Bebeğim İçin Endişelenmeli Miyim?
El kadar bebeğinizin yüzünde sivilceler mi çıktı ya da kafası yağlı ve pul pul mu oluyor? Merak etmeyin! Bunlar endişelenilecek bir durum değil… Bebeğinizle ilgili ilk bir yıl içinde karşılaşabileceğiniz gariplikleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Bıçkıcı’ya sorduk.
Bebek 1-2 aylık olduğu halde simetri olmayan kafa yapıları aileleri endişeye düşürür. Bu durumun kalıcı olup olmadığı ya da beyin gelişimine etki edip etmediği gibi sorulara cevap aranır. Plagiyosefali adı verilen bu durumun sebep ve sonuçlarını değerlendirmek gerektiğini söyleyen Dr. Alper Bıçkıcı, kafada şekil bozukluğunun annede amnios sıvısının az olması, bebeğin iri olması ve çoğul gebelikler nedeni ile bebeğin başının anne karnında basıya maruz kaldığını ve şeklinin bozulduğunu belirtiyor.
Doğumdan sonra…
Doğum sonrası, özellikle 1-2 aylık döneme kadar bebeklerin kemik yapısı çok yumuşaktır. Bebek sürekli tek yöne yatırılırsa bebekte asimetrik kafa yapısı oluşabilir ya da sürekli sırtüstü yatan bebeklerde başın arka kısmı düzleşebilir.
Bebeğin kafa yapısını düzeltmek için
* Bebe 15 günlükken başlanan D vitamini düzenli verilmelidir.
* Bebeğin yatış pozisyonu sürekli değiştirilmelidir.
* Bebeğe egzersiz ve masaj tedavisi uygulanmalıdır.
* Bir yaşına kadar önlem alınmadığı takdirde bebekte asimetrik kafa yapısı kalıcı hale gelebilir.
Dikkat!
Nadiren de olsa baskı ve düzleşmenin baş kemiklerini birleştirme görevi olan suturlarda veya bıngıldak adı verilen fontanellerde olmasının suturların erken kapanmasına neden olabildiği (kranostozis) düşünülmektedir. Bu durumda baş çevresi büyümez. Bu nedenle bebek aylık bıngıldak çapı ve baş çevresi ölçümleri ile takip edilmelidir. Baş çevresi büyümüyor ise suturların cerrahi olarak açılması gerekebilir.
Sivilceli yüz
Gebeliğin son haftasında anneden bebeğe geçen hormonlar nedeni ile bebeğin doğumundan 1-2 hafta sonra yüzünde sivilceler görülebilir. Erkek bebeklerde daha sık görülen bu durum bir ay içinde kendiliğinden geçer.
İlk birkaç aydan sonra çıkan sivilcelerin nedenleri farklıdır
Hassas cilt yapısına sahip bebeklerin ailelerinde alerjik bir yapı varsa bebeğin cildi daha da hassas olur. Bu nedenle ilk birkaç aydan sonra bebeğin yanaklarında çıkan sivilcelerin nedeni daha farklı olacaktır. Bu nedenle bebek için seçilen şampuan, sabun ve giysi yıkanmasında kullanılan deterjanların anti alerjik etkiye sahip olması gerekir. Bebeğin yüzünü silmek için kullanılan ıslak mendiller cildini tahriş edebilir. Bebekleri sert bir şekilde ve sık sık öpmek ve sakalların bebeğin yüzüyle teması da bu sivilcelerin oluşumuna neden olabilir.
Bebeğinizin yüzünde sivilce varsa
* Sivilceleri sıkmayın.
* Rastgele steroidli krem kullanmayın.
* Doktorunuzun önereceği doğal içerikli kremler kullanın.
Ağızda pamukçuk
Erişkin insanlarda ağzı için mantar bakteri dengesi vardır. Ancak bebeklerde ağız içi flora tam gelişmediğinden ağızda pamukçuk görülebilir. Pamukçuk, Candida Albicans türü bir mantarın bebeğin ağız mukozasında yaptığı beyaz, pamuk gibi lekelerdir.
Normal doğum pamukçuk oluşumunu azaltır
Normal doğumda bebeğin doğum kanalı bakterilerini alması nedeni ile ağız florası çabuk oluşur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda bağışıklığın ilk basamağı sayılan bu floranın sezaryen doğumlarda tam oluşmadığı ve bu nedenle ağız ve bağırsakta enfeksiyon sıklığının arttığı saptanmıştır.
Neler yapılabilir?
* Bebeğin ağzı 1 çay kaşığı karbonat ve yarım çay bardağı kaynatılmış ılık su karışımı ile tülbentle silinebilir.
* Bebekte sık sık pamukçuk oluşuyorsa önlem için bebeğe her beslenme sonrası 1-2 çay kaşığı su verilebilir.
* Uygulamalara rağmen pamukçuk düzelmedi ise doktor önerisi ile bebeğe damla verilebilir.
Yağlı ve pul pul kafa derisi
Doğumdan sonraki ilk günlerde bebeklerin kafaları ısı kaybını azaltmak ve mikroplara karşı koruyucu bir önlem almak adına yağlı bir salgı üretir. Zamanla bu salgılar epitel parçaları ve kirle birleşip pullar halinde sert bir kabuk halini alır. Konak adı ile bilinen bu oluşum bebekte herhangi bir sağlık sorununa neden olmaz. Bu konakları ortadan kaldırmak için öncelikle kabukları yumuşatmak gerekir.
Konak nasıl temizlenir?
* Bebeğin başı bebek şampuanı ile yıkandıktan sonra konakları yumuşatmak için sıcak ortamda saçlarına badem yağı sürülerek 20-30 dakika bekletilmelidir.
* Ardından plastik tarakla çok yavaş ve hafif hareketlerle tarama işlemi yapılır.
* Sonrasında yine şampuanla bebek başı yıkanır ve taranan yerlere yenileyici krem sürülebilir.
* Bu işlemi konak sona erene kadar birkaç kez tekrarlamak gerekebilir. Her seferinde bir kısmının yok olduğu görülecektir. 3-4 gün ara ile aynı işlem tekrarlanabilir.
* Bu yöntemlerle uğraşmak istenmezse doktorun önerdiği doğal konak kremi kullanılabilir.
Göz kuruluğu ve çapaklanma
Doğum sonrası bebeklerde doğum kanalından aldığı mikroplar nedeniyle göz iltihabı (konjoktivit) gelişebilir. Ayrıca daha sonraki haftalarda ortaya çıkan çapaklanmanın annenin elleri ya da tozlar aracılığı ile bebeğin gözünde enfeksiyona neden olabileceğini belirten Dr. Alper Bıçkıcı, sürekli tekrarlayan çapaklanmada aklılarla gözyaşı kanalı tıkanıklığının geldiğini ekliyor.
Alınabilecek önlemler
* İlk önlem bebeğe bakım yapan kişinin hijyenik davranması olmalıdır.
* Öncelikle kaynamış suya batırılmış bir bez ile çapaklar temizlenip göz etrafı silinmelidir.
* Daha sonra doktorun önerdiği antibiyotik damla ve/veya göz pomatları tedavi de kullanılır.
* Gözyaşı kanalı tıkanıklığı düşünüldüğünde antibiyotik tedavisine ek olarak kaynamış suya batırılmış bezle göz kapaklarının burun kökü ile birleştiği yere masaj yapılmalıdır.
* Problem devam ediyorsa gözyaşı kanalı küçük bir tel aracılığıyla cerrahi yöntemle açılmalıdır.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/bebek/bebek-saglik/bebegim-icin-endiselenmeli-miyim_18330.html
Kürtaj Hakkındaki Tüm Bilgiler
Kürtaj veya gebelik sonlandırılması, rahim içindeki bir gebeliğin özel yöntemlerle sona erdirilmesidir. Bu işlem, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından sağlık kuruluşlarında veya muayenehanelerde uygulanır.
İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ülkemizde reşit kadınlara tanınan yasal ve çağdaş bir haktır. Yasalarımıza göre istenmeyen gebelikler kadının isteğiyle 10. gebelik haftasına kadar sonlandırılabilir. Gebe evliyse eşinin de onayı gerekirken, evli değilse ve 18 yaşını doldurmuşsa, kendi isteği ve rızası yeterli olur. Yaşı 18’den küçük bayanlarda ise velinin onayı gereklidir. Ayrıca bu gibi durumları yetkili makamlara da bildirmek gerekir. Gebeliğin anne veya bebek için tıbben sakıncalı olması halinde (bebeğin sakat olması ya da annenin gebeliği sürdüremeyecek kadar hasta olması hallerinde ) 10 haftadan daha büyük gebelikler de sonlandırılabilir. Böyle bir durumda birden fazla uzman doktorun heyet kararı vermesi gereklidir.
Kürtaj olacak kişinin 10. haftayı geçmemesi gerekir
Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar. Yasal sınır da bu sebeplerle tespit edilmiştir. 10 haftadan daha büyük gebeliklerin sonlandırılması tıbbi olarak daha fazla problemlidir. Bu yüzden kürtaj kararı alındığında yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gereklidir. Adet gecikmesi olmasa bile gebelik şüphesinde mutlaka bir jinekologa gidilerek muyene yapılmalıdır.
Gebelik ilaç kullanılarak sonlandırılabilir mi?
Sıkça sorulan sorulardan birisi kürtaj olmak yerine gebeliğin bazı ilaçlar kullanılarak sonlandırılıp sonlandırılamayacağıdır. Yurt dışında bazı ülkelerde kullanılan düşük ilacı Türkiye’de satılmamaktadır. Ayrıca adet gecikmesinde kullanılan ve halk arasında adet söktürücü olarak tanınan hap ve iğneler ise gebelik sonlandırılmasında bir işe yaramazlar. Gebelik sonlandırılması vakum tekniği ile yani enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde uygulanmaktadır.
Kürtaj nasıl uygulanır?
Vajina ve rahim ağzı, işlem esnasında mikrop kapmasın diye dezenfektan sıvılarla temizlenir ve rahim ağzını sabitlemek için spekulum takılarak rahim ağzı tek dişli denen bir aletle tutulur. Bu işlem uyutularak ya da lokal uyuşturularak yapılabilir. Lokal anestezi daha önce normal doğum yapmış bayanlarda daha rahat uygulanabilir. Daha sonra rahim ağzı buji denen aletlerle yeteri kadar genişletilir. Karman kanül denen plastik malzeme ile rahim içine girilir. Kanül vasıtasıyla negatif basınç uygulanarak rahim içi boşaltılır.
Kürtaj sonrası
- Kürtaj sonrası eğer uyutulmuşsanız bir süre gözlem altında tutulmanız isabetli olur. Ortalama yarım saat dinlenmek yeterlidir. Lokal anestezi ile işlem yapılırsa bu durumda gözlem daha kısa tutulabilir. Kanama kontrolü yapmak çok önemlidir. Eğer bir sorun yoksa, kürtaj olan kişi reçete yazılarak eve gönderilebilir. Reçetede antibiyotik, ağrı kesici ve gerekirse kanama durdurucular yer almalıdır. Yeme içme serbesttir. Eğer uyutulmuşsanız araba kullanma veya dikkat gerektiren işler yapmaktan 8-10 saat kaçınmalısınız.
- 1 hafta sonra mutlaka kontrole gelmelisiniz. Ateş yükselmesi, aşırı kanama ve aşırı ağrı hallerinde mutlaka doktorunuzu haberdar etmelisiniz.
- O gün ve sonraki birkaç gün kasıklarınızda hafif şekilde adet sancısına benzer ağrılar olabilir. Ağrı kesiciler kullanılabilir.
- İşlem sonrası 3-4 gün kadar lekelenme tarzında kanamanız olabilir. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da gelebilir. Bu tamamen normal bir durumdur ve hatta biraz kanama, rahim içinde pıhtı kalmaması için faydalıdır. Buna karşılık kanamanın hiç olmaması da anormal bir durum değildir. Bu durumda rahim içinde pıhtı birikebilir. Daha sonra şiddetli ağrılara yol açabilir. Bir anda kan boşalmaları olabilir. Aşırı kanama oluşursa da doktorunuzu haberdar etmelisiniz.
- İşlemden sonra ayakta banyo yapabilirsiniz ancak kanama devam ettiği sürece havuza ve denize girmek sakıncalıdır.
- İşlemden sonra bir hafta kadar ilişkiye girilmesi de rahim ağzı genişletme işlemi uygulandığından uygun değildir. Kanama devam ettiği sürece de cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanama bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.
- Eğer kürtajdan sonra beklenmeyen bir şekilde ateş yükselmesi olursa mutlaka hekiminizle temas kurunuz.
- Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik rahim içersinde büyümeye devam edebilir. 5 haftadan küçük gebelikler için bu durum daha da sık görülür. Fark edildiğinde 1 hafta sonra kürtajın tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması ve kontrole de gidilmesi önemlidir.
İlk gebelikte kürtaj olan bayanlar bir daha gebe kalabilir mi?
Uygun koşullar altında, tecrübeli jinekologlarca gereği gibi yapılan gebelik sonlandırmalarında herhangi bir tehlike söz konusu değildir. Eski dönemlerde vakum tekniği kullanılmadan sadece “küret” kullanılarak yapılan kürtajlarda rahim içerisinin zedelenme ihtimali daha fazlaydı. Ayrıca yine önceki yıllarda, etkili dezenfektan ve antibiyotikler olmaması nedeniyle yapılan işlem sonrasında enfeksiyon (iltahaplanma) ihtimali daha fazla olduğundan böyle bir inanış geçmişten günümüze kadar gelmiştir. Ancak günümüzde hijyenik bir ortamda ve uygun teknikle tecrübeli jinekologlarca yapılan kürtajlarda, ilk gebelik de olsa, işlem sonrası istenmeyen bir problem oluşma olasılığı yok denecek kadar azdır.
Kürtaj sonrası “parça kalması” nedir?
Yasal gebelik tahliyesi sınırları içerisinde ve usulüne uygun olarak yapılan kürtajlarda yaklaşık olarak %3-5 oranında gebeliğin bazı parçalarının tam olarak alınamaması sorunu ortaya çıkabilir. Özellikle de rahim içersinde miyom varsa ve rahim içi boşluğu miyom yüzünden normal anatomisinin bozulduğu durumlarda bu sorun ortaya çıkabilir. Bu durum kendini bir iki hafta geçmesine rağmen devam eden kanama şeklinde belli eder. Bazen de özellikle büyük gebelik haftalarında uygulanan kürtaj işleminde parça kalırsa vajinadan kanamayla birlikte parça atıldığı da gözlenebilir.
Kürtajdan sonra adet gecikmesi
Kürtaj sonrası ilk adet genellikle 4-6 hafta sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Bazen de bu süre 50-60 güne kadar uzayabilir. Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalıdır. Adet gecikmesine sebep olan şey, gebeliğin devam etmesi veya rahim içersinde oluşan Asherman Sendromu (rahim içersinde yoğun yapışıklıklar oluşması ve buna bağlı olarak az adet görme veya adet görememe) gibi bir problem değilse ilaçlar kullanılarak adet görülmesi sağlanır.
Lokal anesteziyle yapılan kürtaj uygulamalarında en sık rastlanan sorunlar
- Lokal anestezide uygulanan, anestezik maddeye aşırı duyarlılık oluşması veya ani bayılma hissi yaşanabilir. Bu, geçici ve selim bir durumdur. Yaklaşık %1-2 oranında görülür.
- Kürtajdan hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi de oluşabilir. Bu durum da yaklaşık %1-2 oranında görülür ve hayati tehlike yaratmayan geçici bir haldir.
- Bazen rahim ağzı, kanülün (içinde bir kanal bulunduran iğne) geçmesine izin vermeyecek şekilde sert ve dar olabilir, bu da işlemin yarıda bırakılmasına yol açabilir. Tahliye, rahim ağzını açıcı bir ilaç uygulamasını takiben birkaç gün sonrasına ertelenir.
Uyutularak uygulanan kürtaj işlemi
Uyutularak uygulanan kürtaj işlemi bittikten yaklaşık 1 saat sonra evinize dönebilirsiniz. Bir hafta sonra kontrol için tekrar gelmeniz şarttır. Bu kontrol muayenesinde size ayrıca aile planlaması hakkında bilgi verilecek ve size uygun olan korunma yöntemi anlatılacaktır. İsteğe bağlı kürtaj, yasal olarak on haftadan sonra yapılamaz. Ancak tıbbi gereksinim varsa bu durum kanıtlarıyla beraber 3 uzman tarafından belgelenerek hastane ortamında yapılabilir ve gerekli mercilere bu durum bildirilir.
Jinekolog Operatör Dr. Turgay Karakaya
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/hamile/hamilelik-donemi/kurtaj-hakkindaki-tum-bilgiler_16591.html
Çocuk İçin En Uygun Eğitim
Çocuğunu donanımlı biri haline getirmeye çalışan ebeveynlerin düştüğü en büyük hata, hangi eğitimin uygun olduğunu bilemedikleri için çocuğu sürekli kurslara gönderip denemeler yapmak. Çocuğun hem eğitimli hem de rahat büyüyebilmesi için aslında iyi bir gözlemci olmak yeterli.
Çocuğun ilgi alanlarını daha net anlayabilmek için onu tanıyan öğretmenlerden ve arkadaşlarından bilgi almanın en doğru yöntem olduğunu söyleyen Çocuk Psikiyatrisi Gökçe Küçükyazıcı, aşağıdaki 3 soruya dikkat çekti.
1.Başarılı olduğu alan hangisi, edebiyata mı, matematiğe mi, resme mi müziğe mi yatkın?
2.Sosyal bir çocuk mu?
3.Oyunculuğa yatkınlığı var mı?
Buna benzer birçok soru ile çocuğun bilinmeyen yönlerinin saptanabileceğini dile getiren Küçükyazıcı, şöyle devam ediyor:
”Baştan da söylediğimiz gibi ilgi alanları belirginse özellikle ilgi duyduğu veya yetenekli olduğu alana yöneltmek en doğrusudur. Bunun dışında geliştirmesi gerektiğini düşündüğünüz bir alana yönlendirmek de çok faydalı olacaktır. Örneğin; sosyal alanda zorluk yaşayan, empati becerisi zayıf, duygu ifadesinde zorluk yaşayan bir çocuk dramaya yönlendirilebilir. Hiperaktif özellikler gösteren bir çocuk için yüzme veya sporun herhangi bir dalı uygun bir seçenek olabilir. Dikkat fonksiyonları zayıf bir çocuk satrancı tercih edebilir.”
Kaş Yaparken Göz Çıkarmayın
Ailelerin sıklıkla yaptığı hatalardan biri de çocuğu eğitim ve sosyal aktiviteye boğmaktır. “Hazır ilgisi varken ve öğrenmeye açık bir dönemdeyken tüm eğitimleri aldıralım” anlayışı, çocukların hobilerden soğutmasına hatta sosyalliğini yitirmesine bile sebep olmaktadır. Peki, aileler ne yapıyorlar da farkında olmadan çocuklarına zarar veriyorlar? Bunu örneklendirme aşamasında yine Gökçe Küçükyazıcı’nın tecrübelerinden faydalandık.
“Günümüzde birçok ebeveyn, çocuğa çok sayıda uğraşıdan oluşan bir program yapmak şeklinde ortak bir hata yapmaktadır. Örneğin; haftalık programına baktığımızda sabahtan öğleden sonraya kadar okula giden; okuldan gelince haftanın belli günlerinde piyano dersi alan; hafta içi birkaç gün ve hafta sonu belli saatlerde yüzmeye giden; haftanın kalan bir günü de tiyatro faaliyetlerine katılmakta olan çocuklar görmekteyiz.
Böyle bir program, özellikle okul döneminde ödevlerin varlığı ve fiziksel yorgunluğu da göz önünde bulundurulursak kabul edilemez sınırlardadır. Bu durumda çocuk sevse bile bu faaliyetlerden hem zevk alamayacak hem de okul başarısında olası bir başarı düşüklüğü ile kaşı karşıya kalacaktır. Bu tip örnekler sıklıkla mükemmeliyetçi anne babaların, çocuklarının çok yönlü gelişebilmeleri beklentisiyle yaptıkları programlar sonucu oluşmaktadır. Çocuklar da genellikle ebeveynlerinin beklentilerini karşılayabilmek için kendilerini zorlamaktadırlar.”
Her Şeyin Fazlası Zarar
Hemen hemen her çocuk sevdiği şeyi, bıkana kadar yapma ya da kullanma eğilimindedir. Bu yeri geldiğinde bir oyun ya da yiyecek olabilir. “Yeter artık bu kadar…” şeklinde başlayan cümleleri kullanmayan anne-baba da yoktur bu yüzden.
Çocuğun hobileri ile sorumlulukları arasındaki bağı yine ebeveynlerin kurmak zorunda olduğunu hatırlatan Küçükyazıcı, keyifli sohbetimizi şu sözlerle bitiriyor: “Bazı durumlarda da çocuklar belli bir alana gereğinden fazla yoğunlaşma eğilimi gösterebilirler. Bu çoğunlukla bilgisayar bağımlılığı gibi hobi olarak adlandıramayacağımız durumlarda görülse bile, zaman zaman faydalı olarak kabul ettiğimiz uğraşılarda da aşırıya kaçma şeklinde yaşanabilmektedir. Sorun eğer çocuğun sosyal ilişkilerini, okul başarısını, kısacası yaşamını olumsuz etkiyecek düzeyde ise altta mutlaka psikolojik sorunlar aranmalıdır.
Sıklıkla ailesiyle sorunları olan, sorumluluklarını almaktan kaçınan, okul başarısı yetersiz, arkadaş ilişkilerinde problem yaşayan çocuklarda bu tip eğilimler gözlenebilir. Bazı psikiyatrik bozukluklarda da ilgi alanları bir takıntı şeklinde yaşantının büyük kısmını kaplayabilir ve tedavi gerektirecek düzeye varabilir.”
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/cocuk/egitim/cocuk-icin-en-uygun-egitim_2754.html
Çocuklarda Kasık Fıtığına Dikkat!
Çocuklarda kasık fıtığı tehlikeli hatta sinsi bir hastalıktır. Özellikle fıtığın içine giren barsağın boğulma riski nedeniyle acil ameliyat gerektirebilir. Küçük yaşlarda çok sık rastlanan bu hastalığı Doç. Dr. Selami Sözübir ayrıntılarıyla anlattı.
Kasık Fıtığı Nasıl Oluşur?
Erkek bebeklerin testisleri anne karnında gelişmelerini tamamlarken, ilk oluştukları yer olan karnın içinden aşağıya doğru bir inme gerçekleştirerek, olmaları gereken yer olan yumurta keselerine yerleşirler. Bu yolculuk 3. ay civarında başlar ve doğuma yakın olarak biter. Karın içinden karın dışına çıkan testisler, kasık kanalı dediğimiz kanalın içinden geçerler. Bu kanalda normal şartlarda doğumla beraber işlevini kaybederek kapanırlar. Ancak kanallardan birisi veya ikisi birden kapanmazsa o zaman fıtıklaşma olur. Eğer kanal açıklığı darsa ve sadece karın içi sıvısının geçmesine izin veriyorsa şişlik, çocuk uyanık ve hareketli iken artar. Çocuk uyuyunca ise azalabilir ya da kaybolur.
Belirtileri Nelerdir ve Kimlerde Görülür?
Kasık ve yumurta kesesinde şişlik olabilir. Ağrı yapmaz ancak huzursuzluk, rahatsızlık bazen de kusma yapabilir. Kronik kabızlık, karın içi basıncını artıran şiddetli enfeksiyonlar gibi çevresel faktörler, kasık fıtığına direkt olarak neden olmaz. Ancak bazı durumlarda kasık fıtığının belirgin hale gelmesine neden olabilir.
Erkeklerde, düşük doğum ağırlıklı prematüre bebeklerde ve bazı doğumsal bağ dokusu hastalığı olan çocuklarda daha sık rastlanır. Erkeklerde rastlanma oranı kızlardan 5–6 kat fazladır.
Fıtık Şüphesi Olunca Ne Yapılmalıdır?
Çocukluk çağında kasıkta fark edilen, zaman zaman ortaya çıkıp kaybolabilen şişlik, akla öncelikle kasık fıtığını getirmelidir. Çocukta kasık fıtığı şüphesi varsa en kısa zamanda bir çocuk cerrahı tarafından değerlendirmesi ve sonrasında tanısının kesinleştirilmesi gerekir. Çocuklarda kasık fıtığı en kısa zamanda ameliyat edilerek tedavi edilmelidir. Burada kesinlikle bir yaş sınırı söz konusu değildir.
Fıtık Tekrar Edebilir mi?
Sağ ve sol olmak üzere iki kasık kanalımız mevcuttur. Bu iki kanal birbirinden bağımsız olarak fıtık oluşturabilir. Dolayısıyla tek taraflı ameliyatlardan sonra öbür kasıkta fıtık olma ihtimali her zaman vardır. Bu tekrarlama değil yeni bir fıtıktır. Eğer çocuk bir tarafından fıtık geçirdiyse, diğer tarafından da olma riski daha fazladır.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/cocuk/cocuk-saglik/cocuklarda-kasik-fitigina-dikkat_3443.html
Bebeğin Sütanne Karşısındaki Tutumu
Yüzyıllardır insanlık tarihinde var olan sütanne kavramı, anne sütünün değer ve faydalarının netleşmesi ile başta Amerika olmak üzere birçok ülkede yeniden konuşulur ve tartışılır oldu. Çocuklar için yarar ve zararları tartışma yaratan, iki tarafın da kendince haklı olduğu sütanne ve çocuk ilişkisinin, psikolojik etkilerini de anlamak oldukça önemli.
Bebeğini emzirmek, anne ile bebek arasındaki özel bağın oluşumunu sağlayan en temel paylaşımlardan biridir. Bebek, açlığını gideren ve onu rahatlatan kişiye bağlanır ve bu ilişki sayesinde dünyada güvende hisseder. Bebeğin anne ile yaşayacağı güvene dayalı sağlıklı bir bağlanma, onun ilerleyen yaşlarda kuracağı ilişkilerini olumlu etkiler. Annesine güvenebilen ve acıktığında bu ihtiyacının giderileceğinden emin olan bebek, huzurlu ve sağlıklı büyür.
Emzirme süreci kadar emzirme tarzı da bebeğin edindiği güven duygusunda etkili olan bir unsurdur. Annenin kucağına alışına, bakışına, kokusuna, emzirirken yaptığı hareketlere, duruşuna ve emzirme sonlandığında kucağından bırakış biçimine alışan bebek, bir sütanne tarafından beslendiğinde yaşayacağı farklılıklara şaşırır. Belki annesinden daha çabuk kucağından indirilecek ve bu bebekte bir terk edilmişlik ya da panik duygusunun oluşmasına sebep olacaktır.
Sütannenin bebeğe etkileri
Krantz ve Kupper tarafından 1981 yılında yapılan bir araştırmada sütanneden beslenmenin çocuklar üzerindeki fiziksel ve davranışsal etkilerine bakılmıştır. Araştırmadaki bebeklerin hepsi sütanneden ilk beslenme deneyimlerinde “kafası karışmış görünüyor” kelimeleri ile tanımlanan bir tavır sergilemiştir. Aynı zamanda araştırmadaki bebekler sütanneleri reddetme eğilimi göstermiş, sütanne beslerken konuştuğunda emzirmeyi kesmiş ve susana dek beslenmeyi reddetmişlerdir.
Elbette annenin kaybı ya da hastalığı ve anne sütünün alternatiflerine göre daha sağlıklı olması gibi nedenlerden sütanne çözümüne başvurulabilir. Ancak bunun mutlaka bir doktora danışılarak yürütülmesinde fayda vardır. Bebeklerin kaç aylık olduğuna göre değişen sütün içeriği gibi birçok farklı etken, doğru sütanne seçimine yardımcı olacaktır. Emzirme ile geçebilecek hastalıklara karşı bir önlem olarak da sütanne olacak adayın kontrolden geçmesi aynı derecede önemlidir.
Anne açısından sütanneliğin psikolojik etkileri
Emzirme, bebek için olduğu kadar anne psikolojisi için de önemli bir süreçtir. Bebeğine bağlanan anne, onun bir sütanne tarafından beslenmesine karşı tarif edemediği ama kıskançlığa benzeyen duygular yaşayabilir. Aynı zamanda, sütanneler emzirdikleri bebeklere alışmakta zorlanabilir ve alıştıklarında da bırakmakta güçlük çekebilirler.
Sütanne çözümü, birçok açıdan dikkat edilmesi gereken hassas bir dengedir. Özellikle, bunun bebeğin sağlıklı bağlanma hissini engellememesine ve annenin yerinin ayrı olduğuna dikkat edilmesi gerekir. İstisnai durumlar dışında, anne sağlıklı ise bebek için en faydalı olan annesinden süt emzirmesi ve tek bir anne figürü ile sağlıklı bağlanmayı öğrenmesidir.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/bebek/anne-sutu/bebegin-sutanne-karsisindaki-tutumu_11767.html
İnadım İnat!
Yaşları ne olursa olsun çocuklar inat eder. İstediğinin aksi söz konusu olduğu durumlarda ise daha da inatlaşır ve sizi çileden çıkaracak hale gelirler. Bebeğiniz sizinle ilk olarak beslenme konusunda inatlaşır.
Çoğu bebeğin ilk isyan bayrağını beslenme noktasında açtığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Bıçkıcı, ancak öncelikle bebek ve çocukta yemekte isteksizliğe sebep olabilecek önemli bir hastalık olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirtti. Sağlıklı bebek ve çocuklarda beslenme noktasındaki tepki ya da inatlaşma olduğu zaman ailenin bilinçli davranması gerektiğini söyleyen Dr. Alper Bıçkıcı, beslenme konusunda inatlaşan çocuğun karşısında ailenin göstermesi gereken tutumlar ve nedenlerini anlattı.
Eğlenceli ve Sıcak Bir Ortam Yaratın
Anne sütü ve biberon, bebekler için sadece beslenme anlamına gelmez; bir eğlence, güven ve sevgi hissidir. Diğer gıdalarla beslenmede de bu eğlenceyi ve sıcak ortamı arayacaktır. Bu yüzden yemek sofralarında, renkli eğlenceli aile ortamı içinde zaman geçirmeye özen gösterilmelidir.
Siz de İnat Etmeyin
Ana kural bebeğin besini yememekte inat etmesine karşılık ailenin inat etmemesi olmalıdır. Israrla yemek yedirme baskısı bebeğin yemeye ve/veya yemek çeşidine antipatisini artırdığı gibi ileride kalıcı bir inatlaşma ya da ebeveyne karşı gelme tutumları ortaya çıkmaktadır.
Acıkma Süresi ve Doyduğu Miktarı Gözlemleyin
Her çocuğun kendine has bir biyoritmi, mide kapasitesi ve acıkma eşiği vardır. Acıkma süresi ve doyduğu miktar iyi gözlenmelidir. Acıkmayan bir çocuğa beslenmede diretmek kaçınılmaz olarak reddetmeyi beraberinde getirir. Yemek yemeyen çocuğun acıkmasını beklemek, gerekirse bir öğün atlamak daha uygun olacaktır.
Besin Öğelerini Dengeli Dağıtın
Sofrada öğünlerin içeriğinde karbonhidrat, yüzde 55-60, protein, yüzde 10-15 ve yağ, yüzde 25-30 olmalıdır. Öğünlerde bu besin öğelerinin de dengeli dağılımı gereklidir.
Aynı Besini Farklı Şekillerde Yedirin
Yemek seçme özelliği olan yememekte ısrar eden çocuklara aynı besini farklı şekilde yedirebilirsiniz. Örneğin çocuğunuz süt içmek istemiyorsa sütü, yoğurtlu bir yemek, sütlü tatlı, meyveli süt gibi besinlerle verebilirsiniz.
Eşlik Edin
Anne ya da baba yemek yerken özellikle kahvaltı yaparken çocuğa eşlik etmelidir.
Bireysel Bir Eğilim Olarak Görün
Özellikle 2 yaşından büyük çocuklarda yemek yemesini bireysel bir eğitim olarak görün, bırakın üstüne döksün, etrafa sıçratsın. Bu, çocuğun beslenmeyi tek başına yapabilmesinin verdiği güven hissiyle beraber yeme motivasyonunu da sağlar.
Koz Olarak Kullanmasına İzin Vermeyin
Bazen çocuklar yemeyi aileye karşı psikolojik koz olarak kullanır. Örneğin istenen oyuncağın alınmaması yemeği bilerek yememesine neden olur. Bu durumda taviz verirseniz hep bu taktiği kullanacaktır. Yemekte ısrar etmeden acıkana kadar beklemek ve ilgisini başka yöne çekerek tepkisinin kökeninde olayı unutturmak en güzel yaklaşımdır.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/bebek/bebek-beslenme/inadim-inat_4113.html
Hamilelikte Folik Asit Takviyesi
Yapılan bir araştırmaya göre, hamilelik döneminde gerçekleştirilen folik asit takviyesinin, doğacak bebekte konuşma geriliği riskini azalttığı açıklandı.
Norveçli bilim adamlarının yaklaşık 100 bin anne ile yaptığı ve Amerikan Tıp Derneği’nin dergisinde (JAMA) yayımlanan araştırma, hamilelikte folik asit alanların çocuklarda konuşma geriliği görülmesi ihtimalinin neredeyse yarı yarıya azaldığını gösterdi.
Araştırma çerçevesinde, çocukların 3 yaşına geldiğindeki konuşma becerisi değerlendirildi. Annesi hamilelikte folik asit alanlarda bu yaşta tam cümle kuramayan çocukların sayısının, folik asit almayanların çocuklarına oranla neredeyse yarı yarıya az olduğu tespit edildi.
Folik asit, doğal beslenme yoluyla sağlıklı bir şekilde de alınabilir. Ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, portakal suyu, ıspanak, enginar, maydanoz, nane ve kuru fasulye başlıca folik asit içeren besinlerdir.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/hamile/hamilelik-donemi/hamilelikte-folik-asit-takviyesi_10177.html
2-6 Yaş Arası Beslenme Düzeni
Çocukların beslenme alışkanlıkları ve iştah durumları ile ilgili, eğer bir hastalık durumu yok ise ebeveyn tutumları birinci derecede etkili. Genelde çocuğunu en iyi şekilde beslemek niyetinde olan ebeveynler yanlış tutumları nedeniyle aslında iştahsızlık problemine kendileri neden olabiliyorlar.
Bu nedenle çocuğunuzda beslenme alışkanlıklarında sorun var ise, kendi tutumlarınızı mutlaka gözden geçirmeniz gerekmektedir. Eğer bu konuda doğal olabilmeyi başarabilirseniz, çocuğunuzun açlık ve tokluğunu kendisinin ayarlayabileceğine inanırsanız, evinizde sağlıklı beslenme prensiplerinizi siz de kendiniz için uyguluyorsanız pek sorun kalmayacaktır. Psikolog Dilek Kırcaoğlu “Pek çok anne, çocuklarına “besleyici karışımlar” hazırlayarak, onun yeterince doymadığı inancı ile zorlama yaparak, tabak elde dolaşarak iştahsızlık problemini kendisi oluşturmaktadır.” diyor ve annelere önerilerde bulunuyor.
Bunlara Hazır Olun
• İnatlaşarak durumu yemek savaşları haline dönüştürmeyin. Onun seçim hakkını kullanmasına izin verin. Yemeğini kendi başına yemesi, onun bağımsızlık duygusunu pekiştirecektir. Kendi kendini doyuramaz endişesi ile onu kendiniz yedirmeye çalışmayın.
• Öğün zamanlarında birlikte yemek yiyerek onun sosyalleşmesine de imkan tanımış olursunuz. Anaokullarında birlikte yenilen yemeklerin ne kadar keyifli olduğunu ve yeme problemi yaşayan çocukların böyle ortamlarda hiç sorun yaşamadıklarını göreceksiniz.
• Yemek yemeyi işkence değil, zevkli bir aktivite haline getirin.
• Küçük porsiyonlar onun daha rahat yemesini sağlayacaktır. Dolu tabaklarla onun gözünü korkutmayın.
• Masa hazırlarken özenli davranın. Onun da bu hazırlama işinde küçük sorumluluklar almasını sağlayın.
• Çok uzun süre sofrada tutarak sıkılmasına neden olmayın. Yemeğini bitirerek kalkmasını teşvik edin. Ancak onu zorlayıcı, yemek istemediği, tepeleme doldurulmuş tabaklarla sofrada inatlaşma yaşamayın.
• Yemek yerken TV izleme, kitap okuma, oyuncak ile oynama vb. davranışlardan kaçının. Yemekten sonra sofrayı toplama konusunda yardım isteyin.
• Yemek yemeye değil, sizin tutumlarınıza itiraz ediyor olabileceklerini unutmayın ve hem çocuğun davranışlarına empati ile yaklaşın hem de kendi tutumlarınızı sorgulayın.
• Açlıktan hiçbir çocuğun ölmeyeceğini unutmayın.
• Yenmezse ölünecek kadar hayati bir gıda olmadığını unutmayın. Aynı içerikteki başka bir besin maddesin deneyebilirsiniz.
• Duygular kesinlikle iştah ile ilgilidir. Çocukta kaygı ve gerginlik yaratacak davranışlardan kaçının. Çocuğun başka bir olay kaynaklı gerilimi varsa bu durum iştahını etkileyebilir. Böyle durumlarda anlayışlı olun. Etkin dinleme ile onun kaygısını anlamaya çalışın.
• Yemek hazırlarken ve o gün yapacağınız yemeğin seçiminde fikirlerini alın, yardım isteyin. Birlikte mutfak aktiviteleri yapın. Yemek konusunda değişik bilgiler verin. Basit şeyleri birlikte yapın ve yiyin. Bu paylaşım onların çok hoşuna gider.
• Yemek için en doğru zaman çocuğun acıktığı zamandır bunu unutmayın.
• Her insanın damak tadı farklıdır. Sizin çocuğunuz olsa bile sizden farklı tadardan hoşlanabilir.
• Oyunlar yaratarak yemek yedirmeye çalışmayın.
• Yemezse başına geleceklerle ilgili abartılı hikayeler anlatmayın. Bu onları çok etkiler. Ama büyüyemezsin, sen güçsüz olacaksın gibi korkutmaları asla yapmayın.
• Çocuğunuzun daima olumlu davranışlarına yönelin.
• Hiçbir yaşıtı ile kıyaslama yapmayın.
• Rüşvet vermeyin. Kandırmaya çalışmayın.
• Öfke nöbetlerine sebep olmayın. Yemek yüzünden çocuğunuzla iletişiminizi bozmayın.
• Yemek saatleri işkenceye dönüşürse çocuğunuz hiç yemek istemeyecektir. Bunu unutmayın.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/cocuk/cocuk-beslenme/2-6-yas-arasi-beslenme-duzeni_3384.html
Ölürüm De Saçımı Kestirmem!
Uzmanlar tarafından tonsurfobi olarak tanımlanan saç kestirme korkusu, özellikle çocuklarda sıkça görülüyor. Bunun spesifik fobilerin bir çeşidi olduğunu söyleyen Uzman Psikiyatrist Tanju Sürmeli, bu korkunun nedenlerini anlattı.
Bazı kişilerin saç kestirme fobisi daha önce yaşanan kötü bir deneyimle bağlantılı. Kişinin çocukken saçını ilk kez kestirdiğinde yaşadığı kötü bir deneyim ve korku onda daha sonra saç kestirme fobisi haline dönüşebiliyor.
Çocukken saçını kesen kişinin ona kızması, zorla koltuğa oturtması, elinde makasla kızması çocukta kötü bir deneyim oluşturabilir ya da bazı çocuklar yeni deneyimlere çok açık olmayabiliyorlar. Özellikle obsesif özellikler gösteren anksiyetesi yüksek olan çocuklar ilk defa bir deneyimle karşılaştıklarında çok sıkıntı yaşabiliyorlar ya da elinde makasla gelen kuaför “hiç acıtmayacak” dediğinde aslında “saç kestirmek acıtacak bir deneyim demek ki ama bana acıtmayacak diyorlar” diye düşünebilir. Dolayısıyla “ hiç acımayacak ya da acıtmayacak” gibi kelimeler yerine “çok eğlenceli olacak, çok güzel olacaksın, bitince çok beğeneceksin” gibi şeyler söylemekte fayda var.
Bunun yanı sıra bazı çocuklar kafaları öne eğilmiş beklerken kafalarında bir çift el bir şeyler yapıyor bundan da gerilebilirler. Dolayısıyla saçı kesecek kişi saçı keserken neler kullandığını çocuğa uygun bir dille tek tek göstererek anlatırsa çocuğun gerginliği azalabilir.
İlk saç kesiminde ailelere görevler düşüyor
Bütün bu olasılıklar yüzünden anne babalar çocuklarının saçı ilk defa kesileceğinde saç kestirmenin çok zevkli ve güzel bir deneyim olduğunu, saçları kesildiğinde çok daha güzel görüneceklerini, kuaför salonlarının güzel görünmek için var olduğunu aşılayabilirler. İlk deneyimlerini yaşarken zorlanan çocuklara destek olmak gerekir, mesela çocuklarla iyi anlaşan bir kuaföre götürmekte fayda var, hatta bazı kuaförler çocuklar için saç kesimini daha eğlenceli hale getirebiliyor, çocuk koltuğu ve bazı oyuncaklar sunabiliyor.
Bazı kişilerin de keskin aletlere yönelik fobileri olduğundan, makas ustura gibi kesici aletler yüzünden saç kestirme fobisi geliştirebiliyorlar. Sosyal fobisi olan bazı kişilerde yeni bir saç kestirdiğinde ya da saçının modelini değiştirdiğinde insanların ne düşüneceğini önemsediğinden saç kestirme fobisi geliştirebiliyor. Yani aslında bunların altında genelde bir fobi ve anksiyete bozukluğu var. Çocuğunuzu iyi tanırsanız saç kesimini başarılı bir hale dönüştürebilirsiniz. Tedavi edilmesi gereken fobiler varsa da destek almanız faydalı olacaktır.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/cocuk/cocuk-psikoloji/olurum-de-sacimi-kestirmem_18688.html
İştahsızlığın Basit Çözümleri
Çocuğunun iştahsız olması, birçok anne babanın derdi. Dikkatlice uygulanacak bazı yöntemler ile bu sorunu aşmak aslında çok kolay. İşte, Diyetisyen Mehtap Ersin Bayrak’tan pratik bilgiler…
Çocuğundaki iştahsızlık, annelerin çözüm bulmakta zorlandığı bir konudur. Çocuklar her dönemde aynı büyüme hızını göstermezler. Ağırlık ve boy persentil değişimleri düzenli izlenmeli, değerlerin 3. persentilin altına düşmesi halinde çocuklar, büyüme -gelişme geriliği açısından incelenmelidir. Eğer çocuğun büyüme ve gelişmesi normalse, yeme alışkanlıkları bir sağlık problemi oluşturmuyorsa, çocuk gelişimi için gerekli ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, anneler endişelenmemelidir.
Ailelere Tüyolar
• Çocukların besin ihtiyacının yaş, cins, metabolizma hızı, aktivite durumu, genetik, psikolojik ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ve her çocukta farklılıkların doğal olabileceğini unutmamak gerekir.
• Çocuğunuzun 3 günlük ayrıntılı beslenme günlüğünü yazarak gerçek yediklerini tespit edin. Besin günlüğünüzü doktor /diyetisyeninize göstererek gelişimi için yeterli olup olmadığını kontrol ettirebilirsiniz.
• Çocuğunuzun yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında sıvı alımını sınırlandırın. Çocuklar içmeyi, yemeğe tercih eder ve kolayca doygunluk hissi duyarlar. Özellikle süt tüketimi fazla olan çocuklarda doygunluk hissi de fazla olacaktır. Günde 2 su bardağı süt yeterli miktardır. Sütü fazla miktarda tüketen çocuklarda iştahsızlık dışında anemi ve kabızlık gibi sorunlar da görülebilir. Çocuk biberon kullanıyorsa, bardakla değiştirmeye çalışın. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır.
• Çocuğun bireysel gelişimini destekleyin. Onu sofrada özgür bırakarak kaşığıyla kendi yemesini teşvik edin.
• Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi vardır. Çocuklar sofrada yemek yemesi için zorlanmamalıdır. Israrcı olunduğunda kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir.
• Yiyecekleri tüm besin gruplarından dengeli olacak şekilde, içeriği zenginleştirerek tüketmesine gayret edin.
• Düzenli saatlerde öğüne alışmasını sağlayın. Öğün aralarında ve yemek öncesinde düzensiz olarak gıdaların alınması, ne yerse kar mantığıyla sürekli arkasından kaşıkla dolaşıp yedirme ve midede sürekli besin bulunması acıkma duygusunun gelişmesini engeller. Acıkmayan çocukta ise iştah gelişemez. Yemeğin sofrada yenmesini alışkanlık haline getirin. Sofrada yemediğinde ikinci öğüne kadar aç kalacağını bilen çocukta beslenme düzeni daha çabuk yerleşecektir.
• Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına dikkat etmek gerekir. Yemek saatinden önce çocuğa verilen atıştırmalık gıdalar (şekerlemeler, çikolatalar, bisküvi, kek, cips vb.) iştahı engelleyebilir.
• Çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar yeme isteğinden uzaklaşmasına neden olabilir. Sofrada kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi, sofrada oyalanması ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak gerekir. Çocukla yemek sırasında keyif aldığı konularla ilgili konuşmak onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.
• Çocukların gereksinimleri olan gıdaları bilerek hazırlanan yemek tabaklarının çocukların ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli yemek yemesini sağlayacaktır. Çocuğun tabağına azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir. Yemesi karşılığında takdir edin; fakat ödüle alıştırmayın.
• Okul öncesi dönem çocuğu taklitçidir. Erkek çocuk babayı, kız çocuk anneyi taklit eder. Çocuğun aile ile masada oturması, uygun beslenme alışkanlığı kazanması için gereklidir. Ancak, anne ya da baba yemek seçici ise ve aşırı titiz davranıyorsa, çocuğun olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır.
• Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, suçlamak vb. konuşmalardan kaçınmak gerekir.
• İştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Bilinçaltına yerleşmiş herhangi bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlığın baskısı iştahı kesebilir. Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Aile içerisinde yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
• Sofra, oyuncaklardan, açık televizyon vb. gibi dikkat dağıtıcı şeylerden uzak olmalıdır. Açık havada zaman geçirmek veya dışarıda yapılan gezinti ya da oyun, çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.
• Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşırı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir. Sizin severek yemeyeceğiniz yemeğin iştahla yenmesini beklemeyin.
• İştah şurubu adı altında satılan ilaçlardan uzak durun. İştahsızlık problemini çözmek için aslında alerji şurubu olan ve yan etkileriyle iştah artmasına yol açan ilaçlara veya yanlış uygulamalara yönelmemek gerekir.
• İştahsızlığın arkasında fiziksel veya ruhsal sebepleri araştırın ve varsa tedavisini sağlayın.
Kaynak: http://www.hurriyetaile.com/cocuk/cocuk-beslenme/istahsizligin-basit-cozumleri_2973.html




















































Son Yorumlar
(May 14, 2012 2:58 PM)
Merhaba,
Boş bir arsa üzerinde sıfırdan Ana okulu yaptırmak istiyorum.
...(May 11, 2012 6:01 AM)
oyun tamamiyle yanlış
(May 10, 2012 1:50 PM)
elif rümeysa ayşen metin fuukan ahmet ünal