlerdir. (1)</p>
<p>Bayram günlerinde yiyip içmek ve ikramda bulunmak dinimizin mü&#8217;minlere tavsiye ettiği güzel vazifeler arasındadır. Hatta bayram günlerinde oruç tutmak bile haram kılınmıştır.</p>
<p>Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir hadis-i şeriflerinde Kurban Bayramı hakkında &#8220;Teşrik günleri yemek içmek günleridir&#8221; (2) buyurmuşlardır.</p>
<p>Bu bakımdan namaz sonralarında getirilen teşrik tekbirleri sebebiyle &#8220;teşrik günleri&#8221; olarak adlandırılan bayram günlerinde yemek, içmek, neşelenmek, sevincini açıkça göstermek ve etrafındakilere, bilhassa çocuklara maddi-manevi ikramlarda bulunmak sünnettir.</p>
<p>Bayramlar neşe ve sevinç günleri olduğu için, içinde günah bulunmayan meşru oyun ve eğlencelere de izin verilmiştir. (3) Çünkü bunlar coşkunluğun ve ruh sevincinin işaretidir. Bu heyecan ve hazzm açığa vurulmasıdır.</p>
<p>Ancak bu sevinç gösterilerinin ve oyunların gaflet haline gelecek kadar taşkınlaşmaması lazımdır. Bayramlarda Allah&#8217;ın zikrine ve şükrüne ağırlık verilmesi bundandır.</p>
<p>Böylece bayram sevinci insanda ve hayatında tecelli eden nimetlere duyulan bir şükre dönüşür ve bu suretle nimetler devam edip ziyadeleşir. Çünkü &#8220;şükür nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır.&#8221; (4) Halbuki gaflet dairesinde yaşanan sevinçler, geçicidir. O coşkunluk anı geçtikten sonra geride, o lezzeti kaybetmenin eleminden başka bir şey kalmaz. Bu itibarla, o lezzeti ve nimetleri ikram eden Allah&#8217;a şükredilmelidir ki, nimetlerin tükenmeyen kaynağına erişilsin ve böylece mü&#8217;min İlahi rahmetin daimi iltifatlarına mazhar olsun.</p>
<p>Bayram günlerinde uyulmasında büyük faydalar bulunan âdâblardan birkaçı:</p>
<p>Bayram sabahında erken kalkmak, gusletmek, misvak veya fırça ile dişleri temizlemek, güzel kokular sürünmek, temiz ve güzel giyinmek, olabildiğince sevinçli olmak, mü&#8217;minlere güleryüz göstermek, sadaka ve hediyeler vermek, bayram gecesini ihya etmek, evden namaz için çıkarken hiçbir şey yememek ve iftarı, kesilecek kurbanın etiyle yapmak, sokakta açıktan tekbir almak, eve dönerken camiye giderken kullandığı yoldan başka bir yolu tercih etmek, mü&#8217;minlerle bayramlaşmak ve musafaha etmek, aile fertlerini ve bilhassa çocukları hediyelerle sevindirmek, bayramın en güzel âdâbları arasındadır. Bayramın dördüncü günü ikindisine kadar bütün farz namazların sonunda teşrik tekbirleri almak da vacibdir.</p>
<p>(1) &#8211; Müslim. Salatü&#8217;l-İydeyn:9.<br />
(2) &#8211; A.g.e., Sıyam:144.<br />
(3) &#8211; A.g.e., Salatü&#8217;l-İydeyn: 4.<br />
(4) &#8211; İbrahim Suresi, 7; Lem&#8217;alar, s. 260.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/3/" title="3" rel="tag">3</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/30/" title="30" rel="tag">30</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/aralik/" title="Aralık" rel="tag">Aralık</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/bayrami/" title="bayramı" rel="tag">bayramı</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/carsamba/" title="Çarşamba" rel="tag">Çarşamba</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cumartesi/" title="cumartesi" rel="tag">cumartesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/kurban/" title="kurban" rel="tag">kurban</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cocuk-show/" title="Çocuk Show (09 Aralık 2009)">Çocuk Show</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tip-bayrami-14-mart/" title="Tıp Bayramı ( 14 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Tıp Bayramı ( 14 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ramazan-bayraminiz-kutlu-olsun/" title="Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun (21 Eylül 2009)">Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/palyacolar-sirki/" title="Palyaçolar Sirki (09 Aralık 2009)">Palyaçolar Sirki</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/kurban-bayrami-30-aralik-cumartesi-3-ocak-carsamba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Gümrük Günü ( 26 Ocak )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-gumruk-gunu-26-ocak/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-gumruk-gunu-26-ocak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:25:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[26]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gümrük]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4068</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde teşkilatın yapısında değişiklik  yapılması ve gümrüklerin Umum Müdürlük şeklinde Maliye Vekaleti’ne  bağlanmasından sonra, gümrüklerin bu teşkilat yapısı Cumhuriyetin ilk  dokuz yılında da aynen sürdürülmüştür.
Ancak, Cumhuriyet dönemi gümrüklere sahip çıkılan ve gümrüklerle  ilgili köklü tedbirlerin alındığı bir ayrı dönem olmuştur.
Cumhuriyet döneminin başlangıç yıllarında gümrük mevzuatı çeşitli  kanun, kararname [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde teşkilatın yapısında değişiklik  yapılması ve gümrüklerin Umum Müdürlük şeklinde Maliye Vekaleti’ne  bağlanmasından sonra, gümrüklerin bu teşkilat yapısı Cumhuriyetin ilk  dokuz yılında da aynen sürdürülmüştür.</p>
<p>Ancak, Cumhuriyet dönemi gümrüklere sahip çıkılan ve gümrüklerle  ilgili köklü tedbirlerin alındığı bir ayrı dönem olmuştur.</p>
<p>Cumhuriyet döneminin başlangıç yıllarında gümrük mevzuatı çeşitli  kanun, kararname ve tefsirlerle oldukça dağınık bir uygulama içinde idi.  Cumhuriyetin ilk dokuz yıllık döneminde, önce, müeyyide olarak yeterli  bulunmasa da, 1126 ve 1510 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair  Kanunlar yürürlüğe konulmuş; Yeni Gümrük Tarifesini hazırlamak üzere  Bakanlar Kurulu Kararı ile bir komisyon kurulmuş ve sonuçta, spesifik  sistemi esas alan 1.6.1929 tarihli 1499 sayılı ilk “Gümrük Tarifesi  Kanunu” 1 Ekim 1929 tarihinde uygulanmaya başlanılmıştır. Böylece gümrük  mevzuatı ilk defa bir bütünlük kazanmıştır. Bu Kanunun büyük bir  bölümünü oluşturan “Gümrük İthalat Umumi Tarifesi Cetveli” Türkiye’ye  getirilecek eşyanın her 100 Kg.ı üzerinden vergi alınmasını öngören bir  düzenleme ile hazırlanmıştı.</p>
<p>Bugün yürürlükte olan ve vergilendirmede “Advalorem” esasını getirmiş  olan “Gümrük Giriş Tarife Cetveli” ise, 14.5.1964 tarihli 474 sayılı  Kanundur.</p>
<p>Tarife kanunlarından ayrı olarak yayınlanan ilk Gümrük Kanunu da  2.5.1949 tarihli 5383 sayılı yasadır.</p>
<p>1499 sayılı Gümrük Tarifesi Kanunu’nun 1.10.1929 tarihinden itibaren  uygulanmaya başlanması ve gümrük resimlerinin de arttırılmış olması  nedeniyle, kaçakçılık olaylarında da artışlar görülmüş ve kaçakçılık  olayları güney sınırlarımızda büyük boyutlara ulaşmıştır.</p>
<p>Bunun üzerine, gerek gümrük hizmetlerinin daha iyi bir şekilde  yürütülmesinin temini ve gerekse kaçakçılıkla mücadelede etkinlik  sağlanması yönlerinden, bir dizi tedbirler alınması gerekliliği duyuldu.  Bu tedbirler cümlesinden olmak üzere, 27 Temmuz 1931 tarihli 1841  sayılı Kanunla, güney sınırlarımızda, yarı askeri bir hüviyet gösteren  Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı kuruldu.</p>
<p>Bu tedbirler meyanında, Gümrük Teşkilatının idari yapısında da çok  önemli bir değişikliğe gidilerek, 29 Aralık 1931 tarihli ve 1909 sayılı  Kanun’la Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kuruldu.</p>
<p>Ayrıca, 1917 sayılı kanunla Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı ve 1989  sayılı kanunla da o tarihte Maliye Bakanlığına bağlı bulunanTekel İdare  ve İşletmeleri, yeni kurulan Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti’ne bağlandı.</p>
<p>Böylece, gümrükler 1861 yılında Rüsumat Emaneti organizasyonu adı  altında doğrudan Sadrazamlığa bağlı olarak yönetilirken, Rüsumat  Emaneti’nin 1909 yılında kaldırılarak Rüsumat Umum Müdürlüğü olarak  Maliye Bakanlığı’na bağlanması uygulamasından, 22 yıl sonra vazgeçilmiş  ve gümrükler, tekel idaresi ile birleştirilerek bir Bakanlık çatısı  altında yeniden organize edilmiş oldu.</p>
<p>Yeni oluşuma gidilmesi nedeninin, kaçakçılıkla etkin bir şekilde  mücadele edilebilmesinin yanında, gümrük ve tekel hizmetlerinin de en  iyi bir şekilde yürütülmesinin sağlanması olduğunu, Gümrük ve İnhisarlar  Vekaleti’nin kuruluş gerekçesinden anlıyoruz.. Sözüedilen gerekçede;</p>
<p>“Gümrük muamelatının aldığı hususi ehemmiyet, inhisar işlerinin  kesbettiği vüs’at, kaçakçılık için alınacak ciddi tedbirler, btün bu  işlerin Maliye Vekaletinin asli hizmetlerinden ayrı olarak tedvir ve  takibinde Devlet için daha faydalı olacağından, mesaisini münhasıran bu  veçhelere tahsis eden bir Vekaletin teşkili muvafık görülmüş ve maruz  muamelatın layık olduğu iktisadi ve inzibati noktalardan da bu  teşekkülün Devlet için menfaatli olacağı teemmül edilmiştir.Vekalet  teşekkülü adı altında toplanan Gümrük ve İnhisar işlerinin tevhit ve  merkezi nakli neticesinde bütçeye ayrıca bir külfet tahmil edilmiyeceği  aşikardır. Bu maksat ve gereklerle Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti ünvanı  altında ihdası faydalı görülen…” denilmektedir.</p>
<p>Kuruluştan dört yıl sonra Bakanlığın teşkilat ve vazifelerine dair  kanun hazırlanmıştır. 2825 sayılı 9.10.1935 tarihli olan “Gümrük ve  İnhisarlar Vekaleti’nin Teşkilat ve Vazifelerine Dair Kanun” hükümlerine  göre, kuruluş sırasında Vekaletin ana hizmet birimleri Gümrükler Umum  Müdürlüğü, İnhisarlar Umum Müdürlüğü ve yarı askeri görünümlü  hüviyetteki Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı’ndan oluşuyordu.</p>
<p>Vekaletin taşra teşkilatı ise, gümrük ve gümrük muhafaza kuruluşları  ititbariyle Başmüdürlük, Müdürlük, Başmemurluk, Amirlik ve Memurluk  şeklinde düzenlenmişti.</p>
<p>Diğer taraftan, aynı dönemde Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teşkilat  ve Vazifelerine Dair 2/14153 sayılı Nizamname de yayınlanmıştır.</p>
<p>Bu arada, mevzuata yönelik yapılan çalışmalar da yürütülüyordu. Bu  çalışmalar sonucunda, daha önce uygulamaya konulmuş olan 1510 sayılı  kanuna göre daha ağır müeyyideler taşıyan, 1918 sayılı “Kaçakçılığın Men  ve Takibine Dair Kanun” 1932 yılında yürürlüğe konuldu. Halen  yürürlükte bulunan ve zaman içinde günün koşullarına göre çeşitli  değişikliklere uğramış olan bu kanuna göre, kaçakçılık davaları tutuklu  olarak devam eder, kaçakçılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde ceza  tecil edilmez ve sürgün cezası uygulanırdı. Ayrıca, bu kanuna göre  kaçakçılık davalarına bakmak üzere üç yıl süre ile özel ihtisas  mahkemeleri de kuruluyordu.</p>
<p>Bu dönemde, kaçakçılıkla etkili bir şekilde mücadele edebilmek için  Vekaletin personel politikası üzerinde de önemle duruldu.Teftiş ve  tahkikatlar sırasında veya merkezde dosya üzerinde yapılan  incelemelerde, çeşitli nedenlerle yetersizliği saptanan memurların,  Vekalet Disiplin Kurulu Kararı ile memuriyetten ihraç edilmelerini hüküm  altına alan ve kapsamı daha sonra 2350 sayılı kanunla genişletilmiş  olan, 7 Ocak 1932 tarihli 1920 sayılı Kanun yürürlüğe konuldu.</p>
<p>Diğer taraftan, Cumhuriyet öncesi 1918 senesinde uygulamaya konulan  Gümrük Kanunu, günün değişen ekonomik şartları karşısında yetersiz  kaldığından, bu konuda da yapılan yeni çalışmalar sonucu hazırlanan  tasarı kanunlaştı. 2 Mayıs 1949 tarihli 5383 sayılı olan bu kanun  Cumhuriyet döneminin ilk Gümrük Kanunu’dur.</p>
<p>Bu dönemde, ülkemiz uluslararası gelişmeleri de yakından takip etmiş  ve merkezi Cenevre olarak 1947 yılında kurulan ve 1948 yılında faaliyete  geçen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’na (GATT) (Bugünkü  Dünya Ticaret Örgütü) katılınırken, merkezi Brüksel olarak 1950 yılında  kurulan Gümrük İşbirliği Konseyi’nin (Bugünkü Dünya Gümrük Örgütü), ilk  üyeleri arasında yer almıştır.</p>
<p>Uluslararası ticaretin kolaylaştırılması ve bu nedenle de ülkeler  arasında gümrük uygulamalarının yeknesaklaştırılması bakımından, Gümrük  İşbirliği Konseyi tarafından hazırlanan Nomanklatür ve Kıymet  Sözleşmelerine, 7 Ocak 1955 tarihli 6449 sayılı Kanunla taraf olunmuş,  yürürlükteki 5383 sayılı Gümrük Kanunu’nda yapılan değişikliklerle,  spesifik tarife terkedilmiş ve kıymet sistemine dayalı yeni nomanklatür  uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>Gümrük mevzuatı ve tekniği konusundaki bu çalışmalar sürerken, 16  Temmuz 1956 tarihli 6815 sayılı Kanunla Gümrük Muhafaza Umum  Kumandanlığı kaldırılarak, sınır, kıyı ve kara sularımızın muhafaza ve  emniyeti ile gümrük bölgesinde kaçakçılın men, takip ve tahkiki görevi  İçişleri Bakanlığı’na devredilmiş, ancak, gümrük kapılarıyla, gümrük  teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarıyla, Marmara Denizi, Çanakkale  ve Karadeniz boğazlarında ve bu yerlerdeki gümrük bölgesinde gümrük  muhafaza vazifeleriyle, kaçakçılığın men, takip ve tahkik görevleri  Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti’ne verilmiştir.</p>
<p>Bu yeni duruma göre, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatının yapısı,  2825 sayılı “Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti’nin Teşkilat ve Vazifelerine  Dair Kanun”da, 6851 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle yeniden  düzenlenmiş ve Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı’nın yerini, merkezde  Gümrük Muhafaza Müdürlüğü almıştır.</p>
<p>Öte yandan, 1972 yılında bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak kurulan  Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü de ilgili kuruluş olarak Gümrük ve Tekel  Bakanlığı’na bağlanmıştır.</p>
<p>Daha sonra, 1975 yılında yapılan iç düzenlemelerle, merkezde şube  müdürlüğü veya daire başkanlığı olarak faaliyette bulunan bazı birimler,  Kontrol Genel Müdürlüğü, Dış Antlaşmalar Genel Müdürlüğü, (1975 de  kurulmasına rağmen fiilen oluşturulamaması nedeniyle) 1981 yılında  yapılan düzenlemeyle Tasfiye Genel Müdürlüğü kurulmuş ve keza, Gümrük  Muhafaza Müdürlüğü ile Zat ve Sicil İşleri Müdürlüğü Genel Müdürlük  düzeyine yükseltilmiş, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ile Personel  ve Eğitim Genel Müdürlüğü ihdas olunmuştur.</p>
<p>Diğer taraftan, bu dönemde günün ekonomik şartlarından kaynaklanan  gereklilik nedeniyle yeni bir gümrük kanunu çalışmalarına başlanmış ve  hazırlanan tasarı 1962 yılında yasama organına gönderilmiş, ancak,  tasarı o günlerde kanunlaşamamış, daha sonra yapılan değişikliklerle  yeni bir tasarı halinde yasama organına gidilmiş ve tasarı  kanunlaşmıştır. Hazırlanan ve halen yürürlükte bulunan 19 Temmuz 1972  tarihli l615 sayılı Gümrük Kanunu, 1 Şubat 1973 tarihinde uygulamaya  konulmuştur.</p>
<p>Bu yasa, gümrük vergisi yükümlüsünün, gümrük hattından eşya geçiren  gerçek veya tüzel kişi olduğunu, gümrük vergisinin matrahının, eşyanın  satış bedeli bulunduğunu, vergiyi doğuran olayın, vergiye tabi malları  Türkiye Cumhuriyeti gümrük hattından geçirmek üzere gümrük idarelerine  yapılan beyanın teşkil ettiğini öngörmektedir.</p>
<p>Gümrük vergisi, mal gümrük hattını geçmeden tahsil edilir. Ayrıca,  Türkiye’ye kesin olarak girecek ticari eşya için yazılı beyan  zorunluluğu vardır ve bu beyan, gümrük tarife cetvelinin düzenlemesine  uygun olarak gümrük beyannamesiyle yapılır. Diğer taraftan, gümrük  vergisi oranları Gümrük Tarife Cetveli’nde belirtilmiştir. Öte yandan,  Cumhuriyet döneminde teşkilatın yapısı bir değişiklik daha göstemiştir.</p>
<p>1931 yılında kurulduktan sonraki dönemde, kaçakçılık olaylarında  artışlar görülmesi ile diğer bazı hususlar yönünden yapılan eleştiriler  nedeniyle, gümrük idareleri ile tekel idare ve işletmelerinde  incelemelerde bulunması için, Başbakanlıkca görevlendirilen İstanbul  Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Ord.Prof.Dr.Alfred  İSAAC tarafından, 1949 tarihinde Başbakanlığa sunulan raporda, hakkında,  ülkemizin bünyesine en uygun bakanlıklardan birisi olduğu ve uygulamada  görülen aksaklıkların ise, esasta değil teferruatta bulunduğu  belirtilen Gümrük ve Tekel Bakanlığı 1983 senesinde kaldırılmış,  13.12.1983 günlü 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye ve  Gümrük Bakanlığı kurulmuş ve Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nın merkez ve  taşra teşkilatı da yeni kurulan bu Bakanlığın bünyesi içinde aynen yer  almıştır.</p>
<p>Ancak, o tarihte Tekel Genel Müdürlüğü de KİT haline  dönüştürüldüğünden, Çay Kurumu Genel Müdürlüğü ile birlikte Maliye ve  Gümrük Bakanlığı’nın teşkilat yapısında, Bakanlığın bağlı kuruluşu  haline gelmişlerdir. Gümrük ve Tekel Bakanlığı bünyesinde iken Genel  Müdürlük olarak organize edilmiş olan Tasfiye Genel Müdürlüğü de, Maliye  ve Gümrük Bakanlığı teşkilatında, önce merkezde Tasfiye Dairesi  Başkanlığı olarak düzenlenmiş, daha sonra da 16.5.1984 tarihli 3007  sayılı Kanunla Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü  kurulmuştur.</p>
<p>Tarihi gelişimi içinde, 1983 yılında Maliye Bakanlığı ile  birleştirilen ve bir anlamda tekrar Maliye Bakanlığı’na bağlanmış olan  Gümrük Teşkilatı’nın bu yapısı 1993 senesine kadar sürmüş, 2.7.1993  günlü 485 sayılı “Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında  Kanun Hükmünde Kararname” ile gümrükler, tekrar Maliye Bakanlığı’ndan  ayrılarak, Başbakanlığa bağlı bir Müsteşarlık olarak organize  edilmişlerdir.</p>
<p>Bilahare, 7.9.1993 günlü 521 sayılı ve 19.6.1994 günlü 541 sayılı  Kanun Hükmünde Kararnemeler ile değişikliklere uğrayan, 2.7.1993 günlü  485 sayılı “Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki  Kanun Hükmünde Kararname”nin;</p>
<p>“Amaç” başlığı altındaki 1 inci maddesi, “Bu Kanun Hükmünde  Kararnamenin amacı, Gümrük ve Gümrük Muhafaza hizmetlerini düzenlemek ve  yürütmek, kaçakçılık fiil ve teşebbüsleri ile mücadele etmek üzere,  Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığının kurulmasına, teşkilat ve  görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir. Başbakan, bu teşkilatın  yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde Devlet Bakanı  vasıtasıyla kullanabilir.”;</p>
<p>“Görev” başlığı altındaki 2 nci maddesi, “Gümrük Müsteşarlığının  görevleri şunlardır. a) Gümrük politikasının hazırlanmasına yardımcı  olmak, gümrük politikasını uygulamak, b) Gümrük Kanunu ve gümrüklerle  ilgili diğer mevzuat ile uluslararası sözleşmeler hükümlerinin  uygulanmasını sağlamak, c) Gümrük tarife oranlarının tesbitine yardımcı  olmak, gümrük vergileri ile gümrüklerce alınan diğer gelirler ve  fonların tarhı, tahakkuk ve tahsilini sağlamak ve kontrol etmek, d)  Gümrük kontroluna tabi kişi eşya ve araçların muayene ve kontrolunu  yapmak, bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlıyacak tedbirleri  almak, e) Gümrüklerle ilgili istatistiki bilgileri toplamak ve  değerlendirmek, f) Gümrük denetimine tabi eşya ve araçların muhafazasını  sağlamak, gümrükte giriş ve çıkış işlemlerine tabi eşyanın, saptanmış  olan norm ve standartlara uygunluğunu denetlemek, g) Kara hudutlarındaki  gümrük kapıları ile pasavan kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava  ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük  sahalarında ve gümrük bölgelerinde gümrük muhafaza görevleri ile  kaçakçılığın men., takip ve tahkik görevlerini yerine getirmek, h) Diğer  yer ve sahalarda da gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak  kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, i) Milletlerarası kuruluşların  Müsteşarlık hizmetlerine ilişkin çalışmalarını takip etmek, bu konularda  görüş oluşturmak yurtdışı ve yurtiçi faaliyetleri yürütmek, j) Çeşitli  kanunlarla Müsteşarlığa verilen görevleri yapmak, k) Bu görevleri yerine  getirecek meslek memurlarını yetiştirmek, ve bu konudaki düzenlemeleri  yapmak, l) Yukarıdaki görevlerin uygulanmasını takip etmek,  değerlendirmek, incelemek ve denetlemek.”; hükmünü öngörmektedir.</p>
<p>Anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesine göre,  Müsteşarlığın ana hizmet birimleri Gümrükler Genel Müdürlüğü, Gümrükler  Muhafaza Genel Müdürlüğü, Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü ve Avrupa  Topluluğu ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nden; 11 inci maddesine göre  Danışma ve Denetim Birimleri, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Araştırma,  Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği ve  Müsteşarlık Müşavirlerinden ve Yardımcı Birimler de, Personel Dairesi  Başkanlığı, Eğitim Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi  Başkanlığı, Muhabere ve Elektronik Dairesi Başkanlığı ile Savunma  Uzmanlığından oluşmaktadır.</p>
<p>Gümrük Teşkilatı ayrılıp, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı kurulurken,  başlangıçta Gümrük ve Tekel Bakanlığı’ndan, Maliye ve Gümrük  Bakanlığı’na intikal eden ve asli görevi gümrüklerde tasfiyelik hale  gelmiş eşyanın tasfiyesini sağlamak olan ve bu arada gümrük sundurma  işletmeciliği de yapan Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel  Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak kalmış, Tekel Genel  Müdürlüğü ile Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü de KİT statüsünde  Başbakanlığa bağlı hale getirilmişlerdir.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde gümrüklerce tahsil edilen vergilere  baktığımızda, zaman içinde oldukça değişim gösterdiğini görüyoruz.  Gümrüklerce tahsil edilen vergilerin tamamına “gümrük vergileri”  denilmektedir. “Gümrük vergisi” de bu tanıma dahildir. İthalatta alınan  vergi ve resimlerin en belirgini gümrük vergisidir. Gümrük vergisinin  dayanağı Gümrük Kanunudur. Bunun yanında, kendi özel kanunlarına ve  çeşitli matrahlara göre “İstihsal Vergisi”, “Rıhtım Resmi” (Ulaştırma  Alt Yapıları Resmi), “Damga Resmi”, “Belediye Hissesi” ve “Fon”lar  ithalatta zaman içinde tahsil edilegelmiş, bunlardan 6802 sayılı Kanuna  istinaden tahsil edilen İstihsal Vergisi, 25.10.1984 tarihli 3065 sayılı  Katma Değer Vergisi Kanunu ile 1.1.1985 tarihinden geçerli olmak üzere  kaldırılmış, yerine aynı tarihten geçerli olmak üzere “İthalatta Alınan  Katma Değer Vergisi” konmuş, 25.6.1992 tarihli 3824 sayılı Kanunla da,  827 sayılı Kanuna müstenit “Ulaştırma Alt Yapıları Resmi”, 2380 sayılı  Kanuna dayalı “Belediye Hissesi” ve 3675 sayılı Kanuna istinaden tahsil  edilen “İthalde Alınan Damga Resmi” yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>Halen, ithal eşyası sadece gümrük vergisi ve katma değer vergisine  tabi tutulmakta, tarım ürünleri gibi bir kısım mallarda da bunlara  ilaveten fon tahsil edilmektedir. Bu dönemde, ihracat vergisi  uygulamasına son verilmiştir. İhracatta bazı yerli mahsullerin ihracına  uygulanan fon dışında herhangi bir vergi bulunmamaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde ve yakın tarihte Teşkilatımız açısından  gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan birisi de, Avrupa Topluluğu ile  Türkiye arasında sağlanan “Gümrük Birliği” konusunda olmuştur.</p>
<p>Türkiye ile -o zamanki ismiyle- Avrupa Ekınomik Topluluğu arasında  1.12.1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ile başlayan,  23.11.1970 tarihinde imzalanan ve 1.1.1973 tarihinde yürürlüğe giren  Katma Protokol’le devam eden bir sürecin sonucu olarak, Türkiye-Avrupa  Topluluğu 36 ncı Ortaklık Konseyi’nin 6.3.1995 günlü Kararı ile 1.1.1996  tarihinde başlamak üzere taraflar arasında bir “Gümrük Birliği” tesisi  öngörülmüştür.</p>
<p>İki veya daha fazla ülkenin bir araya gelerek, kendi toprakları  arasında malların serbest dolaşımını sağlamaları, gümrük vergilerini  karşılıklı kaldırmaları ve üçüncü ülkelere karşı aynı gümrük vergilerini  uygulamaları anlamına gelen gümrük birliği nedeniyle, Türk gümrük  mevzuatının Avrupa Birliği mevzuatına yakınlaştırılması gerekiyordu.  Başlatılan ve sonuçlandırılan çalışmalar sonucu bu uyum sağlanarak  mevzuatımıza yansıtılmış ve öngörülen 1.1.1996 tarihinde Gümrük Birliği  uygulamaları Türk gümrüklerinde başlatılmıştır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/26/" title="26" rel="tag">26</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/dunya/" title="Dünya" rel="tag">Dünya</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gumruk/" title="Gümrük" rel="tag">Gümrük</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/" title="Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/" title="Gazeteciler Günü (10 Ocak) (14 Mayıs 2010)">Gazeteciler Günü (10 Ocak)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-tiyatrolar-gunu-27-mart/" title="Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Tiyatrolar Günü ( 27 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-su-gunu-22-mart/" title="Dünya Su Günü ( 22 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Su Günü ( 22 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-meteoroloji-gunu-23-mart/" title="Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Meteoroloji Günü ( 23 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-gumruk-gunu-26-ocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cüzzam Haftası ( 25 &#8211; 31 Ocak )</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cuzzam-haftasi-25-31-ocak/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cuzzam-haftasi-25-31-ocak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[31]]></category>
		<category><![CDATA[Cüzzam]]></category>
		<category><![CDATA[Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4056</guid>
		<description><![CDATA[1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.
Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü açısından kayıt altında tutulmaktadır. Yaklaşık 20 yıl içinde yapılan çalışmalarla birlikte ön çalışmaların başladığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu öncelikle, deri ve siniri tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.</p>
<p>Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta yaşamlarının sonuna kadar değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü açısından kayıt altında tutulmaktadır. Yaklaşık 20 yıl içinde yapılan çalışmalarla birlikte ön çalışmaların başladığı 1983 yılından 2002 sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda alınmıştır.</p>
<p>Halen 2002 yılı sonu verilerine göre ülkemizde 2605 hasta bulunmakta ve bunlar kontrol altında tutulmaktadır. Bu hastaların yaş ortalaması 60.50’dir.</p>
<p>Hastaların % 60.96’ini oluşturan 1588 hasta, lepranın sakatlık sınıflamasına göre 2. derece (%60) ve daha üzerinde olmak üzere sakattır. Yine aynı verilere göre 2002 yılı sonunda lepra tedavisi süren hasta sayısı 42’dir.</p>
<p>LEPRA hastaları daha çok kırsal kesimdeki yoksul hastalardır. Sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamamış bir kesimde yoğunlaşmaktadırlar. Genellikle çok çocuklu ailelerde yaygındır. Tek odada yaşayan, aynı kaptan yiyen, yetersiz ve tek tip beslenen, direnci düşük ailelerde enfeksiyon daha çabuk yayılır. Aile içinde uzun süre yakın temasta bulunulduğunda, hastalık, direnci düşük doğmuş küçük çocuklara geçiyor. Lepralı, tedavisini sürdürmüyorsa, sürekli öksürüp hapşırıyorsa başkasına bulaştırma olasılığı var; verem gibi. BCG verem aşısı, yüzde 60 düzeyinde lepra mikrobundan da kişiyi koruyor. Genetik yatkınlık da lepra hastalığının ortaya çıkmasında önemli bir faktör.</p>
<p>CÜZZAM HASTALIĞI NASIL YAYILIR?</p>
<p>Verem hastalığını yapan basille hemen hemen aynı türde olan bu mikroba karşı doğal bağışıklığın bulunmaması (İnsanların tümüne yakınında bu doğal bağışıklık vardır. Doğal bağışıklığın olmaması hali, insanlara kendinden önceki soylarından geçen bir özelliktir. Bu bağışıklık halini bir testle anlamak olasıdır.) ve cüzzam mikrobu taşıyan bir hastayla uzun süreli ve yakın temas halinde olmak sonucunda hastalığa yakalanmak mümkündür. Erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır.</p>
<p>CÜZZAMIN BELİRTİLERİ NELERDİR?</p>
<p>Aşağıda sıralanan belirtilerden bir veya bir kaçı cüzzam hastalığını düşündürmelidir:</p>
<p>- Vücudun herhangi bir yerinde deriden açık renkte, oval veya yuvarlak, kabarık olmayan, hiçbir şikâyet yaratmayan kepeksiz, bazen hafif duyu kusuru gösteren leke.<br />
- Çocuklarda ve gençlerde burunda sürekli tıkanma ve sık sık tekrarlayan burun kanamaları<br />
- Deri üzerinde bir veya daha fazla kabarık plak şeklinde, kılsız, terlemeyen, kepekli, mutlaka duyu kusuru olan lezyonlar<br />
- Belirli yerlerde özelikle ön kol iç yüzeyde duyu eksilmesi<br />
- 4. ve 5. parmakların elde içe kıvrılması, avuç içi kaslarda erime başlaması, kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma ve ağrılı olmaları<br />
- Kaşların uçlardan dökülmesi<br />
- Vücutta pek çok yerlerde basilli nodüller<br />
- Yüzde ödem, alın derisi ve kulakların morumsu kabarık ve sert nodüllerle dolması<br />
- Diz ve dirseklerde yara izleri<br />
- Alt göz kapaklarının kapanmaması</p>
<p>HASTALIĞIN TEDAVİSİ</p>
<p>Teşhisi gecikmiş ve hiç veya düzenli tedavi görmemiş durumlarda 10–15 yıl sonra sakatlıklar gelişir. Hastalıkların ilk teşhis ve tedavileri deri hastalıkları uzmanı bulunan devlet hastanelerinde yapılır.<br />
Aynı verem tedavisinde olduğu gibi en az üç ilaçtan oluşan bir kombine tedavi ile en çok 2 yıl içinde hastalar tamamıyla tedavi edilmektedir.<br />
Tedavide etkin ilaçların varlığı ve bulaşıcılık baskı altına alınabildiğinden hastalar sadece ön tedavi için hastaneye yatırılır ve şekil bozukluklarının ameliyatla düzeltilmesi yoluna gidilebilir.</p>
<p>TÜRKİYE’DE CÜZZAM</p>
<p>Ülkemizde cüzzam ile mücadeleyle, ilk kez Prof. Dr. Mazhar Osman’ın 1919 yılında 40 kadar lepra hastası için Bakırköy Akıl Hastanesi’nde özel bir bölüm açmasıyla başlandı. Bu girişim, ülkemizdeki ilk cüzzam hastanesinin de temelini atan bir adım niteliğini taşıyor. Ancak cüzzamın ülkemizde kontrol altına alınması konusundaki en kapsamlı girişim, 1976 yılında İstanbul’da Prof. Dr. Türkan Saylan ve arkadaşlarınca kurulan Cüzzamla Savaş Derneği olarak kabul ediliyor.Ayrıca Ankara’da da Cüzzam Savaş ve Araştırma Derneği adında gönüllü örgütler bulunmaktadır.</p>
<p>Ankara’daki dernek Lepra Mecmuası adıyla bilimsel bir yayın organı çıkarmaktadır. İstanbul’daki dernek ve vakıf ise çeşitli sosyal etkinlikler yaparak ve yardımseverlerle ilişkiye geçerek hastaların sosyal sorunlarını çözümlemek, ekonomik açıdan yardımcı olmak,</p>
<p>hasta çocuklarının eğitimlerini sürdürmeleri amacıyla burs vermek, hastalara iş bulmak ve özellikle kendi yaşadıkları çevrede üretken hale getirmek için yoğun çaba harcamaktadır. Tüm merkezler ve gönüllü kuruluşlar Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak her yıl Ocak ayının son haftasında Cüzzamla Savaş Haftası düzenlemektedirler. Tüm dünyada her yıl ocak ayının son pazar günü Devlet Sağlık Örgütü’nün önerisiyle &#8220;Dünya Cüzzam Günü&#8221; olarak anılmaktadır.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/25/" title="25" rel="tag">25</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/31/" title="31" rel="tag">31</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cuzzam/" title="Cüzzam" rel="tag">Cüzzam</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/haftasi/" title="Haftası" rel="tag">Haftası</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/" title="Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/enerji-tasarrufu-haftasi-ocak-ayinin-2-haftasi/" title="Enerji Tasarrufu Haftası ( Ocak ayının 2. haftası ) (14 Mayıs 2010)">Enerji Tasarrufu Haftası ( Ocak ayının 2. haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yesilay-haftasi-mart-ayinin-ilk-haftasi/" title="Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası ) (19 Mayıs 2010)">Yeşilay Haftası ( Mart ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yaslilara-saygi-haftasi-18-24-mart/" title="Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Yaşlılara Saygı Haftası ( 18 &#8211; 24 Mart )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cuzzam-haftasi-25-31-ocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazeteciler Günü (10 Ocak)</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4053</guid>
		<description><![CDATA[1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa&#8217;nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Vilayet&#8217;e kadar bir yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa&#8217;nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Vilayet&#8217;e kadar bir yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise Sendika&#8217;nın öncülüğünde, BASIN adıyla kendi gazetelerini 11-12-13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar.</p>
<p>O tarihten sonra 10 Ocak, &#8220;Çalışan Gazeteciler Bayramı&#8221; olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, &#8220;bayram&#8221; olmaktan çıkarıldı ve &#8220;Çalışan Gazeteciler Günü&#8221; olarak anılmaya başladı.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/10/" title="10" rel="tag">10</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gazeteciler/" title="Gazeteciler" rel="tag">Gazeteciler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/gunu/" title="Günü" rel="tag">Günü</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ocak/" title="Ocak" rel="tag">Ocak</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-gumruk-gunu-26-ocak/" title="Dünya Gümrük Günü ( 26 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Gümrük Günü ( 26 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/dunya-cuzzam-gunu-25-ocak/" title="Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak ) (14 Mayıs 2010)">Dünya Cüzzam Günü ( 25 Ocak )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/veremle-savas-egitimi-haftasi-ocak-ayinin-ilk-haftasi/" title="Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası ) (14 Mayıs 2010)">Veremle Savaş Eğitimi Haftası ( Ocak ayının ilk haftası )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/uluslararasi-irk-ayirimi-ile-mucadele-gunu-21-mart/" title="Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü ( 21 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/sivil-savunma-gunu-28-subat/" title="Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat ) (14 Mayıs 2010)">Sivil Savunma Günü ( 28 Şubat )</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıl (Yılbaşı)</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-yilbasi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-yilbasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 12:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4050</guid>
		<description><![CDATA[Aralık ayının son günü gece yarısından sonra yeni bir yılın ilk günü başlar. Ocak ayının birinci gününden Aralık ayının 31. günü gece yarısına kadar geçen süreye bir yıl denir.
Dünyanın; biri Güneş, öbürü kendi ekseni çevresinde olmak üzere iki türlü hareketi vardır. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dolanması bir yılda tamamlanır. Bu hareketten mevsimler oluşur. Dünyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aralık ayının son günü gece yarısından sonra yeni bir yılın ilk günü başlar. Ocak ayının birinci gününden Aralık ayının 31. günü gece yarısına kadar geçen süreye bir yıl denir.<br />
Dünyanın; biri Güneş, öbürü kendi ekseni çevresinde olmak üzere iki türlü hareketi vardır. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dolanması bir yılda tamamlanır. Bu hareketten mevsimler oluşur. Dünyanın kendi çevresinde dönmesinden gece – gündüz meydana gelir.<br />
Dünyamız Güneş çevresindeki dolanımını 365 gün 6 saatte tamamlar. Her yıl 365 günden artan 6 saatler 4 yılda bir 24 saat, yani 1 gün eder. Bu bir gün 4 yılda bir Şubat ayına eklenir. Böylelikle, 28 gün olan Şubat ayı 4 yılda bir 29 gün olur. Buna artık yıl denir. 4’le bölünebilen yıllar artık yıldır.<br />
Dünyamız Güneş çevresinde dolanırken yumurta biçiminde bir yol izler. Bu yola dünyanın yörüngesi denir. Yerkürenin içinden geçip, kutupları birleştirdiği varsayılan eksen dünyanın yörüngesine dik değildir. 23,5 derece eğik durumdadır. Bu nedenle Dünya üzerindeki herhangi bir yere Güneşin ışınları yıl boyu aynı eğimle gelmez. Yılın kimi zamanları ışınlar dik olarak gelir. Bu yörelerde gündüzler uzun, havalar sıcak olur. Kimi zaman ışınlar eğik gelir. Bu durumda da gündüzler kısa, havalar soğuk olur. Bu sıcaklık ayrımları mevsimleri oluşturur. Bir yılda dört mevsim vardır.<br />
Sonbahar : 23 Eylül / 21 Aralık<br />
Kış : 21 Aralık / 21 Mart<br />
İlkbahar : 21 Mart / 21 Haziran<br />
Yaz : 21 Haziran / 23 Eylül arasındadır.<br />
21 Mart ve 23 Eylül’de gece ile gündüz birbirine eşit olur. 21 Aralık’ta en uzun gece, en kısa gündüz, 21 Haziran’da en uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.<br />
İnsanlar tarihin ilk çağlarından beri olayları zaman içinde kolaylıkla belirlemek için yılı aylara, ayları haftalara, haftaları günlere bölmüşlerdir. Bu düzenlemeye takvim denir.<br />
Her takvim önemli bir olayı başlangıç olarak almıştır. Örneğin; Müslümanlar, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç olayını takvim başı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre düzenlenen takvime Hicri Takvim denir.<br />
Bugün dünyada genel olarak kullanılan takvim, İsa Peygamber’in doğumunu başlangıç olarak alan Miladi Takvimdir. Bu takvimde İsa’nın doğumundan önceki yıllara MÖ (Milattan Önce), sonraki yıllara da MS (Milattan Sonra) denir. Geçmiş tarihler buna göre hesaplanır. Örneğin Büyük Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi MÖ 365 yılında olmuştur. Bu: Roma İmparatorluğu’nun İsa Peygamberin doğumundan 365 yıl önce ikiye bölündüğünü belirtir. İstanbul’un İsa’nın doğumundan 1453 yıl sonra Osmanlılar tarafından alındığını belirtir. Ancak uygulamada MÖ’ler kullanılır. MS’ler ancak gerektiğinde kullanılır.<br />
İnsanlar yaptıkları takvimlerde yılı 12 aya bölmüşlerdir. Bu 12 ayın 7 ayı 31 gün, 4 ayı 30 gün, Şubat ayı da 28 gün olarak hesaplanır. Her mevsim 3 aydır. Bir ayda 4 hafta, bir yılda 52 hafta vardır.<br />
Bir hafta 7 gün, bir gün de 24 saattir. Bir saat 60 dakikadır. Saat zaman ölçüsü birimidir.<br />
Tarihlerin belirlenmesinde kolaylık sağlayan bir başka zaman ölçüsü birimi de yüzyıldır. Yüz yıllık zaman parçasına yüzyıl ( Asır ) denir. Çok eski olaylar kolaylık olsun diye yüzyıllarla belirlenir.<br />
Yeni bir yıl başlarken : Biten yıl neler yaptığımızı, neler öğrendiğimizi gözden geçiririz. Çevremize yararlı olup olmadığımızı, zamanımızı iyi kullanıp kullanmadığımızı düşünürüz.<br />
Her yeni yıl; yeni atılımlar, teni umutlar, kısaca yenilikler yılıdır. İnsanlık her yeni yılda tarihini yeni başarılar, yeni buluşlar, her alanda ilerlemelerle zenginleştirir.<br />
Bizim de bu hızlı gidişe ayak uydurmamız, yeni yılda daha çok çalışarak daha başarılı olmamız gerekir.<br />
Her yeni yılda yakınlarımızın, arkadaşlarımızın yeni yılını kutlarız. Yeni yılın başarılı, verimli olmasını dileriz.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/belirli-gun-ve-haftalar/" title="Belirli Gün ve Haftalar" rel="tag">Belirli Gün ve Haftalar</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yeni/" title="yeni" rel="tag">yeni</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yil/" title="yıl" rel="tag">yıl</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yilbasi/" title="Yılbaşı" rel="tag">Yılbaşı</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-sarkisi-3d-2009/" title="Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009) (12 Kasım 2009)">Yeni Yıl Şarkısı (3D) (2009)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ogretmen-okullarinin-kurulus-yil-donumu-16-mart/" title="Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıl Dönümü ( 16 Mart ) (14 Mayıs 2010)">Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıl Dönümü ( 16 Mart )</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/mebin-yeni-yonetmeliginde-fizyoterapist-arkadaslarin-konumu/" title="MEB&#8217;in yeni yönetmeliğinde fizyoterapist arkadaşların konumu (06 Kasım 2009)">MEB&#8217;in yeni yönetmeliğinde fizyoterapist arkadaşların konumu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/alvin-ve-sincaplar-2/" title="Alvin ve Sincaplar 2 (12 Mayıs 2010)">Alvin ve Sincaplar 2</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/yeni-yil-yilbasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Öncesi Eğitim Önemlidir</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-egitim-onemlidir/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-egitim-onemlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 06:45:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilinmesi Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Öncesi Eğitime Başlarken]]></category>
		<category><![CDATA[Yararlı Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemlidir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4046</guid>
		<description><![CDATA[Uzm. Psikolog Neşe Karaca , okul öncesi eğitim önemine değinerek, “Eğitim sürecinin temelleri, erken çocukluk döneminde atılır.
Bu nedenle okul öncesi eğimin önemi çok büyüktür” dedi. Uzm, Psikolog Karaca, eğitimin doğumla başlayan ve hayat boyu devam eden bir süreç olduğunu ve bu konuda yapılan araştırma sonuçlarını da göz önüne alarak, bu kadar uzun bir süreci kapsayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzm. Psikolog Neşe Karaca , okul öncesi eğitim önemine değinerek, “Eğitim sürecinin temelleri, erken çocukluk döneminde atılır.</strong></p>
<p>Bu nedenle okul öncesi eğimin önemi çok büyüktür” dedi. Uzm, Psikolog Karaca, eğitimin doğumla başlayan ve hayat boyu devam eden bir süreç olduğunu ve bu konuda yapılan araştırma sonuçlarını da göz önüne alarak, bu kadar uzun bir süreci kapsayan eğitimin temellerinin erken çocukluk döneminde atıldığını artık hepimizin kabul ettiğini ifade etti. Karaca, hayatın özellikle ilk 3 yılında annenin çocuğuyla birlikte olması çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını “annenin” karşılaması, çocuğun sağlıklı gelişimi için tercih edilen ve istenen bir şart olmasına rağmen özellikle ekonomik şartlar kadınların çalışma yaşamından uzak kalmasına imkân vermediğini söyledi. Zaman zaman aileler büyükannelerden de çocuklarının bakımında destek almakta, ancak genelde büyükannenin “aşırı hoşgörüsü” çocuğun eğitimi konusunda aileleri sıkıntıya soktuğunu kaydeden Karaca, “Ailenin çevre şartları (sosyo-ekonomik ve kültürel) ne kadar iyi olursa olsun çocuğun yaşıtlarıyla birlikte, tamamen çocuğun ihtiyaçlarına yönelik oluşturulan uygun bir ortamda ve uzman eğitimcilerin gözetiminde ilköğretime hazırlanması, çocuklarımızın gelişimi açısından daha olumlu sonuçlar vermektedir. Bu gerçeğin farkında olan birçok aile, özellikle çocukları kendi öz bakım becerilerini kazanmaya başladıktan sonra çocuklarını anaokuluna göndermeyi daha fazla tercih eder hale geldiler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÖĞRETMEN KAVRAMI</strong></p>
<p>“Çocuk ilk defa “öğretmen” kavramıyla anaokulunda tanışır” diyen Karaca, dolayısıyla anaokulu öğretmenlerinin de öncelikle kişilik özellikleri, eğitim ve deneyimlerinin çok önemli olduğunu, birlikte yaşama ve çalışmayı öğrenirken, çocuğun, sağlıklı bir öğretmen modeline ihtiyacı olduğunu, bu sebeple, anaokulu öğretmeninin olumlu bir model oluşturmasının yanında, mesleğini sevmesi de oldukça önemli bir vasıf olduğunun altını çizdi.</p>
<p><strong>6 YAŞ ÖNCESİNİN ÖNEMİ BÜYÜK</strong></p>
<p>“Tüm bilgi ve deneyimin 6 yaşından önce kazanılmasının asıl önemi çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için bu yılların çok önemli yıllar oluşudur” cümlesine dikkat çeken Karaca, bu dönemde edinilen bilgiler hem çok kolay öğrenilmekte hem kalıcı olmakta ve öğrenme alışkanlığı geliştirmek açısından önem taşımaktadır ifadesini kullandı. Karaca ayrıca şunları kaydetti: “Anaokuluna giden çocukların gitmeyenlere oranla ilkokulda çok daha uyumlu ve başarılı oldukları bilinmektedir. Ayrıca sosyal uyum ve arkadaşlık geliştirme becerileri açısından okul öncesi eğitim almış olan çocuklar, çok daha şanslı olmaktadırlar. Okul öncesi eğitimin başka bir önemi de çocukların gelişimlerinin takip edilmesidir. Çünkü anne-babalar çocuklarının gelişim alanlarını dikkatle takip edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmayabilirler. Ayrıca her çocuk, gelişiminin bazı alanlarında sorunlar yaşayabilir, ileriki yaşlarda yaşaması olası bazı problemlere ait ipuçları verebilir. Bu belirtileri fark etmenin ve en uygun müdahalenin ne olduğuna karar vermenin en iyi yolu çocuğun anaokulu gibi yapılandırılmış bir ortamda düzenli şekilde takip edilmesidir.”</p>
<p><strong>ÇOCUĞUN SOSYALLİĞİ ANAOKULUNDA ARTAR</strong></p>
<p>“Anaokulu, ilköğretime hazırlığın yanı sıra, ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir. İlk üç yıl içinde çocuk, model olarak aldığı anne ve babasından beslenir ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko-sosyal olgunluğa ulaşır. Ancak bu gelişim sınırlıdır. İşte tam bu dönemde devreye giren anaokulunu, annenin tek başına çocuğun üzerindeki ilk yıllardaki rolüne katkıda bulunan bir kurum olarak değerlendirmek gerekir” diyen Karaca, daha sonra şunları kaydetti: “Anaokulu, çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesine yardımcı olur. Çocuk, anaokulunda en iyi oyun ortamını bulur, işbirliğini geliştirir, yaşıtlarıyla birlikte olmayı, kuralları ve sorumluluk almayı, kendi hakkını korurken, paylaşmayı ve başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi öğrenir. Çocuk en iyi örgütlü oyun ortamını anaokulunda bulur. Ayrıca anaokulları, çocukların sözel faaliyetlerine ve kendilerini ifade edebilme becerilerinin gelişimine katkıda bulunan ve onlara hareket imkânı hazırlayan kurumlar olmalıdırlar.”</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/bilinmesi-gerekenler/" title="Bilinmesi Gerekenler" rel="tag">Bilinmesi Gerekenler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/egitim/" title="egitim" rel="tag">egitim</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/haberler/" title="Haberler" rel="tag">Haberler</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/okul/" title="okul" rel="tag">okul</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/okul-oncesi-egitime-baslarken/" title="Okul Öncesi Eğitime Başlarken" rel="tag">Okul Öncesi Eğitime Başlarken</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/oncesi/" title="öncesi" rel="tag">öncesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/onemlidir/" title="önemlidir" rel="tag">önemlidir</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/yararli-bilgiler/" title="Yararlı Bilgiler" rel="tag">Yararlı Bilgiler</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-egitim-guclendirilmesi-hibe-programi/" title="Okul Öncesi Eğitim Güçlendirilmesi Hibe Programı (09 Aralık 2009)">Okul Öncesi Eğitim Güçlendirilmesi Hibe Programı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/anaokulu/" title="Anaokulu (10 Aralık 2009)">Anaokulu</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/turkiye%e2%80%99deki-universiteler-cocuk-haklarini-savunuyor-3/" title="“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor (31 Mart 2010)">“AİLE EĞİTİMİ” Kampanyası Başlıyor</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuvalarinizi-daha-iyi-tanitmak-istiyorsaniz/" title="Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!! (12 Haziran 2009)">Yuvalarınızı Daha İyi Tanıtmak İstiyorsanız!!!</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/yuva-rehberime-neden-reklam-verilmeli/" title="Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!! (25 Haziran 2009)">Yuva Rehberim&#8217;e Neden Reklam Verilmeli !!!</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/okul-oncesi-egitim-onemlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Fotoğrafları</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 06:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğrafları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4039</guid>
		<description><![CDATA[

	Etiketler: Atatürk, Atatürk Köşesi, Fotoğrafları

	Benzer Yazılar
	
	Nutuk (0)
	Atatürk&#8217;ün İlkeleri (0)
	Atatürk&#8217;ün Hayatı (0)
	Atatürk&#8217;ün Devrimi (0)
	19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (1)


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object style="width: 600px; height: 683px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="600" height="683" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.yuvarehberim.com/blog/images/ataturk.swf" /><embed style="width: 600px; height: 683px;" type="application/x-shockwave-flash" width="600" height="683" src="http://www.yuvarehberim.com/blog/images/ataturk.swf"></embed></object></p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/fotograflari/" title="Fotoğrafları" rel="tag">Fotoğrafları</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/" title="Nutuk (12 Mayıs 2010)">Nutuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/" title="Atatürk&#8217;ün İlkeleri (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün İlkeleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/" title="Atatürk&#8217;ün Hayatı (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Hayatı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/" title="Atatürk&#8217;ün Devrimi (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Devrimi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/" title="19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs 2010)">19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençliğe Hitabe</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/genclige-hitabe/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/genclige-hitabe/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 14:50:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gençliğe]]></category>
		<category><![CDATA[Hitabe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4026</guid>
		<description><![CDATA[Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.
Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.</p>
<p>Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.</p>
<p>Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uygarlığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.</p>
<p>Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.</p>
<p>Ey Türk gençliği ! Birinci ödevin ; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır .</p>
<p>Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır . Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar , bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler . Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.</p>
<p>Ey Türk geleceğinin gençliği! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır !   Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!</p>
<p>M.K.ATATÜRK</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/genclige/" title="Gençliğe" rel="tag">Gençliğe</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/hitabe/" title="Hitabe" rel="tag">Hitabe</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>Benzer Yazı Yok!</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/genclige-hitabe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nutuk</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 14:46:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetin]]></category>
		<category><![CDATA[Nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[Nutku]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldönümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4022</guid>
		<description><![CDATA[Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın 15&#8242;inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Milleti!</p>
<p>Kurtuluş savaşına başladığımızın 15&#8242;inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun! Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkara ne yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız.  Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.</p>
<p>Büyük Türk Milleti,</p>
<p>On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş doğacaktır.</p>
<p>Türk Milleti!</p>
<p>Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.</p>
<p>Ne mutlu Türküm diyene!</p>
<p>Ankara, 29 Ekim 1933BAŞA DÖN</p>
<p>YENİ TÜRKÇE</p>
<p>Türk Ulusu!</p>
<p>Kurtuluş Savaşı&#8217;na başladığımız 15&#8242;inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.</p>
<p>Yurttaşlarım!</p>
<p>Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki başarıyı, Türk Ulusunun ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimle yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız. Ulusumuzu en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bize zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici görüşüne göre değil, çağımızın hız ve hareket kavramına göre düşünülmektedir.  Geçen zamana oranla, daha çok çalışacağız.  Bunda da başarılı olacağımıza kuşkum yoktur. Çünkü Türk ulusunun karakteri yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk Ulusu zekidir. Çünkü Türk Ulusu, ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Çünkü Türk Ulusunun yürütmekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk Ulusunun tarihsel bir niteliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusuna ara vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal ülkümüzdür. Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda, kendine düşen uygarca vazifeyi yapmakta başarılı kılacaktır. Büyük Türk Ulusu! Onbeş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde başarı vaat eden çok sözlerimi işittin. Mutluyum ki, bu sözlerimin, hiçbirinde, ulusumun, hakkımdaki güvenini sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, ulusal ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk Ulusunun büyük ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır. Hiçbir an kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar yeteneği, bundan sonra ki gelişmesi ile, geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.</p>
<p>Türk Ulusu!</p>
<p>Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.</p>
<p>Ne mutlu Türküm diyene!</p>
<p>29 Ekim 1933</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/10/" title="10" rel="tag">10</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/cumhuriyetin/" title="Cumhuriyetin" rel="tag">Cumhuriyetin</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nedeniyle/" title="Nedeniyle" rel="tag">Nedeniyle</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/nutku/" title="Nutku" rel="tag">Nutku</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/yildonumu/" title="Yıldönümü" rel="tag">Yıldönümü</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/gazeteciler-gunu-10-ocak/" title="Gazeteciler Günü (10 Ocak) (14 Mayıs 2010)">Gazeteciler Günü (10 Ocak)</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/" title="Atatürk&#8217;ün İlkeleri (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün İlkeleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/" title="Atatürk&#8217;ün Hayatı (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Hayatı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/" title="Atatürk&#8217;ün Devrimi (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Devrimi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/" title="Atatürk Fotoğrafları (13 Mayıs 2010)">Atatürk Fotoğrafları</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Devrimi</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 14:41:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4018</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. O dönemlerde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal ülkesindeki yaşamı modernize etmiştir. Atatürk 1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. O dönemlerde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal ülkesindeki yaşamı modernize etmiştir. Atatürk 1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata geçirmiştir. Tüm bu devrimler, Türk halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanmıştı.</p>
<p>Harf Devrimi</p>
<p>Atatürk&#8217;ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.</p>
<p>Kıyafet Devrimi</p>
<p>Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.</p>
<p>Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi</p>
<p>1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk sistemine ihtiyacı vardı. Atatürk, Şeriat Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını getirmiştir. Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler Çerçevesinde modernize edilmiştir.</p>
<p>Öğrenimin Laikleştirilmesi</p>
<p>19. Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri uygulanmaktaydı. Atatürk İslami eğitim veren medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini gördü. Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekliydi. Böylece, mevcut sistem değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar</p>
<p>Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır. Böylece kabul edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına sahip olabileceklerdir.  Tek eşlilik ilkesi ve kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün Türk Tarihi ile ilgili Çalışmaları</p>
<p>Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamındaki yazı devrimi sonrasında, Atatürk tarih konusuna ağırlık verdi ve 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdu. Burada, Türkiye Tarihi kapsamlı bir şekilde incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bunların dışında, Yeni Takvim, Ağırlıklar ve Ölçüler, Tatiller ve Soyadı Kanunu gibi diğer birçok devrimler de gerçekleştirilmiştir. Bu konudaki bazı örnekler arasında 1924 Hafta sonu Yasası, 1925 Uluslararası Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Soyadı Yasası sayılabilir. 1932 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasa gereğince Türkler soyadı aldılar ve Milletin liderine de &#8220;Türklerin Babası&#8221; anlamına gelen Atatürk soyadı verildi.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/devrimi/" title="Devrimi" rel="tag">Devrimi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/" title="Nutuk (12 Mayıs 2010)">Nutuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/" title="Atatürk&#8217;ün İlkeleri (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün İlkeleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/" title="Atatürk&#8217;ün Hayatı (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Hayatı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/" title="Atatürk Fotoğrafları (13 Mayıs 2010)">Atatürk Fotoğrafları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/" title="19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs 2010)">19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İlkeleri</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 14:38:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İlkeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4015</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk ilkeleri, altı başlık altında toplanabilir.
CUMHURİYETÇİLİK
Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217; nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.
HALKÇILIK
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk ilkeleri, altı başlık altında toplanabilir.</p>
<p>CUMHURİYETÇİLİK</p>
<p>Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye&#8217; nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.</p>
<p>HALKÇILIK</p>
<p>Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist Devrimler, özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere batı kanunlarının Türkiye&#8217; de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye&#8217;nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi.Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.</p>
<p>LAİKLİK</p>
<p>Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam&#8217;a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.</p>
<p>DEVRİMCİLİK</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye&#8217;nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.</p>
<p>MİLLİYETÇİLİK</p>
<p>Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti &#8211; emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.</p>
<p>DEVLETÇİLİK</p>
<p>Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye&#8217;nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ilkeleri/" title="İlkeleri" rel="tag">İlkeleri</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/" title="Nutuk (12 Mayıs 2010)">Nutuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/" title="Atatürk&#8217;ün Hayatı (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Hayatı</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/" title="Atatürk&#8217;ün Devrimi (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Devrimi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/" title="Atatürk Fotoğrafları (13 Mayıs 2010)">Atatürk Fotoğrafları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/" title="19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs 2010)">19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Hayatı</title>
		<link>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/</link>
		<comments>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 14:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuva Rehberim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuvarehberim.com/blog/?p=4011</guid>
		<description><![CDATA[1881
Mustafa&#8217;nın Selanik&#8217;te dünyaya gelmesi.
1893
Mustafa Selanik&#8217;teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni tarafından kendisine ikinci ismi &#8220;Kemal&#8221; verilir.
1895
Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.
1899
Mustafa Kemal İstanbul&#8217;da Harbiye&#8217;nin hazırlık sınıfına başlar.
1902
Mustafa Kemal Harbiye&#8217;den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine devam eder.
11 Ocak 1905
Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olur ve Şam&#8217;da bulunan Beşinci Orduda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1881<br />
Mustafa&#8217;nın Selanik&#8217;te dünyaya gelmesi.</p>
<p>1893<br />
Mustafa Selanik&#8217;teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni tarafından kendisine ikinci ismi &#8220;Kemal&#8221; verilir.</p>
<p>1895<br />
Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.</p>
<p>1899<br />
Mustafa Kemal İstanbul&#8217;da Harbiye&#8217;nin hazırlık sınıfına başlar.</p>
<p>1902<br />
Mustafa Kemal Harbiye&#8217;den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine devam eder.</p>
<p>11 Ocak 1905<br />
Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olur ve Şam&#8217;da bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere Şam&#8217;a gönderilir.</p>
<p>Ekim 1906<br />
Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam&#8217;da &#8220;Vatan ve Hürriyet&#8221; adıyla gizli bir dernek kurarlar.</p>
<p>Eylül 1907<br />
Mustafa Kemal Üçüncü Orduya tayin edilir ve Selanik&#8217;e gönderilir.</p>
<p>13 Eylül 1911<br />
Mustafa Kemal İstanbul&#8217;daki Genel Kurmaya tayin edilir.</p>
<p>9 Ocak 1912<br />
Mustafa Kemal Libya&#8217;daki Tobruk taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.</p>
<p>25 Kasım 1912<br />
Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak Akdeniz Boğazları özel</p>
<p>Kuvvetlerine atanır.</p>
<p>27 Ekim 1913<br />
Mustafa Kemal Sofya&#8217;ya Askeri Ataşe olarak atanır.</p>
<p>25 Nisan 1915<br />
İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni ile ilerlemelerini durdurur.</p>
<p>9 Ağustos 1915<br />
Mustafa Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilir.</p>
<p>1 Nisan 1916<br />
Mustafa Kemal Tuğgeneralliğe terfi eder.</p>
<p>6-7 Ağustos 1916<br />
Mustafa Kemal Bitlis ve Muş&#8217;u düşmandan geri alır.</p>
<p>31 Ekim 1918<br />
Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olur.</p>
<p>30 Nisan 1919<br />
Mustafa Kemal Erzurum&#8217;da bulunan Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle Müfettiş olarak atanır.</p>
<p>16 Mayıs 1919<br />
Mustafa Kemal İstanbul&#8217;u terkeder.</p>
<p>19 Mayıs 1919<br />
Mustafa Kemal Samsun&#8217;a ayak basar.</p>
<p>8 Temmuz 1919<br />
Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu Müfettişliği görevinden gerekse ordudan istifa eder.</p>
<p>23 Temmuz 1919<br />
Mustafa Kemal Erzurum Kongresi Başkanlığına getirilir.</p>
<p>4 Eylül 1919<br />
Mustafa Kemal Sivas Kongresi Başkanlığına getirilir.</p>
<p>27 Aralık 1919<br />
Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara&#8217;ya gelir.</p>
<p>23 Nisan 1920<br />
Mustafa Kemal Ankara&#8217;da Türkiye Büyük Millet Meclisini açar.</p>
<p>11 Mayıs 1920<br />
Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından ölüme mahkum edilir.</p>
<p>5 Ağustos 1921<br />
Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi  tarafından Başkumandan olarak atanır.</p>
<p>23 Ağustos 1921<br />
Türk birliklerinin Mustafa Kemal tarafından yönetildiği Sakarya savaşı başlar.</p>
<p>19 Eylül 1921<br />
Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal&#8217;e Mareşal rütbesi ile Gazi unvanını verir.</p>
<p>26 Ağustos 1922<br />
Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu Kocatepe&#8217;den yönetmeye başlar.</p>
<p>30 Ağustos 1922<br />
Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar savaşını kazanır.</p>
<p>10 Eylül 1922<br />
Gazi Mustafa Kemal İzmir&#8217;e girer.</p>
<p>1 Kasım 1922<br />
Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Hilafetin kaldırılması Yönündeki önerisini kabul eder.</p>
<p>14 Ocak 1923<br />
Mustafa Kemal&#8217;in annesi Zübeyde Hanım İzmir&#8217;de vefat eder.</p>
<p>29 Ekim 1923<br />
Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve Gazi Mustafa Kemal&#8217;in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.</p>
<p>24 Ağustos 1924<br />
Gazi Mustafa Kemal İstanbul Sarayburnu&#8217;nda ilk kez şapka giyer.</p>
<p>9 Ağustos 1928<br />
Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu&#8217;nda yeni Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.</p>
<p>12 Nisan 1931<br />
Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu kurar.</p>
<p>12 Temmuz 1932<br />
Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu kurar.</p>
<p>16 Haziran 1934<br />
Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek Gazi Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;Atatürk&#8221; soyadını verme kararı alır.</p>
<p>10 Kasım 1938<br />
Atatürk vefat eder.</p>

	Etiketler: <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/ataturk/" title="Atatürk" rel="tag">Atatürk</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/category/ataturk-kosesi/" title="Atatürk Köşesi" rel="tag">Atatürk Köşesi</a>, <a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/tag/hayati/" title="Hayatı" rel="tag">Hayatı</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/cumhuriyetin-10-yildonumu-ataturk-un-nutku/" title="Nutuk (12 Mayıs 2010)">Nutuk</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-ilkeleri/" title="Atatürk&#8217;ün İlkeleri (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün İlkeleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-devrimi/" title="Atatürk&#8217;ün Devrimi (12 Mayıs 2010)">Atatürk&#8217;ün Devrimi</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturk-resimler/" title="Atatürk Fotoğrafları (13 Mayıs 2010)">Atatürk Fotoğrafları</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yuvarehberim.com/blog/19-mayis-ataturk-u-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami/" title="19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs 2010)">19 Mayıs Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı</a> (1)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuvarehberim.com/blog/ataturkun-hayati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
